Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz Bey’in geçtiğimiz hafta
cemaatlerin Diyanet’e bağlanması hususundaki açıklamaları oldukça yoğun bir
gündem oluşturdu. Bu hususta belki bizim bilmediğimiz çalışmalar da
yürütülmektedir. Ancak sayın müftümüzün açıklamaları bendenizi altı sene
öncesine götürdü...
Evet, zannedersem altı sene kadar önceydi. Din adamları ağırlıklı bir
grupla muhabbet hâlindeydik. İlçemizin müftüsü de oradaydı.
Müftü Bey günümüzdeki tarikatlara oldukça karşı ve mesafeli birisiydi.
Kendince haklı da olduğu birtakım misaller vererek önlerinin alınması
gerektiğini savunuyordu. Kendisine o gün şu cevabı vermiştim:
“Sayın müftüm haklı olabilirsiniz! Bugün cemaat veya tarikat adı altında
faaliyet yürüten grupların sivri tarafları olabilir. Bir kısmını sizin gibi
ben de biliyorum. Bunlar törpülenebilir. Peki, sizin de arzunuz üzere bu
ülkede seksen senedir sadece Diyanet Kurumu din işleri ile uğraşmış olsaydı
dinî öğretim nereye gelecekti söyler misiniz? Şemsettin Günaltay, Hüseyin
Atay ve Bahriye Üçok’ların savunduğu nasıl bir İslam anlayışıydı biliyor
musunuz?"
Bakınız geçtiğimiz dönemde Diyanet İşleri Başkanımız Ali Bardakoğlu Bey,
'Diyanet Sünni bir kuruluş değildir' demişti. Aslında Bardakoğlu kendisini
hiç sevmediğim hâlde yerinde bir söz etmişti. Evet, bu ülkede Diyanet
Kurumu siyasallaşmıştı. Ecevit’in Diyaneti, Demirel’in, Erbakan’ın ve
Evren’in Diyaneti vardı. Hepsinde de maşallah başkanlar, emir eri gibi
idiler. Siyaset kurumuna göre hareket ediyorlardı. Bardakoğlu belki o
sözüyle 'biz sadece din görevlilerinin tayin, terfi ve azilleri ile
uğraşıyoruz. Bizden Sünni bir kurum gibi faaliyet beklemeyiniz' diyordu.
Diyanetin şimdiki konumunu merak ediyorum doğrusu. Sünni bir çizgide mi
yoksa Selefi, Vehhabi, Şii gibi bütün cereyanlara eşit mesafede mi? Şayet
böyle olacaksa aslında Diyanet’in tanımını yeni baştan yapmak gerekli! O
zaman gerçekten de Diyanet sadece cami görevlilerini atayan ve terfilerini
takip eden bir yapıya bürünmeli.
Ben dinimi istediğim yerden öğrenebilmeliyim. Laik devlet de bu değil midir
zaten. Şayet bir cemaat veya topluluk devlet düşmanlığı ve vatan hainliği
yapıyorsa devlet gereğini yapsın! Zorla insanların üzerinde baskı
kuruyorsa, benden ayrılamazsın diyorsa, yardımını mutlaka buraya yapacaksın
diye zorluyorsa, kızları kadınları bebekleri taciz ediyorsa hiç durmasın
yakaladığı yerde işini bitirsin. Bundan kim rahatsız olur ki? İslamiyet
bütün bunları zaten yasaklamış değil mi?
Fakat hem Sünni bir teşkilat değiliz diyeceksin hem de Sünnilik adına ahkâm
keseceksin. İşte orada durun demezler mi adama! Diyanet Sünni bir kurum
değilse kime neyi anlatacaktır. Bu sabık başkanımız şu anda Kuramer’in
başında Kur’ân-ı kerimi müsteşriklerin bakış açısıyla anlamaya ve anlatmaya
çalışıyor. Bir başka başkanımız 'rüzgârlar, melek denilen varlıklardır'
diyordu. Diyanetten sorumlu bir bakanımız, 'Kur’ân-ı kerimin yüzde kırkı
atılmalıdır' demişti. 28 Şubat sürecinde ilahiyatçı Profesör Yaşar Nuri
Öztürk, Zekeriya Beyaz ve İsmail Nacar’lar kimin telkiniyle konuşturuluyor
ve kime hizmet ediyorlardı? 'Abant Toplantıları'nda Fethullah Gülen’in
peşine takılan Diyanet mensupları şu anda Peygambersiz bir İslamiyet
peşinde koşmaktalar farkında mısınız? Şayet cemaatler de olmasa bunların
elinde İslamiyet ne hâle gelirdi söyler misiniz Sayın müftüm?..” Müftü Bey
bu sözlerim karşısında sadece susmak durumunda kalmıştı! Hatta FETÖ’ye
dokununca rengi de atmıştı. Zira oradaki görevlilerin büyük kısmı onlara
sempati duyuyordu!..


Asıl maksat!

Şimdi sabık Diyanet İşleri Başkanımız Görmez’in de giderayak; bırakın bozuk
olmayı dinsiz diye tanımladığı FETÖ ile mücadele başlayınca diğer
cemaatleri hedef gösterenlere dikkat ediniz. Aslında bunlar FETÖ ile
mücadele edilmesinden rahatsız olanlardır. Madem bunlara vuruldu onlara da
vurulsun isteyenlerdir.
İkincisi fırsat bu fırsat deyip dindarlara karşı saldırıya geçenlerdir.
İşin gerçeği onlar FETÖ’den rahatsız da olmazlardı. Şöyle değerlendirelim:
Fetullah Gülen hareketi yıllarca AK Parti ile özdeşleşmiş görünürken bu
hâli tenkit eden CHP ve zihniyeti, AK Parti FETÖ’ye vurmaya başladığında
neden tutmaya ve korumaya başladı? İşte bu sırrı çözebilenler, gerçeği
ancak o zaman görebileceklerdir! Zira din düşmanları dini bozanlardan
rahatsız olmazlar. Nitekim DEAŞ ve Selefilik gibi örgütleri kurduranlar hep
İngiliz ve benzerleridir. Bunlar bir taşla birkaç kuş vurmaya bayılırlar.
Biz bu bozuk itikat sahiplerinin yanlışlarını ortaya koyduğumuzda, doğru
ile eğriyi ayırt edemeyen ve bu bozuk fırkaların kim olduğunu anlamayan
safdiller, “abi, düşmanı bıraktık birbirimizi yiyoruz” diyorlar. Onların,
düşmanın has maşası olduğunu bir türlü idrak edemiyorlar. Evlerimize kadar
FETÖ-vari oluşumlarla din, iman, ahlak diyerek girdiklerini ne çabuk
unutuyorlar.
Şimdi ise, kendisinin de cemaatleri iyi bildiğine inandığım İstanbul
Müftüsü, cemaatleri Diyanet'e bağlamaktan söz ediyor.
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki bir kısım cemaatlerin en büyük hatası
cemaate adam yetiştirmeye çalışmalarıdır. Hâlbuki cemaatlerin işi cemaate
değil cemiyete kaliteli adam kazandırmak olmalıdır. Bu takdirde faraza bir
cemaate mensup bir adam devlette bir birimin başına geldiğinde, o kuruma
adam alırken kendi cemaatinin adamını aramayacaktır. Ehil ve kaliteli
insanı işbaşına getirecektir. Devleti ele geçirmek, kendi adamlarını devlet
kademelerine yerleştirmek gibi bir derdi olmayacaktır. Yine cemaate girmiş
adamların gözü devlet koltuğunda değil Karacaahmet Mezarlığı’nda olmalıdır.
Yani kul hakkından, devlet malını çar-çur etmekten, haksızlık yapmaktan
çekinmelidir. Bir anlamda iyi bir Müslüman iyi bir vatandaş olmalıdır.
Cemaate devlette iş bulmak gayesiyle girilmez.

Osmanlıda dahi bağlı değildi!

İşte bütün bu yönlerden baktığımızda Osmanlı Devleti’nde dahi tarikatlar
devlete bağlanmazdı. Zira tasavvuf erbabı sözlerini açık söylerlerdi.
İnsanların nefisleri ile uğraşırlardı. Padişahlara dahi nasihat ederlerdi.
Görevli adamın yani atanmışların nasihat etmesi ise zordur. Evet, hiç
edemezler demiyorum fakat yürekli adam işidir.
Yoksa ya Prof. Mehmet Aydın gibi FETÖ’ye yol açarsınız veya Sayın Görmez’in
yaptığı gibi gerçekten görmez olursunuz. “FETÖ’yü neden millete
anlatmadınız” denildiğinde, “bütün devlet adamları oradaydı, darbeciler
onlarla beraberdi”, deyip kenara çekilemezsiniz. Din adamının işi rahat
konuşmaktır ve mutlaka yanlışları işaret etmektir. Bunun için de
Osmanlılar, belki endişe ederler, doğruları konuşamazlar diyerek tarikat
liderlerine, Allah adamlarına asla müdahale etmezlerdi.
Şayet bu müsamahayı suistimal edenler çıkarsa, milletin dinini, inancını
ifsat edenler zuhur ederse ve toplumu kargaşaya itecek meselelere
girerlerse bunların dikkatini çekerler. Yola gelmezlerse de müdahalede
bulunurlardı.
Misal olarak milleti Peygamber Efendimizin temiz yolundan yani sünnet-i
seniyyeden soğutmak için “madem öyle sünnete uymak istiyorsun, yetimlik de
bir sünnettir babanı ananı da kes öyleyse” diyen bir İslamoğlu’nu cezasız
bırakmazlardı. Bu defa hiç değilse İslamoğlu’nu doğrudan hedef alarak “bu
çok sakat ve çok tehlikeli bir mantık” diyerek uyaran Sayın Diyanet İşleri
Başkanımız Ali Erbaş Bey’i tebrik ediyorum. Bu bozuk adamların sakat ve din
adına bir o kadar tehlikeli fikirleri mutlaka cuma hutbelerinde de
işlenmelidir. Yoksa Diyanet’in başka ne yaptırımı olabilir bilemiyorum?
Diğer taraftan Sayın İstanbul Müftümüz cemaatlerin üye sayılarından
bahsediyor. Galiba müftümüz cemaatleri dernek zannediyor. Üye kaydediyorlar
sanıyor. Şunu bilmiyor ki cemaatlerin üye sayıları olmaz. Bendeniz Ehl-i
sünnet olan bütün cemaatlerin içerisindeyim hepsini sayar ve severim.
Faaliyetleri hususunda katılmadığım yönleri varsa söylerim. Ben Hanefi
mezhebinde bir Müslümanım. Neye ve kime niçin üye olacağım! Ahmed
Yesevi’den Yunus Emre’ye, Mevlana’dan Aziz Mahmud Hüdayi’ye kadar sever
sayarım. Osmanlıdaki Ehl-i sünnet tarikatlar arasında ayırım yapmadım ki
bugün yapayım. Şayet birileri biz şucuyuz bucuyuz diyerek ayrımcılık
yapıyorsa ya cemaat ve tarikatların gerçek misyonundan haberdar değildir ya
da bilin ki sıkıntılıdır!..
Sayın İstanbul Müftümüze bir sualim de şu olacak: Cemaat ve tarikat derken
acaba gayrimüslim cemaatleri de bu işin içine katacak mı? Ermeni, Yahudi,
Ortodoks cemaatler buna ne diyecek? Ya da Alevi cemaatleri? Yoksa birileri
onun eliyle FETÖ’nün önüne dimdik duranları, darbecileri püskürtenleri
cezalandırmak mı istiyor? Düşünmeden edemiyor insan!

Teşekkürler Manisa!

Manisa’da Fatih’in yadigârı saray kulesi, yıllardır Müslüman bir milletin
gözü önünde hayâsızca “Dergâh&Bar” adıyla işletme olarak kullanıldı. Manisa
yerel basınında yıllarca “bu ahlaksız uygulamalara son verin” şeklinde
yapılan tenkitlere kulak tıkandı. Bazıları ise utanmadan, “buraya
dokunamazlar” diye nara atıyorlardı. Bu köşede yaptığımız yayınlar üzerine
valilik ve vekillerimizin ısrarlı takibi ve gayreti ile Fatih’in emaneti bu
elem verici ve Müslümanları rencide eden hâlden kurtarılmış oldu. Artık
valiliğe devredildi.
Sayın Manisa Valimizi ve emeği geçen bütün yetkilileri tebrik ediyorum.
İnşallah en kısa zamanda en güzel şekilde restore edilerek, kültür mekânı
olarak hizmet verir hâle getirilecektir.


TEFEKKÜR

Bil illeti kıl sonra müdavata tasaddi;
Her merhemi her yareye merhem mi sanırsın!

-- 

Beyazay İzmir Faaliyetlerimiz

https://www.youtube.com/watch?v=HD58JVgFRRU&t=4s

Arkadaşlar Youtube kanalımıza abone olmanızı ve Çalışmalarımızı İzleyerek
Çevrenizle Paylaşıp Tanıtmanızı rica ederiz.

https://www.youtube.com/channel/UC6e_zHfBdXzVrSu3PmdJiOg/playlists

Salih Arıkan İletişim


Tel: 0506 514 96 93


Skaype: saliharikan2

Face: https://www.facebook.com/saliharikan4


Twitter: www.twitter.com/saliharikan77


İnsragam:  https://www.instagram.com/izmirliengelliler


Bağımsız Hareket kursumuz

https://www.youtube.com/watch?v=BsxdDJMTwLY&list=PLxl9hJG-_A9y1GarC8cDkGa1Wgy2XwcxT&index=1&t=5s

Blogger

https://saliharikanyazilar.blogspot.com/

Web. www.beyazay.org.tr

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/asr_isaadet.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap