BASIN AÇIKLAMASI Bugün içinde bulunduğumuz sürecin bir gereği olarak Türkiye’de bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç vardır. Türkiye her şeyden önce kendisinden korkmamalı ve kendine güvenmelidir. Türkiye’de yeni bir siyasal çözüme, iradeye ve reformcu bir anlayışa ihtiyaç vardır. Türkiye artık, insan hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi geliştirmek zorundadır. Demokratik bir hukuk devletin olmanın tek şartı budur. Türkiye’deki tüm aydınların, tüm demokratların, demokrasiye inanan herkesin çok iyi bildiği gibi, Kürt sorunu çözülmeden resmi devlet mantığında bir değişim olmaz. Bu değişim olmadan da, Türkiye çetelerden kurtulamaz ve demokrasiye de gerçek anlamda bir geçiş yapamaz. Demokratikleşmenin yolu da Kürt sorununun çözümünden geçmektedir. Kürt sorunuyla, demokratikleşme birbirine bağlı, birbirini geliştiren, çözümleyen iki kavramdır. Kürt sorunu demokratikleşmeyi geliştirir, demokratikleşme Kürt sorununu çözüme götürür. Bu güne kadar pragmatist, kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden, Türkiye’nin sorunlarını çözecek gücü gösteremeyen, çapsız politikalarla hareket eden hükümetler sayesinde Kürt Sorunu silah, savaş ve şiddetle çözülmeye çalışıldı. Böylece, bugün gerginlik ve çözümsüzlük içinden çıkılamayacak bir duruma geldi. Kürt sorununda çözümsüzlüğü yaşayan, top yekün savaşa ilişkin kararlar çıkaran, savaş koordinatörlüğü yapan bütün hükümetler kaybetmişlerdir. Bu sorunda “şahin” bir tutum izleyen hiçbir hükümet sonuç alamamıştır. Ülkenin çoğunluğu her türlü şiddete ve savaşa karşıdır. CHP-DYP iktidarı neden kaybetti? Refah-DYP iktidarı niye kaybetti? Tansu Çiller, imha siyasetini “ya bitecek ya bitecek” biçiminde sloganlaştırmıştı, neden kaybetti? ANAP niye kaybetti? Bütün bu partiler neden kaybetmişlerse, Ak Partinin de çözüme yönelik “şahin” bir politika izlemesinin ona kaybettireceği son derece açıktır. “Düşünmezseniz sorun yoktur” anlayışıyla başlayan “Kürt Sorunu sanaldır” “Türkiye’de Kürtlerin hak sorunu yoktur” ifadeleri ile çözümsüzlük aşamasına gelen Sorun bu gün barış umutlarının yeşermesine neden olacak gelişmeler sergilemektedir. Demokrasiye ve barışa inanan, tutarlı bütün kurum ve kuruluşların sorumluluklarına sahip çıkmaları durumunda, Türkiye’de Türk-Kürt kardeşliği doğru bir zemine oturabilir. Barışın, toplumsal hak ve özgürlüklerin, demokrasinin Türkiye’de yerleşmesi ile de bir uygarlık projesi olan AB’ye doğru daha hızlı olarak yol alabiliriz. Gerçek dışı ve çağ dışı dayatmalarda daha fazla ısrar etmenin hiçbir anlamı yoktur ve bu durum Türkiye’nin çıkarlarına aykırıdır. Dolayısıyla gerçek dışı tespitlerden, politikalardan vazgeçerek bölgenin gerçekliğine uygun politikalara yönelmek, sorunu barış içinde çözmek isteyen her güç için vazgeçilmez bir gerçekliktir. Türkiye'yi kaosa sürükleyen, demokratikleşmesine engel olan esas zihniyet; her şeyi silahla çözmek isteyen zihniyettir. Perde arkasında bazı şeyleri düşünmek, tartışmak kamuoyu önünde ise resmi ideolojiyi savunma gerekliliği artık terk edilmesi gereken bir anlayıştır. Gerçekleri göz ardı edip eski bildik ezberle, Türkiye artık yönetilemez, sorunları çözülemez. Onun için gerçekleri gören, aklıselim bir anlayışın Türkiye toplumunda, siyasetinde, ordusunda egemen olması gerekmektedir. Aksi takdirde bugün Deniz Baykal'ın ve Devlet Bahçeli’nin başını çektiği ideolojik anlayışı olan soruna sadece yok etme temelinde yaklaşan Kürt düşmanlığı ve ırkçı bir zihniyetin kardeş kavgasına yol açacağı, Türkiye'yi bir kaosa sürükleyeceği her kesim tarafından görülmelidir. Türkiye’nin korktuğu bölünmenin en tehlikelisi coğrafi değil, duygusal olanıdır. Yurttaşlar arasındaki birlik iradesinin zedelenmesidir. Araya ön yargıların girmesidir.
Şu bir gerçektir ki, Kürt sorunu Türkiye'nin geleceğini belirleyecek bir sorundur. Kürt sorununa yaklaşım ise, Türkiye'nin geleceğini belirleyecek yaklaşım olacaktır. Türkiye’nin birliği ekseninde, Kürt sorununun çözümü söyleminin çok daha güçlü olarak gündemleştirilmesi ve demokrasiye inanan tüm çevrelerin ittifakı ile halkların barış, kardeşlik ve eşitlik isteminin daha güçlü olarak savunulması gerekmektedir. Kürt Sorunu sınır ötesi operasyon türü savaş stratejileri ile çözülemez. Bu tür tehlikeli oyunlar sadece Türkiye’yi kaosa sürükler. 80 yıllık Kürt Sorunu’nun çözümünü sağlayacak barış şartları ise şu şekilde sıralanabilir : - Kürt kimliliğinin tanınması ve Türkiyelilik üst kimliği çatısı altında tüm kimliklerin yeni sivil bir anayasa ile güvenceye kavuşturulması, - Kürt dili ve kültürü önündeki engellerin kaldırılması, anadilde eğitim hakkı tanınması ve Bölgede Türkçe’nin yanında Kürtçe’nin ikinci resmi dil olarak kabul edilmesi ve bunun yanı sıra diğer azınlıkların kültürel haklarına saygı gösterilmesi, - Düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü temelinde serbest siyaset ve örgütlenme hakkının tanınması, anayasa ve yasalarda başta cins ayrımcılığı olmak üzere, tüm toplumsal eşitsizliklerin kaldırılması, -Bir toplumsal uzlaşma projesiyle iki toplumun karşılıklı birbirlerini affederek barışı tesis etmek amacıyla, Abdullah Öcalan dahil, tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması, siyasal ve toplumsal yaşama katılımlarının engellenmemesi, - Köy koruculuğu sisteminin lağvedilmesi ve halkın köylerine geri dönüşü için sosyal ve ekonomik projelerin gerçekleştirilmesi, - Yukarıdaki maddelerin gerçekleşmesine paralel olarak örgüt militanlarının, her iki tarafın belirleyeceği bir takvim dahilinde, kademeli olarak silahlarını bırakıp yasal demokratik toplumsal yaşama katılım sürecinin başlatılması. Sorunun muhatabı tarafların Türkiye’nin ulusal ve uluslararası çıkarları temelinde geçekleştirecekleri barış antlaşması sayesinde silahların tümden susmasıyla Türkiye’nin seksen yıldır özlediği barış ve huzur ortamını sağlayabiliriz. Türk aydınları, yazarları, sivil toplum temsilcileri ! Eğer bu ülkede gerçekten bir arada ve barış içinde yaşamak istiyorsak, bunu ispatlamanın, bütün dünyaya göstermenin fırsatı önümüzde. Ülkeye, ekonomiye, kurumlarına, temsilcilerine, gençlerine, daha büyük zararlar gelmeden, barış isteğimizi ortaya koyalım. Türkiye o sesi bekliyor: Bu bombaların, bu savaşın Türkiye’ye yakışmadığını haykıran sesi: BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ…… NİL DEMİRKAZIK ÇOCUK-DER BAŞKANI AVRUPA GİRİŞİMİ SÖZCÜSÜ DİYARBAKIR BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ ADAYI _________________________________________________________________ Show them the way! Add maps and directions to your party invites. http://www.microsoft.com/windows/windowslive/products/events.aspx --~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ - Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. - Grubumuzdaki yazilarin hukuki sorumlulugu yazarlarina aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik propagandalara sicak bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Fatma Zelal, Serger Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
