*PERİNÇEK'İN KÖKENİ ORTAYA ÇIKTI*
   *Siyasette hiçbir zaman varlık gösterecek kadar oy alamadı. Ama her daim
etkili oldu ve bir şekilde gündeme oturmayı bildi. İşte Perinçek'in gerçek
yüzü...*

En büyük 'Türk ulusalcı' meğer Ermeni kökenliymiş. Ama Perinçek yaptığı
eylemlerle bu ülkede yalnız Türklerin değil Türk halkıyla ayrısı gayrısı
olmayan ve barış içinde yaşayan Ermenilerin de yüz karası oldu.

Siyasette hiçbir zaman varlık gösterecek kadar oy alamadı. TBMM'ne girmeyi
başaramadı. Ama her daim etkili oldu ve bir şekilde gündeme oturmayı bildi.
Hatta çoğu zaman gündem belirledi. Açıkladığı MİT raporlarıyla, 28 Şubat
Dönemi'ndeki aktif tutumuyla yakın tarihimizde silinmez izler bıraktı.
Dev-Genç'in genel başkanlığını yapacak kadar iyi sosyalistti. Şimdi ise
hafızalarımızda Ulusalcı yani Nasyonalsosyalist olarak yeretti. AKP
iktidarının ardından ortaya çıkan Kızılelma Koalisyonu'nun en önemli
isimlerindendi. Adı şimdi Ergenekon Terör Örgütü Davası iddianamesinde,
örgüt kurucuları arasında geçiyor.

Doğu Perinçek, Erzincan-Eğin'den. Eğin'in de Apçağa köyünden. İddiasına göre
soyu Kafkaslara dayanıyor. Eğin ve özellikle Apçağa üzerine yapılan
araştırmalarda, buraya Kafkaslardan gelenlere rastlanmıyor. Ermeni, Rum ve
Anadolu'da yaşamış diğer halklardan geriye kalanlar yani "yerli sekene" ve
biraz da Türkler oluşturuyor Eğin ve Apçağa'nın nüfusunu. Biz isterseniz
önce ansiklopedik biyografisinden başlayalım ve sözü daha sonra Apçağa ve
dede Mehmet Sadık Efendi'ye getirelim...

*DEV-GENÇ'İN BAŞKANIYDI*

Doğu Perinçek, 17 Haziran 1942'de babasının askerliği sırasında doğdu. Baba
Sadık Perinçek yedeksubaydı ve Gaziantep'te görev yapıyordu. İşte küçük
Perinçek gözlerini Gaziantep'te dünyaya açtı. İlk çocukluk yıllarını
babasının yedeksubaylık ve yargıçlık görevleri nedeniyle sırasıyla
Gaziantep, Antakya ve Diyarbakır'da geçirdi. Beş yaşından sonra Ankara'da
büyüdü. Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Bahçelievler Deneme
Lisesi'nde ilk ve orta öğrenim gördü.

Üniversite yıllarında, 1962 ve 1963'te toplam on ay Almanya'da işçilik yaptı
ve Almanca öğrendi. Haziran 1964'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni
bitirdi. Kamu Hukuku (Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri) kürsüsüne asistan
olarak girdi. 1967 yılında Dönüşüm dergisi yazı kurulu üyesi ve başyazarı
idi. Almanya'da Türk Toplumcular Ocağı kurucusu ve ilk genel başkanı
olmuştu. Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesiydi. TİP'in Bilim Kurulu'nda görev
aldı ve Güvenlik Komitesi başkanlığı görevlerini yürüttü. TİP içindeki
"Devrimci Muhalefet" hareketinin önderlerindendi.

Perinçek 1968'de hukuk doktoru oldu. Doktora tezinin konusu ve ilk kitabı,
Türkiye'de Siyasi Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi'ydi. Aynı yıl
daha sonra Dev-Genç adını alacak olan Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF)
genel başkanı olmuştu. Yine aynı yılın Kasım ayında, arkadaşlarıyla birlikte
Aydınlık dergisini yayınlamaya başladı. Aydınlık'ın başlangıçtaki kurucuları
Şahin Alpay, Cengiz Çandar, Gün Zileli, Erdoğan Güçbilmez, Vahap Erdoğdu,
Atıl Ant, Münir Ramazan Aktolga ve Doğu Perinçek'ti.

1969 Temmuz'unda İşçi Köylü gazetesini kurdu ve başyazarı oldu. 12 Mart
Muhtırası'nın ardından başlayan tutuklama dalgasından Doğu Perinçek de
nasibini almıştı. Tutuklanmış ve yapılan yargılama sonucunda yirmi yıl hapis
cezasına çarptırılmıştı. Cezasını çekerken 1974 Affı imdadına yetişti ve
Doğu Perinçek serbest bırakıldı. Siyasi hayatına kaldığı yerden
başlayacaktı. Bu arada hayatına bir kadın, Sırma Ersanlı girecekti. 1974
yılında evlenen Doğu Perinçek'in evliliği ancak iki yıl sürebilmişti. Bu
evlilikten Zeynep Perinçek doğmuştu.

28 Ocak 1978'de Aydınlık Davası'nın aklanmayla sonuçlanması üzerine Türkiye
İşçi Köylü Partisi'nin kuruluşuna önderlik etti ve ilk genel başkanı oldu.
Türkiye bu yıllarda sağ-sol çatışmaları içinde kıvranıyordu. Terör şehirleri
teslim almıştı. Silahlı çatışmalar alınan tüm önlemlere rağmen
engellenemiyordu. İşte tam bu ortamda 12 Eylül 1980'de Türkiye'de askeri
darbe oldu. Bu Perinçek'in kişisel tarihi için de çok önemliydi. Perinçek
tutuklandı ve 1985 yılına kadar, tam beş sene tutuklu kaldı. Serbest
bırakıldıktan iki yıl sonra, Ocak 1987'de haftalık "2000'e Doğru" dergisini
yayınlamaya başladı. Bu dergide de genel yayın yönetmeni ve başyazarlık
görevlerinde bulundu.


Bu defa da neredeyse iç savaş görüntüsü veren etnik çatışma yüzünden başı
derde girdi. Güneydoğu Anadolu bölgesinde muhalif aydınları "te'dib" etmeye
yönelik çıkartılan "Sansür Sürgün Kararnamesi"nin kurbanı oldu. 1990
yılında, Diyarbakır Cezaevi'nde üç ay tutuklu kaldı. 1991 yılında Türk Ceza
Kanunu'nun 141. maddesinin kaldırılmasıyla, yeniden siyasi haklarına kavuştu
ve aynı yılın Temmuz ayında Sosyalist Parti'nin İkinci Büyük Kongresi'nde
genel başkanlığa seçildi. Bir yıl sonra Sosyalist Parti'nin Anayasa
Mahkemesi'nce kapatılması üzerine kurulan İşçi Partisi'nin genel başkanı
oldu. Ancak Perinçek hakkında 1991 seçimlerinde TRT'de yapılan Liderler Açık
Oturumu'nda yaptığı konuşma nedeniyle kendisine Terörle Mücadele Yasası'nın
sekizinci maddesine dayanılarak on dört ay hapis cezası verildi. Bu ceza
bittiğinde tarihler 8 Ağustos 1999'u gösteriyordu. On ay, on gün Haymana
Cezaevi'nde kalmıştı. Basın suçlarını erteleyen yasayla yeniden siyasal
haklarına kavuştu. 19 Ekim 1999'da toplanan İşçi Partisi Olağanüstü
Kongresi'nde yeniden genel başkan seçildi. Halen Şule Perinçek'le evli olan
Doğu Perinçek'in bu evlilikten üç çocuğu oldu: Kiraz, Mehmet ve Can
Perinçek.

*ERMENİ NÜFUS TÜRKLERE YAKLAŞMIŞTI*

Türk siyasi hayatının belki de en tartışmalı isminin hayatından satır
başları böyle. Ama biz biraz geriye, Erzincan-Eğin'e, oradan da Apçağa
köyüne uzanmak istiyoruz. Dedesinin babası Mehmet Sadık Efendi, 1850
tarihinde Apçağa köyünde doğdu. Apçağa, o tarihlerde Abuçeh diye anılıyordu.
Özellikle yöredeki Ermeniler, Abuçeh adını kullanıyordu. Babasının adı Hacı
Mehmet, anne adı ise Ayşe'ydi. Mehmet Sadık Efendi, Eğin'de (Kemaliye)
belediye katipliği yaptı. Daha sonraları muhtelif yerlerde posta müdürlüğü
görevlerinde bulundu. En son 1915 yılında Mekke'nin posta müdürlüğü görevini
yürütmüştü. Aynı tarihte ailenin bir başka yakın akrabası da Cidde posta
müdürü idi. Bu akraba, Cumhuriyet'in ilanı ve sonrasında yaşanan devrimlerin
ardından "Çitlioğlu" soyadını almıştı. Yani ailenin bir kısmı bugün
Çitlioğlu soyadını kullanmakta.

Doğu Perinçek'in dedesi Mehmet Cemal Perinçek de, 1887'de Apçağa'da doğdu.
Önce Sıbyan mektebine, ardından da Eğin Rüştiyesi'ne gitti. Buradan
şehadetname (diploma) alan Mehmet Cemal Efendi, Türkçe ve Fransızca okuyup
yazabilmekteydi. 1906 senesinde Ankara'da Telgraf ve Posta Müdürlüğü'nde
muhabere memuru olarak işe başlamıştı. Bir süre sonra Yozgat Posta ve
Telgraf Müdürlüğü'nde muhabere görevine tayin edildi. İlerleyen yıllarda ise
Refahiye'de Telgraf Müdürlüğü yaptı.

Burada hem Mehmet Sadık Efendi, hem de Apçağa üzerinde durmakta fayda var.
Bölgeyi anlamak, demografik yapısı hakkında bilgi almak için bakılacak en
iyi yer Şeriyye Sicilleri yani Mahkeme Kayıtları'dır. Osmanlı mahkeme
kayıtları olan Şeriyye Sicilleri, bize bir bölgenin sosyal, iktisadi, dini
vb. hakkında ortaya çıkan sorunları ve çözüm yollarını sunmaktadır. Daha
doğru bir ifadeyle oradaki halk arasında meydana gelen anlaşmazlıklar
hakkında mahkeme üyelerinin, şahitlerin ve iddia sahiplerinin ifadeleri,
görülen davada kayda geçirilir. Daha sonra bu kayıtlar mahkeme tarafından
saklanır. Mahkeme kayıtlarında davacının da, davalının da davaya geçmeden
önce adres tespitleri yapılır. Daha sonra her iki tarafın isimleri, baba ve
dede isimleri, varsa aile-sülale ünvanları kayıt altına alınırdı. Bu
bilgiler bütün mahkeme kayıtlarında mevcuttu.

Bu kayıtlara bakıldığında Ondokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın
başlangıcında bölgede ciddi bir Ermeni nüfus vardı. Bunların önemli bir
kısmı zanaatkâr ve esnaftı. Ermeniler, daha çok Eğin kasabasında
yerleşmişlerdi. Özellikle kasaba içerisindeki mahallelerde pek çok
Ermeni'nin ikâmet ettiği, bugüne kadar gelen belgelerden anlaşılmaktadır.
Kasabada Dörtyol Ağzı Mahallesi ile Süfela Mahallesi, Ermenilerin yoğun
bulunduğu mahalleler arasındaydı. Eğin'e bağlı köylerde de Ermenilerin yoğun
bir surette yaşadıkları çok rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Özellikle
Gemer-gab (Kemer-gab), Apçağa ve İliç bu köylerin en iyi örnekleridir.
Şeriyye Sicilleri'ne göre Eğin de az da olsa Rumlar da yaşamaktadır. Rumlar
özellikle Vanik köyü ve çevresinde bulunmaktaydı.

Apçağa, içinde çok az Müslüman'ın yaşadığı bir Ermeni köyüydü. Şeriyye
Sicillerin'de Apçağa ile ilgili on mahkeme kaydından sadece bir tanesi
Müslümanlara aitti. Mahkeme kayıtlarının onda dokuzu Ermenilere aitti.
Kısaca köyün önemli bir kısmı Ermeni'ydi; ancak az da olsa Müslüman nüfusun
yaşadığı kaynaklardan anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Apçağa köyü
muhtarlarının ve köy ihtiyar heyetinin tamamı Ermenilerden meydana
geliyordu. Nitekim Apçağa'dan mahkemeye başvuran bir Ermeni'nin davasına
köyün "muhtar-ı evveli Kozmoz veled Tebimbek" ile muhtar-ı sanisi "Hamtor
veled Aleksan; ihtiyar heyetinden ise Kirkor veled Agop, Kirkor veled Artin,
Karabet veled Nihayet" katılmışlardı.

Eğin'in bir başka köyü, İliç de Şeriyye Sicili'ne göre Ermeni köyü olarak
gözükmektedir. İliç'ten mahkemeye başvuran tek bir Müslüman'a rastlamak
mümkün değildir. Köyde yaşayanların tamamı Ermeni'dir. Mahkeme kayıtlarına
göre köy muhtarının adı Kirkor veled Relham'dı. Bölgede az da olsa bir Rum
nüfusu yaşamaktaydı. Eğin'in sadece Vanik köyünde yaşayan Rumların arasında
başka millet ve dinden insan yoktu. Köyden mahkemeye Rumlar dışında tek bir
başvuru olmamıştı.

*MUHTESİP MEHMET SADIK*

Eğin'de yaşayan Ermenilerin ortak özelliklerinden birisi de aile/sülale
ünvanlarına sahip olmalarıydı. Daha şaşırtıcı olan ise bu ünvanların büyük
kısmınınTürkçe isimlerden oluşmasıydı. Muratoğlu, Değirmencioğlu,
Tokatlıoğlu, Keçioğlu, Bayındıroğlu, Gülümoğlu, Reisoğlu, Çilingiroğlu,
Külükçüoğlu, Narlıoğlu, Sarıoğlu, Dürümoğlu, Ekreklioğlu, Dedeoğlu,
Yalancıoğlu, Kasaboğlu, Çobanoğlu, Ayvazoğlu, Eskicioğlu, Hozatoğlu,
Çirkinoğlu, Karagözoğlu, Şahenkoğlu, Şahinoğlu, Eskihanoğlu, Canikoğlu bu
aile ya da sülale ünvanlarından bazılarıydı. Ayrıca aidiyet olarak hangi
milletten olduğu anlaşılamayan isimler de vardı; Perinçoğlu, Kalbetoğlu,
Ladifoğlu vb. Ayrıca mahkeme kayıtlarına göre bazı Ermeni kadınlarının
Türkçe isimler taşıdığı anlaşılmaktaydı; Sultan, Nazlı, Dudu, Zümrüt, Elmas,
Meryem gibi. Ancak bunlar istisnadır. Ermeni kadınlarının büyük çoğunluğu
kendi dillerinde, Ermenice isimler taşımaktaydı. Ermeni erkeklerinin ise
tamamı kendi milletlerine ait isimleri kullanmaktaydı.

Perinçoğlu ünvanının kökenini anlamak için yine Şeriyye Sicilleri'ne
bakmakta fayda var. Burada adı geçen Perinçoğullarının hepsi Ermeni
kökenlidir. Örneğin, "Eğin kazasının nefs-i kasaba mahallelerinden Arpeki
sakinlerinden ve teb'a-yı devlet-i aliyyenin Ermeni milletinden Parinçoğlu
(Perinçoğulları) Estepan ve Haçador veled Kifork nam kimesneler
erkarındaşları Ohannes veled Perinç muvacehesinde görülen dava" bunlardan
birisidir. Bir başka kayıtta ise Perinçoğlu Estepan'ın kaydı görülmekte;
"Mamüretü'l-aziz Vilayeti'nde Eğin kazasının merkez kasabası mahallelerinden
Eriği Çori Kaldırımı Mahallesi ahalisinden ve Osmanlı Devleti teb'asından ve
Ermeni milletinden Perinçoğlu Estepan'ın hanesine varıp vesikada da isimleri
yazılı olan kimselerin huzurunda ve meclis-i şer'-i şerifte görülen davaya
dair."

Şeriyye Sicilleri'nde bulunan bir başka belge ise Doğu Perinçek'in büyük
dedesi Mehmet Sadık Efendi ile ilgili soru işaretleri oluşturdu. Çünkü Eğin
doğumlu Mehmet Sadık, Şeriyye Sicilleri'ne göre "mühtedi" idi. Yani sonradan
İslam dinini kabul etmiş, "hidayete ermiş" bir isimdi. Eğinli Mühtedi Mehmet
Sadık'ın görevi muhtesiplikti.

Doğu Perinçek'in uzak geçmişinden biraz daha yakına gelelim. Burada
karşımıza çıkan isim baba Mehmet Sadık Perinçek olacak. Sadık Perinçek,
Mehmet Cemal Perinçek'in yedi çocuğundan birisiydi. Annesi de aynı köyden
Rahime Behiye Hanımdı. Erzincan'ın Eğin (Kemaliye) ilçesinde, 1915 yılında
dünyaya geldi. İlkokulu Erzincan'ın Refahiye ilçesinde, ortaokulun iki
yılını ise Giresun'da okudu. Üçüncü ve son sınıfı Malatya'da tamamladı. 1933
yılında Sivas Lisesi'ni bitirdi. 1939-1940 eğitim-öğretim yılında İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

*DARBEYİ GEREKLİ GÖRDÜ*

Yedeksubay olarak askerlik yaptı. Hatay'da hakimlik stajına başladı. 1943
yılında ise Diyarbakır'a hakim olarak gönderildi. 1945-1954 yılları arasında
Ankara'da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı görevinde bulundu. 1954'te
görevinden ayrılarak Erzincan'dan Demokrat Parti milletvekili seçildi.
1957'den 1961'e kadar avukatlık yaptı. 1961'de genel başkanlığını Ekrem
Alican'ın yaptığı Yeni Türkiye Partisi'nden Erzincan milletvekili seçilerek
Kurucu Meclis'e girdi. Daha sonra Adalet Partisi'ne katıldı. Aynı yıl
yapılan seçimde tekrar Erzincan milletvekili seçildi. 1965 ve 1969
seçimlerinde de milletvekili oldu. Mehmet Sadık Perinçek, 1965 yılında
Adalet Partisi genel başkan yardımcılığı görevine seçildi. Oğlu Doğu
Perinçek'in adının şiddet olaylarına karışması siyasi kariyerini etkiledi.
Bu yüzden parti genel başkan yardımcılığı görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

M. Sadık Perinçek, siyasete Demokrat Parti'den milletvekili seçilerek girse
de, parti ile her konuda aynı çizgide durmamıştı. O yüzden 1957'de ikinci
defa milletvekili olamamıştı. 27 Mayıs Darbesi'ni ise son derece olumlu
karşılamış, "Çok iyi oldu, başka çaresi yoktu" demişti. DP'de Adnan
Menderes'ten daha çok Savunma Bakanı Ethem Menderes çizgisine yakındı.
Yassıada'da yargılanan devrik başbakan Adnan Menderes'in avukatlığını
yapması istendiğinde, bu isteği hiç düşünmeden geri çevirmişti. Sonradan
AP'ye girmişti ama Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam
kararının oylamasına katılmayarak, parti grubu dışında hareket etmişti. M.
Sadık Perinçek, milletvekilliğinden sonra uzun yıllar avukatlık yaptı.

Türk Ceza Kanunu ve Buna Ait Seçilmiş Temyiz Mahkemesi Kararları, Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İlgili Temyiz Mahkemesi Kararları, Hususi Kanun
ve Nizamnameler (arkadaşlarıyla birlikte) hazırlayıp yayınlanan, hukuk
alandaki yapıtlarıdır. Ayrıca, Atatürk'ün 'Eskişehir-İzmit Konuşmaları',
Yusuf Akçura'nın 'Türkçülüğün Tarihi, Türk Tarihinin Ana Hatları', Erzincan
Valisi Ali Kemalî'nin 'Erzincan Tarihi', Ruşenî'nin 'Din Yok Milliyet Var',
Jean Meslier'in 'Sağduyu', Caetano'nun 'İslam Tarihi-I', İbrahim Olcaytu'nun
'Hayatım ve Şiirlerim, Folklor Defterleri-I ve II' adlı kitaplarını bugünkü
dile çevirdi. Bunlar Kaynak ve Kalan Yayınları'nca yayımlandı. 'Atatürk'ün
Bütün Eserleri'nin Danışma Kurulu Üyeliği'nde bulundu. 13 Eylül 2000'de
öldü. Ankara'da Cebeci'deki Asrî Mezarlık'ta toprağa verildi. Doğu
Perinçek'in annesi ise Malatya, Darende'dendi. Balaban (Gerimter) köyünden,
Hacıoğulları ailesinden öğretmen İbrahim Olcaytu'nun kızı Lebibe
Perinçek'ti. Dayısı ise daha sonra tümgeneralliğe yükselecek olan Turhan
Olcaytu'ydu.

Chronicle Dergisi, yakın tarihin en karanlık, en gizemli ilişkiler ağında
yer alan ismi Doğu Perinçek'i dosya yaptı. İşte ilginç alıntı:

Doğu Perinçek'in hayatında birbirinden ilginç bağlantılar vardı. Dayısı Em.
Tümg. Turhan Olcaytu, 12 Mart Muhtırası öncesinde etkin isimlerden
birisiydi. Adı kurulmuş olan cuntaya verilen Em. Tümg. Cemal Madanoğlu,
Perinçek'in ilk eşi Sırma Ersanlı'nın eniştesiydi. Yine Doğu Perinçek'in
teyze oğlu, yani kuzeni Gürbüz Tüfekçi'nin arası TSK mensuplarıyla çok
iyiydi. Çevresi Tüfekçi'yi MİT mensubu olarak biliyordu.

Doğu Perinçek'in sınıf arkadaşları da oldukça önemli isimlerden oluşuyordu.
1964'te mezun olduğu Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden dönem
arkadaşları Mikdat Alpay ve Uğur Mumcu'ydu. Alpay daha sonraki yıllarda MİT
Müsteşar Yardımcılığı görevine kadar yükseldi. 28 Şubat Dönemi'nde adından
en fazla bahsedilen MİT görevlisi herhalde Mikdat Alpay'dı. Hukuk Fakültesi,
Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) ile yanyana olduğundan, Perinçek'in
etkinlik alanı bu okula da sıçramıştı. SBF, o günlerde siyasi çalkantıların
tam odağındaydı. Şahin Alpay, Cengiz Çandar, Nuri Çolakoğlu, Ömer Madra,
Cüneyt Akalın, Halil Berktay gibi o dönemin geleceği parlak SBF ve Ortadoğu
Teknik Üniversitesi asistanları, Perinçek'in etrafında toplandı. Perinçek,
1968'de devrimci gençliğin en üst kuruluşu olan Fikir Kulüpleri Federasyonu
(Dev-Genç) başkanlığına seçildiğinde Ankara Hukuk Fakültesi'nde asistandı.

Sosyalistlikten ulusalcılığa, ateizmden Müslümanlığa savrulan bir hayatın
ortasında Doğu Perinçek, Ergenekon Davası'nın en önemli zanlıları
arasında...

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap