Şekerin bayramı mı olurmuş yahu? Hasan Celal Güzel ------------------------------ Başbakan, bunun adı 'Şeker Bayramı' değil, 'Ramazan Bayramı' deyince kıyamet koptu. Neredeyse adamcağızı lâiklik düşmanı ilân edecekler de Abdurrahman Yalçınkaya bunu, açacağı yeni kapatma dâvası iddianamesinde 1. No.lu delil gösterecek. Demek ki bayramın ismi 'Şeker' olunca lâikliğe uygun, 'Ramazan' olunca aykırı oluyor. Öyle ya, hani lâiklik 'tüm sosyal ve kültürel yaşam' için de geçerliydi ya... Peki o halde Mevlid Şekeri ne olacak?... Efendim, bendeniz bu mübarek Ramazan Bayramı'na 'Şeker Bayramı' denilmesinden hiç mi hiç hoşlanmıyorum. Her yıl Bayram yazılarımda bu kızgınlığımı dile getiririm. Şekerin de bayramı mı olurmuş yahu?!... Şeker kamışı mahsulünü kaldıran tropikal bir ada ülkesi olsak, hasat festivali gibi bir şeker bayramı yapmaya hakkımız olurdu. Lâkin, otuz günlük Ramazan orucundan sonra gelen Ramazan Bayramı'nın adını unutturmak istercesine, misafirlere şeker ikram edildiği için 'Şeker Bayramı' diye tutturmayı anlamak mümkün değil... En iyisi ikisini de kullanmak... Anadolu'nun mütevazi insanları, yüzde 99 çoğunluk 'Ramazan Bayramı' demeye devam etsin; aslında bizden bir parça olan, azıcık sosyetik ve de medyatik dostlarımız da Ramazan Bayramı'nı lâikleştirerek 'Şeker Bayramı' desinler, bol bol şeker yesinler... *** Bir de, bayramda gelen misafirlere çikolatanın yanında 'likör' ikram edenler var... Sabah sabah böyle şeker bayramlı sosyetik birkaç kapı gezer de verilenleri yer içerseniz, öğleye kafayı bulmanız işten bile değildir. Aslında, bayram günleri en mübarek günler arasındadır ve bu bakımdan Ramazan'dan farkları yoktur. Kardeşim, eğer canın likör içmek istiyorsa oturur içersin ama ille de bayram günü misafirlere zorla içirmenin, hele içmeyene mânalı mânalı bakıp Bin Ladin muâmelesi yapmanın âlemi var mı?... Ya, Ramazan ayı boyunca orucunu tutup da, Bayram akşamı kendini meyhâneye atanlara ne demeli?... 'Bir başkadır benim memleketim...' Lâkin, şekercisiyle, likörcüsüyle ben bu memleketteki herkesi seviyorum ve kucaklıyorum. *** Haa bir de 'bayram kaçkınları' var... Eğer, tatil konusunda bir hayli cömert olan devletimiz kararname çıkarıp birkaç günlük ilâve yapmışsa ne âlâ... Yapmamışsa dahi, ne yapıp edip bayram tatilini dokuz güne tamamlayarak soluğu güneyde veya eğlencesi bol bir yerde alanlardan söz
ediyorum. Yahu, zaten senede sadece bir iki defa hatırını soracağınız büyükleriniz, akrabalarınız, dostlarınız, komşularınız var; bırakıp lüks otellerde para yemenin bir âlemi var mı?... Sonra gelsin visa kartı borçları, uzayıp giden taksit ödemeleri, bıkıp usandıran tüketici kredileri... Eskiden, bayram ziyaretleri için üç-dört gün kâfi gelmezdi. Ayrıca, sevgi, şefkat ve özlem dolu mektuplarla, süslü tebrik kartlarıyla gönül alınırdı. Şimdi öyle mi ya! Alırsınız elinize cep telefonunuzu, basmakalıp tebrikâtla ya da ciklet manisine benzeyen çocuksu ifadelerle doldurup eşe dosta ucuz tarafından 'mesajlar' yağdırırsınız, olur biter vesselâm... Siz de bayramda ikram edemediğiniz şekerlerinizle ve düt düt ötüp asâbınızı bozan beyin tümörü kaynağı cep telefonunuzla başbaşa kalırsınız. -- Bir görüşün, anlayışın, ideolojinin vb. nin taraftarı olmak nesle olmayı her zaman engelleşimtir, engelleyecektir. Ayrıca taraftar olmak güçsüz kişiliklerin bağlandığı bir yoldur. Kendilerini ancak bu yolla ifade ederler. Aslında kendileri yoktur. Kendilerinin önüne paylaşmaları için konan her ne ise ondan dem vururlar. Oysa Allah her kulu için kendi kendine düşünmesi, gerçeği bulması için beyin vermiştir. Neden insanlar kendi beyinleri varken, kimi hesap içinde olanların beyinlerinin ürünlerini kullanırlar ki... --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "borsamorsa" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [EMAIL PROTECTED] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
