Kürt sorunu bir onur meselesidir*
14/07/2009
Bağımsız olmak için insanına saygılı olmak gerekiyor. Başta Kürtler ve
Türkler olmak üzere insanlığa sahip çıkmak gerekiyor, o zaman bağımsız
olacağız.
Ben birkaç tane anahtar konu üzerinde durarak konuşacağım. 988 Halepçe
olayı, 1989 Jivkof mezalimi, tam bağımsız ve antiemperyalist bir Türkiye,
Türkiye'de 30 yıldan beri devam eden silahlı çatışma ortamı, 17 bin faili
meçhul cinayet, yüzlerce binlerce yargısız infaz ve Kürt meselesi bir onur
meselesidir diyorum. Benim anahtar kelimelerim bunlar, şimdi konuşmama
geçebilirim.
Primum non nocere ("Önce zarar verme") çok güzel, harika bir tespittir.
Hekim önce hastasına zararlı olmayacak, çünkü dikkat etmezse hekim hastayı
öldürebilir. Sosyal ve siyasal olaylarda da bu ilke geçerlidir. Siz bir
toplum adına, bir grup adına, bir işçi sendikası adına, bir meslek grubu
adına veya bir kitlenin hak ve özgürlükleri adına bir siyaset yapıyorsanız
önce kendi arkanıza bu temel ilkeyi koyacaksınız: "Bu topluma ben zararlı
olmayacağım". Bu sözü çok iyi bilen hekim arkadaşlar olarak bunu her zaman
hatırlamamız gerekiyor. Ve gerekirse bu kürsülerin arkasına da yazmak lazım.
Buralara da dikkat çekerek yazalım ki toplumumuza, grubumuza,
meslektaşlarımıza davranışlarımızla zararlı olmayalım.
Hatırlarsanız 1988'de 16 Mart'ta Halepçe'de Saddam tarafından Kürtlere
zehirli gaz atılmıştı, 5 bin insan ölmüştü, 5 bin Kürt insanı ölmüştü ve
Türkiye'de pek kimse sesini çıkarmamıştı. 1988 Haziranında yine böyle bir
kongre yapıyorduk, bir önerge sundum; Saddam'ın Kürtlere yaptığı katliamı
kınayan bir önerge. Yıl 1988 o önerge Tabipler Birliği Kongresinde
reddedildi arkadaşlar. Ben o zaman çok konuştum, çok ısrar ettim...Ben o zaman
demiştim ki yapmayın bunu, bu önergeyi reddetmek hekimliğe yakışmıyor,
aydınlığa yakışmıyor, bu Türk Tabipler Birliği kongre tarihine bir kara leke
gibi işlemeyin bunu; çok ısrar ettim ama reddedildi.
1989'da Jivkof mezalimi oldu; Edirne kapısına 400 bin Türk dayandı. Jivkof
mezalimi, Türklerin tüm haklarını gasp etmiş, ana dillerini gasp etmiş,
şehirlerini, köylerini, yollarını, bütün haritalarını alt-üst etmiş,
bunlarla da yetinmemiş Türkleri dışarı atıyor. Kongreye geldik, akşam
arkadaşlara dedim ki, bakın yarın birileri bir önerge verecek, olur ki bir
önerge vermez, sizden rica ediyorum biriniz bu Jivkof mezaliminin kınanması
için önerge veriniz, yazıyı da hazırladık. Ondan sonra ben konuşacağım
dedim. Ertesi gün Divan kurulur kurulmaz Halepçe katliamının kınanması
önergesine karşı çıkan Tabip Odalarından üç beş arkadaş pat diye önergeyi
verdiler, Jivkof'un Türkler üzerindeki mezaliminin kınanmasını isteyen bir
önerge. Lehte-aleyhte konuşuluyor ya önergeler için, lehte kim konuşacak?
Lehte önerge verenlerin konuşması gerekiyor normalde, ben dedim ki ben
konuşacağım, bu önerge benim önergem, yani benim konuşmam gerekiyor. Söze
başladım, 1988'de sizin yaptığınız ayıbı, sizin işlediğiniz günahı biz
işlemeyeceğiz; 1988'de Halepçe katliamının kınanması önergesini siz
reddettiniz. Ama yağma yok, biz 1989'da Jivkof mezaliminin karşısında
duracağız. Çünkü, Jivkof mezalimini benden daha iyi yaşayan, benden daha iyi
anlayacak birisi var mı? Benim köyümün ismini değiştirirken, nehrimin,
dağımın, tepemin ismini değiştirirken, bir tepede bir gencin bir kız
kaçırırken koyduğu isim değiştirilirken, en çok Jivkof mezalimine muhatap
olan benim. Ana dilimle konuşamayan benim, çocuklarıma ismimi koyamayan
benim. Benim kadar bu mezalimi yaşayan bir halk olur mu demiştim ve o
şekilde savunmuştum önergeyi.
Gelelim tam bağımsız ve antiemperyalist Türkiye meselesine. Kendi
vatandaşına eşit muamele göstermezsen, kendi vatandaşına saygı duymazsan,
kendi vatandaşını adamdan saymazsan (sözde vatandaş diyeceksin, 30 yıl
çatışmada memleketi yaşatacaksın, 17 bin faili meçhul cinayetin dosyasını
taşıyacaksın, binlerce yargısız infaz yapacaksın) sen bağımsız olamazsın.
Bağımsız olmak için insanına saygılı olmak gerekiyor. Başta Kürtler ve
Türkler olmak üzere insanlığa sahip çıkmak gerekiyor, o zaman bağımsız
olacağız. Bütün paranı, bütün bütçeyi şiddete, çatışmaya ayırırsan sen nasıl
bağımsız olabilirsin, nasıl antiemperyalist olabilirsin?
Kürt meselesine gelelim. Kürt meselesi yalnızca devletin meselesi değildir.
Kürtlerin özgürlük meselesidir; Kürt meselesi, onur meselesidir, insanlık
onuru meselesidir. Diline sahip çıkma, eşitliğe sahip çıkma, özgürlüğe sahip
çıkma, bundan daha onurlu bir şey olur mu? Bu onuru da yalnız Türklerle
beraber biz paylaşacağız. Çünkü, onur insanlığın ortak paydasıdır, bu
paydaya Türkler de ortak olacaklardır. Ve o zaman biz gerçekten bağımsız,
gerçekten özgür, gerçekten eşitlikçi ve antiemperyalist bir ülke ve
gerçekten demokratik bir ülke yaratacağız. Kürt-Türk meselesi değildir bu,
insanlığın onur meselesidir. Niye buraya taşımıyoruz? Kürt meselesi siyasi
bir meseledir, devlet kurulur mu, kurulmaz mı, bağımsız olur mu, olmaz mı,
onlar üst düzey, ultra bir şey, bunun içinde insancıl sorunlar var. Kürtler
bugün evlerinden uzaklaştırılmışsa, 3 bin köy boşaltılmışsa, 9 milyon insan
evsiz, yurtsuz-barksız bırakılmışsa, Anadolu'nun batı kentlerinde varoşlara
mahkum edilmişse, biz nasıl onurlu yaşarız? İnsanları umutsuzlaştırarak
onurlu olunamaz. Eğer siz onurlu olmak istiyorsanız, arkadaşınızın, beraber
yaşadığınız insanların onuruna saygı göstermek mecburiyetindesiniz, bu
böyledir. Bunun aksi bir davranış insanlığa da aykırıdır, Müslümanlığa da
aykırıdır, solculuğa, sağcılığa da, antiemperyalizme de aykırıdır. Ne demek
başkalarının esaretiyle, başkalarının umutsuzluğu ile özgür olmak; böyle bir
tarif, böyle bir dünya yoktur. Sorumluluğumuzu bilelim. Ama ben inanıyorum,
Kürtler ve Türkler onurlu mücadelede Türkiye'yi özgürleştireceklerdir,
Türkiye'yi dış müdahalelere açık bir alandan çıkaracaklardır, kendi
iradeleriyle, kendi güçleriyle en güzel örnekleri insanlığa hediye
edeceklerdir.
Türk Tabipler Birliği emekten yana tavrını koydukça, özgürlükçü, eşitlikçi,
demokrasi yandaşlığını devam ettirdikçe Türk Tabipler Birliği'nin içinde
bugünkü gibi heyecanla çalışacağımı belirtiyor, tekrar saygılar sunuyorum.
** Türk Tabipleri Birliği 58. Kongresi'ndeki konuşma ( 27-28 Haziran 2009*)
*Dr. Mahmut Ortakaya: Diyarbakır Tabip Odası Eski Başkanı *
radikal gazetesi
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin.
- Grubumuzdaki yazilarin hukuki sorumlulugu yazarlarina aittir. Kurd kultur
milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her millete saygili olan bu BAGIMSIZ
grupta ideolojik propagandalara sicak bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk;
saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara
oncelik taninir. MODERATORLER: Fatma Zelal, Serger Barî, Xanim Rojda, Mihemed
Rojbin ANA SAYFAMIZ: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---