*İSLAMİ ESASLARA BAĞLILIK ÜZERİNE 8* http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr
- Peygamberin HİLAFET meselesi çok tartışmalara, görüşmelere ve çok esaslı muhalefete sebep oldu... Üç görüş belirdi... Bunlardan birisi HİLAFET makamına istihkak, ÜMMET İŞLERİ'ni görebilmek için lazım olan KUDRET ve KİFAYET'in kaide olarak ittihazıydı... Buna nazaran HİLAFET makamı en KUVVETLİ, en YETKİLİ KAVİM'in olacaktı... Bu görüş CUMHUR-U SAHABE'nindi. İkinci görüş o güne kadar İSLAM'ın yükselmesine hizmet eden kavmin HİLAFET'e getirilmesi görüşüydü. Üçüncü fikir ise KUVVET-İ KARABET'i iltizamdı... Bu da HAŞİMİLER'in (KUREYŞ kabilesinden olan PEYGAMBER'in boyu) görüşüydü. Bu üç görüşten oybirliği ile birini tercih etmek mümkün olmadı... En nihayet teşettüt ve fetretin derhal önüne geçmek lüzumuna kani olan HAZRET-İ ÖMER'in tesiriyle HAZRET-İ EBUBEKİR 'e biat olundu. Efendiler!.. Bu muhalefet ve tartışmaların yersiz olduğunu zannetmeyelim. Hakikaten HİLAFET, İSLAM milletince en büyük bir maslahattır!.. Çünkü HİLAFET-İ NEBEVİYYE, MÜSLÜMANLAR arasında RABITA olan bir EMARET'tir.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr>.. ve İSLAM EHLİ'nin VAHDET kelimesi üzere toplanmalarını temin bir EMANET'tir! EMANET, işte CENAB-I HAKK'ın bir SIR ve HİKMET'idir ki, kurulması daima ve saldırma ve kuvvetle görülür... Andan asıl maksat da FESADIN GİDERİLMESİ, ASAYİŞİN KORUNMASI, MEMLEKET VE SAVAŞ İŞLERİ'nin DÜZEN'iyle, HALKIN İŞLERİ'ni İYİ İDARE'den ibarettir!.. Bu dahi, ancak KUVVET'e bağlıdır. Yukarda izah ettiğim üç muhtelif görüşten birincisinin, ki KUVVET'i ve NÜFUZ'u olan kavmin, milletin HİLAFET'e varis olması noktasıydı, diğer görüşlere tercih edilmesi ve üstün olması tabiidir. İşte bu suretle ASR-I SAADET'ten sonra HİLAFET unvanıyla bir İSLAM EMARETİ (emirliği, devleti) teşekkül etti. PEYGAMBER'in vefatıyla derhal her tarafta İRTİDAT (DİN'den dönmek), İRTİCA, İSYAN başladı... HAZRET-İ EBUBEKİR bunları bertaraf etti, vaziyete hakim oldu. Bir taraftan da hudutları genişletmeye ve İSLAM EMARETİ'ne başladı... EBUBEKİR son demlerine yaklaşınca HAZRET-İ ÖMER'i vasiyetname ile bizzat seçti. HAZRET-İ ÖMER'in HİLAFET'i zamanında İSLAM memleketleri fevkalade genişledi, servet çoğaldı... Halbuki bir millet içinde servet toplanması, halk arasında dünya garezlerinin çıkmasına, bu da İHTİLAL ve FİTNE'nin zuhurunu bais olmak; bu FESAT DÜNYASI'nın gerçeklerindendir. Bir de HAZRET-İ ÖMER hatırlıyordu ki, RESUL-Ü EKREM sırdaşı olan ASHAB'ına demişti ki: - "Ümmetim düşmanlarına üstün gelecek... MEKKE, YEMEN,KUDÜS ve ŞAM'ı fethedecek. KİSRA(İran şahı) ve KAYSER'in (Doğu Roma, yani Bizans imparatoru) hazinelerini taksim eyleyecek... Fakat ondan sonra aralarında FİTNE, İHTİLAL ve GİZLİ DÜŞMANLIKLAR çıkacak, onlar da geçmiş mülükler (hükümdar) mesleğine gideceklerdir. HAZRET-İ ÖMER bir gün HUZEYFE BİN YEMAN (RADIYELLAHUANH) HAZRETLERİ'ne "deniz gibi kabaran FİTNE"yi sorduğu zaman, şu cevabı aldı: - "Senin için andan beis yok. Senin zamanınla onun arasında kapalı bir kapı vardır." HAZRET-İ ÖMER sordu: - " Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" - " Kırılacak." - " Öyleyse artık kapanmaz!" Dedi ve teessüf etti. Hakikaten bu FİTNE KAPISI'nın kırılması mukadderdi!.. Çünkü İSLAM memleketleri genişlemişti, iş çoğalmıştı... Bu EMARET ve İDARE şekliyle her yerde ADALET icrası müşgül olmuştu. ÖMER bir gün ağlarken sebebi soruldu... Cevap verdi: - "Nasıl ağlamayayım ki, FIRAT kenarında bir OĞLAK KAYBOLSA, korkarım ki (HESABI)ÖMER'DEN SORULUR!" Evet.. HAZRET-İ ÖMER(RADIYELLAHUANH) artık (sadece) HİLAFET ünvanı altındaki EMARET tarzının bir DEVLET idaresine kâfi olmadığını; bir zatın kendi FAZİLET'inde, kendi KUDRET'inde, hatta kendi MAHARET'inde olsa dahi, bir DEVLET idaresine yine kâfi olmadığını bütün şâmil mânâsıyla idrak etmişti. Hatta bu endişe iledir ki, ÖMER kendinden sonra artık bir HALİFE düşünemez oldu... Kendisine oğlunu tavsiye ettikleri zaman: - "Bir hanedana bir kurban yetişir," dedi... ABDURRAHMAN BİN AVF'ı çağırdı: - "Ben seni veliaht eylemek istiyorum," dedi... O da: - "Bana, kabul et, diye rey ve nasihat eyler misin?" dediğinde, ÖMER: - "Edemem, Ya AVF!" dedi... ABDURRAHMAN da: - "VALLAHİ ben de ebediyyen bu işe giremem!.." dedi!.. En nihayet ÖMER, en makûl noktaya temas etti... EMARET, DEVLET ve MİLLET İŞİ'ni MEŞVERET'e havale etti!.. ÖMER'den sonra ASHAP ve bütün HALK mescidi ağzına kadar doldurdu... Orada bazı dikkate şayan vaziyetlerle ÜMMET'in İDARE'sini SEÇTİKLERİ bir HALİFE'ye verdiler. Böylece HAZRET-İ OSMAN halife oldu... Fakat kırılmaya mahkûm olan kapı (FİTNE KAPISI) artık kırılmıştı... İSLAM memleketlerinin her tarafında dedikodular ve hoşnutsuzluklar başladı... Zavallı OSMAN âciz vaziyete düştü!.. O kadar ki, Şam Valisi Muaviye,<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr>onun hayatını korumak için yanına çağırdı!.. Her tarafta isyan eden muhtelif mıntıkalar halkı MEDİNE'de, evinin içinde HAZRET-İ OSMAN'ı kuşattı, ve muhterem zevcelerinin yanında şehit etti.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr> Bir çok gürültülü ve kanlı vak'alardan sonra HAZRET-İ ALİ (KEREMULLAHİVECH), HİLAFET makamına getirildi... Tekrar edelim ki, kapı (FİTNE KAPISI) kırılmıştı!.. Muaviye, HAZRET-İ ALİ'nin (KEREMULLAHIVECH) HİLAFET'ini tanımıyordu!.. Vazifesi İSLAM ÂLEMİ'nde KUR'AN HÜKÜMLERİ'ni tatbik etmekten ibaret olan HALİFE, mızraklarına KUR'AN'lar geçirilmiş EMEVİYE ordusu karşısında, savaşı kesmeye mecbur oldu... İster istemez iki taraf hakemlerinin vereceği karara uymaya söz verdi. İki taraf delegelerinin birbirine karşı kullandığı âdi hile, herkesçe bilinmektedir... AMR İBN-İL ÂS, MUAVİYE'ye HALİFE'liğini müjdeledi... Diğer taraftan HAZRET-İ ALİ de evvelce söz verdiği halde cayarak o da HİLAFET'e devam etti. Bu suretle İSLAM EMARETİ, yine HİLAFET unvanı altında "SALTANAT-I İSLAMİYE'ye çevrildi!.. EMEVİ saltanatı ancak 90 seneyi doldurabilmiş, ve Hicret'in 132. senesinde Arap milleti EMEVİ sultanlarını başlarından atmış ve yerine başka isimde bir devlet kurmuştur... Bu devlete ABBASÎ DEVLETİ, başındakilere de HALİFE derlerdi. (PEYGAMBER'in amcası ABBAS'ın soyu) Faaliyet merkezi IRAK'ta bulunan ABBASÎ HİLAFETİ'nin varlığına rağmen ENDÜLÜS'te dahi HALİFE-İ RESULULLAH ve EMİR-ÜL MÜMİNİN adıyla asırlarca saltanat sürmüş hükümdarlar vardı! (Endülüs EMEVÎ halifesi, MISIR'daki FATIMÎ halife) Hicret'ten iki buçuk asır evvel ORTA ASYA'da büyük bir TÜRK DEVLETİ vardı... ABBASÎ HALİFELERİ zamanında bu yiğit, soylu ve yürekli TÜRKLER asker olarak SURİYE'ye, IRAK'a kadar geldiler... ABBASÎ HALİFELERİ'nin yönetimi altında en yüksek makamlara yükseldiler. Hicret'in 4. yüzyılında idi ki, SELÇUK nâmı altında büyük bir TÜRK DEVLETİ kuruldu... KAFKASYA'ya, İRAN, IRAK, SURİYE ve ANADOLU'ya yayıldılar... BAĞDAT'ta oturan ABBASÎ HALİFELERİ, bu büyük TÜRK DEVLETİ'nin nüfus yönetimine girmişti... BAĞDAT'ta, aynı merkezde MELİKŞAH ile HALİFE nâmını taşıyan MÜTEDİYÜLBİLLAH yanyana oturdular ve akraba oldular. (Kız alıp kız verdiler) HAZRET-İ SELİM'in takriben 5 asır sonra yaptığını, eğer isteseydi MELİKŞAH daha o zaman BAĞDAT'ta yapmış olurdu!.. İSLAM devletleri faaliyet gösterirken, CENGİZ HAN adındaki cihangir, KARAKURUM'dan çıkarak hudutlarını ÇİN DENİZİ'ne, BALTIK DENİZİ'ne, KARADENİZ'e, kadar genişletiyor... CENGİZ torunu HÜLÂGÛ da 656 Hicri senesinde (1253) BAĞDAT'ı zaptederek ABBASÎ HALİFESİ MU'TESİM'i idam ediyor... Ve bu suretle dünya yüzünde HİLAFET'e fiilen son veriyor!.. Şimdi efendiler!.. (Günümüze gelirsek,) HİLAFET makamı MAHFUZ olarak, onun yerinde HAKİMİYET ve SALTANAT-I MİLLİYE makamı ki, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'dir, elbette YANYANA durur!.. Ve elbette MELİKŞAH'ın makamı karşısında beceriksiz ve önemsiz bir makam sahibi olmaktan daha YÜCE bir tarzda bulunur!.. Çünkü bugünkü TÜRKİYE DEVLETİ'ni temsil eden TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'dir!.. Çünkü bütün TÜRKİYE HALKI, bütün kuvvetiyle o HİLAFET makamının dayanağı olmayı, doğrudan doğruya yalnız VİCDANÎ ve DİNÎ bir VAZİFE olarak TAAHHÜT ve TEKELLÜF ediyor!.. - HİLAFET ve SALTANAT yekdiğerinden ayrıldıktan sonra bazı hocaları büyük bir teessür kapladı... Kendi dinlerinden imanlarından şüphe etmeye başladılar... "HALİFE böyle olmaz!.. HALİFE'ye KUVVET, KUDRET lâzımdır, SELAHİYET lâzımdır," demeye başladılar. (16.1.23) - Diyorlardı ki, "Bu tarz hükümete, Meclis'in mahiyetine mu'teriz değiliz... Salahiyetleri haiz olan zat, makam-ı riyasette kim ise o olacaktır. En münasip şekil, RİYASET'te HALİFE'nin bulunmasıdır... Orası öyle bir makam olur ki, ORAYA HERKES GÖZÜNÜ DİKMEZ. Büyük MİLLET MECLİSİ ile MECLİS'in intihab ettiği HALİFE-İ MÜSLİMİN arasında hiç bir ayrılık ve gayrılık yoktur .<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr>.. HALİFE'nin KUVVET ve ŞEVKET sahibi olması, en büyük esas-ı şer'idir." Ya onların iddiası doğrudur, ya bizim yaptıklarımız!.. Yaptığımız ve idame etmek istediğimiz şeylerin SİYASETEN, FENNEN, İLMEN, DİNEN bu MEMLEKET ve MİLLET'in HAYAT, REFAH ve SAADET'i nokta-ı nazarından doğru olup olmadığını tetkik edelim! HİLAFET, bütün ALEM-İ İSLAM'a şamil bir İDARE noktası demek ise, tarihte bu hiç bir vakit vaki olmamıştır!.. Hakikatte, şer'an ve dinen HİLAFET denilen şey yoktur... PEYGAMBERİMİZ demiş ki: "Benden 30 sene sonra HİLAFET yoktur!.." HİLAFET, HÜKÜMET demektir... Böyle olunca, HÜKÜMET'in nasıl olması mevzuubahis olabilir... DİNİN ESASLARI'nda sadece İDARE'nin ne gibi noktaları ihtiva etmesi lazım geleceği musarrahtır: ADALET... MEŞVERET... ULULEMRE İTAAT!.. BİZİM HÜKÜMETİMİZ tamamen BU ESASLARI İHTİVA EDİYOR!.. Binaenaleyh başkaca HALİFE mevzuubahis olamaz!.. Böyle olduğu halde TBMM nasıl bir HALİFE intihab etti?.. Bu hal şöyle izah olunabilir: Bütün İSLAM ALEMİ, ESARET altındadır... Şayan-ı arzudur ki, bunlar ayrı çalışsınlar, kendi HAKİMİYET-İ MİLLİYE'lerini istihsal etsinler... İşte bunlara bu hususta medar-ı tesliyet olmak üzere bir nokta-i irtibat göstermek arzu ediliyor. Fakat onlar tamamen ESARET'ten kurtulduktan sonra, MÜSTAKİL olduktan sonra BİRLEŞİK BİR MAKAM'ın idaresine girmek isteyeceklerini düşünmek caiz midir?.. Bu da ayrı bir mesele!.. Demek istiyoruz ki, ONLARIN KURTULMASI İÇİN MÜŞTEREK BİR NOKTA-I RABITA göstermek suretiyle TARİHİ, VİCDANİ ve yahut DİNİ bir VAZİFE yapıyoruz. DİN'de HATİP, DEVLET'in REİSİ'dir... HUTBE nedir?.. Doğrudan doğruya REİS-İ DEVLET'in halkı tenvir için SÖZ SÖYLEMESİ değil midir? ŞER'İ bir takım UMUR olunca, ru'yet edecek bir MAKAM lâzımdır... O makama ŞER'İYE VEKİLİ deyiniz, ne derseniz deyiniz, bittabi HÜKÜMET dairesinde!.... (16.1.23) - EVKAF ayrı bir şeydir... EFKAF'ı şer'iye umuruna tahsis etmek doğru değildir... EVKAF bilhassa bizim memleketimizde, en mühim MENABİ-İ SERVET'ten biridir. (16.1.23) - CENAB-I PEYGAMBER'in EVAMİR-İ İLÂHİYE'yi tebliği esnasında muhataplarının kalp ve vicdanında putlar vardı... Bu insanları TARİK-İ HAKK'a davet için evvela o taş parçalarını atmak ve kalplerinden çıkarmak mecburiyetinde idi... HAKAYİK-İ İSLAMİYE tamamiyle anlaşıldıktan ve kanaat-i vicdaniye hadisat ile teeyyüt eyledikten sonra bir takım münevver insanların böyle taş parçalarına taabüdünü farz ve zan etmek, ÂLEM-İ İSLAM'ı tahkir etmek demektir.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr>(22.1.1923) - Bugün eriştiğimiz nokta gerçek KURTULUŞ noktası değildir!.. KURTULUŞ, CEMİYETTEKİ HASTALIĞI ortaya çıkartmakla ve iyileştirmekle elde edilir... Fikirler manasız ve mantıksız safsatalarla dolu olursa, o fikirler hastadır. Aynı şekilde içtimai hayat akıl ve mantıktan uzak, zararlı bir takım inanış ve geleneklerle dolu ise, cemiyet felce uğrar. - Biz, DİN'e saygı gösteririz!.. Biz sadece DİN işlerini DEVLET ve MİLLET işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz... KASTE ve FİİLE DAYANAN TAASSUPKAR HAREKETLERDEN SAKINIYORUZ!.. DİN ve MEZHEP herkesin kendi vicdanına kalmış bir iştir... Ve hiç bir zaman POLİTİKAYA ALET OLARAK KULLANILAMAZ!.. TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nde bir dinin merasimi de serbesttir... Yani ayin hürriyeti masundur. Tabiatiyle AYİNLER asayiş ve umumi adaba mugayir olamaz... SİYASİ NÜMAYİŞ ŞEKLİNDE OLAMAZ!.. *(7.2.23, Zağanos Paşa Camii Minberi, Balıkesir) Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ****************************** Görüldüğü gibi ATATÜRK hem DİN TARİHİ konusunda, hem DİN konusunda uzmandır, DİNDAR'dır!... Eğer o dinsiz olsaydı; *KUR'AN-I KERİM'i "EKSİKSİZ KİTAP", İSLAM'ı "SON DİN, EN MÜKEMMEL DİN", HAZRET-İ MUHAMMED'i de "ALLAH'IN BİRİNCİ ve EN BÜYÜK KULU"* olarak görmezdi!.. KUR'AN tercümesinin basılmasını, her eve ulaşmasını sağlamazdı!.. TÜRKİYE'de ilk defa HADİSLER'in TÜRKÇE'ye tercüme edilmesi için komisyon oluşturmazdı!.. DİN'i DEVLET'ten koparmak isteseydi, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'nı kurmazdı!.. Mekteplere DİN DERSİ koymazdı!.. ATATÜRK'ün 26 Ağustos sabahı Büyük Taarruz'u dua ederek başlattığı da, yaveri Muzaffer Bey'in şahadeti ile sabittir!.. ATATÜRK şimdiye kadar gelmiş geçmiş bütün cumhurbaşkanlarından ve başbakanlardan daha çok DİN'e hizmet etmiştir... İşte hem dinsiz kesimin, hem de yobazların işine gelmeyen budur!.. Eğer bu gerçek bir farkedilirse; birinin "atatürkçülüğü", diğerinin "müslümanlığı" beş para etmeyecektir!.. Onun şiddetle karşı koyduğu husus YOBAZLIK'tı!.. ATATÜRK, *herkesin ibadetinde serbest olduğunu, ancak hiç bir DİNİ FAALİYET'in POLİTİK GÖSTERİ mahiyetinde yapılamayacağını, YOBAZLIK ve MEZHEP AYIRIMCILIĞI'nın DEVLET İŞLERİ'ne giremeyeceğini* açıkça ifade ediyor!.. Ama her ikisini de ondan sonra gelenler DEVLET İŞLERİ'ne soktular.<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr>.. *Şmdinin hızlı "Atatürkçü"sü DEMİREL, 60'lı, 70'lı yıllarda az mı destek verdi yobazlara?.. Mezhepçiliği DEVLET kurumlarına, Aleviler'i savunma bahanesiyle SHP-CHP sokmadı mı?..* ATATÜRK, gene bu bölümde çok önemli bir konuya temas etmiştir: *PUTLARA TAPMAK!...* Gerçekten de bu konu hala *"taşa tahtaya tapmak"* gibi anlaşılmaktadır... *Halbuki ALLAH'TAN BAŞKA herhangi bir kimseden medet ummak, şeyhlere türbelere bel bağlamak, liderleri, şarkıcıları, artistleri ilah ilan etmek, resimlerini heykellerini yüceltmek, gözü paradan başka bir şey görmemek de PUTPERESTLİK'tir!..* *Biz deriz ki, ATATÜRK fikirlerinin bir kenara bırakılıp, bayramlarda HEYKEL'i önünde anlamsız törenler yapıldığını görseydi, hepsini yıktırırdı!.**.*<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-08?hl=tr> *>>>DEVAM EDECEK* * Özkan BOSTANCI * -- ..::CTO::.. ..::CiHAN TÜRK OLSUN::.. http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr -- Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK -- Bu mesaj ve onunla iletilen tum ekler gonderildigi kisi ya da kuruma ozel, gizlilik yukumlulugu tasiyor olabilir. Bu mesaj, hicbir sekilde, herhangi bir amac icin cogaltilamaz, yayinlanamaz ve para karsiligi satilamaz; mesajin yetkili alicisi veya alicisina iletmekten sorumlu kisi degilseniz, mesaj icerigini ya da eklerini kopyalamayiniz, yayinlamayiniz, baska kisilere yonlendirmeyiniz ve mesaji gonderen kisiyi derhal uyararak bu mesaji siliniz. Bu mesajin bilinen viruslere karsi kontrolleri yapilmistir. Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz. Copyright (c) 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation This message (including any attachments) is intended only for the use of the individual or entity to which it is addressed and may contain information that is non-public, proprietary,privileged, confidential, and exempt from disclosure under applicable law or may constitute as attorney work product.If you are not the intended recipient, you are hereby notified that any use, dissemination, distribution, or copying of this communication is strictly prohibited. If you have received this communication in error, notify us immediately by telephone and (i) destroy this message if a facsimile or (ii) delete this message immediately if this is an electronic communication. Allowed either use or coppy this message as its source. Copyright (c) 2007 - 2009 CiHAN TURK OLSUN Corporation --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ You received this message because you are subscribed to the Google Groups "borsamorsa" group. To post to this group, send email to [email protected] To unsubscribe from this group, send email to [email protected] For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
