*Ramazan'i sabote eden haber ornekleri *
**
* *

* *

Bana "Eyvah" dedirten Ramazan korkusuna donuyorum. Nicin? Uzulerek soylemek
zorundayim ki Ramazan'da bazi fermanlarin muhabirlere ulastigi hissine
kapiliyorum. Basit bir kuruntudan ya da iflah olmaz bir takintidan dolayi
kapilmiyorum bu hislere. Somut hadiseler var kuskumu destekleyecek. Maalesef
bazi yazi islerinde Ramazan'da su tur cumleler havada ucusuyor; en azindan
oyle bir hava seziliyor:



*1)* Oruc tutmadiklari icin dayak yiyenlerin derhal tespiti; sayet boyle bir
vak'a bulunamazsa herhangi bir kavga goruntulerine Ramazan'a mahsus bazi
kadrajlarin yapilmasi. Ornek mi? Cok; ama en yenisini, en unutulmazini
hatirlatayim *. "Liseli gencler, Ramazan'da icki icen kisiyi oldurdu"* diye
bir haber yayinlandi gecen sene. Olay arastirilinca anlasildi ki okul
donusunde bir grup, bir gencin onunu keserek harac ister ve kavga cikar. Ne
yazik ki bir gencin hayatini kaybettigi hadiseyi bazi gazeteler orucla,
Ramazan'la irtibatlandirmislardi...



*2)* Ramazan'da alkol aldiklari icin dayak yiyenlerin tespiti; bulunamazsa,
Istiklal Caddesi veya Sakarya Caddesi gibi bir yerde pusuya yatilip, kavga
eden sarhoslarin fotografinin cekilmesi. "Haydi canim sen de! Olur mu oyle
sey!" demeyin sakin. Gecen sene gazetelerde boy boy fotografi basilan iki
gencin yerdeki hallerini hatirlayin lutfen. *"Sahurda Icki
Dayagi"*deniyordu haberlerde. Ankara'nin gobeginde (Cankaya'da)
ellerindeki bira
siseleriyle yuruyen genclerin bir grup tarafindan darp edildigi
soyleniyordu. Polisin yardimiyla kendilerini kurtaran gencler, ambulansi
kabul etmeyip taksiyle olay yerinden uzaklasmisti. Anlatilanlar buydu.
Gercekler bambaska. Sopa yiyen genclerle, onlari dovenler ayni barda eglenen
bir grup cikmisti. Haberde tek dogru, kavganin cikmis olmasiydi; gerisi
Ramazan ayina ozgu palavralar...



*3)* Ramazan davulundan rahatsiz olan vatandaslarimizin bulunmasi; hatta
davul yetmez, ezandan duyulan rahatsizligin gundeme getirilmesi. Bu tur
haberlerin ironik ve kronik bir cercevesi de belirgin hale geldi son
yillarda. Davul haberlerinde belediyeler "AKP ve CHP belediyeleri" diye
ikiye ayriliyor ve o cepheden muthis (!) haberler yapiliyor. Gecen sene bir
gazetemiz Istanbul'un ilcelerini *"davul calinanlar ve calinmayanlar"* diye
ikiye bolmus ve buradan cok ilginc cikarimlar yapmanin yollarini ogretmisti
(!) herkese.



*4)* Ogle vakti universite kantininde yemek yiyenlerin saldiriya maruz
kalmasi. Bu da klasik bir Ramazan haberciligidir. Ozellikle "ulkucu
gencler"in kantin baskini yaptigi soylenir *. "Ogrenciler iftar vakti sinav
istemiyor"* turunden haberler de etkili olabilir. Gerci bu sene sinav donemi
Ramazan'a denk gelmedi; ama yine de buradan bazi bilgiler derlenebilir.
"Biraz mubalaga yapiyorsun galiba" diyenlere "Oruc tutmayan genci kopruden
attilar" haberini hatirlatmak isterim. Gaziosmanpasa Universitesi'nde
yasandigi soylenen olayin "ulkucu gencler"e fatura edildigini ve haberlere
aynen soyle baslandigini hatirlatirim: "Her yil Ramazan ayinda ozellikle
Anadolu'daki universitelerde yasanan 'oruc gerginligi' yine basladi."



*5)* Butun futbol takimlarinin oruc kontrolune tabi tutulmasi. Futbol bu ya;
kah kazanirsin, kah kaybedersin. Yukselis donemi de olur, dusus zamani da.
Bizim medya her sene Ramazan'da takimlari "mercek altina" alir. Kim dususe
gecerse *"oruc tutuyor(lar) da o yuzden performans dusuyor" *diye taarruzda
bulunuyor. Bu tur laflarin cogu hikâyedir. Ahmed Hassan kedi gibi bir
futbolcuydu ve mac gunleri bile oruc tutardi. Hocalari da ona saygi duyardi.
Musevi bir futbolcu icin dinî bayrama saygi gosterilip mac takvimi
degistirilir; ama nedense oruclu futbolcu tartismasi bu ulkede hic bitmez.
Bu sene de Ramazan'da puan kaybeden yandi demektir. Medya keske halkin icine
inebilse...



*6)* Oruc nedeniyle kapali tutulan lokantalarin belirlenmesi. Ben kendimi
bildim bileli bazi restoranlar; hatta bazi meyhaneler vitrinlerine *"Ramazan
munasebetiyle kapaliyiz"* levhasi asar. Dine hurmeten yapilan bir jesttir
bu. Zoraki bir durum olmadigi gibi, tadilat, tamirat icin de yilda bir
yakalanan bir firsattir kimi zaman. Kutsala saygi duygusundan, "oruc tutmak
zorunda miyiz" ya da "oruclu insanlarin orucsuzlara baskisi mi var" gibi
manalar cikarmak yanlis; ama yine de bu tur yakistirmalar yapilir ulkemizde.




*7)* Oruc uzerine absurt beyanda bulunacak ve kiyisindan kosesinden de olsa
*"Hoca"* denebilecek insanlarin bulunmasi. Bu da ilginc bir metottur. Bazi
kisiler bulunur, *"denize girmek orucu bozar mi" *nevinden soru(lar) yuz
bilmem kacinci defa tevcih edilir. Son yillarda bu is biraz da erotik bir
havaya burunduruldu. Abesle istigal buna deniyor galiba. Basin mukaddes
kavramlarin arasina bu tur mevzular sikistirmaktan acayip bir zevk aliyor;
ancak halk nezdinde dustugu durumu fark edemiyor...



*8)* Ozellikle belediyelerin ve vakiflarin yuruttugu Ramazan cadirlarinin
incelenmesi. Oruc bir yonuyle aclik, yoksulluk duygusunun gun icinde
paylasilmasi anlamina geldigi gibi; diger yonuyle de nimete erismenin
iftarla butunlesmesini resmediyor. Sinif farklarinin ortadan kalktigi,
insani paylasimin gonulden yasandigi iftar programlarina belediyeler ve
vakiflar da katildi. Cadirlar kuruluyor, iftarlara herkes davet ediliyor.
Hayati boyunca bu duyguyu paylasmayan bir insanin kosesinden yaptigi itiraza
bakar misiniz: "Fak fuk fon tufeylilerine para dagittikca halk sol partilere
oy vermez". Sanki sol belediyeler hayirhahlik yarisinda bulunup vatandasla
iftar sofrasinda bulustu da halk gelmedi...



*9)* Abdullah Gul'un Kosk'e cikmasini degerlendirerek, bazi polemiklere kapi
aralanmasi. Bu seneye mahsus olabilecek bir haber cercevesi ile karsi
karsiyayiz: Sayin Sezer, Ramazan'da adeta kast-i mahsusa ile su icmisti; en
azindan boyle algilanmisti ve bu durum bazi medya kuruluslarinca da destek
gormustu. Gectigimiz cuma gunu verilen resepsiyona 400 kusur insan katildi;
sadece bir tane ortulu bayan vardi. Bunu bile birinci sayfadan gorup bir
suru aforizmaya kapi aralayanlar; herhangi bir oruc faslina da yeni bir
sayfa acacaktir...



*Sozun ozu sudur aslinda:* Bu ulkenin insani nasil kendi kulturel
degerleriyle barisik yasiyorsa, bu ulkenin medyasi da ayni uyumu gostermek
zorundadir. Oruc tutan da olacak tutmayan da. Namaz kilan da olacak kilmayan
da. Hacca giden de olacak gitmeyen de. Ve hic kimse digerine saygisizlik
etmeyecek. Herkesin kendi tercihi onemlidir! Toplum bunu anlamis,
benimsemis, ozumsemis durumda; ancak medyanin bu konuda mesafe almasi
gerekiyor. Isin dogrusu, eskisi kadar halktan kopuk degil medya; ancak
mesafe hâlâ cok uzak, bu nedenle kendi insanini anlayamiyor; boyle olunca de
derdini tam anlatamiyor. Keske biraz da iceriden bakma cesaretini o devrimci
ruhunda duyabilse...



KAYNAK: Zaman Gazetesi

( http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=586298 )

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/asr_isaadet?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap