İllegalden
Legale, Legalden Yasallığa Müzakereler


 


Tayfun
İşçi


 


Her değişim yeni ile
eskinin
mücadelesinin ürünüdür. Bu mücadele genellikle benzer aşamalardan geçer. Yeni
eskinin içinden doğar, kendisini netleştirir, eski ile mücadele eder. Eski
kendisini korumak ve yeniyi yok etmek için güvenliğini arttırır. yasalarını
buna göre dizayn eder. Yeni, gelişim seyri içinde yasalar üzerinden varlığını
ve haklarını geliştirmeyi dener. Yasakçı yasaları zorlar. Yasalarda değişim
talep ederek, kendisinin yasal kabulünü esas alır. Bu nedenle de mücadelesini
yasallık, meşruluk ve haklılık zemininde geliştirmeye çalışır.


 


 Bu ilk çıkış dönemi genel olarak legal bir
zemini esas alır. Ancak mevcut düzenin katı baskıcı ve engelleyici güvenlik
duvarı yeninin, yasal ve legal zeminde kalmasına fırsat tanımaz. Böylece yeni
artık kendi güvenliğini düzenin yasalarında bulamaz, eskiye karşı kendi
güvenliğini oluşturmaya başlar. Yasalar artık onun için bir engeldir.
Legalite
güvenlik için yeterliliğini yitirmiştir. Giderek illegalleşmeyi esas almaya
başlar. Gücü oranında kendi güvenliğini oluşturur. 
Bu durum eski ile yeninin bir birinden
ayrışması ve kendi hukuklarını ve güvenliklerini yaratmasıdır.


 


 İki farklılığın kendi dünyalarını yaratmaları,
kendi düzenlerinde varlıklarını sürdürmeleri mutlu son olarak görülebilir.
Ancak yeninin kendi örgütsel güvenliğini veya kendi hukukunu yaratması
yeterli
değildir. Zira yeninin hedefi sadece kendisini düzenin dışında var etmek
değil,
aynı zamanda düzenin kontrol altında tuttuğu toplumu değiştirmek ve bu
değişime
uygun ortak bir düzen yaratmaktır.   Bu
ikili iktidar gerçekliği var olan düzenin parçalandığını yerine de yenisinin
oluşturulamadığı bir gerçekliği ifade eder. 


 


 
Bu ayrışmanın bir bütün içinde ve aynı toplum içerisinde gerçekleşmiş
olması toplumun tamamını dönüştürmeye dönük bir mücadelede sorunun
çözülmediğini aksine bir birine zıt iki farklı yapının oluştuğunu
gösterir.  Bir birlerinin alternatifi
olan bu iki farklı yapı mücadele içerisinde bir birlerini yok etmeye çalışır.
Bunda başarılı olabileceği gibi, kimi zaman da yaşanan çatışmalı sürecin her
iki tarafa da zarar vermesi söz konusu olabilir. Bu durumda taraflar kendi
aralarında uzlaşma arayışlarına yönelebilir.


 


 Bu uzlaşmada en önemli sorun kuşkusuz
ayrışmaya ve çatışmalara neden olan eski ile yeni arasındaki farklılıklardır.
Yeni eskiden kendi haklarını talep eder ve kendisini ayrışmaya iten
nedenlerin
ortadan kaldırılmasını ister. Bunlar yeninin hakları olarak tanımlanabilir.
Uzlaşmanın olabilmesi için eski ile yeni arasında bu haklar üzerinde ortak
kararlaşması gerekir.  Yeninin eski
tarafından haklarının tanınması özünde eskinin de eski olmaktan çıkmaya
başladığını kanıtlar.


 


 Bu hakların kabulü, yeninin aynı düzen içine
çekilmesidir. Daha özetle eski ve yeninin yaratmış oldukları ayrı düzenlerden
vazgeçmesi yeni ve ortak bir düzende buluşmasıdır. 
Haklarda anlaşma aynı zamanda tarafların
kabul ettikleri ortak hukukunda yaratılmasını açıklar. Ortak hukukun
yaratılması gerek yeninin, gerekse eskinin yeniye göre illegaliteden çıkması,
legalleşmesi ve yasallaşması demektir.


 


 İllegalin legalleşmesi ve düzen içine
kabulünde en önemli sorun kuşkusuz legali illegale geçişe zorlayan güvenlik
unsurudur. Güvenlik sorunu çözülmeksizin illegalin legalleşmesi kendi
imhasına
yol açabilir. Bu nedenle de illegal, legalleşirken güvenliğini bir ölçüde
garanti altına almak durumundadır.  Bu
durumda üzerinde uzlaşılan hukuk tarafların güvenliklerini garanti altına
alan
normlar getirmek durumundadır. Bu yeninin düzen içinde kendi güvenlik
güçlerini
bulundurma hakkı olabileceği gibi, her iki tarafın ortak kabullendiği
tarafsız
bir gücün güvenliği sağlaması biçiminde de olabilir.


 Yukarıda belirtmeye çalıştığımız legalden illegale
ve daha sonrada illegalden legale geçiş, 
aynı zamanda düzen dışına çıkış ve yeniden ortaklaşılmış bir düzende
buluşmayı ülkemizdeki Kürt sorununun barışçıl çözümüne uyarladığımızda çözüm
için atılacak adımların neler olabileceği daha net ifade edilebilinir.


 


4000 yıllık tarihsel
geçmişe
dayanan Kürtler eşit ve özgür bir halk olarak kabul edilmemişlerse de esas
olarak varlıkları ve kısmi hakları kabul edilmiş bir halktır. Kürtler,
Osmanlı
yasalarının sınırlılığı içerisinde legal mücadelelerini sürdürürken yasaları
aşan siyasal talepleri için ise illegal mücadeleye yönelmiş ve zaman zaman
ayaklanma ve direniş örnekleri yaratmışlardır.


 


 
Türk uluslaşmasının başlaması ve cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte
Kürt
varlığı inkâr edilmiş imhaya tabi tutulmuşlardır. Kürtler buna rağmen her
zaman
varlıklarını kanıtlamaya ve bu temelde haklarını talep etmeye
çalışmışlardır.  Ancak cumhuriyet yasaları
Kürtlerin varlığını
yasaklamakla legal ve yasal mücadele alanını ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle
de Kürtler legal alanda Kürt sorununu “Doğu sorunu” olarak ele
almış ve bu
temelde Kürt taleplerini yasal sınırlarda dile getirmiş ve mücadele ederken
aynı zamanda bu inkâr ve imhaya karşı illegal örgütlenmek zorunda
kalmışlardır.


 


 Kürt mücadelesi Türkiye cumhuriyetinde
denilebilir ki hiçbir dönem yasal ve legal bir mücadele dönemi
yaşamamıştır.  Kürtlerin kendi kimliklerine
sahip çıkmaları
ve bu temelde hakları için mücadelelerini esas olarak illegal yollardan
sürdürmüşlerdir. Kürtler Kürt olarak düzen dışına itilmiş, varlıkları dahi
düzen tarafından kabul edilmemiştir. Varlıkları resmen kabul edilmese de
Kürtlerin imhası için her türlü yöntem uygulanmıştır. 
Özellikle Dersim isyanı sonrası Kürtler
şiddetle bastırılmış ve sindirilmiştir. 1960 sonrası 
“ Doğu sorunu “ başlığı altında Kürt
talepleri gündeme getirilmeye başlanmış yasalar önünde Kürt gerçekliği
gizlenerek legal alanda çalışmalar başlamıştır. Kuşkusuz bu dönemde illegal
yapılanmalar Kürt gerçekliği konusunda çalışmalar yapmış ancak Kürt
mücadelesinde belirleyici bir rol oynayamamışlardır.


 


 1975’li yıllar sonunda Kürtler kürt kimliği
ekseninde örgütlenmeye başlamış 1978 Tarihinde PKK olarak illegal temelde
örgütlenmişlerdir. Legal alanın Kürtlere kapatılmış olması bu partinin legal
kurumlardan uzak durmasını ve illegal mücadeleyi esas almasını
getirmiştir.  PKK yasal ve legal mücadele
yollarının
kapatılmış olmasından hareketle, mücadelesini düzenin kendilerini kabul
etmesinden
çok kendi devlet ve düzenlerini kurmaya yöneltmiştir.


 


 Bu durum silahlı mücadeleyi kaçınılmaz
kılmıştır. 1984’te başlayan çatışmalı süreç sonrası 1990’lı
yıllarda Kürt
realitesi Türk devletince kabul edilmiştir. Bu kabul edilişin esas nedeni
Kürtlerin düzen dışı mücadelesini, düzen içine hapsetme, illegalden legale
çekerek legalde yok etme temelinde gerçekleşmiştir. Devletin Kürtleri legale
çekme çağrısına PKK tedbirli yaklaşmış asli gücünü illegalde tutarak, legalde
HEP içinde Kürt temsiliyetine dolaylı yollardan katılmıştır. Yine aynı
dönemde
sendikalar DKÖ’lerde örgütlenmeye başlamıştır. Kürt realitesinin
tanınması
Kürtlerin legal alanda demokrasi mücadelesine katılımını sağlamıştır.


 


 Kürtler esas mücadelelerini illegalde yasadışı
yollarla sürdürürken Cumhuriyet tarihinde ilk defa yasalar içinde demokratik
yollardan da mücadelede yer almışlardır. Devletin Kürt muhalefete legal ve
yasal alanda yol açmasının asıl amacı Kürtleri eski sisteme dâhil etmedir Bu
nedenle de devlet legal alanda esas olarak kendisine yakın Kürtlerden Bir
Kürt
iradesi yaratmaya ve PKK’yi irade olmaktan çıkarıp yok etmeye
çalışmıştır. 


 


 Ancak Devletin Kürt tarafında sahte muhatap
yaratma ve PKK’yi marjinalleştirme çabaları sonuç vermemiş PKK ile
de illegal
yollardan görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bu gün 


 İmrallı’da devlet yetkilileri ve Abdullah
Öcalan arasında kürt sorununun çözümü hakkında yoğun görüşmeler yapılıyor. Bu
görüşmeler her iki tarafça da doğrulanıyor. Bu durum Abdullah
Öcalan’nın artık
legalleştiği ve yasal anlamda bir taraf olarak kabul gördüğünün ilanıdır.
Devletin  Öcalan ile görüşmesi daha
önceki PKK ile yapılan görüşmelerden bu anlamda oldukça farklıdır ve
devletin eski
retçi yaklaşımından uzaklaşmasıdır. Devlet artık  PKK önderi Öcalan ile 
resmen görüşmektedir.
Sayın Öcalan Kürt sorunun çözümünde Kürt tarafının temsilcisi meşruiyetini
kazanmıştır.


 


Abdullah Öcalan- Devlet
görüşmeleri Kürt sorununun çözümü müzakerelerinde esas belirleyici konumuna
yükselmiştir. Yapılan BDP-AKP görüşmesi veya DTK- Öcalan görüşmeleri ancak bu
görüşmeleri destekler veya detaylandıran pozisyondadır. Özetle Kürt sorununda
sahte muhatap yaratma iflas etmiş muhataplar taraflar tarafından da kabul
edilmiştir.


 


 Kürt tarafının temsilcisi uluslar arası alanda
legalleşmiş ancak Kürt iradesi Türkiye cumhuriyetinde henüz legalleşmemiştir.
Kürt İradi örgütlenmesinin legalleşmesi, Kürtleri illegale zorlayan
koşulların
değişimine bağlıdır.  


 


Kürtler illegaliteye ve
düzen
dışına varlıkları inkâr edilip imhaya tabi tutuldukları için zorlanmışlar,
kendi güvenliklerini sağlamak için ve düzenin dışında, düzene karşı bir
mücadeleye yönelmişlerdir. Kürtlerin ve ortak iradelerinin legalleşmesi Kürt
haklarının kabulüne bağlıdır. Kürtler yapılan müzakerelerde demokratik
haklarını talep etmekteler. Kürtlerin güvenlik örgütü olan Kürt gerillasının
varlığı bu hakların elde edilmesi için yaratılmıştır. Kürtlerin sisteme dâhil
olabilmesi ve düzen içine girebilmesi için düzenin Kürt hak ve talepleri
ekseninde değişimini gerektirmektedir.


 


 Sayın Öcalan’nın” İki protokol güvenlik
ve
demokratik haklar protokolü üzerinde durduğunu” açıklaması tamda bunu
açıklamaktadır. Demokratik haklar ve güvenlik bir birini etkileyen ve
yönlendiren ilişki içindedir. Güvenlik sağlanmadan haklar, haklar alınmadan
güvenlik ortadan kaldırılamaz.


 Kaldı ki, 
30 yıllık çatışan toplumların kendilerini, karşı tarafın güvenliğine
bağlaması mümkün değildir. Doğal olarak Güvenlik sorunu haklar konusunda
uzlaşma sağlanması halinde bile risk taşımaktadır. Taraflar arasında uzlaşma
sağlansa bile tarafların kendilerini güvenlikte hissetmesi gerekmektedir. Bu
nedenle de haklar üzerinde uzlaşma sonrası da karşılıklı güven ortamı
sağlanana
kadar tarafların kendilerini güvenlik altına almaları zorunludur.


 


 Haklar üzerinde uzlaşmanın sağlanması ve ortak
kararlarla güvenliğin yaratılması Kürtlerin legalleşmesi ve sisteme dâhil
olmasıdır. Sistem dışına atılmış kürdün sisteme dâhil edilmesidir.  
Kuşkusuz bu sistem Kürtleri ve haklarını
kabul etmiş bir sistemdir. İmhacı ve inkârcı sistem özelliği yıkılmış bir
sistemdir. Kürtler bu sistemde legalleşmiş olacaktır. Kuşkusuz legalleşeme
yasallaşama anlamında değildir. Kürtlerin Sistem içinde yasal yurttaş kabul
edilmeleri yeni bir anayasa ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Kürt
haklarının ve
güvenliğinin yasalarla güvenceye alınması zorunludur. Yasaların çokta fazla
güvence sağlamadığı Türkiye de bu yasalar doğal olarak Kürtlerin kendine özgü
güvenlik geliştirmelerini de kapsamalıdır. Aksine sadece yasaların insafına
bırakılan hakların, sistem tarafından geri alınması mümkündür. Bu durumunda
Kürtler yeniden illegale dönmek yeniden aynı acıları yaşam zorunda
kalabilir.


 


 



 




        
                Facebook ve Twitter hesaplarını tek yerden güncelle, anında 
paylaş!
Hemen tıkla!
        

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurdan e. Komeke ideolojik 
nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bi rengeki azad bir u 
ramanen xwe binin zimen. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe re, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze 
hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxaneye bikin. 
 -  Diwanxane; en buyuk Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki sorumlulugu 
yazarina aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta kaba propagandalara sicak bakilmaz. 
Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren mailler onaylanmaz. 
Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Rojda Xanim, Serger 
Barî, Mihemed Rojbin. ANA SAYFA: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap