BEROJ/08.06.2009 - Üniversitedeyken devlet yurdunda kalıyordum. Odalar
altı kişilikti. Bizim odada; kendisini "Türk milliyetçisi, ülkücü"
olarak niteleyen iki kişi ile PKK'ye sempatiyle bakan üç kişi birlikte
kalıyorduk. PKK sempitazanı üç arkadaş ve ben düzenli olarak namaz
kılar, herhangi bir aşırılıktan kaçınır ve güzel sohbetler ederdik.
Kendilerini "ülkücü" olarak niteleyen iki kişi ise; namaz kesinlikle
kılmaz, alkol kullanır, dolayısıyla odada bulunan diğer kişileri
rahatsız ederdi. Asıl garip olan ise, bu kişilerin dini içerikli bir
sohbet olduğunda meydanda kül bırakmamasıydı. "Herkesin öğündüğü iki
şey vardır; dini ve milliyeti" derler, ve bu ikisi arasında bir ayrım
yapmazlardı.



***

Bir gün üniversitede, ilahiyatçı bir profesörün "Ermeni Sorunu ve
Gerçekler" ismiyle ilan edilmiş konferansına gittim. "Gerçekler"
kelimesine kafam takılmıştı; acaba bu adam gerçekleri nerden bulmuştu
yada öğrenmişti diye düşündüm. Tam da bu konunun tavan yaptığı
dönemlerdendi, belki bu "gerçekler" Türkiye kamuoyuna ışık
tutabilirdi. "Görelim bakalım şu gerçekleri" diyerek gittim
konferansa. Konferans başladı. Slayt şeklinde fotoğraflarla
hazırlanmış ve altlarına açıklamaların yazıldığı şerit geçiyordu
gözümüzün önünden. Profesör, o açıklamaları okuyup "işte yüzüne
tükürülecek adam bu", "işte şu kılıksız pislik, havaalanında suikast
yapıyor", "işte bunların öldürdüğü halkımız" vs. vs. yorumlarını
iliştiriyordu araya. Ve "Allah ordumuzu başımızdan eksik etmesin" diye
bitiriyordu konferansı. İnanın tam bir şok içindeydim. Bir profesör
ilahiyatçı, dinden haberdar olduğu için kısmen vicdanlı olmasını ve
İslam'ın üzerinde en çok durduğu adaletle davranmasını doğal olarak
bekleyeceğiniz biri! Üstelik akademisyen olunca ve başlıkta
"gerçekler" kelimesini görünce ister istemez, delilleriyle gerçekleri
gösterecek zannetmiştim. Konferans biter bitmez yanımdakilere sordum;
"Ya bunların gerçek olduğunu anlayabileceğimiz bir şey gördünüz mü?"



Yok. Cevap yok. Sadece ağlayan yada suratları beş karış havada olan ve
o anda bir Ermeni bulsa linç edecek bir yığın kalabalık boşaltıyor
salonu. Onca kalabalık arasında sadece bir tek aykırı ses duyabildim,
o da son cümleye takılmıştı; "Ya sen istediğin kadar ordunun
yalakalığını yap, onlar senin gibi dindarları yerler her zaman"..



İnanın aynı fotoğrafları Ermeniler alıp 'işte öldürülen Ermeniler'
dese, olur mu, olur. Yani üst üste yığılmış ceset gösterip, "işte
öldürülen Türkler" demek; "gerçekler" oluyormuş. Onun üzerine ağlayan
kızlı erkekli üniversiteliler de "gerçek göz yaşı" döküyorlar.



***
devamı:
http://www.beroj.com/h.asp?k=4821&z=t

Ömer Özkürt

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 -  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane 
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u 
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen 
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji 
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Grubumuzdaki yazilarin hukuki sorumlulugu yazarlarina aittir. Kurd kultur 
milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her millete saygili olan bu BAGIMSIZ 
grupta ideolojik propagandalara sicak bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; 
saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara 
oncelik taninir. MODERATORLER: Fatma Zelal, Serger Barî, Xanim Rojda, Mihemed 
Rojbin ANA SAYFAMIZ: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap