Sümeyra Cevahiroğlu
Her şeyi güzel görmek gibi bir derdimiz yoktu da güzeli görmek gibi bir
derdimiz vardı, bu böyle bilinemedi. Bilinemedi her şeyin başı yol
yordamdı, sonu da kimseler anlamadı.Anladı ama kim nerde nerede kiminle,
kendi nerde nereden biline!

Binbir tezahürü olsa da hakikatin, kaynağı aynıydı akan nehrin. Tüm sesleri
toplasan, sonra ayırsan tüm sesleri; dalga sesi, yağmur sesi, çocuk sesi.
Yahut karıştırsan âlemin renklerini, sonra da ayırsan tüm renkleri; maviye
yeşile kırmızıya. Döneceksin dairenin başına, başlangıç noktasına.

Itrîne söylemek istediyse Neva Kâr’da, ondan başka bir şey söylemedi Sinan
Süleymaniye'de.Nihayetinde biri sese can verdiydi, diğeri de taşa. Kuşlara
inanıldı da kuşun evi oluverdi, köşkü, sarayı. Kuşun hakkı vardı göz hakkı,
evin eve hakkı, nispeti.Ev yuvaydı, sığınak, tutunduğu dal. Tutunduğu dalı
kıran cellatlar, cana kıyanlar...

İnsan uzaktakine yakındı da yakındakine ırak, başkaları için yaşardı başka
olamayan en başta.

Bir rengi dahi olamadı renkten renge bulanan, bulunduğu kabın şeklini alan
sıvılar! Aslını unutalı çok oldu da döndü durdu savruldu bir meskeni dahi
olamadı. Eşi benzeri çoktu da içlerinden kendini bulup çıkaramadı. Kimi
görse başkası sanamadı. Gördüklerine inandı da inandıkları sakladığı yerde
kaldı. Bir hoş temaşadan geriye ne kaldı?

Çiğnenmekten tadı kaçtı, şimdi sıradan herkesler gibi. Gibisi de yok,
aynelyakin. Bir kibrit çaktı da saman alev aldı, yandı bitti kül oldu. Bir
cılız üflemeyle ne olur derken olan oldu.

"Aramakla bulunmaz; lakin bulanlar arayanlardır."Ya durmalı şu kargaşada
biraz durmalı. Ya koşmalı bir trenin peşinden başka coğrafyalarda
 aramalı.Ya inmeli bir mağaraya, ya çıkmalı bir kuleye. Bir tambur sesi
dinlemeli, bir neye üflemeli.Bir seslenen olsaydı da sesin peşine
düşseydi.Sese köle olsaydı kırk yıl, elli yıl.Yıllar geçip gözünü bir
mağarada açsaydı da adı Ashab-ı Kehf'leanılsaydı...

Çiçeğin dahi küseni vardı dokununca incineni, içine çekileni.Dağ taş kabul
edememişken insana sırtlanan yükü, insan dünya ağrısından neden incinmesin
ki?Hata payı en çok onun hakkıyken, bu böyle bilinemedi.Yaptıkları
görülmedi de yapamadıkları hep hesaba çekildi.

Büyüteçle bakıldı herbir şeye, olduğundan fazla, haddinden çok fazla.
Haddinden çok fazla konuşuldu, susuldu haddindenfazla.

Kıyasıya rekabet yaşandı dünya arenasında, insanı insana kıydırırcasına.Ne
kıyımlar yaşandı da bir deniz kenarında, deniz kahrından ikiye ayrıldı.Ne
kıyamet sahneleri yaşandı gündelik telaşların altında...

Binlerce enkazın üstünde artık ne büyüyebilir?Ne beklenebilir artık
rakamlardan, toplanıp ölçülebilenlerden?Ele avuca sığabilir mizaman bir
duvarda öylece asılı durabilir mi? Bir yanıyla dost bir yanıyla düşmanken
zaman ne beklenebilir artık rakamlardan?


-- 

Salih ARIKAN

 skaype: saliharikan2

 facebook:  *https://www.facebook.com/saliharikan4
<https://register.facebook.com/saliharikan4>*

GSM. 0506 514 96 93

www.beyazay.org.tr

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to asr_isaadet+unsubscr...@googlegroups.com.
To post to this group, send email to asr_isaadet@googlegroups.com.
Visit this group at https://groups.google.com/group/asr_isaadet.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap