*Doğan ve Mutlu Ticaret sunar*    *20/09/2008 - 10*   * *
    * Ahmet KEKEÇ - STAR *


  *Emin abi diyor ki, 'Bu kavganın sonucunda giden taraf olmaz ancak, Doğan
grubu çatlar, fakat kırılmaz. Kavganın galibi de AK Parti olur...*

Emin abi diyor ki, *'Bu kavganın sonucunda giden taraf olmaz ancak, Doğan
grubu çatlar, fakat kırılmaz. Kavganın galibi de AK Parti olur. Çünkü AK
Parti daha 2-3 yıl iktidarda ve Doğan Grubu'nun açığı çok.'

*İşte bu...

*Fox TV*'den Kadir Çelik'e konuşan *Çölaşan* başka itiraflarda da
bulunuyor...

Mesela, *Hürriyet*'te yazdığı dönemde, yani *Doğan Grubu* ile *AK
Parti*iktidarının ilişkilerinin iyi olduğu günlerde kendisine,
Başbakan ve Maliye
Bakanlığı hakkında aleyhte yazılar yazmaması söylenmiş.

Bütün saflığını kuşanarak diyor ki Emin abi, *'Maliye Bakanlığı ile işleri
vardı bu yüzden dokunamıyorlardı. Sağlık Bakanlığı veya Milli Eğitim
Bakanlığı hakkında eleştiriler yazabiliyordum, ancak Maliye Bakanlığı
hakkında asla...'

*Kadir Çelik'e anlattıkları, itirafların ancak bir cüzünü oluşturabilir.

Siz en iyisi, *Emin Çölaşan* imzalı *'Kovulduk Ey Halkım Unutma
Bizi'*kitabını okuyun.

Doğan Grubu ve hükümet ilişkileri, otuz iki kısım tekmili birden bu kitapta.


Mesela, *Ertuğrul Özkök*, sık sık Emin Çölaşan'ı arıyor ve şuna benzer
şeyler söylüyor: *'Gene yapmışsın yapacağını. Aydın Bey çok kızdı
yazdıklarına. Kaç kere söyledim, yazma arkadaş bunların aleyhinde. Bak ne
güzel maaşını alıyorsun, ağzının tadını bozma. Biz de keyfimizden
susmuyoruz, azıcık sabret. Zamanı geldiğinde biz bunlarla papaz olmasını
biliriz.'

*Demek ki zamanı geldi.

Demek ki *'muhalefet rolü'* oynamak için *'rafineri'* ve *'imar izni'*ni
bekliyorlarmış.

Demiştim ya, Doğan Grubu gazeteleri, gazeteciliğin en temel kuralını
çiğniyor; herkes manşetlik haber için kırk takla atarken, bunlar haber
biriktiriyor...

*Deniz Feneri* olayı bir buçuk yıl kadar önce gündeme geldi.

*Tuncay Özkan*'ın *Kanal Türk*'ü dışında, pek itibar eden olmadı habere.

Doğan Grubu gazetelerinin olağanüstü gayretlerinden sonra (tabii *CHP*'nin
de yaratıcı katkılarıyla), olay *'yolsuzluk davası'* olmaktan çıkıp, siyasi
iktidara karşı topyekün muhalefet hareketine dönüştü.

Hemen belirteyim:

Deniz Feneri davası sonuçlandı. Suçlular değişik hapis cezalarına
çarptırıldı.

Olayın Türkiye ayağı da mutlaka soruşturulmalıdır.

*Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu* mu olur, *Başbakanlık Denetleme
Kurulu*mu olur, yoksa teşekkül edecek bağımsız bir denetleme kurulu mu
olur, derhal
iddiaları araştırmalı, hatta Almanya'daki *'mahkeme safahatı'*nı da teşrih
masasına yatırmalıdır.

Hemen aklıma, niçin *Etibank* davasında tutuklanıp cezaevine tıkılmadığını
çözemediğimiz *Zafer Mutlu*'nun veciz sözü geliyor.

Kendisiyle röportaja giden *Nihal Mete Ün*'e demişti ki, *'Ne gazeteciliği
kardeşim, biz burada dükkan açtık, para kazanıyoruz.'

*Bu röportaj, *Aydın Doğan*'ın patronajındaki bir haftalık gazetede, *Pazar
Postası'*nda yayımlandı.

İkili (Doğan ve Mutlu) o dönemde *'hasım'*dı.

Şimdi kol kola pek çok başarıya imza atıyorlar.

Mutlu, hangi parayla kurulduğunu çözemediğimiz gazetesi *Vatan*'la birlikte
Aydın Doğan'ın himayesine girdi.

Pek bir imtizaç ediyorlar.

Pek sevişiyorlar.

Deniz Feneri davasında da *'ortak hedefe'* ateş ediyorlar; giderek
pespayeleşen ve zıvanadan çıkan tetikçi yazarlarıyla.

Tabii, teşekkül edecek bağımsız denetleme kurulu, *'medyamızın hallerine' *de
şöyle bir bakmalı...

Mutlaka bakmalı.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap