“Her şey el ele tutuşmamızla başladı”

Saliha Erdim
“Şimdi bahsini edeceğim şeyler, bir genç kızın yıkılışının hikâyesi. Eğer
aklımı rahatlatacak cümleler kuramazsam, aklımı kaçırabilirim. Düşünme
melekemi kaybetmiş gibiyim. Kimseye açılamıyorum. Hele aileme hiç
bahsedemem. Eğer haberleri olursa, ailedeki herkes benden daha beter hale
gelir. O yüzden, acilen nefes alabilecek bir pencereye ihtiyacım var.”

“Bir erkek arkadaşım oldu. Tanışıklığımız giderek ilerledi ve biz sevgili
olduk. Birbirimizi çok seviyorduk. Şimdiye kadar kimseden görmediğimiz
ilgiyi ve sevgiyi birbirimizden görmüştük. Bunu ikimizde biliyor ve itiraf
ediyorduk. Görüştükçe birbirimizi daha yakından tanıyor, daha çok şey
paylaşıyorduk. Artık neredeyse birbirimizin hayatında bilmediğimiz bir şey
kalmamıştı. Bu paylaşımlar bizi birbirimize daha da yakınlaştırdı. İkimizde
şimdiye kadar ki yaşadığımız sıkıntıların, mahrumiyetlerin acısını
çıkarabilmek için adeta seferber olmuştuk. Mutluluktan uçuyorduk. Eksik
parçamız tamamlanmış, biz bir bütün olmuş gibiydik. Bu arada, el ele
tutuşmakla başlayan temas, giderek ilerledi ve ailelerimizin duymak
istemeyeceği şeyler yaşadık. Bunu o kadar haklı ve masum görüyorduk ki. Bu
kadar sevgi ve ciddiyet olunca, bu kaçınılmaz diye düşünüyorduk ve hiç
rahatsız olmuyorduk.”

“Giderek birbirimizden bir eş gibi beklentilerimiz olmaya başladı. Beni
kısıtlamaya, çok gereksiz kurallar koymaya başladı. Olmayacak şeyleri
istiyor, yapamadığım zaman da beni eleştiriyor, kendine itaat etmemekle
suçluyordu. Oysa istekleri yanlıştı, bunu anlatamıyordum. Tılsım bozulmuş,
biz baş aşağı yuvarlanır olmuştuk. İkimizde ne olduğumuzu anlayamadan garip
bir atmosfere girmiştik ve buradan çıkamadık. Artık eski mutluluğumuz
kalmamıştı. Beni kırmaktan ve aşağılamaktan çekinmiyordu. Durmadan kavga
ediyorduk ve kendimi çok kötü hissediyordum. Artık tahammül edememeye
başladım. Hayatımın tamamında eşim gibi görmek istediğim, kendimden daha
çok güvendiğim insan, şimdi adeta beni hayatından çıkarma antrenmanları
yapıyordu ve kabuk değiştirip adeta bir canavara dönüşmüştü. Ailemin haberi
olmadığı için ne kötü ve parçalanmış psikolojimi ne de gizlice ağladıktan
sonraki allak bullak olmuş yüz ifademi açıklayamıyorum. Benim hasta
olduğumu zannedip durmadan doktora götürmeye çalışıyorlardı. Ne yazık ki,
içimde kopan fırtınaları bilmiyorlardı.”

“Başlangıçta gerçekten ikimizde çok seviyorduk ve çok mutluyduk. Niyetimiz
ciddi idi. Fakat, ne olduysa, devamı imkânsız hala geldi ve biz ayrıldık.
Şimdi birbirimizin adını bile anmıyoruz. O başka bir kızla çıkmaya başladı
bile. Oysa benim çalkantılarım durulmak bilmiyor. Kimseye güvenim kalmadı.
Yaşadığım ileri ilişkinin travması beynimi ve yüreğimi kemiriyor. Ne
yapmıştık, niye böyle olmuştu, suçlu kimdi bilmiyorum. Ben şimdi ne
yapacağım, bu deprem ne zaman son bulur, ne zaman aklımın ve yüreğimin
suları durulur bilmiyorum. Bütün notlarım düştü, okulu hep ihmal ettim.
Ders çalışmak bir yana, resmen hayattan koptum.”

“Kimse bana kız erkek arkadaşlığının sınırlarını, sevmenin yeterli
olmadığını, insanın çok sevse bile kendisini koruması gerektiğini, kimsenin
kimseyle evliliğinin garanti olmadığını söylemedi. Her şey el ele
tutuşmakla başladı. Temas teması getiriyor. İnsan sevince elini bırakmak
istemiyor. Oysa şimdi anlıyorum ki, hiç temas olmamalıymış. Hiç yanlışa
kapı aralanmamalıymış. Zamanın ne getireceğini hiç birimiz bilemiyoruz.
‘Aza nereye gidiyorsun demişler, çoğa gidiyorum demiş’ diye bir atasözü
var, ne kadar doğru. Şimdi kime nasıl güveneceğim bilemiyorum. Kendime mi
kızsam, ona mı kızsam, yoksa beni başıboş bırakan aileme mi kızsam
bilemiyorum. Sevgi ve değer görmek acil bir ihtiyaçmış. Bunları ikimizde
ailelerimizde göremeyince, birbirimize veririz ve bir birimize yeteriz
sandık fakat çok aldandık. Şimdi, ilâçlara tutunarak bu süreci atlatma
mücadelesi veriyorum.”

Anne babalar; evde çocuklarınızla konuşun, dertleşin, size güvenmelerini
sağlayın. Yok ‘Odan dağınık’, yok ‘Notların niye düştü’ diye detay konuları
merkeze alırsanız, gençlerin hayatı kaydıktan sonra haberdar olursunuz.
Sonra da gençleri suçlayacağınıza, oturup kendinizi sorgulayın.’ Telefona
dokunduğum kadar çocuğuma dokunmadım, el ne paylaştı diye merak ettiğim
kadar, çocuğumun ne paylaşacağını düşünmedim’ deyin ve bir özeleştiri
yapın. Bizi kaybettiniz, bari diğer çocukları kazanmak için bir şeyler
yapın. Yoksa çok geç olur.


-- 

Beyazay İzmir Faaliyetlerimiz

https://www.youtube.com/watch?v=HD58JVgFRRU&t=4s

Arkadaşlar Youtube kanalımıza abone olmanızı ve Çalışmalarımızı İzleyerek
Çevrenizle Paylaşıp Tanıtmanızı rica ederiz.

https://www.youtube.com/channel/UC6e_zHfBdXzVrSu3PmdJiOg/playlists

Salih Arıkan İletişim


Tel: 0506 514 96 93


Skaype: saliharikan2

Face: https://www.facebook.com/saliharikan4


Twitter: www.twitter.com/saliharikan77


İnsragam:  https://www.instagram.com/izmirliengelliler


Bağımsız Hareket kursumuz

https://www.youtube.com/watch?v=BsxdDJMTwLY&list=PLxl9hJG-_A9y1GarC8cDkGa1Wgy2XwcxT&index=1&t=5s

Blogger

https://saliharikanyazilar.blogspot.com/

Web. www.beyazay.org.tr

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/asr_isaadet.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap