"ERMENİLERDEN ÖZÜR DİLİYORUM ÇÜNKÜ......"
 
 
1915 te Osmanlı Devleti tarafından yapılan  "etnik temizlik"  bu gün Türkiye 
Devleti tarafından "Ermeni Tehciri" olarak adlandırılıyor ve bu uygulamanın bir 
"soykırım" olduğu hala kabul edilmiyor. Oysa 1915 tarihinde yapılanların 
Birleşmiş Milletler sözlüğündeki tanımı "soykırım" ı işaret ediyor. BM in 11 
Aralık 1946 yılında yapmış olduğu "soykırım" tanımına bakarsak şu maddeleri 
görüyoruz :
Soykırımı oluşturan eylemler :
Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen 
veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi 
biri, soykırım suçunu oluşturur.
 a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
 b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
 c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı 
hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
 d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
 e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek
Bu maddelerden anlaşılacağı gibi1915 te Osmanlı Devletinin gerçekleştirdiğinin 
bir etnik temizlik yani soykırım olduğu su götürmez bir gerçekliktir. Kaldı ki 
1915 öncesi 1895-1896 Ermeni katliamı, 1896 Urfa, Birecik, Adıyaman, Besni 
katliamı, 1909 Adana katliamları sonucunda yapılan araştırmalar bu katliamların 
İttihat ve Terakki Örgütü ve Teşkilat-ı Mahsusa tarafından devlet destekli 
olarak gerçekleştiğini ve beklenen soykırımın başlangıcını oluşturduğu 
anlaşılmaktaydı.
1915 tarihinde gerçekleşen bu katliamların baş aktörleri ve sorumluları 
kimlerdi?
 
O tarihlerde yaşananlara geri dönersek, Ermeni halkına uygulanan katliamın baş 
mimarı olarak  Padişah II. Abdülhamit'i görürüz. II. Abdülhamit  1894 te 
başlayan 1895 te doruk noktasına varan ve 1896 da noktalanan 200.000 e yakın 
kadın, erkek, çocuk, yaşlı Ermeni'nin katledildiği vahşetin mimarı olmuştu. 
1909 da bu kez de Adana bölgesinde gerçekleştirdiği ve 20 binden fazla Ermeni 
vatandaşın hayatına mal olan katliamda yine o vardı.
 
1915 te yaşanan soykırımın mimarlarına gelirsek bu kez 3 paşa, 1 
ideolog-sosyolog ve 2 doktor görürüz.  Mehmet Talat Paşa, İsmail Enver Paşa, 
Ahmet Cemal Paşa; ideolog Türkçülük ideolojisinin önderi olarak tanınan Ziya 
Gökalp ; doktorlar Teşkilat-ı Mahsusa' nın lideri olarak bilinen komitacı Dr. 
Bahaettin Şakir ve İttihattı Terakki'nin Selanik örgütleyicisi Dr. Nazım dı.
 
Talat Paşa, Ermeni soykırımı sürecinde İçişleri Bakanı  daha sonra ise Sadrazam 
olarak görevliydi. 1915 soykırımının bir numaralı planlayıcısı olan bu paşa I. 
Dünya Savaşının Osmanlı Devletinin yenilgisiyle son bulmasından sonra 
Almanların tahsis ettiği gemiyle Almanya'ya kaçtı. Orada bir Ermeni genci 
tarafından kurşunlanarak öldürüldü.
 
Ermeni soykırımının diğer bir numaralı sanığı ve suçlusu Enver Paşa İttihat ve 
Terakki Fırkasının öncü kadrolarından olup o dönemde Harbiye Nazırı( Genel 
Kurmay Başkanı ) görevinde bulunuyordu. Osmanlı Devleti'nin I.Dünya Savaşına 
Almanya'nın yanında girmesinde büyük rol oynadı. Yenilgiden sonra yurtdışına 
kaçtı. Asya'nın Pamir eteklerinde vurularak öldürüldü. Daha sonra cenazesi 1996 
yılında Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel tarafında Tacikistan'dan Türkiye'ye 
getirildi. "Hürriyet ve İstiklal Kahramanı " ilan edilerek  İstanbul'da Abide-i 
Hürriyet tepesine gömüldü.
 
İttihat ve Terakki Fırkası'nın diğer öncüsü ve soykırımın mimarları olan 3 
paşadan bir tanesi olarak bilinen Cemal Paşa savaş sırasında Bahriye Nazırı ve 
3. Ordu komutanıydı. Yenilgiden sonra Almanya'ya kaçtı. Daha sonra yerleştiği 
Tiflis'te iki Ermeni genç tarafından öldürüldü.
 
Diyarbakır'da doğan, Paris'te sosyoloji eğitimi alan Ziya Gökalp Ermeni 
Soykırımının fikir babası olarak biliniyor. Türkçülük ideolojisinin temel 
taşlarını inşa eden Gökalp İttihat ve Terakki Fırkasının ideolojik önderi 
olarak tanındı. Anadolu'yu Türkleştirme politikasının uygulayıcıları için ilham 
kaynağı olan Ziya Gökalp Mustafa Kemal tarafından çok seviliyor ve değer 
veriliyordu.
 
Dr. Bahaettin Şakir İttihat ve Terakki Fırkasının beyin takımından ve örgütün 
birinci dereceden yönlendiricisi ve aynı zamanda merkezi Erzurum'da olan 
Teşkilat-ı Mahsusa' nın lideri olarak biliniyordu. Fanatik bir komitacıydı. 
Şakir, aynı zamanda Ermeni Soykırımın da perde arkasındaki en önemli 
faktörüdür. Gerekli zeminin hazırlanmasında ve soykırımın uygulanmasında 
olağanüstü etkili oldu. Yenilgiden sonra Almanya'ya kaçan Şakir, Berlin'de iki 
Ermeni tarafından öldürüldü.
 
İttihat ve Terakki Fırkasının Selanik örgütünün başında olan Dr. Nazım 
örgütleyici, komplocu ve suikastçı özelliklere sahip birisi olarak biliniyordu. 
Aynı zamanda "soykırım" fikrinin mimarı olarak perde arkasında yer aldı. 
Cumhuriyet kurulduktan sonra Mustafa Kemal, eski önderlerinden komitacı 
Nazım'ın varlığını kendi varlığına yönelik bir tehdit olarak gördüğünden, bir 
suikast girişimi komplosuyla Dr. Nazım'ı idam etti.
 
Hepimiz biliyoruz ki 1915 te yaşananlar bir soykırımdı ve 20 yüzyılın ilk 
soykırımıydı. Böylece Anadolu'yu Türkleştirmek uğruna bu topraklarda yaşayan 
tüm halkları etnik temizlikten geçirerek ulus-devlet inşa sürecini başlatıldı. 
 
Daha sonraki tarihlerde Yahudilere karşı "etnik temizlik" yani soykırım 
gerçekleştiren Nazi lideri Adolf Hitler kendi jenosid tasarılarının gerekli ve 
mümkün olduğundan kuşkulananlara güven vermeye çalışırken "Sonuç olarak bu gün 
Ermenilerin imha edilmesinden söz eden var mı ?" demişti.  Bu gün bir çok 
tarihçi Ermeni soykırımının ardından gelen yetersiz eylemin  II. Dünya Savaşı 
sırasında Yahudi Katliamı için örnek oluşturduğu görüşündedir.
 
Hatta 1986 yılında ABD Senatosunda Ermeni Soykırımı görüşülürken bu bağlantı 
tekrar ortaya konuldu. Ermeni olayının tarihsel önceliği vurgulandı ve Yahudi 
katliamının yol açtığı muazzam acıların insanlığın Ermenilerin kaderi 
karşısında gösterdikleri kayıtsızlıktan kaynaklandığı belirtildi.
 
Soykırım sonucu bazı kaynaklara göre toplam bir milyon'un üzerinde Ermeni 
öldürüldü. Ne yazık ki Avrupalı güçler bu katliamı önleyemediler ya da önlemek 
istemediler. Daha kötüsü I. Dünya Savaşının ardından suçluların 
cezalandırmasını sağlayamadılar. O süreçte yaşanan katliamlar ve acılar daha 
sonra dünya tarihinin karanlıklarına gömüldü ve unutuldu.
Türkiye, devletin inkârcı aktif politikası ile Ermenilere beslenen yüzyıllık 
kinle, bu topraklarda yaşayan halklara karşı faşizmi sürekli cesaretlendirdi. 
Nüfusun bir kesimini, diğer halklara karşı kinle eğiten, bir yüzyıldan fazladır 
çocuklara Türk ırkının üstün olduğunu öğreten, bugüne kadar kendi topraklarında 
aşırı sağcı formasyonlara izin veren ve onurlandıran bir zihniyetin düşman 
olarak Ermenileri, Kürtleri  hedef alması hiç şaşırtıcı değildi..
Ne var ki Türkiye Devleti artık tarihi bir aşamaya gelmiştir. Bu süreç geri 
dönülemez bir süreçtir. Ülke açısından kaçınılmaz olan devletin geçmişte 
yaptığı hataları kabul ve itiraf ederek Ermeni ve Kürt halkına uyguladığı 
soykırım suçuyla yüzleşmesidir.
Bu gün Türkiye ve tüm insanlık Ermenilerden özür dilemelidir. Almanya faşist 
Nazizim rejimini yıktıktan sonra gocunmamış Yahudilerden özür dilemiştir. 
Türkiye'nin de yapması gereken onurlu davranış budur. "İnsanım" diyebilen her 
bireyin Ermeni halkından özür dilemesi gerekmektedir. Zira yapılan 
haksızlıklara ve yanlışlara karşı çıkmak insan ve aydın olmanın varoluşsal 
koşulları için bir gerekendir. 
Şimdi bize düşen Ermenilere yapılan soykırımı kabullenmek, özür dilemek 
suretiyle  kendi tarihimizi sil-baştan öğrenmek olmalıdır. Ama bu kez resmi 
tarihimizi değil gerçek tarihimizle yüzleşme cesaretini göstererek, yapılan 
hataları, yanlışları itiraf ederek,  insan olmanın sorumluluğu ile soykırımın 
bir insanlık suçu olduğunun bilincine vararak...
Tarihi geçmiş konuşulmalı ve geçmiş ile hesaplaşılmalıdır ki, bu güne kadar 
yapılan dayatmalar, yanlış ve güdümlü öğretiler ve saptırılmış tarih bilinci 
ortadan kalksın. 
Acıların içselleştirilmesinin ve gelecek kuşaklara aktarılarak kin ve intikam 
duygularıyla beslenen toplumlar yaratılmasının önüne geçecek tek yol budur. 
Bundan sonra, diyalog ve barış içinde dost olarak yaşayan, birbirlerine kin ve 
öfke duymayan halklar ancak bu bilinçle yaratılır.
Ermenilere yapılanlar için özür dilemek  bir insanlık görevidir ve acilen 
gerçekleştirilmelidir. Ancak insani özellik taşımayan bir sistemin insani 
değerler üzerinden özeleştiri yapmasını beklemekte çok gerçekçi değildir. Onun 
için özür dileme cesaretini  ancak ülkenin gerçek aydınları olarak bizler 
gösterebiliriz.
Çünkü , Aydın'ın ideolojisi yoktur, olamaz da. Aydın bir militan da değildir. 
Hele iktidarların ve devletin piyonu hiç değildir. Onların duymaktan 
hoşlanacaklarını değil, hoşlanmayacaklarını dile getirmek zorundadır
Aydın; objektif, hümanist ve demokrattır. Sadece ve sadece gerçekleri söylemeye 
şartlanmıştır. 
Aydın; hegemonyacı, dayatmacı, ırkçı, şoven kimliği dışlamak zorundadır. Çünkü 
aydın, özgürlükçü eşitlikçi kimliğin, barışın ve kardeşliğin savunucusudur. 
Onun için ne zaman ki, gerçek aydınlarımız, daha duyarlı, demokrat, hümanist, 
objektif , "sahte aydınlar" dan daha cesur ve yürekli olurlarsa işte o zaman, 
Türkiye, BARIŞA doğru yol almaya başlar. 
Son bir cümle de Sevgili Hrant Dink'ten : "Bizler bu topraklarda uzun müddet 
beraber yaşadık, ortak bir hafızamız var. Lakin ortak hafızamızı monolog 
hafızalara dönüştürdük, hepimiz bildiğimiz telden çalıyoruz. Oysa monolog 
söylemlerimizi diyaloğa dönüştürüp, ortak hafızamızı niçin yeniden inşa 
etmeyelim? Reçete diyalog; doktor ise her iki taraftır". 
  
 
NİL  DEMİRKAZIK

ÇOCUK-DER GENEL BAŞKANI
 
 
                                          
_________________________________________________________________
Hotmail: Trusted email with Microsoft's powerful SPAM protection.
https://signup.live.com/signup.aspx?id=60969

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Subscription settings: http://groups.google.com/group/diwanxane/subscribe?hl=ku

Cevap