17 Ağustos 2009




*Olmak ya da Olmamak*

*                                   Mehmet Bedri Gültekin*

* *



*Kaynak var!*

**

**            Ekonomik krizle birlikte herkesin önüne gelen en önemli sorun
kaynak sorunudur. Türkiye'yi yönetme iddiasında olan herkes bu soruya ikna
edici bir cevap bulmak zorundadır. Tayyip Erdoğanlar iktidarda oldukları 6
yıl boyunca bu soruya cevap verebildikleri için iktidarda kaldılar.



            AKP 2002 yılında iktidara geldiği zaman Türkiye'nin iç ve dış
toplam borcu 240 milyar dolardı. 6 yılın sonunda bugün 500 milyar doları
aşmış bulunuyor. Bu tablo AK döneminde yılda ekonomiye ortalama 50 milyar
dolarlık bir kaynak girişi anlamına gelir.



            Dışardan olan bu para girişine bir de 2002 yılından sonra yaılan
özelleştirmeleri eklemek gerekir. AKP, Cumhuriyetin yarattığı ne varsa
hepsine, ideolojik ve sınıfsal açıdan düşman olduğu için, büyük bir hırsla
özelleştirme işine girişti. Son derece stratejik ve kârlı olan kuruluşlar
elden çıkarıldı. Bu yolla da hatırı sayılır bir kaynak elde edildi.



Bu kadar kaynak girişinin olduğu Türkiye ölçeğindeki bir ekonomide çarklar
rahatlıkla döner.



            Nitekim öyle oldu.



            Krizin kapitalist Dünya ekonomilerini iyice vurduğu 2008 sonu ve
2009 başlarında ise (6 aylık dönem) Türkiye ekonomisine Merkez Bankası
verilerine göre 17 milyar dolarlık bir kaynağı belirsiz bir para girişi
olmuştur. Bu para girişi, Batı'da birbirinin peşisıra bankalar batarken
Türkiye'de mali sektörün krizin dışında kalmasını sağladı.



            Döviz fiyatlarında çok büyük oynamalar olmadı. Ve böylece
Türkiye için (hem kamu ve hem de özel sektör açısından) en büyük sorun olan
borçların çevrilmesi şimdilik mümkün oldu.



            Ama Tayyipler açısından deniz bitti. Ülke kaynaklarını
tükettiler. Kayıklarını bağladıkları Batı gemisi durmadan su alıyor.
Kendilerine hayırları yok.



            Kaynağı belirsiz para girişi de devamlılığı olan bir kaynak
olması mümkün değil.



*DIŞA AKAN KAYNAKLARIMIZ*

**

            AKP cephesinde durum böyle. Ama AKP'ye alternatif olduklarını
söyleyenler  bu tabloya rağmen eğer kaynak sorununa ikna edici cevaplar
vermezlerse iktidar olamazlar.



            Oysa AKP'nin bütün yıkıcılığına rağmen Türkiye'nin büyük
kaynakları vardır.



            Bütün sorun bu kaynakları Türkiye için kullanacak bir Milli
Hükümet'in kurulmasındadır.



        *    **İşte kaynaklar:*



            1. Türkiye, 2008 yılında toplam olarak 360 milyar Tl'yi bulan iç
borcuna karşılık  faiz ödemelerine 58 milyar Tl ödedi. Bir avuç tefeciye
aktarılan bu kaynak Türkiye'nin yılık bütçesinin üçte birine yaklaşmaktadır.
İç borç anapara ve faiz ödemeleri 10 yıllık takside bağlanmalıdır.



            2.  Toplam olarak 300 milyar doları bulan dış borç, ilgili
ülkelerle görüşülerek yeniden yapılandırılmalıdır.



            3. Son otuz yıl içinde hortumlanan kamu kaynağı 600 milyar dolar
civarındadır. Bir nereden buldun yasası çıkarılmalı, Hortumcunun malına el
konulmalı, kamu kaynağı kamuya geri alınmalıdır.



            4. Türkiye'de yabancı para kullanımına son verilmelidir. Ülke
içindeki yabancı paralar rayiç bedel üzerinden Türk lirasına çevrilmelidir.



            5. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası mevcut Kambiyo Yasası
yüzünden bir uluslar arası kumarhane gibi çalışmakta, ülke kaynaklarının
dışa akmasına neden olmaktadır. Yıllık 200 milyar doları aşan işlem hacmi
sömürünün boyutu hakkında bir fikir vermektedir. Sabit kambiyo rejimine
geçilerek ülke kaynaklarının yurt içinde kalması sağlanmalıdır.



            6. Lüks ithalat yasaklanmalıdır. 200 milyar dolarlık ithalatımız
içinde hatırı sayılır bir kalem olan lüks ithalata harcanan kaynaklar ülke
kalkınmasının hizmetine sunulmalıdır.



            7. Türkiye'de üretilebilen her türlü malın (sanayi ve tarım)
ithalatı yüksek gümrük vergilerine bağlanmalıdır. Böylece kaynaklar iç
üretimin tüketilmesine yöneltilmelidir.



            8. Türkiye'nin ilaç piyasası tamamen yabancıların elindedir.
İlaç zorunlu tüketim malıdır. Milyarlarca dolarımız ilaç üzerinden yabancıya
akıyor.



            Aynı şekilde çok önemli bir tüketim malı tekel ürünlerinde de
piyasanın neredeyse tamamı yabancıların eline geçti.



            Bütün bu kalemlere daha da eklenecekler vardır. Sigorta
şirketlerinin tamamı, Bankaların ise yarısı yabancıların elindedir. Dünya
tekelini elimizde bulundurduğumuz Bor madenini hammadde olarak ihraç
ediyoruz. Yıllık 80 - 90 milyar dolarlık Dünya Bor piyasasından Türkiye
yararlanamamaktadır vb. vb.



*MİLLİ HÜKÜMET*

**

            Bütün bu kalemlerden Türkiye'nin uğradığı kayıpları üst üste
ekleyin. En insaflı hesaplamayla, en az 100 milyar dolarlık bir kaynağın
varlığına ulaşırsınız.



            Elbette bu yağmalanan kaynaklara Türkiye'nin şu anda da
kullanmakta olduğu kaynakları eklemek gerekir. Tarım ve sanayi üretimini,
turizm gelirlerini vb.



            Türkiye Cumhuriyet Devriminin yarattığı son derece elverişli
koşullar içinde büyük bir gelişme gösterdi. Sanayi alt yapısını kurdu.
Yetişmiş bir insan kaynağına sahip oldu.



            Kısacası Türkiye'de un var, şeker var, su var. Eksi olan helvayı
yapacak olan usta.



            Usta Türkiye'nin kaynaklarını Türkiye için kullanacak olan Milli
Hükümettir.


[email protected] <mbgultek%c4%...@%c4%b0p.org.tr>

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/asr_isaadet?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap