*ERMENİ KATLİAMLARI -08- IĞDIR SOYKIRIM ANITI VE MÜZESİ*
**
*
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-katliamlari--08?hl=tr
*
**
*IĞDIR SOYKIRIM ANITI VE MÜZESİ*
**

  [image: Ermenilerin yaptığı katliamların adına yapılmış anıt. (Iğdır)
Kaynak: Türk Ermeni İlişkileri]
Ermenilerin yaptığı katliamların
adına yapılmış anıt. (Iğdır)
*Kaynak**: Türk Ermeni İlişkileri
21. Yüzyıla Girerken Tarihe Dostça Bakış.*

24-26 Nisan 1995 tarihleri arasında Iğdır'da düzenlenen "Tarihi Gerçekler ve
Ermeniler" konulu Uluslar arası Sempozyum'a çeşitli ülkelerden bilim ve
siyaset adamları katılmıştır. Sempozyuma Azerbaycan'dan katılan Mimar Prof.
Dr. Cafer Gayisi'nin, Ermeniler tarafından katledilen Türkler hatırasına
hazırladığı anıt projesinin katılanlar tarafından beğenilmesi üzerine anıt
projesinin inşa edilmesinin gerekliliği sempozyum sonuç bildirisinde şu
şekilde vurgulanmıştır:

"Doğu Anadolu'da geçmişte kaybettiğimiz bir milyondan fazla şehidimizin aziz
hatırasını gelecek kuşaklara aktaracak ve 24 Nisan'ı Katliam günü olarak
kabul edenlere ve onlarcası dünyanın birçok yerinde açılan sözde soykırım
anıtlarına cevap verecek bir Şehitler Anıtı'nın Iğdır'da açılması ve Oba
Köyü'nde bir şehitlik düzenlenmesiz kararlaştırılmıştır. Iğdır'da inşa
edilecek bu anıt; geçmişteki kötü günleri ve bizleri düşman eden sömürgeci
devletleri sürekli aklımızda tutmamızı sağlayacak, geleceğimize dostluk, iyi
komşuluk ve işbirliği temelinde ışık tutacaktır."

Soykırım anıtı için seçilen yer, Iğdır şehrinin doğu girişinde yani
Azerbaycan, İran ve Ermenistan'dan gelen yolların kavşağında seçilmiştir.
Üçgen biçimli arazinin alanı 1.3 hektardır. Ayrıca seçilen araziye dikilen
anıt Ağrı dağı fonunda yükselmektedir. Anıtın temeli 1 Ağustos 1997 yılında
atılmıştır.

Anıt, üçgen arazinin odak noktasında yükselmekte ve temelini 7.20 metre
yüksekliğinde tepe-kurgan oluşturmaktadır. Türklerin yaşadığı geniş coğrafi
mekanda-Avrasya bozkırlarında hükümdarlar ve ordu komutanlarının
hatıralarına dikilmiş suni tepeler-kurganlar günümüze kadar yaşamaktadır.
Kurganların iç kısmında defin odası bulunmaktadır. Bu eski gelenek Iğdır
anıtında da korunmaktadır.

Suni tepenin ortasında konuşlanan daire planlı salon içerisinde Ermenilerin
katlettiği şehitlerin sembolik mezarı bulunmaktadır. Ortasında şehitlerin
simgesel mezar taşı olan bu salon, tepe içerisinde yerleşen soykırım
müzesinin de merkezi bölümüdür. Dairevi salonda Ermeni vahşeti açılan toplu
mezarlara ait resim ve belgelerle sergilenmektedir. Bu salondan dışarıya
uzanan koridorun sağ tarafındaki odada Ermenilerin yaptıkları katliamlara
ait fotoğraflar, sol tarafında ise soykırım araştırmaları için bir kütüphane
bulunmaktadır.

Müzeye giriş kapısı Selçuklu-Türk mimarlık geleneklerine dayanan taç kapı
şeklindedir. Taç kapının mekan tasarımında Kadavalı Osmanlı cami
mihraplarına kompozisyon benzerliği de vardır. Bu şekilde kaç kapının,
kutsal bir mekana açıldığı vurgulanmak istenmiştir. Müzeye giriş kapısı ve
çevre şekillerindeki bordo ve siyah renkli granit kaplamada, sayıca az ve
oldukça dar pencerelerinden de soykırım olayının ağırlığı ve faciası temsil
edilmektedir.

Suni tepe-kurganın ortasında yüksekliği 36 m. olan kılıç grubu
yükselmektedir. Bunlar masum Müslüman halkı soykırımdan kurtarmış Türk
ordusunun şerefine, onun şehit ve gazilerinin aziz hatırasına dikilmiştir.
Sayısı beş olan kılıçlar, planda beş köşeli bir biçimde yatmaktadır. Üstten
bakıldığında kılıç grubu Türkiye Devlet simgesi ve bayrağında olan beş
köşeli yıldız görünümündedir.

Eski Türk askerlerinin, savaştan önce kendi kılıçlarını rüzgar, yağmur ve
yıldırımlar altında keskinleştirme töreni varmış. Ağrı dağı eteklerinde
yükseltilen temsili kılıçlar da, böylece güneş, yağmur ve rüzgar altında
sertleşecektir. Milli hedefleri "bir gün Ağrı dağı çevresini ile geçirmek"
olan Ermen8iler, şimdi bu kutsal Türk dağının önünde yükselen Türk
kılıçlarını görmektedirler.

Beş devle kılıcın eğri uçları yukarıda birleşerek kubbe şeklini almaktadır.
Bu haliyle de Selçuklu türbelerine benzeyen biçim ve silueti andırmaktadır.
Türk-Oğuz hatıra mimarlığında sultanların, kahramanların, kumandanların,
nüfuzlu şahısların mezarı üstünde kubbeye benzer türbeler dikiliyordu.
Selçuklu türbeleri geleneksel olarak yer altı serdabe (mumyalık) katı ve
yerüstü kule kısmından ibarettir. Iğdır Soykırım Anıtı da iki katlıdır. Alt
kat suni tepe içerisinde olan simgesel serdabe-müze salonudur. Üst kat ise
beş kılıç figürünün oluşturduğu kuledir.

Böylece Iğdır Soykırım Anıtı'nın mimarlık mekan biçiminde, tarihin en eski
çağlarından gelen Türk hatıra mimarlığının üç büyük geleneğini (kurgan,
Selçuklu türbesi ve mezar taşları) birleştirip,y eni konuya ve çağdaş
mimarlık inşaat taleplerine uygun bir kompozisyon oluşturulmaya
çalışılmıştır.

İnsan elindeki kılıç korkutucudur. Baş başa çatılmış kılıçlar sağlık, huzur
ve barışın timsalidir. Ayrıca ülkenin, milletin savunma gücünü
göstermektedir. Kılıçların keskin yerlerinin dışa yönelmesi, dışardan
gelecek saldırılara karşı her zaman hazır olma anlamına gelmektedir.

Dairevi müze salonu (temsili mezar), yukarıdan aydınlatan beş köşeli baca,
kılıçlar arasındadır. Bacanın örtüsü küçük cam primat olup çadıra
benzetilmiştir. Altın rengindeki çerçeveler ve renkli camlardan hazırlanmış
bu çadır, Türk bozkır mimarisinin şaheseri olmuş Altın Çadırı
simgelemektedir. Eski dönemlerde devlet hakimiyet simgesi olan Altın Çadır
üzerinde, devlet bayrağı dalgalanırdı. Yürüyüşte olan ordu karargahının tam
merkezinde dikilen Altın Çadır özel korunurdu. Antta da, tepesinde Türk
Devleti'nin bayrağı dikilmiş Altın Çadırı beş kılıç korumaktadır.

Kılıcın kutsallığı, onun güzel estetik yapısına da yansımaktadır. Oldukça
kullanışlı olan Türk kılıcının kabzası, çoğu zaman değerli metal ve
nakışlarla süslenir, onlara özel bir estetik verilirdi. Iğdır Anıtında da
kılıç kabzalarını, granit çerçeve içerisine alınmış tunç rölyefler,
kabartmalar süslemektedir. Her kılıç kabzasında bozkurt, at ve çift başlı
kartal kabartma figürleri tekrar edilmektedir.

Bozkurt, eski Türklerin baş totemi olup kutsal ve yol gösterici sayılmıştır.
Hun İmparatorluğundan başlayarak Osmanlılara kadar bozkurt, milli sembol
olmuştur. Türklerin İslamiyeti kabulünden önce bozkut başı, Türk bayrak ve
tuğlarının ucuna alem olarak konurdu, sonraları alem hilal ve yıldız
olmuştur.

Güçlü, özgürlüğe düşkün ve akıllı hayvan olan bozkurta saygı ve sevgi,
Altaylar'dan Anadolu'ya kadar bütün Türklerde vardır. Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde, paraların,
pulların8, resmi binaların üzerine bozkurt tasviri basılmıştır. Kılıç
kabzasında kurtuluş simgesi olan bozkurt rölyefinin olması milli değerlere
saygı ve Atatürk ideallerine sadakat göstergesidir.

"Kılıç devri" tarihte, aynı zamanda "at devri" olmuştur. Türk tarihçilerinin
yazdıklarına göre "Türklerin yaptıkları büyük fütuhatta en mühim rol oynayan
iki sanatları olmuştur: At yetiştirme ve madencilik, bilhassa demircilik."
Demircilik silah yapmak özellikle kılıç düzeltmek için, at beslemek ise,
uzak ve önü alınamayan askeri seferler için mecburi idi. Türk askeri uzak
seferlere atı, kılıcı ve çadırı ile çıkıyordu.

At eski Türklerin baş totemlerinden biri olup askerin ayrılmaz dostu ve
yardımcısı idi. Savaş tarihinde kılıcı atsız, Türk'ü ise kılıçsız ve atsız
tasavvur etmek olmaz. Bu sebeple kılıç kabzalarında, Türklerde yanı zamanda
kahramanlık, mutluluk ve güneş sembolü olan şaha kalkmış çılgın at figürü
kullanılmıştır. Bozkurt ve at rölyefleri kabzaların yan yüzlerine
basılmıştır.

Kabzaların iç yüzlerinde çift başlı kartal figürü basılmıştır. Yükseklik,
ululuk timsali olan kartalın da Türklerde bir totem gibi kutsal sayılması,
Altay kaya resimlerinden bellidir. Anadolu'da çift başlı kartal önce Hitti
Devleti'nin sembolü olmuş, sonra Bizans İmparatorları da onu benimsemiştir.
Daha sonra Anadolu Selçuklularının devlet simgesine dönüştürülen çift başlı
kartal, bu çok asırlık geleneğin zirvesi, hem de Türklerin Anadolu
topraklarında kökleşmesi ve Bizans İmparatorluğu'nu yıkılmasının sembolüdür.

Kabzaların dış yüzlerinde,ş her kılıçta birer asker figürü ardır. Bozkurt,
at, kartal kılıçlarda değişmez eski Türk sembolleri olarak tekrar
olunmaktadır. Asker figürleri farklıdır. Her kılıç kabzasında bir tarihi
devrin askeri tasvir edilmiştir. Bunlar, tarihçe sırasıyla, Hun, Göktürk,
Selçuk, Osmanlı ve çağdaş Türkiye askerleridir.

Zaman zaman birbirinden muhteşem devletler kuran ve şerefli tarih oluşturan
Türk askerleri, en muazzam abideler layıktır. Anıt rölyeflerinde tunçlaşmış
askerler, tarih boyu devletçiliğin, memleket içinde huzur ve barışın
teminatı olan bütün Türk asker nesillerinin simgeleridir.

Anıtın temeli 1 Ağustos 1997 tarihinde Iğdır Valisi Şemsettin Uzun
tarafından atılmıştır. Anıt külliyesinin çevre duvarları Ahlat taşından
örülmüş ve duvarları üzeri dövme demirlerle süslenmiştir. Müzenin kapı,
pencere ve dolapları kestane ağacından hazırlanmıştır. Kılıçlar, İtalya'dan
alınmış "Bianco Maris" adı ile tanınan boz Çin graniti, birkaç mimarlık
detayı ise borda renkli "Afrikan Red" graniti ile kaplanmıştır.

Anıt inşaatında Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden alınmış mermerler;
Kayseri'den "Toros siyah", İzmir'den "Teos yeşili" ve "Ege füme",
Diyarbakır'dan "Hazar pink", Muğla'dan "Ege bordo", Denizli ve Kütahya'dan
"Traversin", Muğla'dan "Bodrum kayran" doğal taşı, İzmir'den "Bergama
granit" parke taşı, Antalya'dan "Imyra" doğal taşı kullanılmıştır. Bu
çeşitli malzemeler, kullanıldığı yere ve birbirine uygun şekle getirilmeye
çalışılmıştır.

Anıt ve Müze "Iğdır İli ve İlçelerini Kalkındırma Vakfı" tarafından
yaptırılmıştır. Bu muhteşem anıt ve müze, öncelikle toplu şekilde
katledilmiş, mezarları olmayan şehitlerimizin yüce türbesidir. Bu kutsal
türbeyi ziyaret eden herkes, zaman zaman unuttuğumuz şehitleri hatırlayacak,
soykırım seviyesine ulaşan faciamızın nedenlerini araştırmaya çalışacaktır.

*KAYNAK:
Giyasi, Prof. Dr. Cafer A.-; Iğdır Soykırım Anıt ve Müzesi, Atatürk
Araştırma Merkezi Yayını, Ankara 2000, s. 5-*9.

*
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-katliamlari--08?hl=tr
*<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-katliamlari--08?hl=tr>
 --
            ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
-- 
       Özkan BOSTANCI
--
Bu mesaj ve onunla iletilen tum ekler gonderildigi kisi ya da kuruma ozel,
gizlilik yukumlulugu tasiyor olabilir. Bu mesaj, hicbir sekilde, herhangi
bir amac icin cogaltilamaz, yayinlanamaz ve para karsiligi satilamaz;
mesajin yetkili alicisi veya alicisina iletmekten sorumlu kisi degilseniz,
mesaj icerigini ya da eklerini kopyalamayiniz, yayinlamayiniz, baska
kisilere yonlendirmeyiniz ve mesaji gonderen kisiyi derhal uyararak bu
mesaji siliniz. Bu mesajin bilinen viruslere karsi kontrolleri yapilmistir.

Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Copyright (c) 2008 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

This message (including any attachments) is intended only for the use of the
individual or entity to which it is addressed and may contain information
that is non-public, proprietary,privileged, confidential, and exempt from
disclosure under applicable law or may constitute as attorney work
product.If you are not the intended recipient, you are hereby notified that
any use, dissemination, distribution, or copying of this communication is
strictly prohibited. If you have received this communication in error,
notify us immediately by telephone and (i) destroy this message if a
facsimile or (ii) delete this message immediately if this is an electronic
communication.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright (c) 2008 CiHAN TURK OLSUN Corporation

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap