GÜLTEKİN AVCI<http://www.gercekhayat.com/bolum.php?action=yazilist&yazarid=56>
[EMAIL PROTECTED] Sayi: 391 - 18.04.2008  Ergenekon'da Mercek Altına
Alınması Gereken 3 Kurum   Türkiye, takriben 60 yıldır bünyesinde çakılı
habis tümörü şimdilerde açıkça teşhis etmiş ve ilk defa olarak bu kanseri
ekarte edebilme konumuna gelmiştir. Hasta, masada ameliyatı beklemekte. Ya
başarılı bir operasyonla habis tümör metastaz olmadan çıkartılacak veya
hasta metastaza terk edilecek. Bu durumda yolun sonu kesinlikle karanlıktır.
Fırsat, Ergenekon operasyonudur. Ve fırsatların kazası olmaz. Bu fırsatı
layıkıyla değerlendirmek ve soruşturmanın kâmil manada ikmal edilebilmesi
için eldeki sivil done, delil ve kişilerin işaret ettiği 3 kurumun mercek
altına alınması, ülke istikbali açısından hayati önem taşımaktadır.
Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı (J-2), Özel Kuvvetler Komutanlığı ve MİT.

İtalya'da Gladio operasyonu Kuzey İtalya'da yeraltındaki mühimmat deposunun
Savcı tarafından keşfedilmesiyle başlamıştı. Ve bu silah deposu İtalyan
askeri istihbarat servisi SİSMİ'nin ve servisin başındaki Amiral Martini'nin
kontrolü ve bilgisindeydi. Savcı Casson, her türlü zorluğa rağmen SİSMİ'nin
arşivlerine girmeyi başardı. Ergenekon operasyonu da aynı şekilde
Ümraniye'deki silah deposuyla başladı. Bu benzerliğin sebebi, yapılanma
formülünün aynı olmasıdır.
Demokrasilerde hassaten şaibe ve zan altında kalan kurumlar, sivil
inisiyatif tarafından layıkıyla kontrol edilemeyen birimlerdir. Zikrettiğim
3 kurum ise bırakın layıkıyla kontrolü, hiç kontrol edilemeyen birimlerdir.
Türkiye'de sivil denetim ve kontrol dışı hayat sahası olan iki yelpaze.
Genelkurmay bürokrasisi ve Genelkurmay gölgesindeki MİT.
Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları İstihbarat
Başkanlıkları (Kara, Hava, Deniz, Jandarma) sivil otorite için daima
karanlıkta kalan dev bir istihbarat yelpazesi olarak kaldı. Hala da öyle. 28
Şubat sürecine ve ülkeye mührünü vuran illegal Batı Çalışma Grubu sadece
Deniz K.K bünyesindeki bir birimdi. Ama aynı ruhla hala yaşayan bir kâbus.

Bir istihbaratçı dostumuz Diyarbakır merkezli Doğu Çalışma Grubu'nu
anlatmıştı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde kurulmuştu. Ama bu
birim(Doğu Çalışma Grubu) BÇG kadar meşhur olmadı veya deşifre olmadı.
Yıllardır dillere pelesenk olan JİTEM olgusu ise Jandarma İstihbarat Grup
Komutanlığı bünyesinde sadece bir ekipti... Sadece bir ekip. Diğer Jandarma
istihbarat yelpazesinde illegal eylem ve işlemler olup olmadığını biliyor
musunuz? Şemdinli hadisesinin sahnedeki aktörleri JİTEM'den miydi? Yoksa
nüfuz edilemeyen ve Genelkurmay dışı bağlılık tanımayan Jandarma istihbarat
birimlerinden mi? O iki astsubay, Jandarma Alay istihbaratından değil miydi?
Korgeneral Altay Tokat'ın hâkimleri hizaya getirmek için bomba atma
talimatını ifa eden jandarma görevlileri hangi birimdendi acaba?
Genelkurmay, 3.12.1990 tarihli açıklamasında Türk Özel Kuvvetlerinin yerüstü
ve yeraltı unsurlarından oluştuğunu, yeraltı unsurlarının 'vatansever
siviller'den müteşekkil olduğunu açıklamıştı. Bugüne kadar bu vatansever
sivillerin kim olduğunu hangi Savcı araştırdı? Özel Kuvvetler Komutanlığının
denetimsiz dev askeri istihbarat yelpazesiyle koordineli çalıştığı
sistematik bir gerçek.

İşte bugün Ergenekon operasyonu, bu 'vatansever sivil' yapılanmasında bir
mesafe katetti. Yani emekli ve sivil kanat operasyonu. Ergenekon'un resmi
yapılanması konusundaki ilk resmi tecessüs ise Ferhat Sarıkaya'ydı. Derhal
ekarte edildi. Savcı doğru yolda diyen Em. İst. Daire Başkanı Sabri Uzun da
aynı kaderi paylaştı.
Ergenekon'da görülen odur ki, resmi kanadın deşifre olmaması için sivil ve
emekli kanat 'gerekirse' feda edilecektir.
2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri Kanununda MİT müsteşarının
başbakana bağlı olduğu ifade edilmişse de, MİT'in başbakanları kâfi seviyede
dikkate almadığı aşikâr. Servisin başbakanlara verdiği önem, başbakanın
askeri bürokrasideki ağırlığına ve nüfuzuna bağlı. Aynı tablo MİT ve
Cumhurbaşkanı arasındaki ilişkide de geçerli. 80'li yılların sonundaki 1. ve
2. MİT raporu skandalları ile ortaya dökülen ilişkiler. MİT'in hiçbir
darbeyi başbakanlara haber vermeyişi. Dozu kaçırılan örtülü operasyonlar ve
deşifre olan mafya ilişkileri. Çatlı, Çakıcı ve Yeşil gibi özel harpte
yeraltı unsuru olarak kullanılan simalarla bağlantıları. Merhum başbakan
Menderes'in müsteşarı Ahmet Salih Korur'dan bu yana MİT'e yönelik bir tetkik
ve araştırma söz konusu oldu mu? Genelkurmay birimleri kadar olmasa bile MİT
üzerindeki şaibe buğusu kalkmadı. Hâlbuki ana istihbarat servisimiz olan
MİT, demokratik hukuk devleti yapılanması itibariyle başbakanların 'hesabını
vermekle sorumlu tutulabileceği' bir statüde olmalı. Bugüne kadar muhtelif
özel harpçilerin MİT bünyesinde görev yaptığı ve askeri istihbarat
birimleriyle MİT arasındaki entegrasyon malum. Genel olarak Sönmez
Köksal'dan önceki MİT müsteşarlarının umumunun general olduğu dikkatlerden
kaçmamalı.

Özel bir Savcı grubu, Genelkurmay İstihbarat yelpazesi, Özel Kuvvetler
Komutanlığı ve MİT'in operasyonla ilgili arşivlerini ve kayıtlarını
incelemelidir. Soruşturmanın tekâmülü için 'olmazsa olmaz' mesabesinde. Ama
çok zor ve tehlikeli. Zira resmi ideolojiyi maske ve kalkan olarak kullanan
bir yapılanmayla karşı karşıyayız.
Resmi kanadı tespit edemeyen, sadece elindeki sivillerle iddianameye giden
bir adli operasyon başarılı değildir. Bu manada iddianamenin İstanbul
Başsavcısının dediği gibi kısa sürede hazırlanması mümkün değildir. Kısa
sürede iddianame hazırlama baskısı, operasyonu hedeflerinden geri bırakma
neticesini verir. Ve kan akmaya devam eder. Cumhuriyet tarihinin en hayati
operasyonu budur.

-- 
Düşünmek taraf olmaktır.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap