...Sanatçıya üniforma giydirmek...
Sanat halk için midir? sanat, sanat için midir? bu mesele hep tartışma konusu
olmuştur. Bana kalırsa sanat sanat içindir. Sanatçı çok özel his ve
duygularıyla yoğunlaşır, yeteneği çapında ortaya bir eser çıkarır. Bu eser
sanatçının özel malıdır. Bunu diğer insanlarla paylaşırsa ve halka arz-ı endam
ederse ya beğenilir yada beğenilmez. Beğenilirse kamuya mal olur ve değer
kazanır. Toplum bundan istifade eder. Sanatçıların bu çok özel dışavurumlarıyla
yaptıkları eserler, o sanatçıların içinden çıktığı toplumların da karakteristik
özelliklerini ve estetik anlayışını yansıtır.
Sanatçıların hükümdarlar tarafından himaye edilmesi ve saraylarda onlara yer
verilmesi epey eski bir gelenektir. Bu gelenek hemen hemen her toplumun
tarihinde mevcuttur. Dolayısıyla sanatçıların iktidar ve hükümdar ile
ilişkileri hep tartışma konusu olmuştur.
Özgün sanatçı yeteneğine ve inisiyatifine dayanmayan sanatçıların adı ve sanı
kalmamıştır. Bu nedenle saray sanatçılarından geriye pek az eser kalmıştır.
Oysa herhangi bir hükümdarın himayesinde olmayan sanatçılardan geriye
klasikleşmiş bir çok eser kalmıştır.
Sanat tarihi bize, sanatçının zapturapt altına alınamayacağını, eğer alınırsa
kayda değer bir şey üretemeyeceğini gösteriyor. Zorlama sanat olmuyor. Hele
sipariş ile sanat eseri hiç olmaz. Olursa da pek bir şeye benzemez.
Ortaçağdan yakın dönemlere kadar Kürdistan'daki bey ve ağaların köşklerinde
dengbêj divanları eksik olmazdı. Her bey ve ağanın mutlak surette bir dengbêji
vardı. Bu dengbejler zaman zaman bey ve ağalarına methiyeler de dizerlerdi.
Dolayısıyla Kürd tarihi bu konuda epey deneyime sahiptir.
Kürd özgürlük hareketi ve demokrasi mücadelesinin sanattaki ve özellikle
müzikteki yansıması, doğal olarak çoğu zaman prorest ve politik içerikte
olmuştur. Mazlum halkımızın içinden çıkan sanatçıların samimi duygularla
yaptıkları bu protest ve politik içerikteki eserler, her zaman kayda değer
olmuştur. Belli bir estetiğe ve sanat formatına kavuşmuştur. Ahmed Arif'in
Kürtçeye çevrilen ve Ciwan Haco tarafından yorumlanan Sî û Sê Gule (otuz üç
kurşun) ile Cigerxwîn'un Şivan Perwer tarafından bestelenen ve yorumlanan Kî ne
Em adlı eseri bu kategorideki onlarca eserden sadece birer örnektir.
Farklı siyasi yapılara mensup sanatçıların yaptıkları bir çok politik ve
protest içerikli eser, bağlı oldukları siyasi yapıların propaganda kaygıları
doğrultusunda yapıldığı için, kayda değer hiçbir sanatsal ve estetik değere
sahip olamamıştır.
Modern Kürd siyasetinin tarihi bu konuda epeyce deneyime sahiptir. Kürd siyasi
yapılarına adapte olmuş sanatçı ve müzik gruplarının politize protest
karakterlerinin aksine, İran-Irak-Kafkasya Kürdleri'nin sanatçı ve müzik
grupları daha çok sözlü Kürd edebiyatının ve müziğinin taşıyıcılığını yapmış
olan dengbejlik geleneğinden ve zengin Kürd folkloründen beslenirler. Kürd
müziğine eşsiz katkılar yapan bu sanatçı ve grupların neden daha çok bu
bölgelerden çıktığı bize durumu fazlasıyla anlatmaktadır.
Tüm bu deneyim ortada iken, hala Kürd siyasetçilerinin sanatçılara buyruk verir
gibi, siyasi kaygılar çerçevesinde sanat eseri sipariş etmeleri akıl almaz ve
anlaşılmaz bir durumdur. Hele ruhları asimile olmuş ve Kürd halkıyla manevi
bağları zayıflamış bazı sanatçılardan bunu dilemek anlaşılır gibi değildir.
Herhangi bir siyasi yapıya mensup olmayan yada farklı bir siyasi anlayışa
mensup bazı sanatçılarımızın zaman zaman Roj TV gibi kuruluşlar tarafından
ambargoya uğraması kabul edilebilir bir durum değildir. Şivan Perwer'e
uygulanan ambargo bunun tipik bir örneğidir. Bir çok Kürd sanatçısı sadece TV
ambargosuna değil, aynı zamanda konser ve etkinlik ambargosuna da uğramaktadır.
Bu uygulamalar gerçek sanatçıların özgür yaratıcılığına darbe vurmaktadır.
Yakın dönem Kürd tarihinden bir örnekle, Mihemed Arîf Cizirî ile Melle Mustafa
Barzanî arasında geçen bir olayı anlatalım; Irak Hükümetine karşı Güney
Kürdistan'ın özgürlük savaşını veren Barzanî, 1970'li yıllarda Zaxo'dan
Xanekîn'e kadar olan bölgeyi kontrolüne alır. O dönemde peşmerge kuvvetlerine
katılmaya giden Mihemed Arif Cizirî, Barzanî'nin karargâhının bulunduğu dağlara
gider. Mihemed Arif Cizirî, Melle Mustafa Barzanî ile görüşmek istediğini
söyler. "Kim görüşmek istiyor" diye sorulduğunda da "Kürdistan Bülbülü deyin"
der. Barzanî, peşmerge kuvvetlerine zamanında katılmayan Mihemed Arîf Cizirî'ye
kızgın olsa da, onunla görüşmeyi kabul eder. Sohbet sırasında Mihemed Arif
Cizirî'ye dönerek, "Sen nereden Kürdistan'ın bülbülü oluyorsun" diye sorar.
Mihemed Arif Cizirî, "Kürd halkı bana bu ünvanı verdi" diye yanıtlar. Barzanî,
"Sen bu dağları görmüyor musun? bu direnişi, bu devrimi görmüyor musun? Neden
onlardan bahsetmiyorsun?" şeklinde çıkışır.
Bunun üzerine Mihemed Arif Cizirî alınır ve alır temburu eline, "Topa Melê li
ser çîya ye/ ûy yeman lê lê Xivşê/ Dilê xortan ji Xivşê maye/ ûy yeman ûy yeman
lê lê Xivşê" diye bilinen o ölümsüz eserlerinden birini besteler. Mihemed Arîf
Cizirî, bu eserinde ne devrimden, ne de aşktan vazgeçmiştir.
Zaten duyarlı sanatçı herhangi bir istek ve beklenti olmadan, halkının acısını,
sevincini yüreğinde hisseder. Orada her daim mahfuz eder. Ve ilham geldikçe de
yeteneği çapında o acı ve sevinçlerden eserler yapar. Ressam, resme nakşeder.
Heykeltıraş, heykellerde biçimlendirir. Dansçı sahnede, tiyatrocu oyunda,
yönetmen sinemada, oyuncu sergilediği karakterde, şair şiirlerinde, hozan
stranlarında, fevkalade estetik ve etkileyici sanat formlarıyla hünerlerini
icra ederler.
Yeter ki sanatçılarımızı özgür bırakalım. Onların üzerlerindeki mahalle
baskısını kaldıralım.Onlara biraz imkan ve alan açalım.Yeryüzünde eşine az
rastlanır zulümlere maruz kalmış ve türlü türlü acılarla yoğrulmuş Kadim Kürd
ulusunun tarihi bir trajediler ve dramlar tarihidir. Halkımızın, insanlığın
ortak sanat mirasına katacağı epeyce değeri vardır. Ve zaman, yakında bu
değerlerimizin ortaya çıkışına gebedir.
Hasan Güner
Müzik Yapımcısı / Prodüktör
_________________________________________________________________
Hotmail: Trusted email with powerful SPAM protection.
https://signup.live.com/signup.aspx?id=60969
--
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin.
- Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ:
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane