*İSLAMİ ESASLARA BAĞLILIK ÜZERİNE 16*

**
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/islami-esaslara-balilik-zerine-16?hl=tr


İşte biz burada DİN ve DÜNYA için, İSTİKBAL ve İSTİKLAL'imiz için, bilhassa
HAKİMİYET'imiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım.

Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum... Hepinizin
düşündüklerinizi anlamak istiyorum. AMAL-I MİLLİYE, İRADE-İ MİLLİYE yalnız
bir şahsın düşünmesinden değil, BİLUMUM EFRAD-I MİLLETİN ARZULARININ
EMELLERİNİN MUHASSALASINDAN İBARETTİR!.. *Binaenaleyh, ben ne öğrenmek, ne
sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.
*
- Hutbeler hakkında iradedilen suallerden anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin
tarzı, milletimizin hissiyat-ı fikriyesi ve lisanı ile ve ihtiyacat-I
medeniyye ile mütenasip görülmemektedir.

*Efendiler!..* HUTBE demek, NASA hitap etmek, yani SÖZ SÖYLEMEK DEMEKTİR...
Bundan bir takım mefhum ve manalar istihraç edilmemelidir!.. Hutbeyi irad
eden hatiptir, yani söz söyleyendir.

Biliyoruz ki, HAZRET-İ MUHAMMED, zaman-ı saadetlerinde hutbeyi kendisi irad
ederlerdi... Gerek PEYGAMBER EFENDİMİZ ve gerek HÜLEFA-YI RAŞİDİN'in
hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, SÖYLEDİĞİ ŞEYLER o günün
meseleleridir... O günün ASKERİ, İDARİ, MALİ ve SİYASİ, İÇTİMAİ HUSUSTADIR.

ÜMMET-İ İSLAMİYE tekessür ve MEMALİK-İ İSLAMİYE tevassua başlayınca, CENAB-I
PEYGAMBER'in ve HÜLEFA-YI RAŞİDİN'in hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin
irad etmelerine imkân kalmadığından; halka söylemek istedikleri şeyleri
minber-i şerifte ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı tenvir ve irşat için ne
söylemek lâzımsa söylerlerdi.
*(7.2.23, Zağanos Paşa Camii Minberi, Balıkesir)
Gazi Mustafa Kemal ATAÜRK*
****************************
**
ATATÜRK'ün buradaki DİN ve DİN TARİHİ bilgisi ve yorumu, hayranlık
uyandıracak, imamlara ders verecek düzeydedir.

PEYGAMBERİMİZ gerçekten sohbetlerini mescidde, veya meydanlarda yapardı...
Sohbetinin mahiyeti yere göre değişmezdi... "Şimdi mesciddeyim, yalnız
ahiretten bahsedeyim," demediği gibi, "şimdi meydandayım, ağaç altındayım,
siyaset konuşayım," da demezdi!.. Çünkü onun için her mekan, ALLAH'IN HUZURU
idi.

Camiler sadece imamların konuştuğu yerler değildir... Hele ki PEYGAMBERİMİZ
zamanında hiç öyle değildi!.. Mesela HZ. AYŞE, MESCİD'de müslümanlara
PEYGAMBERİMİZ'in ahlakını, adabını anlatır, hatta "hayız halindeki kadına
dokunmak haram mıdır?" gibi sorulara cevap verirdi... Bu da şimdi müslüman
geçinip kadınları erkeklerden perde ile ayıran, hatta konuşturmayan
yobazlara ders olmalıdır.


4 BÜYÜK HALİFE de HUTBE meselesine PEYGAMBERİMİZ gibi bakmışlardır... Ancak
İSLAM DEVLETİ sınırları çok genişlediği için, sonradan her yerde konuşmayı
kendileri yapamaz hale gelmişler, ve DEVLET REİSİ ADINA HUTBE okuma geleneği
benimsenmiştir.

İSLAM devletleri hükümdarlarının, hatta beylerin "hükümdarlık" alameti
olarak uyguladıkları iki şey vardı: Adlarına hutbe okutmak ve para
bastırmak!..

Bu olay çok açık bir şekilde göstermektedir ki, "Halife olmadığı için hutbe
okunmaz, okunmayınca da Cuma namazı kılınmaz" diyen yobazlar, savundukları
DİN'i bile bilmemektedirler!..

İkincisi şu andaki konumuz ile ilgili değil... Ama bu husus ayrıca
göstermektedir ki, "OSMANLI döneminde GÜNEYDOĞU'da MÜSTAKİL Kürt beylikleri
olduğunu" iddia edenler, bunlardan hangisinin hangi parayı bastırdığı, veya
hangi tarihte kendi adına hutbe okuttuğunu belgelemelidirler... Böyle bir
şey yoktur!.. "Kürt Beyi" denilen kişiler köy ağası, veya en fazla aşiret
reisi idiler... OSMANLI'nın onları "bey" diye pohpohlaması, dağda bayırda
eşkıya ile uğraşmamak içindi.

Konuya dönersek, HALİFELİK 4 BÜYÜK HALİFE'den sonra SALTANAT'a
dönüşmüştür!.. Yani halifenin herhangi bir hükümdardan farkı kalmamış,
üstelik bazı dönemlerde 2, hatta 3 halife birden hüküm sürmüştür...
1190-1230 tarihleri arasında hem Abbasi, hem Endülüs, hem de Fatımi
halifeler vardı.

Hangi devletin hangi halifeye uyduğu belli olmadığı gibi, tek halifeli
dönemlerde bile halifeyi dinlemeyen hükümdarlar vardı... Halifelik babadan
oğula geçtiği için, bazı halifeler çocuk yaşta idi... Bazısını kendi teb'ası
dahi dinlemezdi... Bizim ülkemizde dahi Halife 2. Osman, 3. Selim ve
Abdülaziz'i isyancılar öldürmedi mi?..

Öyleyse durum, İSLAM devletlerinin sayısının artması ile değişmiştir... Her
İSLAM DEVLETİ'nin reisi, aslında ALLAH'ın ve HZ. MUHAMMED'in halifesi gibi
davranmak zorundadır!.. Bu da ATATÜRK'ün belirttiği gibi, *HALKI ALDATMAMAK,
HALKA HEP İYİYİ VE DOĞRUYU SÖYLEMEK, ve HALKA HİZMET* ile olur!..

Halk da DİN ve VATAN tehlikeye düşmediği sürece, MİLLİ BİRLİĞİ bozmamak için
DEVLET REİSİ'ne itaatle yükümlüdür!. Çünkü *"Emir yetkisi sahiplerine itaat"
* konusunda bir AYET, ve PEYGAMBERİMİZ'in "*Başınızdaki hurma başlı bir
Habeş bile olsa, itaat ediniz,"* mealinde bir hadisi vardır.

Bu kuralı çok iyi bilen MÜSLÜMAN ATATÜRK, hiç bir zaman HALİFE'ye karşı
mücadele etmemiş, *"padişah* *halifeyi kurtarmak için harekete
geçtiğini"*söylemiştir ki, doğrudur... HALİFE İstanbul'da esir
konumunda idi!..


ATATÜRK ancak düşmanın zoruyla kendisine karşı asker gönderilmesinden sonra
HALİFE'yi eleştirmiş, ama 1924 yılı bütçesine dahi PADİŞAH ve SARAY için
ödenek koydurmuştur.

Ne zamanki sadrazam Tevfik Paşa, İstanbul hükümetinin de Lozan'a iştirakinde
ısrarlı olmuş, işte o zaman ATATÜRK çift başlılığı ortadan kaldırmak için
saltanatı ilga etmiştir.


ATATÜRK'ün bu medeni "muhalefet" anlayışı, şimdi hükümeti yıkmak için
birbiri ile yarışan partilerimize, hatta iktidar partisi içindeki
milletvekillerine örnek olmalıdır.


*>>>DEVAM EDECEK*
**
*       Özkan BOSTANCI*

--
            ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
Bu mesaj ve onunla iletilen tum ekler gonderildigi kisi ya da kuruma ozel,
gizlilik yukumlulugu tasiyor olabilir. Bu mesaj, hicbir sekilde, herhangi
bir amac icin cogaltilamaz, yayinlanamaz ve para karsiligi satilamaz;
mesajin yetkili alicisi veya alicisina iletmekten sorumlu kisi degilseniz,
mesaj icerigini ya da eklerini kopyalamayiniz, yayinlamayiniz, baska
kisilere yonlendirmeyiniz ve mesaji gonderen kisiyi derhal uyararak bu
mesaji siliniz. Bu mesajin bilinen viruslere karsi kontrolleri yapilmistir.

Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Copyright (c) 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

This message (including any attachments) is intended only for the use of the
individual or entity to which it is addressed and may contain information
that is non-public, proprietary,privileged, confidential, and exempt from
disclosure under applicable law or may constitute as attorney work
product.If you are not the intended recipient, you are hereby notified that
any use, dissemination, distribution, or copying of this communication is
strictly prohibited. If you have received this communication in error,
notify us immediately by telephone and (i) destroy this message if a
facsimile or (ii) delete this message immediately if this is an electronic
communication.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright (c) 2007 - 2009 CiHAN TURK OLSUN Corporation

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"borsamorsa" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/borsamorsa?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap