From: [email protected]
To: [email protected]
Subject: yeni yazım 
Date: Mon, 26 Jul 2010 15:13:10 +0300





"Feride"
 
_l. aragon
k(adın) : feride
uyruğu : dünya;
dinin yok dilin var
ve sonrasını ben bilirim
 
Yılmaz Odabaşı'nı Feride ile tanıdım...
 
Henüz  liseli  bir  öğrenci  iken  babamın  kitapçı  bir  arkadaşı  vardı. 
Dışarıya  her  çıkışımda  mutlaka  uğradığım  bir  mekan  olmuştu  orası. Tabi 
oradan eli boş çıkmam da asla düşünülemezdi...
 
Ben kitaplara bakınırken (şu an ismini hatırlayamadığım kitapçı amca) dükkan 
sahibi bana  elinde yeni bir kitap bulunduğunu ve benim ilgimi çekeceğinden 
emin olduğunu söylemişti...
 
Sonra yanımdan ayrıldı, kitapların bulunduğu  raftan bir kitap çıkardı ve 
yeniden bana döndü. Elinde ki kitabi bana uzattı ve bak istersen dedi. 
 
Bu bir şiir kitabıydı. Şiirlere özel bir ilgim olduğundan gözlerim ışımıştı.
 
Elinde ki kitabın adı "Feride" idi... 
 
Şair ismine baktım, Yılmaz Odabaşı...
 
Kitapçı amcaya,  tamam siz öneriyorsanız mutlaka güzeldir deyip kitabı aldım. 
Eve geldiğimde ilk işim kitabı alıp odamda ki  köşeme çekilmek olmuştu...
 
Kitabin girişinde ki dörtlük hala aklımdadır...
 
***
 
herkesin bir Feride'si vardır ben bilmez miyim
herkesin bir ayakkabısı gibi bir de şarkısı
herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim
bir de kimsesizliği
(...)
 
***
 
Bu şiiri okuyan her birey başka bir şey bulur. Kimi için Feride anlatılıyordur 
bu şiirde, kimi için Kürdistan, kimi için yoksulluk, kimi için İstanbul, kimi 
için... 
 
Benim bir Feride'm var mıydı, bilemiyorum ama bu şiirde anlatılan Kürdistan'ı 
hissetmiştim... 
 
Belki de bu şiiri bu kadar sevmem bundandı.
 
Feride yeryüzünün bütün akarsularını memelerinden boşaltır vadilere. Oradan 
uzanır deryaya ve okyanusa...her bebeğin kursağındaki süt kokusudur ve büyürken 
o koku aşka dönüşür. Sevgi olur.
 
Sevmeyen var mıdır Feride'yi ? 
 
Evet vardır ! mesela ay sevmez Feride'yi çünkü ay kadar aydınlıktır. 
Kilometre/saat hızla aydınlatır. Her yüreğe bir huzme sevgi sızdırır çünkü.
 
Eli kanlılarda sevmez. 
 
Feride esmer bir toprağın yüzölçümünde çocukların özgürlüğüdür, ellerinde kırda 
topladıkları çiçeklerin rengiyle, annelerine sunarlar.
 
Buruşturulmuş bir değerdir feride varamadan tadına, yitirilmiş.
 
Toprağın üstüne düşen ilk kar baskını ve karın toprakta kaybolma hikayesi sonra 
boyu kadar uzun, beli kadar ince bir mitralyöz akşamıdır bütün istasyonlarda 
gözleriyle konuşan.
 
Nazlıdır eli ekmek yüzü kadar sıcak, dinsiz bir gezgindir dağlara konar keklik 
palazlarında, dilsizdir bir bahçeden çaldığı eriği yutana kadar. Ekşi 
korkularla beslenir uzadıya boyuyla. Uzarsa boyu erişirse memeleri kimseye 
bırakmam.
 
Bırakmam leylekler boyunda yuva yapsın, koltuğunda serçe tüyü giz.
 
Güneş doğarken yırtılır göy yüzünün haznesi, özünde şarap kırmızısı bir rüya, 
oruspu bir arzudur ekmeği çalan domuza.
 
Bütün kakofoniler, cızırtılar üstüne vahşi bayırlardan, koyaklardan, 
sınırlardan toplanmış tuzlu dudaklar üzerine sürülmüş armoni.
 
Beher boydan çocuk çişi emmiş yatakların gün ışığına düşkünlüğüdür dayatılan 
korku, korkuyu kasıklarında değirmen taşı gibi öğüten tanrının gücünden üstün 
bir güç tatlısıdır.
 
Ben şiir yazamam, elim bir Türk zindanında mısralar kadar zincir pası yer 
çünkü. Ben şiir yazamam ; uykularımı bölük bölük asker potiniyle ezerler sonra. 
 
Anam, avradım...
 
Kocam der yazamam...
 
Oysa köyün arka yamacında kurtlar sürüyü yırtar dişince, hayvanca, ben seni 
sevemem, ölmek senin için sevmeyse sonra kabul et.
 
Oracıkta heybene düşürdüğün azığı yedik. Kurşunlar gökyüzünü çizerken. Safi bir 
çehreydi yüzünün tümü. erkekler kancık çamuruna bulanmıştı.
 
Bir yağmur yağımında cenabet çiçeğin kapanıp büzüşmesinin yıkanması ve 
durulanmasının rahatlığı, algısını ayrı tut.
 
Bırakma kimselere...
 
Bırakma kimselere ; beride, bereket kayalarında sütün mavisini, kahvesini biraz 
kar havanın en rüzgar-i ateşiyle. 
 
Kavganın o hırçın inadına bir yorgunluk içir.
 
Feride çıkmaz bir patikanın uçuruma köprüsüdür aşk gibi. Tutku gibi. 
 
Tut ki şiir bitmez sen bitmezsin.
 
Ama bütün yağmurlar diner, bütün rüzgarlar durur, bütün insanlar ölür.
 
Ne kadar kapı kapanırsa ne kadar gök yırtılırsa ve ne kadar toprak göçerse sen 
kapılarını açık tut...
 
Avuçlarında işçiler, iççiler,ağlayanlar, gülenler bir şenlik içeri girerler... 
bir şenlik ! 
 
<< ve sonrasını ben bilirim ! >>
 
Hani sözün bittiği yerde gözler konuşurdu 
Ne sözün var artık nede gözlerin 
Benim elimde hala o beyaz güvercin 
Hani dönüşün olacaktı da beraber uçuracaktık 
Derin maviliğine gökyüzünün... 
 
 
şimdi ne söz ne göz... konuşmuyor
 sessizliğin rengine sarılmışlar
 anlayacağın dilsiz bir ağıttır her ayrılık...
 Zamanın boşluğuna tütün döktüm 
Gözyaşı
 Kelimelerin hırçın çocuklar gibi 
 Dizlerimdeki kanı döktüm
 
Bir dengbején şahdamarı isyanıyım
Bir türküye düşen ter kokusunun keskinliği
Sonrasını ben bilirim
Kabzası kudurmuş bir mavzer
Alıp başını 
Kurşun kurşun öksürürken.
 
 
Bengül YAĞIBASAN & İrfan SARI


Yeni Windows 7: Size en uygun bilgisayarı bulun. Daha fazla bilgi edinin.       
                                  

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurda ye. Diwanxane grubeke 
ideolojik nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bir u ramanen 
xwe bi serbesti binin ziman. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze hin 
dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxane bikin. 
 -  Diwanxane; en genis katilimli, ozgur Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki 
sorumlulugu yazarina aittir. Kurd milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta ideolojik kaba propagandalara sicak 
bakilmaz. Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren gereksiz 
mailler onaylanmaz. Kurtce mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Serger 
Barî, Xanim Rojda, Mihemed Rojbin ANA SAYFAMIZ: 
http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap