Ali Karahasanoğlu
Son günlerde, İlker Başbuğ’u sürekli kamuoyu önünde açıklamaları ile
görüyoruz.

Bir gün Hürriyet’te..

Bir gün Cumhuriyet’te..

Bir gün Sözcü’de..

O kadar çok konuşuyor ki..

Bir şeyleri silme derdinde olduğu, unutturma peşinde olduğu çok aşikar..

 O diyorsa ki, “FETÖ’yle mücadeledeki aksaklıkları, iktidarın tutumunu
anlatıyorum!”

Siz anlayın, aslında o, FETÖ ile mücadele etmediklerini, onlara zemin
hazırladıklarını gizlemeye çalışıyor demektir..

Soyut eleştiri yapmayalım..

Somut delillerimizle, TSK’nın zirvesine kadar çıkan, sonra cezaevine giren
İlker Başbuğ’un gizlemek istediklerini deşifre edelim..

Sayın Başbuğ’un, AK Parti ile FETÖ arasındaki ilişkileri üç döneme ayırıp
irdelemesini boşverelim..

Başbuğ’un şahsında, TSK’nın aynı dönemlerde dindar insanlara nasıl, FETÖ’ye
nasıl baktığını görelim..

Tarih 13 Ekim 2003..

AK Parti iktidarının ilk yılında..

Seçmene vaad ettiği, “İlk bir yıl içinde yapılacak değişiklikler”
başlığındaki katsayı zulmünü kaldırmak için adım atılıyor..

Yani, İmam Hatip liselilere ve meslek liselilere uygulanan puan çalma
operasyonuna son vermek için, kanun değişikliği hazırlanıyor..

 Bugünlerde, demokrat, sivil idareye karışmayan, eski dönemde de sadece
FETÖ’cülerle mücadele ettiğini, dindar insanlara bir zorluk
çıkarmadıklarını iddia eden İlker Başbuğ, bakın nasıl çıkıyor sahneye.

Gazete haberini birebir alıntılıyorum:

“Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ, Üniversitelerarası Kurul ile
hükümet arasında uzlaşı yolunun açılmasından ümitlendik. Ancak hazırlanan
kanun tasarısının TBMM’ye sevkedilmiş olması, uzlaşı ümitlerinin azalmasına
neden oldu.. Tasarının Anayasa’nın ilgili maddelerine uyumlu olduğu
konusunda ciddi endişelerimiz vardır.. Amaçları açık şekilde topluma
anlatılmayan konuların neden öne çıkarıldığını anlamakta güçlük
çekiyoruz.(..) İmam hatiplerden her yıl, Diyanet’in ihtiyacının beş katı
mezun çıkıyor. Mezunların nerede kaldığını, ne olduğunu takdirlerinize
sunarım.”

Gençler böylesi açıklamaların yabancısıdır..

Geldiğimiz nokta itibari ile, generallerin sivil idareye yönelik, sopa
gösteren açıklamalarını, belki tahayyül bile edemiyorlardır..

Ama gördünüz işte..

AK Parti seçmene bir vaadde bulunmuş.

Vaadini hayata geçirmek üzere kanun taslağı TBMM’ye sunulmuş..

Ama TSK cenahından bir çatlak ses çıkıyor..

“Tasarının Anayasa ile uygunluğu konusunda ciddi endişelerimiz var”diyor..

Sen kimsin de, endişen de olsun?

Anayasa’da, senin endişe duymanı gerektiren bir görevin mi var?

Otur, oturduğun yerde.. Milli savunmadaki görevini ifa et..

Bu cevabın verilmesi gerekirdi kendisine..

Ama nerdee.

2019’da değil, 2003’teyiz..

Ve, İlker Başbuğ’un bu çıkışı sonrasında ne oluyor?

Onu da verelim:

16.10.2003 tarihli gazetelerden:

“İmam hatip tasarısı şimdilik donduruldu!”

Haberin metni de şöyle:

“Genelkurmay İkinci Başkanı Org. İlker Başbuğ’un tepkisini çeken İmam Hatip
lisesi mezunlarına üniversiteye girişini kolaylaştıran tasarıyı   ...”

Bakmayın siz, “imam hatip mezunlarının üniversiteye girişini kolaylaştıran”
ifadesine..

Kolaylaştırma falan yok.

Sadece eşitleme var..

Lise mezunu nasıl girecek ise.

Hangi kolaylıkta ya da hangi zorlukta giriyorsa..

Aynı kolaylıkta veya aynı zorlukta girecek..

Ama, bir hakkı çiğneyenler..

Bilinçaltına bile mesaj yolluyorlar..

Sanki, İmam Hatiplilere bir ayrıcalık tanınmak isteniyormuş da.. İlker
Başbuğ’un itirazı ile, o ayrıcalık kabul edilmemiş..

Devam edelim, Başbuğ’un sivil idareye karışan, FETÖ’ye alan açan
açıklamalarına..

25 Eylül 2006’da Başbuğ’un yaptığı konuşma:

Gazetelerde, “İRTİCA UYARILARI” diye manşet olmuş.

Bakın neler demiş Başbuğ: “Bugün üzülerek ifade etmek istiyorum ki, irticai
tehdit, bazı kesimler kabul etmese de, kaygı verici boyutlara ulaşmaktadır.”

“Ne olmuş, irticaya sahip çıkıyorsun” diyeceklere, irticayı açalım:

Yargıtay Başkanı Osman Arslan, o günlerde açıklama yapmış: “Laikliğin
Anayasa’da açık bir tanımı yapılmamıştır”.

Başbuğ da, Yargıtay Başkanı’na cevap yetiştiriyor: “Laiklik kavramının
neden tartışmaya açılmaya çalışıldığını anlamak mümkün değildir. Giderek
güçlenen cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı
olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bu cemaatlerle
677 sayılı kanunda varlığı yasaklanan tarikatler, devrime karşı
hareketlerin odağı haline düşmektedirler. Ulusal kültürün, din eksenli bir
yapıya oturtulmaya çalışıldığını görmekteyiz.”

O tarihteki laiklik kavramının niçin tartışmaya açıldığını hepimiz
biliyoruz.

“Başörtü özgürlüğü, laikliğe aykırı mıdır, değil midir” tartışması..

Başbuğ demek istiyor ki, “Başörtü özgürlüğü getiremezsiniz.”

Devam ediyor, “Kültürde bile, din eksenli bir yapı istemiyoruz.”

Peki bu konuşmaların yapıldığı tarihlerde TSK’da neler oluyordu?

Ne olacak?

FETÖ, ekmeğine kaymak sürüyor, üzerine de bal döküp yiyordu..

Ne zaman anladık?

15 Temmuz hain darbe girişiminde..

Başbuğ’un bir şeyler açıklama derdi var ise..

İmam hatiplilere, başörtüye ölümüne düşmanlık ettiği o tarihlerde, FETÖ’ye
karşı ne yapmış, onu açıklasın!

-- 

İletişim

Salih ARIKAN,Tel: 0 506 514 96 93

E-Posta: [email protected]

Skaype: saliharikan2

Face: https://www.facebook.com/saliharikan4

İnsragam:  https://www.instagram.com/izmirliengelliler

Twitter: www.twitter.com/saliharikan77

Web. www.beyazay.org.tr

Bağımsız Hareket kursumuz

https://www.youtube.com/watch?v=BsxdDJMTwLY&;

Beyazay İzmir Faaliyetlerimiz

https://www.youtube.com/watch?v=HD58JVgFRRU&t=4s

Blogger

https://saliharikanyazilar.blogspot.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/asr_isaadet.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap