Saliha Erdim
Aile içi huzursuzluklar arttıkça, bunların altında yatan sebepleri hem
sosyolojik açıdan hem de insan psikolojisi açısından öğrenme zarureti hasıl
oluyor. Bir yerlerde dengeler bozuluyor fakat nerede? Kadın konuştuğunda
haklı gibi duruyor, erkeği dinlediğimde o da haklı gibi duruyor. Peki o
zaman kırılma nerede yaşanıyor? İkisi de severek evlenmişler, başlarının
üzerinde çatıları, yiyecek gıdaları, düşünebilmek için akılları, sevecek
çocukları, para kazandıran meslekleri var. O halde neden halâ mutsuzlar,
neden halâ kavgaları bitmiyor? Bunu öğrenebilmek için bir iki tık önceye
gidelim.

Erkekten başlayalım. (İstisnalarını tenzih ediyorum) Erkek çocuğu tarih
boyunca, çoğunlukla bacayı tüttürecek, soyun devamını sağlayacak, para
kazanıp anne babaya bakacak, ele güne karşı kendilerini koruyacak bir
kalkan, bir kale ve güvence gibi görülmüş. Çocuk sayısı söylenirken sadece
erkek çocuklar hesaba katılmış (ki kimi yerlerde halâ böyle). ‘Erkektir ne
yapsa yeridir, kadın elinin kiridir’ diye büyütülen erkekler, bir hata
yaptığında görmezden gelinmiş, babasından gizlenmiş, aileye dair sorumluluk
verilmemiş, mirasta bile kızlarının haklarını vererek haksızlık içinde
büyütülmüş, sadece eve girip çıkması ve para kazanması bir eş, baba olmak
için yeterli görülen bir kalıpta büyütülmüş. Bu algıların yanında, okuyup
kendisini geliştirmesi örneklenemeyen ve sadece mesleki bilgisi için
yatırım yapılan bir anlayışla yetiştirilmiş.

Gelelim kadınlara. (İstisnalarını tenzih ediyorum) ‘Okuması bile gerekmez,
ele gidecek el olacak, evden çıkmasın ne gerek var, kocasını doyuracak
kadar çorba pişirmeyi bilse yeter. Anne babaya karşı gelinmez, eşin
sözünden çıkılmaz. Gelinliğiyle evden çıkınca kefeniyle geri döner. Kız
kısmı değil mi, gözünü açtırmayacaksın’ gibi, ne yazık ki (kimi yerlerde
halâ böyle) bir mantıkla büyütülen kesimi oluşturuyor. Günümüzde gittikçe
azalan bu anlayış, yerini başka bir şeye bırakıyor. Okuyan, bilen, kendini
ezdirmeyen, sosyal hayatta da var olduğunu ispat eden ve gerektiğinde göze
göz dişe diş mücadeleye hazır, aslanın dişisi gibi bir duruşla hayata
katılıyor.

İki tarafı yan yana getirdiğimizde neler oluyor ki çatışma çıkıyor? Erkek
annesinden gördüğü korumacılığı, kayırmacılığı, nazlanmayı ve hiç bir şey
yapmadan el üstünde tutulmayı eşinden de bekliyor. Fakat evlilik yeni bir
kurum, yeni bir rol ve sorumluluk ve yeni bir dil ve üslup oluşmasını
gerektiren bir kurumdur. Evliliğin iki ayağı vardır kadın ve erkek.
Birisinin dengesi bozulursa otomatik olarak diğerinin de dengesi bozulur.

İster kadın olsun ister erkek, düşünebilmesi ve doğrunun peşinden
koşabilmesi için gerekli olan okuma, öğrenme, nasıl daha iyi bir insan
olabileceğinin peşine düşmek gibi erdemli bir insan olabilmenin heyecan
verici arayışı, annenin ve babanın dilinden ve halinden aktarılmadığında,
olduğumuz gibi evleniriz. Bu durum olduğumuz gibi devam eder, oluşan
sorunlara da olduğumuz gibi çözüm bulmaya çalışırız. Oysa her şeyi yaratan
ve yarattıklarını en ince detayına kadar tanıyan Rabbimiz (cc), biz
içimizde olanı değiştirmedikçe, bizi değiştirmeyeceğini buyuruyor.

Gelecek haftanın konusu: Bu tablo, ilişkide nasıl bir fotoğraf oluşturuyor?

İletişim

Salih ARIKAN,Tel: 0 506 514 96 93

E-Posta: [email protected]

Skaype: saliharikan2

Face: https://www.facebook.com/saliharikan4

İnsragam:  https://www.instagram.com/izmirliengelliler

Twitter: www.twitter.com/saliharikan77

Web. www.beyazay.org.tr

Bağımsız Hareket kursumuz

https://www.youtube.com/watch?v=BsxdDJMTwLY&;

Beyazay İzmir Faaliyetlerimiz

https://www.youtube.com/watch?v=HD58JVgFRRU&t=4s

Blogger

https://saliharikanyazilar.blogspot.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"asr_isaadet" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/asr_isaadet.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap