*Ev min ji Gomanweb'é girt...Ji vere serkeftin dixazim...*
**
*Apo...*
**
*FİKRET YAŞAR GEWERİ *

Bir önceki aydınlanma konulu yazımda Kürt tarihini işleyeceğimi
belirtmiştim.  Bugün itibariyle dünden bugüne Kürtler, tarihteki rolleri ve
kurdukları devletleri konu edinip, elimdeki eserlerden faydalanarak siz
değerli okuyuculara -özet- bir kültür hizmeti sunmak istiyorum. Aynı zamanda
sizlerden gelecek yorumlar ve önerilerle konu doğrulusunda bilinmeyenler
buraya taşınırsa eğer,   eksiklerimizi tamamlama fırsatını da yakalamış
oluruz.

Vaktiyle Kürtlerin kökenleriyle ilgili egemen görüş, bunların kaldeli'lerin
akrabaları olduğuna dair bilgilerdi. Marko Polo da aynı kanıdaydı.
Ortaçağdaki batı Avrupa bilimi Kürtleri incil'deki   Kaldeli'lerin torunları
olarak görmek istiyordu.

19. yüzyılın sonlarına doğru Kürdistan ve Kürtler konusunda araştırmalar
başlayınca Kürt tarihi, Lehçeleri ve sosyolojik yapısı ile ilgili ilk somut
bilgiler Ön Asya uygarlıklarına ait eserlerin keşfi ile bilim dünyasında
sarsıntı yarattı. Kürt sorunuyla ilgili uzmanların eskimiş uydurma
görüşlerinin düzeltilmesine çalışıldı. Bu çalışmalar sonucunda Kürtlerin
Farslarla akraba ve İrani bir karakter taşıdıkları kabul gördü.

Rus bilgini KUNİK, tarihi olgulara dayanarak Ön Asya'nın eski uygar
kavimleri ile Kürtlerin tartışma götürmez bağını kanıtlarken, Kürt dilinin
İran diliyle ilişkin malzemeleri kullanarak,  yalnız kutsal kitaptaki
(İncil) Kaldeli'lerin değil, aynı zamanda bütün küçük Ön Asya
uygarlıklarının da İrani /Ari-Aryan kökenli olduğu sonucuna vardı.

*ARYANLAR: *

*Arkeoloji, tarih ve kültür alanlarında yapılan araştırmalar sonucunda
dünyada ilk uygarlık ürünlerinin ana merkezinin ARYAN olduğu,  bu bölgenin
Anadolu'nun doğu yarısı, Kuzey Mezopotamya ve Batı İran'ın Zagros dağlık
alanlarını kapsadığı belirtilmektedir.*

Strabon, Zabrowski ve Homel gibi bilginler Hazar Denizi ile Dicle arasındaki
dağlık alan toplumlarını ortak özelliği olan; Medler, Haldi (Urartu)ler,
Lulubiler, Guti(Kurti)ler, Kassit (Kardunya)ler, Hatti(Hitit)ler, Mitaniler,
Hurriler, Muşkiler, Elamlar ve Basra körfezine kadar inen Sumerler olduğunu
belirterek, Orta Anadolu'dan Hazar denizine, İskenderun körfezinden Basra
körfezine kadar olan coğrafyada yaşayan bu toplulukların  Aryan olduklarını
söylemektedirler.

Rus dilbilimcilerinin lengüistik alanda yaptığı çalışmalar sonucu
Aryan'ların dil birliğine sahip olduğu anlaşılırken, Hint Avrupa dilleri ve
uygarlığın doğuş merkezinin de burası olduğu tespit edilmiştir. (Milliyet
Gazetesi 05.11.1990)

Dil bilimci ve tarihçiler, ilk defa koyun, köpek, at gibi hayvanların
evcileştirilip yerleşik yaşama geçildiği, toprağın sürülüp sulu tarımın
yapılmasıyla beraber tekerleğin icat edildiği, akabinde yazı ve matematikte
dört işlemin ortaya çıktığı coğrafyanın Aryan/Mezopotamya olduğu konusunda
hem fikirdirler. Başta toplayıcılık ve avcılıkla geçinen Aryan'ların
hayvanları ehlileştirip toprağı işleyerek uygarlık sürecini başlattıkları
düşünülmekle birlikte, bu kavmin dilindeki coğrafik alanlar ve yerleşkelerin
adlarıyla, evcil hayvanlara verilen adların çokluğuna bakarak Hint-Avrupa
dilinin ve ilk uygarlık ürünlerinin sahiplerinin Aryanlar olduğu
görülmüştür.

Bundan çıkan sonuç: Aryan'ların dil ve uygarlık konusunda öncü olduklarını
ve Avrupa insanını şekillendiren eski Yunan düşüncesi ile uygarlığının Aryan
kökenli olduğudur.

Büyük İskender'in ordusu geri döndüğünde Mezopotamya'dan 30.000 levazımatçı
ve 1000 kâhin/düşünürü beraberinde Makedonya'ya götürmüştür.

İki önceki yazımda Cengiz han ve Aksak Timur'un Mezopotamya talanları
sonrası Orta Asya'ya geri döndüklerinde zamanın âlimlerini beraberlerinde
götürdüklerini vurgulamıştım.  Özellikle Timur'un beraberinde götürdüğü
âlimlerle imar ve tarımda bir yenilenme başlattığı bilinmektedir. (Yazının
sonraki bölümlerinde Selçuklu ve Osmanlıların da Aryan/Kürtlerden ne kadar
faydalandıklarını anlatmaya çalışacağım.)

Rus dilbilimcilerin ortaya attığı başka bir gerçek de Türklerin konuştuğu
Ural-Altay dil grubuna mensup kavimlerin avcılık ve talancılıkla geçinen
topluluklar oldukları ve uygarlık alanına en geç girdikleridir.

Aryanlar istila ettikleri topraklara uygarlık ve sanatlarını da taşıyarak
yerli halka sanatı öğretmiştir, ancak Aryan toprakları istila edildiği zaman
istilacıların taş taş üstünde bırakmadığı bilinmektedir.

Genel kanı, Aryanlar olmasaydı Mezopotamya sanatı, Anadolu uygarlığı, hatta
Yunan ve Avrupa uygarlığı olmayacaktı.

2000 yılının "TİME" dergisinin ilk sayısında dünya tarihine 1000 yılda iz
bırakanlar konulu çalışmada 1000 ile 2000 yılı arasındaki her 100 yıl bir
kişiyi dikkate değer bulunarak değerlendirilmiştir.  1200 yılı Kürd
Selahaddin'in insan sevgisi-dehasına ve batının medeniyeti ondan öğrendiğine
vurgu yapmaktadır.

Aslan yürekli Richard meşhur haçlı seferi sonrasında şöyle der: Kürd
Selahattin bize medeniyeti öğretti..."

Selahaddin é Kurdinin insani yaklaşımı ve asaleti sadece dindarlığına
bağlanamaz. Çünkü din adına yola çıkıp katliamlar yapan pek çok dindar
komutan biliriz.  Örneğin: Yavuz Sultan Selim.  Şah İsmailin ölümüne savaşan
askerleri karşısında hayrete düşer ve İdris_i Bitlisi'ye sorar:" Bu askerler
niye bu kadar canla başla bize karşı savaşmaktadırlar?" İdris de ona: "Şah
İsmail bir hükümdar olduğu kadar aynı zamanda ruhani bir liderdir. Yani bir
şeyhtir..." der. Bunun üstüne düşünen Yavuz, hem hükümdar hem de ruhani bir
lider olmanın tek yolunun İslam halifelik kurumunu ele geçirmek olduğunu
anlar ve Memluklar üstüne yürüyerek kılıç zoruyla halifelik gücünü eline
geçirir. Yavuzla ittifak kuran Kürtler her ne kadar özerk yaşamış olsalar da
sonrasındaki gelişmeler din adına kullanıldıklarını göstermektedir.

Kadim zamanda sanat ve uygarlıklarıyla öncülük yapan bu Kürtler ne yazık ki
dindaşlarının zulmü sonucu bugün var-yok olma mücadelesi içinde özgün
değerlerine sahip çıkmaya çalışmaktadırlar.

Sanatın ortaya çıkış sebebi insanın doğayla olan etkileşimi ve çıkarımıdır.
Aryandaki sanat da, toprak ve diğer canlılardan faydalanma yolunda insan
yaşamında rol alan yeni aktörlere duyulan saygı ve yüceltme algısını ifade
etmektedir.

Öte yandan sanat ve uygarlık yaratma gücü olmayan istilacı kavimler,  Aryan
sanatının ve uygarlığın kendileri tarafından yaratıldığını iddia ederek ve
kendilerine çıkardıkları övünç payı ile sanatın ve uygarlığın esas
sahiplerini inkâr etmektedirler.  Bu da istilacıların yaratma gücünden
yoksun olmalarını göstermektedir.  Kolay elde edilene saygı duyulmayacağına
göre,  onu yüceltme ve saygı da söz konusu olmayacaktır. Bu durumda onu
sembolize edecek yaratım duygusu, yani sanat da gelişmez. Bu yüzden talancı
kavimler sanat konusunda geri kalmışlardır. Varsa övündükleri sanat veya
tarih, o da başka kavimlerden çalınmıştır!

Prof.M Şemsettin GÜNALTAY "İran-Anadolu-Mezopotamya" adlı eserinde
Aryan'ların, hatta İtalyanların Türk olduğunu iddia etmektedir. J) Bu
iddiasında söz konusu kavimlerin yuvarlak kafa yapısına sahip olduklarını,
ayrıca M.Ö.7.y.y.da yaşayan "Pır -şad" adlı bir Aryan prensinin isminin
Türkçe olduğuna dayandırmaktadır. Çncelikle şunu bilmek gerek, Aryan'ların
kafa yapısı dikdörtgeniktir.  "Pır-Şad"  da Kürtçe "pır=çok, şad=mutlu"  o
da  = "ÇOK MUTLU "anlamını taşır.

Osmanlı dilinin Kürtçe, Farsça ve Arapçadan etkilendiğini unutan prof, Kürde
ait olanı talan ederek tarih yazmaktadır. Talimatlar doğrultusunda yazılan
bir tarih ancak böyle olur!

Sadede gelelim: yukarıda Aryan'ların dil bütünlüğüne değinmiştim.  Ahamenit
(Pers) krallarının bıraktığı eserlerden de bu gerçek kendini göstermektedir.
 1. Daryos (Darius) Bistun kabartmalarında ELAM Aricesini (Ari dilini)
kullanmıştır. Oğlu Xerxes de  Wan şehrinde  diktirdiği stelde ELAM dilini
kullanmıştır. M.Ö.640 yılı ile 1. Daryos arasında 200 yıl zaman farkı var,
ama Elam'canın bu kadar uzun süre kullanılması Aryan'ların ortak dile sahip
olduğunu göstermektedir.'

Sanat alanında da kaya resimlerinden gelişerek madeni külte geçen Aryanlar,
kültür, sanat ve mimaride de en yüksek seviyesini oluşturunca yaratılan
çekim/cazibe olgusuyla barbarların istilalarına maruz kalırlar. İstila ve
işgaller döneminde sanatlarındaki gelişmeyi kilim, halı vb gibi el
sanatlarına yansıtırlar. Ortak sanat konuları içerisinde aslan, geyik,
kartal, boğa, güneş, hayat ağacı, yılan (şahmaran),  sirmuğ vb gibi figürler
çokça işlenmiş ve günümüze el sanatları ile taşınmıştır.

Diğer taraftan Aryan sanatının en belirleyici öğesini saraylar
oluşturmuştur. Bir taraça üzerinde tek katlı olarak yapılan saraylara bir
merdivenle çıkılır. Çok sütunlu sarayın tavanı kanatlı boğa, aslan, kartal,
geyik, ejder ve karışık yaratık gibi iktidar gücünü gösteren sütun
başlıkları oluşturur.

Aryan uygarlığına ait kabartmalar anonim özellikler taşıdığı için, *Herodot
*Hatti (Hitit) lerin varlığından habersiz olarak yazılı kaya açık kült
merkezindeki kabartmalarla Bésıtun kabartmalarındaki sizirnos
betimlemelerini bir sayarak her ikisinin de MED'lerce yapıldığını anlatır.
Hattuşaş, Media, Kargamış, Ekbatan, Pasargat, Sus ve Persepolis'te yer alan
sarayların benzerlerini mezar mimarisinde de görmekteyiz. Çok sütunlu bir
galeride kademeli bir kayda üzerine dikdörtgen prizması şeklindeki mezarın
üstünü beşik biçimindeki kapak örtmektedir. Avlu kısmının çatısı sütunlar
üzerine oturtulmuştur. Kayalara oyularak yapılan mezarlar mekândaki şartlara
göre aynı stili yansıtmaktadır.

Arya sanatının bu özellikleri ve mimari şekilleri Yunanlılar ve sonra da
Romalılarca benimsenmiştir. Ancak, savaş ve işgaller sonrası tahrip ve yağma
edilen bu sanat öğelerinin çok az bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir.

Günümüzde görülen uygarlık öğelerinin hangisine bakarsak bakalım, hemen
hepsinin bir öncekinin uzantısı olduğunu görürüz.

Temeline indiğinizde Mezopotamya etkisini fark edersiniz. (Devamı var.)

*Fikret YAŞAR*

*Kaynakça*: *Kürtler -Bazil Nikitin

                    *Arya Uygarlıklarından Kürtlere -S.Mıhotoli

                     *Xenephon - Anabassis

                     *Herodot Tarihi -R.Kitabevi

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap