Kıvanç Tığlı Bulut
Değerli okurlar, okul öncesi çocuklar için yeni bir okula başlamak hem çok
heyecan verici hem de çok kaygı verici bir deneyimdir. Okul öncesi eğitim
almamış ve ailesine bağımlı ve aşırı korumacı yetiştirilmiş çocuklar daha
çok okulda uyum sorunu yaşarlar. Çocuk okulda derslerle karşılaştığında
işler değişir. Artık uzun sürelerle oturmak, öğretmenini dinlemek ve onun
anlattıklarını öğrenmek zorundadır. Üstelik her an istediği gibi gezip
dolaşmasına ve konuşmamasına da izin verilmemektedir. Zil denilen bir şey
vardır ve zil çalmadan kimse oturduğu yerden kalkıp gidemez. Heyecanla
arkadaşlarıyla konuşmaya çalışan çocuk engellenmektedir ve canının istediği
pek çok şeyi yapması yasaktır. Sadece kurallar ve ödevler vardır. Kurallara
uymayanlar da ceza almaktadırlar.

Böyle bakınca durum ne kadar tatsız görünüyor. İşte çocuklar da bir süre
sonra okulla ilgili olarak böyle düşünmeye başlayabilirler. Çocuklar artık
büyüdükleri yolunda mesajlar alarak okula başladıkları için ders çalışma
sistemi oluşturmaya çalışırken bunalabilirler.

Oysa okul çağı çocuğu aynı zamanda oyun çocuğudur. Oyuna ayırdığı zamanın
büyük bir bölümünü artık okulda ve derslerle geçiren çocuk okuldan
soğuyabilir.  Çocukların okulla ilişkisini aslında baştan belirleyen
ebeveyn tutumlarıdır. Okula başlayan çocuğa ilk günden ağır sorumluluklar
vermek, ders, ödev ve disiplin üçgenine hapsetmek, okula alışma aşamasını
henüz atlatamamış çocuğu çok zorlar. Özellikle ilkokula yeni başlayan
çocuklardan bir yetişkin davranışı beklemek anlamsızdır. Onlar hâlâ eve
dönüp oyuncaklarına kavuşma hayalleri kurarken, okuldan gelir gelmez
dinlenmesine bile fırsat verilmeden dersin başına oturtmak, bütün
çalışmaları beraber yapmak yanlış bir tutumdur. İlk günden itibaren
ödevlerini ya da dersleriyle ilgili faaliyetlerini kendi başına yapmasını
sağlamak, ilgili bir izleyici olmak önemli bir yardım yöntemidir. Çocuğun
bu çalışmalarında özgür davranabilmesi onu rahatlatır. Yanlışlar yapar ama
bu yanlışlarla doğruları da bulmayı öğrenir. Kendi başına bir şeyler
başarabilme duygusunu yaşamasına fırsat vermek gerekir.

Okula başlayan çocuğun okula niye gitmesi gerektiğini açıkça anlayabilmesi,
neler yapması gerektiğini bilmesi gerekir. Okulu sadece bir oyun yeri
olarak göstermek yanlıştır.

Bazı sorumluluklar alacağını, artık büyüdüğünü, kitaplarını kendi kendine
okuyabileceğini söylemek ve beklentilerine uygun ama gerçekçi bir okul
portresi çizmek yararlı olur. Hayal ettiğinden farklı bir okul hayatıyla
karşılaşan çocuğa okulu sevdirmek çok zor olacaktır.

 Eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat’a göre; Bazı çocuklar, okula gitmek
istemeyebilirler. Bunun nedeni aslında çocuğun duyduğu endişe ve korku
duygularıdır. Genellikle okul bağlamında endişenin iki kaynağı var.
Bunlardan birincisi kabul görmeme korkusu… Çocuk aslında arkadaşları ve
öğretmeni tarafından kabul görmeyeceğinden korkuyor. Örneğin teneffüste bir
anne çocuğuna, “Hadi sen de arkadaşlarınla oyna” diyor; çocuk da “Ya benle
oynamak istemezlerse” diye cevap veriyor. Çocuk reddedilmekten korkuyor ve
okula gitmek istemiyor.

 Okula gitmek istemeyen çocuklar genelde kaygılı ailelerde yetişen
çocuklar.. Kaygılı aile, çocuğunu sürekli koruma ihtiyacı duyuyor. Çocuk da
çevreyi ve diğer insanları tehlikeli olarak algılıyor, aileye bağımlı
oluyor. Onların olmadığı yerlerde endişe duyuyor

Bazı aileler ise çocuklarının keşfetmesine ve diğer insanlarla iletişim
kurmasına izin veriyor. Bu çocuklar okulda çok endişe duymuyor ve çok daha
kolay uyum sağlıyor.

 Uzun vadede aileler kendi endişelerini yönetmeyi öğrenmeli ve çocuğuna
özerklik vermeli. Çocuk keşfetmeli ve diğer insanlarla etkileşime
girmelidir.

 Sınıfa uyum sağlayamayan çocuğa ilk olarak öğretmeni onu kabul ettiğini
göstermeli ve onunla özel ilişki kurmalıdır. Daha da önemlisi çocuğun,
diğer çocuklar tarafından kabul görmesini sağlamalı, sınıfta güçlü
etkileşim alanları oluşturmalıdır.

  İkinci olarak yapılması gereken; Ebeveynlerden biri ya da çocuğun
güvendiği bir kişi çocukla okula gitmeli. Anne dışarıda beklemeli, çocuk da
annenin varlığında güvende hissetmeli ve rahatlamalıdır. Bu süreçte,
anneden gelen bu güven hissi, sınıf ortamına transfer edilmelidir. Yani,
annenin bulunduğu tehditsiz ortamda; öğretmen çocukla ve çocuklar arasında
güçlü ilişki kurarak, çocuğa “bak burası da güvenli” mesajını vermelidir.
Çocuk ortamın güvenli olduğuna inandıktan sonra, anne ortamdan ayrılmalıdır.

  Çocuklarınızın okulda mutlu üretken olması duasıyla Allah’a emanet olunuz.

DNŞ. TEL: 0212 503 79 95- 0506 401 79 91

-- 

Beyazay İzmir Faaliyetlerimiz

https://www.youtube.com/watch?v=HD58JVgFRRU&t=4s

Arkadaşlar Youtube kanalımıza abone olmanızı ve Çalışmalarımızı İzleyerek
Çevrenizle Paylaşıp Tanıtmanızı rica ederiz.

https://www.youtube.com/channel/UC6e_zHfBdXzVrSu3PmdJiOg/playlists

Salih Arıkan İletişim


Tel: 0506 514 96 93


Skaype: saliharikan2

Face: https://www.facebook.com/saliharikan4


Twitter: www.twitter.com/saliharikan77


İnsragam:  https://www.instagram.com/izmirliengelliler


Bağımsız Hareket kursumuz

https://www.youtube.com/watch?v=BsxdDJMTwLY&list=PLxl9hJG-_A9y1GarC8cDkGa1Wgy2XwcxT&index=1&t=5s

Blogger

https://saliharikanyazilar.blogspot.com/

Web. www.beyazay.org.tr

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/asr_isaadet.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap