NE FENERİ?  Cihan TÜRKER   21 Eylül 2008 17:20

Deniz Feneri davası neticelenmeden fazlaca da yazmak istemedim. Ancak,
Almanya'da ortaya çıkarılan yolsuzluk, hırsızlık tescillendiği ve üç kişinin
mahkumiyeti kesinleştiği için artık daha rahat yazabiliyorum.

Daha rahat yazabiliyorum, diyorum zira, milletimizin en güzel hasletlerinden
birisi olan sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygularına da bir olumsuz
örnekten hareketle zarar verici bir anlayışın yaygınlaşmasına katkıda
bulunanlardan da olmak istemiyorum. Ancak, görünen o ki, çok güzel bir hayır
organizasyonu olarak başlayan, bundan ötürü de kısa bir zaman içinde büyük
kitlelerin takdirine ulaşan ve buna müsavi destek bulan Deniz Feneri adlı
yapılanma, maalesef rayından çıkmış, birilerinin suiistimal ettiği,
insanlarımızın hayır hasenat duyguları ile emanet ettiği varlıkları
hortumlayan bir yapıya bürünmüş...

Şimdi Almanya'da bu yapılanmaya destek veren gurbetçilerimiz diyorlar ki,
"Deniz Feneri değil, keriz feneri imiş..." Bundan daha kötü bir netice
olabilir mi, hayır için atılan adımlarda, varabileceğimiz? Çeşitli
gazetelerde kıymet verdiğim yazarları takip ediyorum; onlara da hayret
ediyorum. Örneğin Hakan Albayrak, Yeni Şafak'tan. Tutmuş bu sahtekarlık
yapılanmasını savunuyor. Kardeşim, bu yapıyı savunacak en son adam sen
olmalısın... Sen ne zaman haram yedin, ne zaman böyle yamuk yumuk işlere
karıştın ki, kalkıp savunuyorsun... Bir diğeri Hasan Celal Güzel,
Radikal'de... Bir zamanlar genel başkanı olduğu Yeniden Doğuş Partisi'nin
Sağlık Sokak'taki genel merkez binasının girişine "Bu kapıdan hırsızlar
giremez" diye tabela koyduracak kadar dürüst olan Hasan Celal Güzel de
kalkmış fenercileri, onu bunu savunuyor. Hele Şaban Dişli'yi dahi hiç
kabahatsizmertebesine çıkarmaya matuf cümleleri yok mu? İnanın
yakıştıramadım. Dişli dosyasını okuyup kahrolan Bülent Arınç'a dahi sempati
duymaya başladım... Hasan Celal Güzel, akrabası olan Gaziantep Belediye
Başkanı Asım Güzelbey'i savunurken, diğerlerini de araya katıyor. RTÜK
Başkanı Akman'dan, Deniz Feneri'ne, Dişliye varıncaya kadar herkesi bir bir
temizliyor.  Ancak kazın ayağı öyle değil. Gaziantep'te bir yolsuzluk
olmuştur. Bu yolsuzluk belediyecilik enstrümanları kullanılarak olmuştur.
Düşük fiyatla alınan bir arazi kısa sürede yüksek rant yaptırılacak noktaya
taşınmış ve bu işten birilerinin cebine trilyonlar inmiştir. Asım Güzelbey
buradan bir kuruş dahi nemalanmamış olabilir, bu ayrı bir konudur ama burada
kullanılan yönten açıktır. Belediye kullanılmıştır. Belediyeye de rant
sağlandığı doğrudur ama belediyelerin bu tür yöntemlerle kaynak temininin
ahlaki olduğunu kim iddia edebilir? Gelelim Deniz Feneri'ne, artık
söylenecek hangi söz kaldı? Almanya diyor ki, "Bu işin içyüzünü ben ortaya
koydum, şimdi takibat sırası Türkiye'de. Üstü örtülmesin, kapatılmasın, o
zaman dört isim ortaya çıkıyor..." Bizim değerli dürüst siyasetle nam salmış
Hasan Celal'imiz ne diyor, peki? "Hayır, onlar böyle şey yapmazlar,
dürüstler..."

Evet, artık görüldüğü üzere her şeyin tadı kaçtı. Ölçü kaçtı. Kimsenin işi
eğrisiyle doğrusuyla görme ihtiyacı yok. Yaklaşımlar tam bir tarafgir olma
mantığı ile dolu... İyi de, bizler doğruya, güzele, ahlaki olana, hukuki
olana değil de AKP'ye veya CHP'ye mi taraftar olmalıyız? Allah bize bunların
mı hesabını soracak yoksa doğrulardan mı sual edecek... Ne yazık ki, yıllar
boyunca durduğumuz çizgilerimizi bile kaybettirecek bir kirlilik var
ortalıkta ve benim çok sevdiğim, değer verdiğim insanlar nahak yere
kendilerini de bu helak olmuşlar safına atarak yakıyorlar...

Buradan söylüyorum, artık milletimizin sosyal yardımlaşma ve dayanışma
duygularını zedeleyecek, hayır hasenat faaliyetlerini sekteye uğratacak
girişimlerde bulunmak doğru değildir, ancak, bu işin suistimali yoluna
gidenleri korumak, kollamak da doğru değildir. Maksadımız, sosyal
yardımlaşma ve dayanışma duygularını ayakta tutmak olsa bile asla doğru
değildir. Bir güzel söz vardır: "Haramla yapılan bina ayakta durmaz" diye...
Bir işe haram bulaşınca o işin yaşama şansı zaten yok, bari,
şahsiyetleriyle, geçmişleriyle bu toplumun gözünde ve gönlünde yer etmiş
insanlar bu faciada kendilerini enkaz altında bırakmak konusunda aşırı bir
gayretkeşlik içine girmesinler...

Deniz Feneri ile ilgili milletimizin bir kanaati olmuştur. Bu kanaatin
oluşmasında açıktır ki, en büyük ve hatta tek sorumlu olanlar bu derneği
yönetenlerdir. Güven sarsılmıştır. Güven ortadan kalkınca yapı da anlamını
ve sihrini kaybetmiştir. Şimdi yapılması gereken insanlarımızı yeniden bu
türden tuzaklara düşmeyecekleri şekilde hayır ve hasenat faaliyetlerine
devama teşvik etmektir. Bunun için yazılıp çizilecek her satıra biz de katkı
veririz, ancak; birileri hangi maksatla olursa olsun hala, işi örtmeyi,
görmezden gelmeyi tercih ediyorsa bu hiç de iyi bir iş değildir. Hesabını
vallahi veremez...


-- 
Söylediklerinize dikkat edin;Düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...
"GERİ ZEKALI MANDA KAFALILARIN YÜZÜNDEN,YÜCE TÜRK MİLLETİNİ HELAK EYLEME
ALLAHIM"
"TÜRK,İHANETİ UNUTMAYAN VE DE UNUTTURMAYANDIR"

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap