*İSLAMİ ESASLARA BAĞLILIK ÜZERİNE 07*

http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr

- Bir *DİYANET İŞLERİ RİYASETİ* makamı vardır... Bu makama merbut *MÜFTÜ,
HATİP, İMAM* gibi vazifeli bir çok memurlar bulunmaktadır... *Ancak burada
vazifeli olmayan bir çok insan da görüyorum ki, aynı kıyafet iktibasında
devam ediyorlar... Bu gibiler içinde çok CAHİL, hatta ÜMMİ olanlarına
tesadüf ettim... Bilhassa bu gibi CÜHELA, bazı yerlerde halkın
mümessilleriymiş gibi onların önüne düşüyorlar. Halkla doğrudan doğruya
temasa, adeta mani teşkil etmek sevdasında bulunuyorlar!..* (30.8.25)

- Softa sınıfının *DİN SİMSARLIĞI*'na müsaade
edilmemelidir!..<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr>
*DİN*'den maddi menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir!!!..

*Her SARIKLI'yı HOCA sanmayın!..HOCA olmak SARIK'la değil; KAFA'yladır!..*

*Kimileri ÇAĞDAŞ olmayı KÂFİR olmak sanıyorlar!..* Asıl *KÜFÜR* onların bu
zannıdır... *Bu yanlış yorumu yapanların amacı İSLAM'ın KÂFİRLER'e TUTSAK
olmasını istemek değil midir?..
*
Ben şahsen onların düşmanıyım!.. Onların *MENFİ İSTİKAMET*'te atacakları bir
yalnız benim *ŞAHSİ İMANIM*'a değil; o adım benim *MİLLETİN HAYATI*'na karşı
bir *KASIT, MİLLETİMİN KALBİ*'ne havale edilmiş *ZEHİRLİ bir
HANÇER'dir!..*Benim yapacağım şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı
tepelemektir!... Bunu
temin edecek kanunlar olmasa, herkes çekilse, kendi başıma yalnız kalsam,
yine tepeler ve yine öldürürüm!.. (20.3.1923)

*- Ölülerden medet ummak medeni bir toplum için yüz karasıdır!..*

Bugün ilim ve fennin, bütün kapsamıyla medeniyetin saçtığı ışık karşısında
filân veya falan şeyhin irşadıyla maddi ve manevi saadet arayacak kadar
ilkel insanların medeni *TÜRK* toplumunda varolabileceğini asla kabul
etmiyorum.

Efendiler ve ey millet!.. *İyi biliniz ki,* *TÜRKİYE CUMHURİYETİ* *şeyhler,
dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz!*.. *En doğru, en hakiki
tarikat, medeniyet tarikatıdır.* (30.8.25)

- Tekkeler, zaviyeler irtica menbaları ve cehalet
damgalarıdır.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr>..
*TÜRK MİLLETİ* böyle müesseselere ve onların mensuplarına tahammül edemezdi,
ve etmedi!

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en
hakiki mürşit *İLİM*'dir, *FEN*'dir... *İLİM ve FEN'nin haricinde mürşit
aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir!..* (22.9.24)

- *TAASSUB, CEHL*'e istinad eder. O halde halkı *TENVİR* ediniz. (16.1.23)

- *HZ. ÂDEM ALEYHİSSELAM*'dan itibaren bilinen ve bilinmeyen sayısız denecek
kadar nebiler, peygamberler ve elçiler gönderilmiştir... *TÜRK MİLLETİ*'nin*ATA
*'sı, *NUH ALEYHİSSELAM*'ın oğlu *YAFES*'in oğlu olan kişidir. (3.3.1924)

- Fakat *ALLAH, PEYGAMBERİMİZ* vasıtasıyle en son dini, medeni hakikatleri
verdikten sonra, artık insanlıkla aracıyla temasta bulunmaya lüzum
görmemiştir... İnsanlığın *İDRAK* derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması, her
kulun doğrudan doğruya *İLÂHİ İLHAMLAR*'la temas kabiliyetine eriştiğini
kabul buyurmuştur...Ve bu sebepledir ki, *CENAB-I PEYGAMBER HATEM-ÜL ENBİYA*(
*peygamberlerin sonuncusu ve incisi*) olmuştur. Ve *KİTAB*'ı, *KİTAB-I
EKME*L'dir
(*Tam anlamıyla olgunlaşmış, tamamlanmış kitap*)!..(3.3.1924)
**
*Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK*
*****************************
*ATATÜRK bu bölümde DİN TARİHİ dersi veriyor...* *TÜRKLER'in HAZRET-İ NUH'un
oğlu YAFES'in soyundan geldiğini* belirtiyor!.. Gerçekten de ŞECERE-İ TÜRK
başta olmak üzere eski kaynaklarda YAFES'in oğlunun adı TÜRK olarak geçer...

*TEVRAT*'a baktığımızda *YAFES*'in oğullarının adları *GOMER(SÜMER),*
*MAGOG(MOGOL),
CAVAN, TUBAL* ve *Tİ'RAS*'ı görüyoruz... Hıristiyan tarihçiler bile *TÜRKLER'i
GOG-MAGOG* soyuna bağlar... Öte yandan *GOMER*'in bir oğlu da *TOGARMA*'dır!..
*CAVAN*'ın bir oğlu ise *TARŞİŞ'*dir... *PERSLER*'in T*ÜRKLER*'e
*TURUŞKA*dediği hatırlanırsa,
*ATATÜRK*'ün neden *TÜRK TARİHİ*'ni *HAZRET-İ NUH*'a kadar götürdüğü
anlaşılır... *Kil tabletler M.Ö. 3000*'den itibaren bölgede *TOURKİ* ve *
TURUKKU* adlarında iki büyük kavimden söz etmektedir... Bu konulara başka
bir yazımızda devam
edeceğiz.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr>


*ATATÜRK daha sonra HİLAFET meselesinin özüne giriyor.*


Hemen belirtelim ki, CUMHURİYET tarihinde gelmiş geçmiş Devlet Başkanı,
Başbakan, Parti Başkanları arasında DİN üzerine en çok konuşma yapan
kişi *Erbakan,
Erdoğan* falan değildir, *ATATÜRK'tür!..* *Ötekiler hep DİN'i POLİTİKA'ya
alet etmek için ağızlarına alırken*, *ATATÜRK DİN TARİHİ'ni, DİNİ
OLAYLAR'ın, AYET ve HADİSLER'in yorumlarını dile getirmiştir... Yukarda
ÜLEMA'nın bozulmasını anlatırken yaptığı gibi...*


Görüldüğü gibi, ilk *4 HALİFE*'nin başa geçmesi ve görev yapması, *İSLAMİ
DEVLET YÖNETİMİ* için bulunmaz bir örnektir... Bu uygulamanın özelliklerini
*ATATÜR*K kadar farkeden biri daha çıkmamıştır!..

Uygulama *TÜRK DEVLET GELENEĞİ*'ne benzer olduğu gibi, *BATI TARZI
DEMOKRASİ'den de kat kat üstündür.*

ATATÜRK önce *LİDER seçiminde kriter olarak üç unsurun ortaya çıktığını,
bunların AKRABALIK, GEÇMİŞ HİZMET ve EN GÜÇLÜ TEMEL UNSUR
olduğunu*belirtiyor... ve
*sonuncusunu EN GERÇEKÇİ olarak* değerlendiriyor.

Bilindiği gibi MEKKELİLER de, MEDİNELİLER de, PEYGAMBER'in SÜLALESİ de
HALİFE'nin kendilerinden olmasını istemişlerdi... Hatta bugünkü SÜNNİ-Şİİ
sürtüşmesinin kökü, HAZRET-İ ALİ'nin AKRABA olmasına rağmen HALİFE
seçilmemesine dayandırılır... Bazıları onun PEYGAMBER'in AMCA'sının OĞLU
olduğunu, bu yüzden HALİFE olması gerektiğini hala iddia eder... Halbuki EBU
CEHİL de PEYGAMBER'in AMCA'sı idi!.. O takdirde onun oğullarına aynı
imtiyazın tanınması gerekirdi!.. Bazıları ise HAZRET-İ ALİ'nin PEYGAMBER
DAMADI olduğunu, bu yüzden HALİFE olmaya HAK kazandığını öne sürer, hem de
hala!.. Halbuki PEYGAMBER'in başka kızları, ve damatları olduğu gibi,
HAZRET-İ OSMAN iki kızıyla birden evlendiği için İKİ kere DAMAD'ı idi, o
zaman onun ilk HALİFE olması daha mantıklı
olurdu!.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr>
.

Zaten HAZRET-İ HASAN, PEYGAMBER SOYU'nun HALİFE olmasının şart olmadığını,
hatta mahzurlu olduğunu farketmiş, bu yüzden HALİFELİK'ten çekilmiştir!.. Bu
gerçeği göremeyen ve kendisini uyaran ağabeyini dinlemeyen HAZRET-İ HÜSEYİN
ise HİLAFET yolunda başını vermiştir... Ancak hemen belirtelim ki, 12
İMAM'ın daha sonra gelenleri, hiç bir zaman HİLAFET davası gütmemiş, MANEVİ
LİDERLİK olan İMAMET ile yetinmiştir.

GEÇMİŞ HİZMET'e gelince; MEDİNE HALKI'nın, yani ENSAR'ın İSLAM'ın en
sıkıntılı dönemindeki hizmeti inkar edilemez... Ama bu İLELEBED görev almak
için de yeterli bir sebep olamaz.

*ATATÜRK "KUVVETLİ ve NÜFUZU OLAN KAVİM'in, MİLLET'e ve HİLAFET'e varis
olmasının diğer görüşlere tercihi tabiidir"* diyerek bugünkü yönetim
sistemimize de ışık tutuyor... Ancak bunu ilerde ele alacağız.


ATATÜRK; *HİLAFET'i, MÜSLÜMANLAR arasında bir BAĞ, onları TEK güç yapacak
bir İLAHİ SIR ve HİKMET* olarak değerlendiriyor...Esas varlık sebebini
de *FESADIN
GİDERİLMESİ, ASAYİŞİN KORUNMASI, SAVAŞ İŞLERİ'nin düzenlenmesi, ve HALKIN
İYİ İDARESİ* diye belirtmiş...Bunlar kurulan İSLAM DEVLETİ'nde HALİFE'nin
DEVLET BAŞKANI olmasını sağlamış ve GÖREVLER'ini teşkil etmiştir.


HALİFE'ye BİAT, onun LİDER olduğunu kabul ettiğini ve emirlerine itaat
edeceğini gösterir. Bu noktadan sonra MUHALEFET olmaz!.. Ancak MÜZAKERE
olur... MÜŞAVERE olur... MEŞVERET olur!...


Yani, BATI tarzı DEMOKRASİ'lerde olduğu gibi başa geçemeyen güçlülerin ne
pahasına olursa olsun İKTİDAR'ı yıkmak için gösterdikleri faaliyet; İSLAM
DEVLET ANLAYIŞI'nda yoktur!... Şiiler dahi, bütün diğer iddialarına rağmen,
HAZRET-İ ALİ'nin HAZRET-İ EBUBEKİR'e ve diğerlerine BİAT ettiğini, onları
yıkmaya çalışmadığını, tam tersine birlikte çalıştığını kabul ederler...



BİAT, yani LİDER'e RIZA göstermek, bir nevi oydur, tercihtir... Yani, aile
reislerinin, kabile şeflerinin çoğunluğunun rıza göstermediği kişi LİDER
olamaz!.. Aile reisi de, kabile şefleri de fertlerin RIZA'sı ile
varlıklarını sürdürürler... Hepsinin GÜÇLÜ, TECRÜBELİ, AKILLI olması ise
vazgeçilmez 
kuraldır!..<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr>Çünkü
GÜÇ, İKTİDAR'dan ayrılmaz!...



*BATI tarzı DEMOKRASİ'nin yutturmacası işte bu noktada gizlidir...* Hiç bir
gücü olmayan fertlerin İKTİDAR'ı seçtiği öne sürülür, ancak YÖNETİM'dekileri
esas seçtiren ve kullanan belirli GÜÇ ODAKLARI'dır... Bunların en başında İŞ
ADAMLARI, MAFYA ve MASONLAR, ve geri kalmış ülkelerde YABANCILAR gelir!...
Aman uyumayalım...



ATATÜRK bundan sonra *HAZRET-İ EBUBEKİR'in vefatından önce en uygun kişi
olarak gördüğü HAZRET-İ ÖMER'i HALİFE yapmalarını vasiyet ettiğini,
CUMHUR'un yani HALK'ın ileri gelenlerinin bunu kabul ve ona BİAT
ettiğini* anlatıyor...
Arkasından *adaletiyle meşhur HAZRET-İ ÖMER'in, büyüyen İSLAM DEVLETİ'nin
yeni meseleleri karşısında hep "görevini bihakkın ifa edememek" endişesini
taşıdığını* belirtiyor...



Bu ne büyüklüktür YARABBİ!.. O kişi ki, komutanlar ve gazilerin ganimetten
aldıkları paylarla çok zenginleştiklerini, böylece hem şımarabileceklerini,
hem de azarak görevlerini unutabileceklerini düşünerek İSLAM DEVLETİ'nin
temel kurallarından birini, İKTA sistemini devreye sokmuştur... Böylece
ganimet malını dağıtmış, ama "TOPRAK DEVLET'İNDİR" diyerek 1200 yıl
ARABİSTAN'ı, AFRİKA'yı, ANADOLU'yu ve AVRUPA'daki toprakları iyi muhafaza
etmemizi sağlamıştır... OSMANLI DEVLETİ'nin yıkılışı, TANZİMAT'la birlikte
ve BATI'nın istediği yönde bu TOPRAK DÜZENİ'nin bozulmasından dolayı
olmuştur...Bütün bunlara rağmen HALİFE iken bile yamalı hırka ile dolaşan bu
yüce insan, *"görevini ifa edememek"*ten korkuyor!..



HAZRET-İ OSMAN'ın HALİFE seçilmesi gene bir MÜZAKERE sonucu olmuş, HAZRET-İ
ALİ ilk defa bu toplantıda kendini aday
göstermiştir.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr>..
Ancak kararda OSMAN çıkınca, BİAT'tan kaçınmamıştır!..



HAZRET-İ OSMAN'ın yaşlı olması, bazı idari kararlarında hata yapması,
hakkında "akrabalarını kayırıyor" dedikodularının çıkmasına ve isyanlara
sebep olmuştur... Ama ALEVİLER'in de kabul ettiği gibi, HAZRET-İ ALİ soyu bu
isyanlarda yer almadığı gibi, OSMAN'ı savunmuşlardır... Ne var ki,
ATATÜRK'ün çok güzel ifade ettiği gibi, FİTNE KAPISI bir kere kırılmıştır.



Durumu HAZRET-İ ALİ'nin başa geçmesi de düzeltememiştir... O da ÖMER ve
OSMAN gibi ŞEHİT edilmiştir!.. Oğlu HASAN zehirlenmiş, HÜSEYİN ise meşhur
KERBELA vak'asında gene ŞEHİT düşmüştür.



ATATÜRK bu noktada *HİLAFET'in SALTANAT'a döndüğünü* belirtir... Bu sözüyle
PEYGAMBER'in, *"Benden sonra HİLAFET ancak 30 yıldır. Ondan sonra ısırıcı
SALTANAT'a dönüşür,"* hadisine atıfta bulunur!.. Arkasından *bu tarz
HİLAFET'in 1069 yılından itibaren SELÇUKLU sultanlarının himayesine
girdiğini, 1256'da da MU'TESİM'in HÜLAGU tarafından öldürülmesiyle
HİLAFET'in son bulduğunu *söyler.



ABBASİ soyundan bir kişinin MISIR'a kaçması ve MEMLÜKLER tarafından HALİFE
ilan edilmesi, gerçekte hiç bir mana ifade etmez.



Bu tarz SALTANAT bile olmayan göstermelik HİLAFET, YAVUZ SULTAN SELİM'in
(ki, ATATÜRK kendisini *HAZRET-İ SELİM* olarak anar) 1517'de MISIR'ı
fethetmesiyle biter!.. Yerine tekrar KUVVET'e, LİDERLİK vasfına dayanan;
himaye edilen değil de, TEB'ASINI HİMAYE EDEN ve SALTANAT'la birlikte
mütalaa edilen bir HİLAFET doğar!...ve 400 yıl devam eder.



MEKKE ve MEDİNE'yi de alan YAVUZ'dan sonra, HALİFE olduğunu bütün dünyaya
hissettiren tek padişah, SULTAN 2. ABDÜLHAMİD'dir!.. İSLAM DÜNYASI nasıl
TATARİSTAN, BAŞKURDİSTAN, KIRIM gibi ülkelerin MÜSLÜMAN olmasını CENGİZ'in
torunu TİMUR'a; HİNDİSTAN, AFGANİSTAN, PAKİSTAN gibi diyarların MÜSLÜMAN
olmasını TİMUR'un torunu BABÜR ŞAH'a borçluysa; MALEZYA, ENDONEZYA,
FİLİPİNLER gibi uçsuz bucaksız UZAK DOĞU ülkelerinin MÜSLÜMAN olmasını da
HAZRET-İ ABDÜLHAMİD'e medyundur.



Biz burada SALTANAT HİLAFET'ten ayrılır mı, ayrılmaz mı münakaşasına
girmeyeceğiz... Bunu ilerdeki bir yazıda ele alacağız HİLAFET'in şu andaki
durumunu da aşağıda belirteceğiz... Ancak hemen söyleyelim ki, ATATÜRK
HİLAFET'i aslında
KALDIRMAMIŞTIR!.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr>.
Hatta SALTANAT; HAKİMİYET, HÜKÜMRANLIK GÜCÜ anlamında kabul edilirse;
SALTANAT'la HİLAFET birbirinden AYRILMAMIŞTIR bile!..



Bu gerçeği ATATÜRK, *"HİLAFET MAKAMI, MAHFUZ olarak HAKİMİYET ve SALTANAT
makamı olan TBMM'DİR!.."* şeklinde ifade ediyor!.. Bu suretle *"HİLAFET
MAKAMININ, beceriksiz bir kişinin elinden alınarak YÜCELTİLDİĞİ"*ni
söylüyor!.. HİLAFET'i "kaldıran" 309 sayılı karar, *"TÜRKİYE DEVLETİ,
HİLAFET MAKAMININ İSTİNATGAHIDIR"* der... Gözlerden, kulaklardan saklanan
durum budur!



ATATÜRK, 16.1.23 tarihli konuşmasında *"HİLAFET ve SALTANAT'ın
ayrılışı"*demesi, ABDÜLMECİT'in PADİŞAH DEĞİL, sadece HALİFE olduğunu
göstermesi, yani
FİİLİ DURUM'u ifade etmesi açısından gerçeğin ta kendisi!...Üstelik GÜÇ ve
KUDRET kaynağı görülen HALİFE'nin İSLAM ÜLKELERİ üzerinde böyle bir etkisi
olmadığı, bilhassa ARAP DİYARI için doğru!... Ama hemen arkasından HALİFE
makamını mahfuz tutuşlarını da, *"ESARET altındaki MÜSLÜMAN ÜLKELER ile bir
RABITA sağlaması"* dileğine bağlıyor!...



Yani, bizim anlayışımıza göre, ATATÜRK ne 16.1.23 günkü konuşmasında, ne de
ondan bir yıl sonra 3.3.24 tarihli konuşmasında HİLAFET MAKAMI'na hakaret
etmemiştir, küçük görmemiştir!.. O, sadece mevcut durumu, hakikati dile
getirmiştir... HİLAFET'i, bugün dahi TÜRKİYE'nin ve İSLAM DÜNYASI'nın
yararına olduğu takdirde DEVREYE GİREBİLECEK bir konumda bırakmıştır!.. Ne
yazık ki, bilhassa ARAP dünyası TÜRKLER'in karşısındadır, hatta DÜŞMAN'dır!.


*>>>DEVAM EDECEK*


       *Özkan BOSTANCI*

http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-07?hl=tr
--
            ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--

Bu mesaj ve onunla iletilen tum ekler gonderildigi kisi ya da kuruma ozel,
gizlilik yukumlulugu tasiyor olabilir. Bu mesaj, hicbir sekilde, herhangi
bir amac icin cogaltilamaz, yayinlanamaz ve para karsiligi satilamaz;
mesajin yetkili alicisi veya alicisina iletmekten sorumlu kisi degilseniz,
mesaj icerigini ya da eklerini kopyalamayiniz, yayinlamayiniz, baska
kisilere yonlendirmeyiniz ve mesaji gonderen kisiyi derhal uyararak bu
mesaji siliniz. Bu mesajin bilinen viruslere karsi kontrolleri yapilmistir.

Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Copyright (c) 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

This message (including any attachments) is intended only for the use of the
individual or entity to which it is addressed and may contain information
that is non-public, proprietary,privileged, confidential, and exempt from
disclosure under applicable law or may constitute as attorney work
product.If you are not the intended recipient, you are hereby notified that
any use, dissemination, distribution, or copying of this communication is
strictly prohibited. If you have received this communication in error,
notify us immediately by telephone and (i) destroy this message if a
facsimile or (ii) delete this message immediately if this is an electronic
communication.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright (c) 2007 - 2009 CiHAN TURK OLSUN Corporation


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap