http://www.gazetekurd.net/index.php/haber-nuce/aktualite/4387-oecalanson-sureci-degerlendiriyor-kuertler-onurlarn-teslim-etmez


Öcalan Son Sureci Degerlendiriyor: Kürtler onurlarını teslim etmez


Abdullah Öcalan'ın haftalık olağan görüşmesinde güncel gelişmeler ve
cezaevi koşullarına ilişkin önemli açıklamalarda bulunduğu öğrenildi.
Öcalan şunları dile getirdi:

'Aslında yol haritasını tıkanıklığı aşmak için hazırlamıştım. Yol
haritasında Meclis toplanıp Kürtler hakkında bir karar almazsa,
parlamento bu konuya dahil olmazsa bu sorunun çözülemeyeceğini
belirttim. Parlamento dahil olmazsa ne yapacaklar, nasıl çözecekler?
Bunu yine söylüyorum, bunun arkasındayım. Barış grubu, bizim çözüm ve
birlikten yana samimiyetimizi göstermek için geldiler. Biz bunu
yapabildiğimizi, bu konuda samimi ve ciddi olduğumuzu gösterdik. Şimdi
Atalay yeni barış gruplarından söz ediyor. Hayır, artık bu saatten
sonra buna gerek yok. Barış grupları geçmişte de Kürtlerin iradesini
ve samimiyetini göstermek için gelmişlerdi. Bunun yeterince
görüldüğünü düşünüyorum. Çözüm konusunda Türkiye'nin geleceği için
birlikteliğe, kardeşliğe varız ama bu, Kürtlerin varlıklarının kabulü
ve onurlarının korunmasıyla mümkün olur diyorum.'

Bu yapılanlar soykırımdır

'Bunları hem devlete, hem PKK'ye hem DTP'ye hem de bütün Kürtlere
söylüyorum. Bu nedenle yol haritasını hazırladım ve yol haritamın
herkes tarafından bilinmesi, ve herkesin kendisini buna göre
hazırlaması gerektiğini söylüyorum. Siyaset tıkanmıştı, tıkanıklığı
aşmak için bunları belirttim. Bu aşamadan sonra Kürtler varlıklarını
ve onurlarını kimseye teslim etmezler. Ben desem bile teslim etmezler.
Bundan sonra kendi onurları ve varlıkları için yaşayacaklardır. Yol
haritamda belirttim, bu yapılanlar soykırımdır; kültürel soykırımdır,
siyasal soykırımdır, sosyal soykırımdır, ekonomik soykırımdır.
Kürtlerin varlığını tanımadan, Kürtlerin özgürlüğüne saygı duymadan
Kürtlerle nasıl barışılacak?'

Türkiye çok güçlü olduğunu sanıyor

'Hükümet diyor ki; benim verdiklerimle yetinin, attığım adımlarla
sizin iradeniz olmadan ben bu sorunu tek taraflı çözerim. Bu aslında
Hükümetin de değil İngilizlerin politikasıdır. Hükümetin bunu tek
başına uygulayacak gücü yok. Benim buradaki durumuma bakın. Bu
cezaevini CPT, Avrupa, dolayısıyla İngiltere ve ABD istedi, Türkiye
sadece uyguluyor. Şimdi Türkiye sanıyor ki kendisi çok güçlüdür,
herkes onu destekliyor! İran, Irak ve Kuzeyi, Suriye de destekliyor.
Ben de onlara diyorum ki; Suriye'ye de, İran'a, Irak'a, Kuzey'deki
yönetime bu kadar güvenmeyin. ABD ve İngiltere'nin kendi çıkarları,
politikaları var.'

Hükümetin durumu Saddam'ın durumuna benziyor

'Aslında Hükümetin şu anki durumu Saddam'ın durumuna benziyor.
Saddam'a da İran savaşı sırasında ABD, İngilizler, bütün Avrupa destek
verdi, silah verdiler. Sen güçlüsün, yaparsın, arkandayız dediler.
Zaten İngilizlerin onayı olmadan Irak'ın İran'a saldırması mümkün
değildi. Sonuçları ortada. İşte Körfez Savaşı. Bir nevi Saddam'ı
onayladılar, yapabilirsin dediler, Kuveyt'i alabilirsin dediler, önünü
açtılar. Hatta İngiliz elçisinin Kuveyt'e girmeden kısa bir süre önce
Saddam'a üstü kapalı 'istiyorsanız yapabilirsiniz, buna gücünüz var'
dediğini söylüyorlar. Irak'ın hali ortada. Saddam'a da o dönem 'sen
güçlüsün, yapabilirsin' diyorlardı. Her türlü silahı, desteği
verdiler. Şimdi de Erdoğan'a benzer şeyler söylüyorlar. O da sanıyor
ki gerçekten arkasında büyük bir destek var, ben güçlüyüm sanıyor.
Öyle değil. İran, Irak, Suriye, İngiltere, ABD bunların hiçbiri samimi
değil. ABD ve İngiltere onların kendi politikaları var bunu
yürütürler.'

Milliyetçiliğin her türü siyonizmdir

Bunlar kesinlikle dış güçlerin bağlantılarının sonucudur. Ama kimin
kiminle nasıl bir bağlantısı var tam olarak bilemiyorum. Ben bunları
daha önce tartıştım, savunmalarımda var. MHP için yaptığı
milliyetçilik için bir kavram kullanacağım; milliyetçiliğin her
türünün siyonizm olduğunun iyi anlaşılması gerekiyor. Aslında şu anda
İsrail'de yapılanlar daha önce Türkiye'de yapıldı. Mesela bir Kadima
Partisi var. İşçi Partisi ve Likud'tan ayrılanların kurduğu bir parti.
Aslında AKP, İsrail'in Kadimasına benziyor. Onlardan önce de Özal,
dört eğilimi bir araya getirmekten bahsediyordu, dört eğilimin olduğu
bir parti kurmuştu, sonrasında İsrail'de Kadima kuruldu. Siyonizmin
Anadolu'yla bağları eskidir. İttihat Terakki 1896'da ilk toplantısını
yaptı. Bundan sonra yani 1897'de de ilk siyonist kongre toplandı.
İttihat Teraki, Siyonist Kongre'den önce kuruldu. İttihat Terakki'nin
geliştirdiği politika aslında siyonistlerin milliyetçiliğidir. Ben
söylüyorum Türk milliyetçiliğini Türkler geliştirmedi, Türklükle bir
alakası yok. Üst kimlik Türk kimliği vurgusu İttihat Terakki'nindir.
Bu üst kimliği geliştirenler de Türk olmayanlar, Araplardır,
Kürtlerdir, Arnavutlardır, Yahudilerdir. Bununla bir bölgeye hakim
olmaya çalıştılar.'

MHP, Anadolu Siyonist Türk Partisidir

'MHP için Anadolu Siyonist Türk Partisi diyorum. CHP, İttihat
Terakki'nin bir devamıdır. Ancak MHP de İttihat Terakki'nin kurduğu
bir partidir. Fevzi Çakmak, Osmanlı'da Genelkurmay Başkanı'ydı.
Kurtuluş Savaşından sonra da İngilizlerin adamıydı, İnönü öyle. Fevzi
Çakmak 1948'de Millet Partisi'ni kurdu. MHP bu partinin ideolojilerini
devraldı. Bu açıdan CHP de MHP de bu politikaların devamıdır. Bunların
Türklükle, Türk demokratlığıyla, Türk yurtseverliğiyle, Türk
milliyetçiliğiyle bir alakası yok. Bununla Hükümeti, Devleti kendi
istedikleri biçimde teslim almaya çalışıyorlar. Bunların istediği
Kürtlerle Türklerin karşı karşıya gelmesidir. Bunlar Kürtlere
asimilasyon ve soykırımdan başka bir şeyi reva görmüyorlar. Mustafa
Kemal 1793 Fransız Devrimi benzeri, Robes, Jakobenist bir tarzla işte
Fransızların III. Cumhuriyeti benzeri bir cumhuriyet fikrindeydi.
Aslında biraz demokrasiye açık durmaya çalışıyordu ama 1925'ten sonra
etrafını kuşattılar. Fevzi Çakmak ve İnönü İngilizlerin adamıdır.
İttihat Terakki aracılığıyla bağımsız duruşu engellediler. Ondan sonra
korkunç şeyler gelişti. Kürtlere yapılanlar biliniyor. Kürtleri işte
Şeyh Sait isyanı sonrası provoke edip tasfiye ettiler. Sosyalistleri
Mustafa Suphi'yi boğdurdular, Mahir Çayanları tasfiye ettiler. Aslında
biraz islam demokratı, gerçek islamı düşünenleri de M. Akif Ersoy'u,
bir bakıma Said-i Nursi'yi bu yüzden tasfiye ettiler. İnsanlar sırf
şapka takmadıkları için bile öldürüldüler.'

CHP ve MHP ile çözüm geliştirilemez

'Biraz bunların dışına çıkmaya çalıştığı için Özal'ı, ondan önce
kısmen Menderes'i tasfiye ettiler. Erbakan'ın duruşu var; demokrat,
hatta zaman zaman islamcı damarı kabaran, kısmen Türk yurtseveridir,
daha iyi niyetliydi, bazı şeyleri çözmek istiyordu, tasfiye ettiler.
Bunlar anlaşılabilir insanlardır. Bunlarla oturup konuştuğun zaman
sorunu çözebilirsiniz. Şimdi diyelim ki Namık Kemal Zeybek, onun bir
makalesini okudum. Orada görüşlerini ortaya koyuyor. Aslında oturup
konuşulursa Namık Kemal Zeybek'le çözüm konusunda anlaşabilirsiniz.
Yine Mümtazer Türköne var. Yazılarında 'bizim milliyetçiliğimiz budur'
diyor, farkını koyuyor. Onunla oturup konuşursan çözüm konusunda
anlaşabilirsin. Bunlar milliyetçiyiz diyorlar. Hatta Fethullah
Gülen'le bile oturup konuşulsa bir çözüm geliştirilebilir ama CHP ve
MHP ile bir çözüm geliştirilemez, geliştirilemiyor.'

Türk siyonizmi, saldırgan ve faşisttir

'MHP'yi İsrail'deki Likud'a, CHP'yi İsrail'deki İşçi Partisi'ne AKP'yi
de Kadima'ya benzetiyorum. AKP, Kadima'dan önce kuruldu. Daha
öncesinde de söylediğim gibi böyle şeyleri önce Türkiye'de
uyguluyorlar. CHP Londra merkezlidir, daha çok onların politikasını
yürütüyor. MHP'nin milliyetçiliği İsrail'in siyonizm yaklaşımıyla
aynıdır, ikisinin de milliyetçiliği siyonisttir. Bahçeli de Baykal da
kişi olarak o kadar önemli değiller. Önemli olan bunların temsil
ettikleri politikadır, aldıkları rollerdir. MHP ve CHP Türk
milliyetçisi de değiller, aslında siyonistler, Türk siyonizmi,
saldırgan ve faşisttir.'

Bülent Arınç demokrat görünüyor

'AKP de bu son tavrıyla gösterdi ki çözüm konusunda samimi değil,
gerçek anlamda demokrat değil. Ben tümü için söylemiyorum, dört eğilim
falan diyorlar, içlerinde inanmış demokrat insanlar olabilir. Şu
aralar Bülent Arınç, kesin öyledir demiyorum ama özden demokrat ve
İslamcı gibi görünüyor. Onu da tasfiye etmeye çalıştılar. Manisa,
Menemen taraflarını kaybedince geri adım atmak zorunda kaldılar.
AKP'nin içindekiler de dahil bütün demokrat, aydın ve yurtseverlerin
bu süreçte kıyameti koparması gerekir.'

İnsanoğlu kurbağa değildir

'Erdoğan, Baykal'a diyor ki; 'hazmettire hazmettire bu süreci
götüreceğiz'. Baykal da Erdoğan'a verdiği cevapta; bizi buna
alıştırmaya çalışıyorsunuz diyerek bir kurbağa örneği verdi. Ben de
aslında Kürtlere nasıl yaklaştıklarını o kurbağa örneği üzerinden
anlatmak istiyorum. Kurbağayı alıp bir kazana atarsanız orada yüzmeye
devam eder. Suyu yavaş yavaş ısıtmaya başladığınızda yüzmeye devam
eder, alışır buna. Siz suyu git gide ısıtmaya başladığınızda artık
dışarıya fırlayamaz, fırlayacak gücü kendinde bulamaz. Sonunda ne
olur, suyu kaynattıklarında kavrulur. Kürtlerin de durumu buna
benziyor. Kürtleri bir tasfiyeye alıştırmaya çalışıyorlar. Tabi ki
Kürtler bunu kabul etmez, insanoğlu kurbağa değildir. Ben bunun
yalnızca Türkiye'nin politikası olduğunu da düşünmüyorum. Bu
İngilizlerin, ABD'nin, Avrupa'nın bir oyunudur. Daha önce de aslında
başka halklara buna benzer tasfiyeler uyguladılar. Yunanlılar vardı,
şimdi hepsi Avrupa'dadır. İngilizler Ermenilere de benzer bir politika
uyguladı. Taşnakları küçük bir toprak parçasına sıkıştırdı, bütün
Ermenileri buraya bağladı. Evet doğru küçük bir devletçik var ama
koskoca Ermeni kültürünü yok ettiler. Süryanilere de benzer bir
politika uyguladılar. Şimdi Ermenilerin dört milyondan fazlası
dışarıda yaşıyor. ABD'de muhalefet yapıyorlar. Kendilerini bu duruma
düşüren güçlere sığınmış durumdalar. Fakat bunu görebiliyorlar mı?
Hayır. Seni yok eden soykırıma uğratan gücü göremezsen hiç bir şey
yapamazsın. Niye öldürüldüğünüzü anlayamazsanız kurbağa örneği gibi
olursunuz, kavrulursunuz. Kürtler, Ermeniler ya da Süryaniler gibi
değildir. AKP'yi kim bu politikaların yürüyeceğine ikna etti
bilemiyorum ama ben bunun mümkün olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
Anlamak istemiyorlar. Kürtler, Ermeniler gibi, Rumlar gibi olmaz.
Onları bu topraklardan çıkaramazsınız, Kürtler topraklarında kalırlar,
onurlarından ve özgürlüklerinden vazgeçmezler.'

Kürtler özgürlüklerinden vazgeçmez

'Elbette Parlamento Kürtler konusunda karar almak zorunda. Anayasal
hiçbir güvenceniz olmadan kazanımlarınız olamaz. Şimdi Hükümet adım
attım diyor, yarın Bahçeli gelse bunların hepsini bir kararla iki
günde ortadan kaldırır, haklarınız kalmaz. Buna karşı Kürtlerin
özgürlük ve onur taleplerini görmezden gelerek bir yere varamazlar.
Kürtler de bu saatten sonra onurlarından ve özgürlüklerinden
vazgeçmezler. Şu andaki tasfiye yaklaşımları aynen koruculuk sistemine
benzer bir şekildedir. TRT-6 gibi daha önce bu korucalar için bir
radyo kurdurdular. Dicle Radyosu. Hatta mevcut durum TRT-Dicle,
TRT-6'tir. İşte Dicle'den yola çıktılar bugünün altyapısının hazırlığı
gibidir TRT-6'e gelebildi. Bu tasfiye yaklaşımlarını Kürtler kabul
etmeyeceklerdir. Bu konuda ciddi olmalıdırlar.'

ABD'ye dayanarak başarmak kolay değil

'Şimdi Kürtleri de Kuzey Irak'a sıkıştırmaya çalışıyorlar. Ama bunu
başaramazlar, buna güçleri yetmez. Kürtler böyle bir şeye razı olmaz,
dağa çıkarlar, zaten şu anda da dağa çıkmış durumdalar. Tasfiyeyle
Kürtlerin üzerine gitmeye devam ederse AKP, işler iyice çığırından
çıkar. Öyle ABD'ye dayanarak da bunu başarmak çok kolay değil. Kaldı
ki ABD'nin Ortadoğu'da bir dizi çıkarı var. Tüm gücünü Türkiye'yi
desteklemeye vermeyecektir. Türkiye yanına YNK ve KDP'yi alarak askeri
operasyon yapsa da bu işi çözemez.'

Habur'a bir kişi bile gelmez

'İçişleri Bakanı diyor ki; Habur'un orada bir köy inşa edeceğiz,
gelenler orada kalacak, oradan evine gidecek. Oraya bir kişi bile
gelmez. Biz barış gruplarını barışa ve birlikte yaşamaya, demokratik
çözüme ve özgürlüğe olan inancımızı, çözüme olan samimiyetimizi
göstermek için çağırdık. Biz bunu gösterdik. Bundan sonra barış grubu
olarak geleceklerini sanmıyorum. Ben halktan Maxmur'dan da bu biçimde
gelenler olacağını düşünmüyorum. Onların da hassasiyetleri vardır.
Aslında bu köy olayı da benim fikrimdi. Ben, eğer gerekli adımları
atacaksanız o zaman orada Maxmurlular için öyle bir köy de kurulabilir
demiştim.'

Bir kuyunun dibinde gibiyim

'Buradan fiili anlamda liderlik yapmayı doğru bulmuyorum, ahlaki
bulmuyorum. Daha öncesinde çözüm için elimden geleni yapacağımı
söylemiştim. Barış grupları geldi. Bu konudaki samimiyetimizi
gösterdik. Ben bu koşullarda daha fazla ne yapabilirim? Daha fazla
yapabilmem için önümün açılması gerektiğini söyledim. Benim şu andaki
durumum; bir kuyunun dibinde gibiyim. Yüzde 25 temiz hava
alabiliyorum. Uyku muyku yok burada. Uyuyamıyorum. Gözlerimi açıp
kapatıyorum. En ufak bir seste, kapının açılmasında uyanıyorum. Bu
koşullara sağlığım da psikolojik durumum da daha fazla
elvermeyecektir.'

'Odada halen eskisi gibi üç kitap, bir dergi, bir gazete uygulaması
sürüyor. Sağlığıma gelince Temiz hava almam gerekiyor. Uyuduğum zaman
nefes alamıyorum. Bir de boğazım kuruyor. Neredeyse uyumuyorum, öyle
dalar gibi oluyorum sadece. Havalandırmanın duvarları daha yüksektir.
Burada temiz hava alamıyorum. Hava yukarıdan gidip geliyor, burada beş
metrelik bir kuyunun dibinde gibiyim.'

20 günlük hücre cezası

'Bana yeniden yirmi günlük hücre cezası verdiler. Bir konuşmama
dayanıyorlar. Konuşmanın tamamını almamışlar. Ben bir tespit
yapıyorum, onlar içinden tek bir cümleyi seçiyorlar, 'sen talimat
vermişsin' diyorlar. 'Parlamento çözüm geliştirmezse Baharda büyük bir
çatışma yaşanır. Kürtler kendilerini savunurlar' demişim. İşte
görüyorsunuz yaşananlar ortada. Bu işin kışı baharı da olmaz. Benim
söylediklerimi doğru da değerlendirmiyorlar. Bu cümle eksiktir. Ben ne
dediğimi biliyorum. Ben bunu cezaevi idaresine de yazdım. İnfaz
Hakimliğine itiraz dilekçesinde de yazdım. Herhalde dikkate alırlar.
Ben talimat vermediğimi, tespit yaptığımı belirtiyorum. Benim buradan
kimseye talimat verecek durumum yok. Kaldı ki Kürtler kendileri için
savaşıyorlar. Kürtler 2000'lerde olsaydı benim için savaşıyorlar
diyebilirdim ama şimdi 2010 yılında Kürtler kendileri için
savaşıyorlar. PKK de savaşırsa kendisi için savaşacaktır. Kürtler
varlıkları ve özgürlükleri için savaşıyorlar. O yüzden ben onlara
yapın veya yapmayın diyemem. Ne yapıp ne yapmayacaklarına kendileri
karar verirler. Benim burada pratik olarak önderlik etmem
beklenmemelidir.'

Burada nefes alamayacak koşullardayım

'Burada yüzde 25 hava alabiliyorum, nefes bile alamadığım bir ortamda
kimse benden bundan fazlasını bekleyemez. Hükümet de benden bundan
fazlasını bekleyemez. Burada nefes bile alamadığım koşullardayım.
Erdoğan'a sesleniyorum Gül'e de. Yedi yıldır onları bekliyoruz. Ancak
bundan sonra onları da bekleyemeyiz, bu tasfiye planlarıyla bu süreci
götüremezler. Böyle yaparlarsa sonları Erbakan ve Özal gibi olur,
tasfiye edilirler. Özal'ın tasfiyesini bu çerçevede değerlendiriyorum,
biraz çözüme ve bağımsızlığa yakın durdu, tasfiye ettiler. Erbakan da
biraz ılımlı İslam demokratıydı, o da bir şeyler yapmaya çalıştı. Onu
da devirdiler. Çiller'i getirdiler. Biliniyor Çiller CIA ajanıdır.
Sonrasında korkunç şeyler oldu. 17 bin faili meçhul oldu deniliyor.
Ecevit de bir şeyler yapmak istiyordu, onu da Bahçeli engelledi.
Çekildi, Hükümeti düşürdü. Sonra Ecevit'in sağlık sorunları da öyle
söylendiği gibi değil. Sağlık sorunları yaratıldı. AKP bu süreci
tasfiyeyle götürmeye çalışırsa, bahar bile olmadan iki-üç ay içinde
tasfiye olur gider. Kürtlere de söylüyorum bu tasfiye sürecini iyi
anlayıp ciddi yaklaşmalıdırlar.'

Bektaşi derneklerinin kökeni Yeniçeri ocaklarıdır

'Ayrıca bu Alevilik için de şunu belirtmek istiyorum. Bu Bektaşi
derneklerinin kökeni Yeniçeri ocaklarıdır, yeniçeri Aleviliğin
devamıdır. Oysa Kürt Alevileri biraz daha farklıdır. Ben onun için
Kürt Alevileri için Dersim merkezli Kürt-Alevi Konfederasyonu
önermiştim. Kendi özgünlüklerini ve kimliklerini ortaya koymaları
gerekiyor. Sadece Dersimliler için söylemiyorum; Dersim bir bölgedir,
sadece Dersim değil, yanıbaşında Malatya'da, Elazığ'da, Sivas'ta,
Erzincan'da Bingöl de dahildir. Tümünün içinde yer aldığı geniş bir
biçimde değerlendirildiği bir oluşumda örgütlenmelerini öneriyorum.
Diğerleri hepsi oyundur, bunun iyi bilinmesi gerekiyor.'

'Cezaevinden gelen mektuplar var. Siirt cezaevinden Erzurum,
Diyarbakır cezaevinden Karaman cezaevinden gelen birçok kart var.
Kırıklar cezaevinden Bitlis cezaevinden mektuplar geldi, selamlarımı
iletiyorum tümüne. Cezaevindeki arkadaşlara, Diyarbakır ve Siirt
halkına selamlarımı iletiyorum.'

ANF

2 Aralık 2009 tarihli Görüşme Notu'dur

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 -  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane 
grubeke ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u 
ramanen xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen 
reshkirine qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji 
teze hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap