Boğaziçi Üniversitesi'nde delinen çağdışı yasak üzerine...  Hasan Cemal  01
Ocak 1970 Perşembe 02:00
------------------------------
Üniversitelerde başörtüsü ya da türban yasağını 1980'li yılların sonundan
beri içime sindiremedim, sürekli eleştirdim.
Bu yasak için ayıp dedim.
Eşitliği çiğniyor dedim.
Toplumu cepheleştiriyor dedim.
Bölüyor, geriyor dedim.
Demokrasiye aykırı dedim.
Bugün de aynı görüşteyim.
Onun için de üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldıran anayasa
değişikliğini sonuna kadar destekledim, bunu iptal eden Anayasa Mahkemesi
kararını sonuna kadar eleştirdim.
Bu pencerelerimden bakarak, biraz da içim acıyarak izledim Boğaziçi
Üniversitesi'nde hafta içi yaşananları...
Özgürlükçü geleneğini tüm güçlüklere rağmen bunca yıldır yaşatmaya çalışan
Boğaziçi Üniversitesi kampusünün girişindeki görüntüleri televizyondan
seyrettim, bazı gazetelerdeki fotoğraflara baktım.
Yasakçılığın hem çirkin yüzü vardı.
Hem hüzün verici yanı.
İkisi de düşündürücüydü.
Ama bir de umut verici bir boyuttan söz edilebilirdi.
Başı örtülü olanla açık olan genç insanlar arasında sergilenen dayanışma
duygusu gerçekten sevindiriciydi ve insanı umut yolculuğuna çıkartabilecek
kadar övgüye değerdi.
Ekrem Dumanlı'nın deyişiyle:
"Alkışlar Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine!
Tebrikler 'öteki'nin özgürlük mücadelesine destek verene!
Lütfen Boğaziçi Üniversitesi'nin tarihine nakşedilecek o güzel fotoğrafa bir
daha bakın. Başörtülü öğrencilere karşı yürütülen kaba saba uygulamayı içine
sindiremeyen gençler bir araya gelmiş ve okula birlikte giriyor.
Saçları omuzlarında genç erkekler.
Başı açık genç kızlar.
Civciv sarısı saçları ve kot pantolonuyla alkış tutan gençler...
Ne demek istiyorlar acaba?
Aferin çocuklar!
Siyasetçilerin yapamadığını yaptınız. Gazeteciler de sizin kadar cesur
olamadı. Sivil toplum adına mangalda kül bırakmayan bazı darbe yandaşlarının
zaten sizin ufkunuza erişmesi mümkün değildi.
Gazetelere yansıyan (bazı gazetelere yansımayan ve asla yansımayacak olan)
dayanışma fotoğrafını niçin önemsiyorum biliyor musunuz?
Bu memlekette müzminleşmiş bazı problemler var ve o problemi ancak
'öteki'nin ortaya koyacağı empati kültürü çözebilir. Başörtüsü bunların
liste başında gelir.
Başörtüsünü, başörtüsüzlerin insaf ve izanı olmadan çözmek çok zor.
Aynı durum başı açık insanımız için de geçerli.
Bir insan kendi iradesiyle böyle bir tercih yapmışsa, kimin haddine ki ona
baskı uygulasın. Hangi mantıkla, hangi insafla, hangi vicdanla.
Başı açık bir bayana yapılan her türlü baskıyı bertaraf etmek başı kapalı
insanlara düşer. Oruçlu insana saygı, insana saygının gereğidir.
Oruçsuz insana yapılacak en küçük saygısızlığın karşısında dimdik durması
gerekenler de bizzat oruçlu insanların kendileridir.
Hayatı paylaşmak, sosyal barışı devam ettirmek ancak karşılıklı saygıyla
mümkündür çünkü..."(*)
İyi pazarlar!
-------------------
(*) Ekrem Dumanlı, Zaman, 25 Eylül 08.





-- 
Bir görüşün, anlayışın, ideolojinin vb. nin taraftarı olmak nesle olmayı her
zaman engelleşimtir, engelleyecektir. Ayrıca taraftar olmak güçsüz
kişiliklerin bağlandığı bir yoldur. Kendilerini ancak bu yolla ifade
ederler. Aslında kendileri yoktur. Kendilerinin önüne paylaşmaları için
konan her ne ise ondan dem vururlar. Oysa Allah her kulu için kendi kendine
düşünmesi, gerçeği bulması için beyin vermiştir. Neden insanlar kendi
beyinleri varken, kimi hesap içinde olanların beyinlerinin ürünlerini
kullanırlar ki...

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap