<http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/katliamlar/index.html>*ERMENİ
KATLİAMLARI -11- ERMENİLERİN ERMENİLERE ZULMÜ*
**
*
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-katliamlari--11--ermenilerin-ermenilere-zulm?hl=tr
*
**
*ERMENİLERİN ERMENİLERE ZULMÜ*

Komitacı Ermeniler sadece Türkleri katliama tabi tutmakla kalmamış, aynı
zamanda durumlarından şüphelendikleri ve Türklerin tarafını tuttuğunu
düşündükleri Ermenilere de çeşitli zulümler yapmışlardır.

1890 Temmuzundaki Kumkapı gösterisinden sonra Hınçak Komitesi, durumlarından
şüphelendiği, hükümet taraftarı kabul ettiği Ermenilere suikastlar
uygulamaya başlamıştır.

Avukat Haçik, 15 yaşında Armenak adında bir Ermeni tarafından öldürülmüştür.

Gedikpaşa Kilisesi vaizi Dacad Vartabet, parçalanmıştır.

Ruhani Meclis'e üye seçilen Mampre Vartabet, hükümete ajanlık ettiği için
suikasta uğramış ve yaralanmıştır.

Patrik Aşıkyan'ın komitenin planlarını hükümete haber vermiş olmasından
şüphe edilmiş, bu sebeple, komite tarafından kur'a ile görevlendirilen
Diyarbakırlı Agop adında bir Ermeni genci tarafından 28 Mart 1894 günü
kendisine patrikhane kilisesinde bir suikast yapılmıştır. Suikastçının
kullandığı Karadağ tabancası bozuk olduğu için ateş almamış, genç Ermeni
tutuklanmıştır.

10 Mayıs 1894'te Hınçak Komitesi; Aşıkyan'ın arkadaşı kabul ettikleri Simon
Maksut'a, Galata'da Havyar Hanı önünde iki komiteci vasıtasıyla suikast
yaptırmışlardır.

Bu suikastlar hakkında Fransız elçisi Mösyö Cambon, 27 Mart 1894 tarihinde
Fransa Dışişleri Bakanlığı'na şu bilgiyi vermiştir:

*"Cambon'dan Casimir Perier'ye

Beyoğlu: 27 Mart 1894

Geçen Pazar günü Patrik Aşıkyan, ayinden sonra patrikhaneye dönmek üzere
Kumkapı Kilisesi'ni terk ederken on sekiz yarlarında bir Ermeni genci,
tabancası ile nişan alarak üstüne birkaç defa ateş etmiştir. Silah bozuk
olduğundan, patriğe hiçbir kurşun isabet etmemiştir. Patrik bayılmış ve
evinde tedavi görmüştür. Genç Ermeni karakola götürülmüş ve cinayetin sebebi
konusunda sorguya çekilince Aşıkyan'ın Ermenilerin düşmanı olduğunu, sık sık
hükümete ihbarlar yaptığını ve Ermenilerin de milleti bu adamdan kurtarmak
için and içtiklerini söylemiştir. Aynı zamanda kendisinin ve
mezhepdaşlarının padişaha bağlı olduklarını belirtmiştir.

Cambon"*

Mösyö Cambon'un 3 Haziran 1894'te gönderdiği mesajda ise şöyle
denilmektedir:

*"Cambon'dan Dışişleri Bakanı Hanotaux'ya

Beyoğlu: 3 Haziran 1894

Son günlerde İstanbul'da Ermeni cemaatinden birine suikast yapılmıştır.
Bugün tehlikeden kurtulmuş olan bu şahıs, Patrikhane kapı kahyası ya da baş
tercümanı, zengin bir banker, Harbiye Bakanlığı müteahhitlerinden Simon
Maksud Bey'dir. Patrikhane halk meclisi üyelerinden olan Maksud Bey, çoktan
beri mezhepdaşlarınca Türklere satılmış ve millet haini olarak tanınmıştı.

Geçen yıl, Ermenilere Sultan Mecit tarafından verilmiş olan anayasanın
kutlanması padişah tarafından yasak edildiği zaman Maksud Bey, bu yasağın
kaldırılması hakkında teşebbüste bulunulmasını reddetmiştir. O zamandan beri
Ermenilerin tahrikçi ve fesatçılarının şiddetle nefretini çekmişti.

Kendisini öldürmeye teşebbüs eden Van'lı Ermeni hamalları, Kürtlerden, Türk
memurlardan Van'da çok sıkıntı çekmiş kimselerdir.

Siyasi bir cinayet karşısında bulunduğumuz şüphesizdir. Katiller, Ermeni
komiteleri tarafından yazılmış belge ve mektupları taşıyorlardı. Kendileri
Levon adında biri tarafından para verilmek suretiyle bu iş için tutulmuş
olduklarını kabul etmişlerdir. Bunlara silah vermek suretiyle komiteler,
patriğe yapılan suikasttan sonra Türk dostu olan, milli davaya ihanet
etmekle suçladıkları yüksek Ermeni sınıflarına mensup kimselere karşı bu
suretle bir uyarıda bulunmak istemişlerdir.

Bu hareketleriyle komiteler, artık illerde değil, merkezi hükümette
darbelerini indirmek, faaliyetlerine daha büyük bir alan temin etmek ve
padişah üzerinde kuvvetli bir etki yapmak istemişlerdir.

Bu suikasttan, padişah çok heyecanlanmıştır. İstanbul'da polis tarafından
yapılan birçok tutuklama da bunu kanıtlar.

P. Cambon"*

Kumkapı gösterisinden sonra Hınçak komitesinin İstanbul şubesi başkanı Murad
(Hamparsum Boyacıyan)'dır. Hınçak temsilcisi olarak da Kafkasya'dan Vart
Badrikyan gelmiştir. Badrikyan bir-iki ay sonra tutuklanmış, ancak Rus
tebaası olduğu için Rusya elçiliği tarafından alınmıştır. Bunun yerine yine
Kafkasya'dan Ardavazt Ohancanyan gönderilmiştir. Suikastlar, bu temsilciler
zamanında ortaya çıkmıştır*(1)*.

Ermenilerin Ermenilere zulümleri sadece suikastlardan ibaret değildir.
İsyanlar için para teminine çalışan Ermeni komitecileri, çok sayıda Ermeni
vatandaşını soymuşlardır. Nitekim mütarekede büyük rol oynamış meşhur
Pantikyan'ın asıl adı Rezi Yalkın olan M. Sıfır'a verdiği şu bilgi son
derece çarpıcıdır:

*"Şu ciheti bilhassa tebarüz ettirmek isterim ki, o sıralarda Anadolu'nun
muhtelif mıntıkalarında yapılan isyan hareketlerine mukabele olmak üzere
Kürt ve Türklerin yaptıkları baskınlarda, Ermenilerin maruz olduğu maddi
zayiat nispeti, Hınçakların İstanbul'da yaptıkları bu soygunculukta ele
geçirdikleri servetler yekununun, emin olunuz ki, yüzde birini bile
tutmayacak kadar azdı. Komitacılar, İstanbul Ermenilerini o kadar insafsızca
soymuşlardı. Birçok zenginleri on paraya muhtaç bir vaziyete sokmuşlardı.

Bu soygunculuğu rakamla göstermek, yeni Ermeni nesline ibretli bir ders
vermek için, o zaman gasp edilen para miktarları ile sahiplerinin
isimlerinden hatırımda kalanları şu sütunlara sıralamayı faydalı görüyorum:

Hınçak komitesinin Bakırköy, Yedikule ve Samatya taraflarında meşhur
fesatçılardan Van'lı papaz Murat Irakliyan'ın reisliği altında soygunculuk
yapan bir heyeti, yalnız fakir Ermeni esnaf ve zenaat sahiplerinden yirmi
iki bin altın toplamış ve ayrıca halı tüccarı Karnik Sümbülyan'dan altı bin,
manifaturacı Nişan Şahpazyan'dan beş bin, zahireci seyyarlardan on üç bin
altın almışlardı.

Yenikapı, Kumkapı semtlerindeki soygunculuk da bundan aşağı değildi. Bütün
küçük esnaf ve zenaatkarların varı yoğu alınmış, sayılı varlıklıların
kasaları adeta boşaltılmıştı. Hatıralarım eğer beni aldatmıyorsa, bu
semtlerdeki vurgunun yekunu da otuz bin altını bulmuştu.

Galata ve Beyoğlu'nu haraca bağlayanlar, soygunculuğun en büyük rekorunu
kırmıştı. O zamanın sayılı mücevhercilerinden yalnız İstepan adındaki bir
Ermeni zengininden otuz bir altın alınmış ve vurgunun bu semt yekunu yüz bin
altını bulmuştu. Patrikliği de ele geçiren İzmirliyan, komitenin beş gizli
hafiyesi Mığır'la, papaz Murat Iraklıyan'ı, Halepli Musdiç Keşişyan ve
arkadaşları o günün azametli birer varlıkları olmuştu.

O zamanın komitecileri, bu paralardan mühim bir kısmının saray adamlarına
verildiğini söylemişlerdi. Fakat, bu sözler tamamıyla yalandır. Çünkü, Murat
Iraklıyan, bu soygunculuktan on sene sonra kaçarak olarak Sofya'da bulunduğu
sırada, hadiseyi bütün açıklığı ile bizzat babama anlatmış, kendi hissesine
düşen otuz bin altının o zaman İzmirliyan tarafından zorla elinden
alındığını da yana yakıla söylemeyi unutmamıştır(2)."*

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Oktay,
Ermenilerin Ermenilere zulmü konusuyla ilgili son derece çarpıcı bir örnek
tespit etmiştir:

*"İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra oluşan siyasi atmosfer sonrası Van'da
belediye başkanlığı, Van idare meclisi azalarından Bedros Kapamacıyan
isminde bir Ermeni'ye 1909 yılı ortalarında teslim edilmiştir. Şehir nüfusu
Müslüman çoğunluğa sahip olmasına rağmen hiçbir ayrıma uğramadan Kapamacıyan
Efendi herkesin teveccühünü kazanarak aza seçilmiş, dolayısıyla
Müslümanların da oyunu almıştı. Zira yapılan seçim neticesinde 10 idare
meclisi azasından ikisi Ermenilerden seçilmişti.

Yöneticiliği esnasında halkı memnun eden ve fakat Taşnak ve Hınçak
komitelerine karşı daima Devlet-i Osmaniye'den yana tavır koyan Kapamacıyan
Efendi, Van'da yaşayan Türk ve Ermeni toplumunun huzur ve refahı için hizmet
etmiştir. Belediye reisi Kapamacıyan, halkın huzuru ve şehrin geleceği için
canla başla çalışırken Ermeni Patriği, Ermeni meselesini Avrupa devletleri
nezdinde canlı tutabilmek için Taşnak komitesiyle işbirliği yaparak Van ve
civarında bazı tertip ve provokasyonlara girişmiştir.

Bu tertipler doğrultusunda Van'da nisan 1912 de bir dizi yangınlar çıkmış ve
bu yangınlarda bazı Ermenilerin de evleri yanmıştı. Patrik bu yangın ve
provokasyonlar meselenin belediye reisi ağzıyla Avrupa elçiliklerine rapor
edilmesini yani Müslümanların Ermenilerin mallarını canlarını her an ortadan
kaldırmaya hazır olduğunu, bu olayları Müslümanların çıkardığını
bildirmesini istemiştir. Belediye reisi Kapamacıyan Efendi ise, meselenin
böyle olmadığını yangını Ermeni Taşnak komitelerinin çıkardığını anlatan bir
rapor göndermiştir.

Yıllardır Van merkezinde büyük bir gayret içerisinde çalışan ihtilalci
Ermenilerin işlerini zora sokan Kapamacıyan Efendi'nin yaşaması artık komite
için hazmedilemez bir durumdu ve Reis hakkında infaz kararı çıktı.
Teorilerini Ermeni-Türk çatışması üzerine kuran ihtilalci çeteler, daha
önceleri de Ermeni ileri gelenlerinden Osmanlı devletine destek vererek
halkın üzerindeki kendi hakimiyetlerini yok edenlere karşı suikastlar
düzenlemişler, böylece korku salarak aleyhlerinde oluşacak muhalefeti de
ortadan kaldırmış olacaklardı.

Sık sık tehditler alan Van belediye reisi Kapamacıyan Efendi 10 Aralık 1912
günü, isminin üzerine kara haç basıldığından habersiz bir şekilde kalabalık
aile efradıyla akşam vakti akrabalarından Marcidciyan Efendi'nin isim koyma
günü kutlamalarına misafir olarak gitmek için evinden dışarı çıkıp kapısında
bekleyen kızağa bindi. Bu esnada evin etrafında tertip alan Taşnakçı bir
grup, kalabalığın üzerine yaylım ateş açmağa başladı. Hazırlıksız ve
korumasız bir şekilde yakalanan Reis kafasına isabet eden iki adet kurşunla
cansız bir şekilde yere yığıldı.

Başkanın evi Bağlar mevkiinde olduğundan en yakın karakol on dakika
mesafedeydi. Bunun için jandarma olay mahalline yetişinceye kadar katiller
karanlıktan da istifade ederek kaçtılar. Bağlar mevkii büyük bir çoğunlukla
Ermenilerin iskan ettiği bağlık bahçelik bir mahalle olup Taşnak komitesinin
en güçlü olduğu yerdir. Bu yüzden katillerin kaçıp saklanması oldukça kolay
olmuştur.

Olayı görenlerin ifadeleri alınmağa başlandı. Katillerin eşkal ve haklarında
bilgiler yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Özellikle Reisin oğlunun verdiği
ifadeden anlaşıldığına göre Karakin ve arkadaşı bu cinayeti işlemiş
olabileceği ortaya çıkıyordu. Böylece katillerin aşağı yukarı belirmesi
Müslüman ahali ile Ermeniler arasında çıkması olası bir karışıklık önlenmiş
oldu Hızlı bir şekilde operasyonlar yapılarak Karakin yakalanmış ve ismini
tespit edemediğimiz arkadaşı ise kaçmayı başarmıştı.

Olayı gerçekleştiren ekibin içerisinde arabasıyla bulunan ve daha önce Van'a
silah sokmak suçlarından aranan arabacı Potur, Saraç Osep, kuyumcu Karakin,
olaydan sonra Karagündüz köyüne kaçan ve Taşnak komitesinin önde gelen üyesi
ve Kapamacıyan efendinin öldürülmesini planlayan Sahaf lakaplı şahıslar da
sıkı bir takipten sonra yakalanmışlardır. Olay anından beri kayıp olan katil
Karakin'in arkadaşı daha sonra yakalanarak hapishaneye konulmuştur.

Van'da Taşnak komitesi mensuplarının çıkardığı Azadamart gazetesi köşe
yazarlarından Viramyan Efendi'yle Ermeni mektepleri müfettişi ve Taşnak
komitesinin Van sorumlusu Aram Manukyan Efendi'nin ve bazı ileri gelen
Taşnak komitesi üyelerinin bir kısmı Belediye başkanı Kapamacıyan Efendi'nin
öldürülmesinin azmettiricisi olarak tutuklanmalarına karar verildi.

Ermeniler tarafından oldukça fazla sevilen Kapamacıyan Efendi'nin katli
üzerine hızlı bir şekilde gidilmesi, katillere gerektiği ceza verilemese
bile en azından yakalanmaları, ahali arasında memnuniyetle karşılandı.
Katillerin Ermeni olması ise, Ermeniler içerisinde derin bir üzüntü meydana
getirdi. Kapamacıyan'ın icra edilecek cenaze merasimi için gerekli tedbirler
alınarak asayişin bozulmamasına özen gösterildi.

Cenaze merasime yabancı misyon şeflerinden İngiliz, Rus, Fransız
konsolosları da katıldılar. Bunun yanında merasime askeri erkandan kimse
iştirak etmediği gibi cenazede Taşnak komitesinden de hiç kimse bulunmamsı
manidardır. Taşnak komitesi bu tavrıyla açıktan reisi öldürdüğünü net bir
tavırla sevenlerine ve düşmanlarına bir gözdağı vesilesi yapmıştır.

İhtilalci Taşnak Ermenileri emellerine ulaşabilmek için gözünü bile
kırpmadan kendi insanlarını öldürebiliyorlardı. İhtilal için uygun ortamın
oluşturulabilmesi için her türlü eylemi göze alan komiteciler faaliyetlerini
bir sistematiğe bağlayarak yaptıkları çalışmalar Rusların da yardımıyla
netice vermiş ve Van'ı geçici olarak işgal etmişler, Ekim 1917 Bolşevik
ihtilaliyle Ruslar geri çekilince Van tekrar Türklerin eline geçti(3)."*

Oktay, Ermenilerin Ermenilere zulmü konusunda Altan Deliorman'dan şu
satırları nakletmektedir:

"Ermeniler Anadolu'da faaliyetlerini sürdürürken bir taraftan da İstanbul'da
kendilerine yüz vermeyen dindaşı Ermenileri katlediyorlardı. Avukat Haçik,
Gedikpaşa kilisesi başpapazı Dacad Vartabet, tüccar Karagözyan, kandilci
Onnik, Apik Uncuyan, polis memuru Markar, Meclis-i ruhani üyesi Mampre
Vartabet, Hacı Dikran Mıgırdıc Tütüncüyan Ermeni çeteciler tarafından
katledilen yüzlerce Ermeni'den sadece birkaçıdır*(4)*."

*KAYNAKLAR
(1) Uras, Esat-; Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları,
İstanbul 1987, s. 469-471.
(2) Banoğlu, Niyazi Ahmet-; Gündüz Matbaası, Ankara 1976, s. 24-25.
(3) Oktay, Doç. Dr. Hasan-;
"www.ermenisorunu.gen.tr/makaleler"
(4) Deliorman, Altan-; Türklere Karşı Ermeni Komitecileri, İstanbul 1975, s.
31.*
*
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-katliamlari--11--ermenilerin-ermenilere-zulm?hl=tr
*<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-katliamlari--11--ermenilerin-ermenilere-zulm?hl=tr>
-- 
            ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
-- 
       Özkan BOSTANCI
--
Bu mesaj ve onunla iletilen tum ekler gonderildigi kisi ya da kuruma ozel,
gizlilik yukumlulugu tasiyor olabilir. Bu mesaj, hicbir sekilde, herhangi
bir amac icin cogaltilamaz, yayinlanamaz ve para karsiligi satilamaz;
mesajin yetkili alicisi veya alicisina iletmekten sorumlu kisi degilseniz,
mesaj icerigini ya da eklerini kopyalamayiniz, yayinlamayiniz, baska
kisilere yonlendirmeyiniz ve mesaji gonderen kisiyi derhal uyararak bu
mesaji siliniz. Bu mesajin bilinen viruslere karsi kontrolleri yapilmistir.

Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Copyright (c) 2008 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

This message (including any attachments) is intended only for the use of the
individual or entity to which it is addressed and may contain information
that is non-public, proprietary,privileged, confidential, and exempt from
disclosure under applicable law or may constitute as attorney work
product.If you are not the intended recipient, you are hereby notified that
any use, dissemination, distribution, or copying of this communication is
strictly prohibited. If you have received this communication in error,
notify us immediately by telephone and (i) destroy this message if a
facsimile or (ii) delete this message immediately if this is an electronic
communication.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright (c) 2008 CiHAN TURK OLSUN Corporation

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap