DTP ile samimi bir diyaloga geçilmiyor. ‘PKK biterse biz seni muhatap alırız’ 
deniyor. Belki burada DTP’nin de ‘muhatap İmralı’dır’ demesinin etkisi vardır 
ama...

Kürt sorununun çözümüne dayalı olarak Türkiye’de AK Parti eliyle yapılmaya 
çalışılanların ne olduğu açık aslında. Ancak açık olmayan Kürtlerin gerçekten 
nasıl bir çözüm arzuladıklarıdır.

Bana sorarsanız Kürt sorunu uluslararası bir sorundur ve bir fotoğrafın dörde 
bölünmüş hali gibidir. Dörde bölerek aralarına sınır koyduğunuz fotoğraf nasıl 
ki, size bir şeyi tarif etmeyecekse, Kürt sorunu da aradaki sınırlar devam 
ettikçe anlamlı bir görüntü vermeyecek ve çözüm konusundaki gayretler hep bir 
ileri-iki geri pozisyonunda seyredecek.

Benim ‘çözümden’ kastım ise, AK Parti’nin ya da başka bir gücün Kürtler için ne 
düşündüğü değil, tam tersine Kürt örgüt ve partilerinin kendi geleceklerini 
nasıl kurguladıkları ve kendi geleceklerine dair çözüm projelerini nasıl 
geliştirdikleridir. Ayrı parti ve örgütler halinde de olsalar, ortaklaştıkları 
bir çözüm şekli var mıdır? Dört yana savrulmuş Kürt halkını temsil ettiğini 
söyleyen bu parti ve örgütler birbirlerini anlamışlar mı ki, birlikte bir 
projeyi paylaşmışlar mı ki, başkaları onları anlayıversin ve ‘insanlık’ namına 
onlar için insafa gelsin? Zaman zaman teorik olarak bazı düşünceler dile 
getirilse de işin bu kısmının pratik anlamda önemsenmediği çok açık.

Bir kere Mezopotamya’nın en kadim halkı olan, kendi diliyle, tarihiyle, 
pazarıyla ve 40 milyona yakın nüfusuyla bu gezegende kendini yönetme ve kendi 
geleceğini belirleme hakkı bulunan Kürtler halen kendini bir ulus olarak 
sunmaktan çekiniyor ve kaçınıyor. Bunun haklı yanı var mıdır, söylendiği gibi, 
‘bundan sonra bir Kürt devletine ihtiyaç yok’ mudur, bu tartışılır. Ama aradan 
geçen 2 bin yıl sonra Kürtler halen muhataplarına, ‘bırakın yakamızı biz 
kendimizi yönetmek istiyoruz’ diyemiyor. Kim tarafından üretildiği belli 
olmayan bir ‘kardeşlik’ felsefesiyle her gün biraz daha literatürde kavram 
kargaşalıkları oluşuyor. Elbette ki, bütün halklar kardeştir, ancak halklar, 
eşit haklara sahipken kardeştir. Sizin kardeş dedikleriniz tarafından 
haklarınız elinizden alınmışsa demek ki, ortada başka bir sorun var.

Ki o da çok açıktır ki, ‘yönetme’ ve ‘yönetilme’ sorunudur. Şimdi Türkiye’de 
Kürt sorununun ‘açılım’ ile çözümünden söz ediliyor. Umarım ki çözülür. Bundan 
böyle tek kurşun patlamadan ve tek bir ferdin burnu kanamadan çözülür. Ama bir 
yandan çözümden söz edilirken bir yandan da size, ‘sen kendini yönetemezsin’ 
deniyor. Düşünün yerel yönetimlere dahi özerk davranma fırsatı tanınmıyor ve 
yasal bir düzenlemeye gidilmekten özenle kaçınılıyor. Siyasi partiler yasası 
için düzenlemelerden özenle kaçınılıyor. Levhaya Kürtçe yazabilirsiniz, ama 
Kürtçe siyaset yapamazsınız! Peki dili ayrı, kültürü ayrı, yaşam biçimi ayrı 
olan bu halk, hangi çözüm biçimi çerçevesinde ikna edilecek?

DTP ile samimi bir diyaloga geçilmiyor. ‘PKK biterse biz seni muhatap alırız’ 
deniyor. Belki burada DTP’nin de ‘muhatap İmralı’dır’ demesinin etkisi vardır 
ama, ben şahsen PKK’siz bir DTP’nin de ileriki süreçlerde çok kolayca 
hükümetler tarafından terörize edileceğine inanıyorum. Bu kez de DTP’ye 
‘aranızda dağdan indirdiklerimiz var, onları içinizden atmadığınız sürece 
sizinle diyalog kurmayız’ denilecek. Bunlar çok mümkün ve olabilir şeylerdir.

Birkaç satırla özetlenebilecek bir konu değil, ama sonuçta şu söylenebilir ki, 
Kürt ulus yapısına bir grup, bir aşiret, bir sınıf, katman, yok bilmem ‘asli 
unsur’, veya Ortadoğu’nun çağdaş Kızılderileri gözüyle bakıldığı sürece 
herkesin daha çok çekeceği var. Bu açıdan da ben, Kürtlerin katkısı olmadan 
gerçekleşen ‘açılımı’ susturma planı olarak değerlendiriyorum. Şu da 
unutulmamalı bence, İran anayasasında da yıllardan beridir Kürtlere yer 
veriliyor, kağıt üstünde bir ‘eyalet’ uygulaması da var. Ama Kürtlerin İran’da, 
yaşamın hiçbir alanında esamisi okunmuyor. Kürtler İran’da Fars dışındaki 
azınlıklarla birlikte sadece denileni yapan köle bir topluluktur. Suriye’de 
Kürtlere sadece sürgün ve kıyım reva görülmüştür. Dersim’den övgüyle söz 
edenler cirit atıyor yanı başımızda. Zilan Deresi, Halepçe, Çarçıra, 33 Kurşun 
gibi deneyler var Kürtlerin yaşamında. Bunların ‘yönetme’ ve ‘yönetilme’ ile 
ilgisi var.

Tüm bu tarihi gerçeklerden yola çıkarak denilebilir ki, bundan böyle de Kürtler 
ister özerk, ister federal, ister bağımsız statüde kendilerini yönetmeye 
başladıklarında sorun da çözülmüş, kavgalar da bitmiştir. Bunun aksi durumu 
ise, ya kavgaya devam ya da köleliktir. Çünkü tartıştığımız şey dil ve 
kimliktir, yani aramızda şakalaşmıyoruz. Bu ciddi bir iştir.

ADİL HARMANCI (Aknews Van Temsilcisi)


                                          
_________________________________________________________________
Yeni Windows 7: Gündelik işlerinizi basitleştirin. Size en uygun bilgisayarı 
bulun.
http://windows.microsoft.com/shop
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 -  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane 
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u 
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen 
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji 
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap