Türkçemize yapılan fenalıklar!

Recep Yazgan

İtikadımız, dolayısıyla lisanımız bize, ‘bir şey iyiyse ancak Allah katında
iyi olduğu için iyi, değilse kötü’ olduğunu söyler.

10 Şubat 2019 06:00
İngiliz Parlamentosu Müstemlekeler Bakanı Gladstone elindeki Kur’ân-ı
Kerim’i sallayarak şöyle demişti;

“Bu kitap Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hakikî hakim olamayız.
Ne yapıp yapmalıyız; ya Kur’ân’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları
Kur’ân’dan soğutmalıyız.”

Lozan müzakereleri devam ederken İngiliz Murahhas Heyeti Reisi Lord Gürzon
da, “Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâm’ı temsil rolünü kendi eliyle çözer
ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur. Biz de kendisine dilediğini
veririz” demiş ve devam etmişti;

“Otuz sene sonra gelecek neslin kendi eliyle Kur’ân’ı imha etmesini
sağlayacak bir plan yapalım.”

Ve yaptılar.

Plan Kur’an ile Türklerin arasındaki bağı koparmaktı.

Nasıl hayata geçirileceğine dair fikri bulmak için de çok fazla
düşünmelerine ihtiyaç yoktu.

Çünkü fikrin nüvesi Tekvin 11. Bab’ta gizliydi;

“Ve bütün dünyanın dili bir ve sözü birdi. Ve vaki oldu ki, şarkta
göçtükleri zaman Şinar diyarında bir ova buldular ve orada oturdular. Ve
birbirlerine dediler:

Gelin kerpiç yapalım ve onları iyice pişirelim. Onların taş yerine
kerpiçleri ve harç yerine ziftleri vardı.

Ve dediler:

Bütün yeryüzü üzerine dağılmayalım diye bir kule bina edelim ve kendimize
bir nam yapalım.

Ve adem ve onların hepsinin bir dili var; ve yapmaya başladıkları şey budur
ve şimdi yapmaya niyet ettiklerinden hiçbir şey onlara men edilmeyecektir.

Gelin, inelim ve birbirlerinin dilini anlamasınlar diye onların dilini
orada karıştıralım.

Ve Rab onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı.

Ve şehri bina etmeyi bıraktılar. Bundan dolayı bunun adına Babil denildi;
çünkü Rab bütün dünyanın dilini orada karıştırdı” [Tevrat, Eski Ahit, Bap,
11/1-9]

Türklerin elinden Kur’an’ı almak yerine onu anlayamaz hale getirmek için
dilimizi karıştırdılar.

Türkçeyi bozdular.

İsmet Özel’e göre daha ileri gittiler (ya da daha da geri) önce ahengimizi
bozdular;

“Kasıt Türk milletini yok etmek olduğu için önce onun musikisinden
başladılar. Türk musikisini yok ettiler. Şimdi de sıra lisânın tamamen
mahvına geldi” Türk'ün Dili Kur'an Sözü - önsöz

Ahengimizi yani musikimizi yok etmek için ise Türk müziği yerine Türk
topraklarını ‘Ağlama Duvarı’ haline getiren arabeski icat ettiler.

Kur’an ile Türklerin bağını nasıl kopardıklarına birkaç örnek vermek
istiyorum;

Taburcu Olmak:

Biz Türkler bedenimize bir arız olan hastalıktan dolayı hastanede tedavi
olduktan sonraki çıkış ameliyesini, ‘taburcu olmak’ şeklinde adlandırırız.
Sıhhatimize kavuştuktan sonra gideceğimiz yer ordu-milletin bir unsuru ve
Allah’ın kılıcı olmanın gereği olarak taburumuzdur. Namazdaki safımıza
katılır gibi taburumuza katılırız. Eli kılıç tutup da safımıza, ordumuza,
taburumuza katılmayanlar dünyaya dalıp giden zavallılardır.

Şifayı kapmak:

Biz Türkler hastalarımıza ‘Allah Şifa versin’ diye dua ettiğimizde,
gerçekte onunla bir an önce hastalıktan kurtulmasını değil, ahret
menfaatini gözeterek, hastalığı dolayısıyla şefaate mazhar olmasını talep
etmiş oluruz. Ayni şekilde üşütme, grip gibi küçük rahatsızlıklar için
‘şifayı kaptım’ deriz. Zaten Türklüğümüz asıl olanın ne olduğunu tanımak ve
asaletin icap ettirdiği şeyi talep etmekle, dünya ve ahret yurdunun neye
tekabül ettiğinin farkına varmakla kaim değil mi?

Fena;

Biz Türkler bed, kötü, pis olan şeye ‘fena’ deriz. Bizim itikadımızda ve
lügatimizde beka âlemine, baki olana mahsus ve müteallik olmayan her şey
kötüdür, fenadır. Ana dilimiz olan lisan-ı Arabi’de fena kelimesi yokluğa
tekabül eder. İslam davasını yüklenip götürmekle layık görüldüğümüz itikdi
zenginlik, önceden ham halde bulunan fena kelimesini hakiki çehresine
kavuşturmuştur. Asıl olan dar’ul bekadır ve bunun dışında kalan her şey
fenadır. Mükellefiyetimiz fena olan şeyi bilmek ve tesirsiz kılmaktır.

İyi;

Biz Türklerin ‘iyi’ (İslam harfleriyle ‘Eyi’) diye bildikleri şey; eyen,
yani ağan, göğe ağıp da Allah katında kıymeti bir kıymeti haiz olan şeydir.

İtikadımız, dolayısıyla lisanımız bize, ‘bir şey iyiyse ancak Allah katında
iyi olduğu için iyi, değilse kötü’ olduğunu söyler.

Onun için Allah’ın ‘iyi’ demediği bir şeye kendi hevamıza uyarak ‘iyi’
demeyi hududullaha bir tecavüz sayarız ve düşmanımız belleriz.

Yararlanılan kaynak: Cafer Berçin – Hanyalı Konya Dergisi

İletişim

Salih ARIKAN,Tel: 0 506 514 96 93

E-Posta: [email protected]

Skaype: saliharikan2

Face: https://www.facebook.com/saliharikan4

İnsragam:  https://www.instagram.com/izmirliengelliler

Twitter: www.twitter.com/saliharikan77

Web. www.beyazay.org.tr

Bağımsız Hareket kursumuz

https://www.youtube.com/watch?v=BsxdDJMTwLY&;

Beyazay İzmir Faaliyetlerimiz

https://www.youtube.com/watch?v=HD58JVgFRRU&t=4s

Blogger

https://saliharikanyazilar.blogspot.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/asr_isaadet.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap