Ramazana düşman olmak yahut Şeker Bayramı palyaçoluğu  Nihat Nasır
------------------------------



İlkokul iki ya da üçüncü sınıftaydım.

Türkçe ders kitabındaki 'Şeker Bayramı' konulu bir okuma parçasında, tam
anlamıyla olmasa da, bildiğimiz bayramlara benzer bir 'bayram'dan söz
ediliyordu. Yazının başına da, dedesinin elini öpen bir çocuk, dedenin
koltuğunun hemen arkasında ayakta duran bir bay ve elindeki şeker tabağıyla
dedeye şeker ikram eden bir bayandan müteşekkil sosyetik bir aile resmi
konulmuştu.

Ama bir tuhaflık vardı o okuma parçasında ve resimde…

Bir kere çocuk bana hiç benzemiyordu. (Yahut ben o çocuğa hiç
benzemiyordum).

Hele sakalsız ve bıyıksız dedenin, benim dedemle uzaktan yakından bir
alakası yoktu.  Babamla annemi ise resimdeki hayli modern giyimli bay ve
bayanla mukayese etmem söz konusu bile olamazdı.

Tuhaflık bununla bitmiyordu tabii ki. Aynı memlekette yaşıyor olmamıza
rağmen o okuma parçasındaki 'bayram'dan tamamıyla habersizdik, ilginç bir
biçimde…

Evet, her ne kadar yazıdaki bayram kutlamaları bizim bildiğimiz Ramazan ve
Kurban bayramındaki kutlamalara benziyorsa da, adının 'şeker bayramı'
olması, bütün zorlamalarıma rağmen, zihnimdeki bayram algısıyla bir türlü
örtüşmüyordu.

Kafamdaki bu çelişkileri gidermeye çabaladım bir süre…


Neden bizim evde, hatta bizim şehirde hiç şeker bayramı olmazdı ki?!.

Sahi büyüklerimiz bu bayramı bizden gizlemekle ne yapmak istiyorlardı?!.
Birbiri ardına sökün eden bu sorulara cevap arıyordum…

Çocukluk işte, aklıma ilk olarak, büyüklerimizin o devirlerde, şekerin bir
tür lüks sayılması nedeniyle, ekstra bir masraftan kaçınmak için bu bayramı
gizleme ihtiyacı duymuş olabilecekleri geldi.

Ama bu düşünceden hemen vazgeçmiştim. Zira rahmetli babam, her kurban
bayramında muhakkak büyükbaş bir hayvan keserdi. Bayramı ibadet kabul eden
babam, kurbandan kaçınmazken, şeker almazlık etmezdi elbette.


Bu çelişkiyi çözmek bana göre değildi ve vazgeçtim yeni izah
senaryolarından.

Ama içimde, bu bayramı bizden gizledikleri için, büyüklerimize karşı bir
kırgınlık oluşmadı da değil doğrusu…

Aradan yıllar geçti, büyüdüm ve anladım ki, aslında 'şeker bayramı' diye bir
bayram yok ve hiçbir zaman olmamıştı!


Bütün mesele, dinden kaynaklanan değerlere ölesiye düşman bir zihniyetin,
paranoid kaygılarının halk üzerindeki komik tatbikatından ibaretmiş
meğerse...

Yahut dini, hayattan çekip almak için tatbik edilen vicdansızca bir
operasyon…

Artık hangisini beğenirseniz…

Başbakan 'şeker bayramı' söylemine bozuk attı ya, oradan geldi aklıma, bütün
bunlar. Meseleyi 'basit' bir tanımla olgusu olarak algılayanlar ve bu
nedenle de başbakanın bu tepkisini 'ti' ye alanlar, fena halde yanılıyorlar
bence.
Onlar, dine ve dinden kaynaklanan değerlere amansızca düşman bu idrakin,
aslında neyin peşinde olduğundan bîhaberler açıkçası.

Dinî bir değeri dönüştürmek peşinde olan bu kesimi anlayışla (!) karşılama
gayretleri ise kelimenin tam manasıyla mürailiktir!

Yaranma çabasıdır, bir tür yaltaklanmadır!..

Oysa onlara söylenmesi gereken söz kısaca şudur:


'Tamam, kardeşim anladık, dine, diyanete düşmansın! Ramazan diyince, namaz,
oruç, kurban, ibadet diyince tüylerin diken diken oluyor, bunu da anladık.
İyi de, bize ait bu değerleri hangi yetkiyle, yeniden tanımlamaya
çabalıyorsun? Bu hakkı nerden alıyorsun?! Gidip, kendi tefessüh etmiş
değerlerinle eğleşsene!'

'Noel baba'ya, 'Nail baba' deme rezilliğinin değişik bir versiyonudur,
Ramazan bayramına 'şeker bayramı' demek!

Ve sanıldığı gibi basit bir tanımlama farklılığı değildir bu…

Bilerek, gözeterek, kasten, yani taammüden, dine ait bir değeri iğdiş etme
çabasının ta kendisidir!

Bunu anlayışla karşılamak da, en az yadsımak kadar vahimdir.


Bayramı 'şekere' indirgeyen bir pespayeliği, makul bulmanın neden olacağı
komik hal de cabası…

'Şeker bayramı' peşinde olanlar şimdi tatilde.

Umarım, 'Ramazan bayramı' şuurunda olanlar, bu mübarek günleri hakkıyla
değerlendirme fırsatını kaçırmazlar.

Tatilcilere 'ne haliniz varsa görün!' derken, idrak ettiğimiz bu müstesna
zaman dilimini, Rabbimizin hediyesi olarak algılayanların bayramını en kalbi
hislerimle tebrik ediyorum.


Allah, mübarek kılsın…



[EMAIL PROTECTED]

8sutun.com
<[EMAIL PROTECTED]>





-- 
Bir görüşün, anlayışın, ideolojinin vb. nin taraftarı olmak nesle olmayı her
zaman engelleşimtir, engelleyecektir. Ayrıca taraftar olmak güçsüz
kişiliklerin bağlandığı bir yoldur. Kendilerini ancak bu yolla ifade
ederler. Aslında kendileri yoktur. Kendilerinin önüne paylaşmaları için
konan her ne ise ondan dem vururlar. Oysa Allah her kulu için kendi kendine
düşünmesi, gerçeği bulması için beyin vermiştir. Neden insanlar kendi
beyinleri varken, kimi hesap içinde olanların beyinlerinin ürünlerini
kullanırlar ki...

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap