*'Gümüş'ün arkasında hangi ülke var?*
Tehran Times Gazetesi, Gümüş dizisinin İran'a karşı kullanıldığını öne
sürdü. Böylece bir Türk dizisi ilk kez politik bir silaha dönüştü! Peki bu
gerçek mi? İşte perde arkası...

Gümüş, Tahran'a karşı propaganda aracı olarak mı kullanılıyor? Bu sorunun
perde arkası gerçekten ilginç ipuçlarına sahip.

Tehran Times, ingilizce yayınlanan bir İran gazetesi. Adı üstünde, merkezi
de İran'ın başkentinde. Saygın ve ciddi bir basın organı olarak tanınıyor.
Hatta Türkiye'deki bazı gazetelerle de organik ilişkisi var!

Gazete, Ortadoğu ülkelerinde izlenme rekorları kıran 'Gümüş' dizisinin,
bölgede İran'ın "siyasi ve kültürel etkisini azaltmak ve Türkiye'nin
profilini yükseltmek amacıyla" kullanıldığını öne sürdü.

Böylesi bir iddia tek başına okunduğunda fazla bir anlam ifade etmiyor. Daha
açıkçası ispatlanması da hayli zor bir haber. Ancak detaylar
birleştirildiğinde bu yöntemin sık kullanıldığı ve "sürecin" buna uygun
mesajlar verdiği söylenebilir.

İşin bir başka yönü de-eğer bu iddia doğru ise-bölgede büyük ilgi gören
Gümüş ve diğer Türk dizilerinin nasıl kullanıldığı ile birlikte, nasıl
tasarlandığı?

Bunu biraz açalım. Yani, geniş kamu kesimlerine ulaşan yayınların belli
amaca hizmet etmesi isteniyorsa, ya daha işin başından bu tasarlanır ve
hazırlanır veya üretilen malzemenin amaca uygunluğu fark edildiği için
desteklenir.

*Sermayeye yol göstermek?*

AKP'ye yönelik kapatma davası ve Ergenekon davası süreci, küresel ekonomik
krizle buluştuğunda, Türkiye'de özellikle borsada bulunan yapancı
yatırımcıların "kaçabileceği" öngörüsü yapılmıştı.

Doğrusu inanılmaz rakamlara ulaşan bu sıcak yatırım parasının bir kısmı da
gitti. İşte o süreçte Türkiye için hayati değerde olan bu paranın ikamesi
için farklı bir yol düşünüldü.

Formüle göre, giden para özellikle Arap ve Körfez ülkelerinden gelecek
"petro-dolarla" yenilenecekti. Nitekim, o dönemde ve halihazırda, hem Türk
siyasi iktidarının hem de bağlı olarak ilgili bürokrasinin bu bölgeye ve
ülkelerine ilgisi arttı.

O dönemde gerçekleşen bir çok resmi ve ticari ziyaret, petro-dolarlara
yatırım yeri arayan Körfez ülkelerinin davet edilmesi sürecini ispatlıyor.

İşte İran gazetesinin iddiasının bir bölümünde "ihsas" ettiği bu. Şöyle
diyor; "Türk yapımı iki televizyon dizisi, Arap izleyiciler, özellikle de
Basra Körfezi'ne kıyısı bulunan ülkelerde yaşayanlar üzerinde gittikçe artan
bir sosyal etki yaratıyor".

Bu sosyal etkinin bir kısmı Türkiye'ye bölgeden gelen turist sayısının
artışında zaten kendini göstermiş durumda.

*Yayıncılar ve teknikleri…*

Bir görsel yayının izleyicileri üzerinde "turistik" etki yaratması normal
ancak, belli bir
ülkeye karşı sosyal-kültürel negatiflik içermesi için yine de yetersiz.

Gümüş dizisi, uydu aracılığıyla yayın yapan MBC televizyonunun 4'üncü
Kanalı'nda son 6 aydan bu yana günde iki kez yayımlanıyor. Bu kanal Arap
izleyicinin ciddi ilgi gösterdiği yayın organları.

Bu kanalın sahibi Suudi Prensi Waleed Bin İbrahim. İbrahim, bununla birlikte
6 kanala daha sahip. En azından bu açıdan rahatlıkla söylenebilir ki,
İran'ın hem siyaseten hem dinen çok uyuşmadığı, doğal rakip görülen bir
ülkenin sermayesi var kanalların ardında.

İran, bu dizilere "kültürel ve sosyal" açıdan zaten itiraz ediyor ama bu
uzun dizilerin siyasi amaçları olduğunu da dillendiriyor…

"Yıllarca laik Pan-Türkizmin egemen olduğu Türkiye, çok yakın zamanlara
kadar, Arap dünyasında hiçbir siyasi ve kültürel etkiye sahip değildi.
AKP'nin iktidara gelmesiyle, Arap ülkeleri ve özellikle İran İslam
Cumhuriyeti modeline alternatif olarak görülen Suudi Arabistan Türkiye'nin
bölgedeki profilini yükseltmeye çalıştı."

Devam edelim… Çünkü haberin bu kısmı özellikle ilginç; "Suudi medyası birden
bire, Araplar'ın Türkiye'ye seyahat etmelerini sağlamak amacıyla Türkiye'nin
turizm merkezlerinin tanıtımına başladı. Suudi Prenslerin sahibi olduğu
etkili uydu kanalları, Türk dizilerini Arapça seslendirip yayınlamaya
başladı. Bu dizilerin Arapça seslendirmesi öylesine ustalıkla yapıldı ki,
dizilerin bir Arap ülkesinde yapılmadığını anlamak son derece güçtü.
Seslendirenlerin çoğunluğu Lübnan ve Suriyeli idi ve seslendirmedeki aksan
da, Arap dünyasında hayranlık duyulan Lübnan aksanıydı. Suriyeli ve Lübnanlı
seslendirmeciler sadece bu iki diziyi seslendirmek istedi."

Bu detaylar, İran'ın veya en azından İranlı meslektaşlarımızın konuyu
"profesyonelce" irdelediklerini gösteriyor.

*Köpeği ısırmak!*

Tahran'ın Türk dizilerine bu bakışının siyasi boyutu işin sadece
habercilerle ilgili olmadığının bir işareti. Belli ki Tahran hükümeti de bu
yayınların propaganda yönünü özel bir gözlükle izliyor.

Zira aynı Tehran Times, bizim basına yansıyan Gümüş odaklı magazin
haberlerinden farklı notlar da sunmuş bahis konusu makalede; "Suudi
Arabistan'daki Araplar'ı Şii kültürüne karşı koymak ve Arap dünyasında
Şiiler üzerindeki manevi etkisini azaltmak amacıyla, kurnazca, Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a haber araçlarına girme olanağı tanınıyor.
Türkiye'ye, Ortadoğu'nun siyasi, kültürel ve ekonomik yaşamında daha aktif
bir rol oynayabilmesinin hedefleniyor."

İşte bu satırlar artık ispatlıyor ki, İran, adı geçen Türk dizilerini
bölgeye ve kendine yönelik profesyonel bir propaganda mekanizmasının
harekete geçmesi olarak analiz ediyor.

Ve bu analizi açık biçimde küresel ve bölgesel dengeler ile planların
üzerine oturtuyor. İran'ın bu denge ve planlarda gördüğü şu;

Türkiye ve bazı Körfez ülkeleri tarafından siyasi ve kültürel bir plan
tasarlanıyor. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel
Sekreteri seçilmesi, Türkiye'nin İsrail ve Suriye arasındaki arabuluculuğu,
Lübnan ve Filistin'de yaşanan son gelişmelerdeki rolü bunların
ipuçlarından.

*Bu planı kim işletebilir?*

İran'ın öne sürdüğü iddia özünde Suudi Arabistan ve Türkiye'yi merkeze
oturtuyor. Doğruysa bile kaynak konusunda biraz daha özenli olunması
gerekebilir. Çünkü inanılmaz ekonomik gücüne rağmen ne Suudi Arabistan ve ne
de etkin siyasi ve askeri gücüne rağmen Türkiye, varsa, böyle bir planı tek
başlarına işletebilir mi?

Tahran (Times) iddialarının sebebini "İran'ı yalnızlaştırmak" olarak okuyor
ama bunu en çok kimin destekleyebileceği konusunda akil bir tanım
getiremiyor!

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap