Taşı keşfeden çocuklar
25 Ekim 2010 Pazartesi 23:34
[email protected]

 
Doğru dürüst bir sokağımız ve caddemiz yoktu. Temeli taştan evlerimizin gerisi 
bazen pencere dibine kadar bazen dam altına kadar yükselirdi. Bazen de pencere 
dibinden dam dibine kadar kerpiç evlerimiz olurdu birkaç tane. Damın arkası 
ahır, ahırın ağzında hayvan zibili olurdu.
Biraz uzağında evlerin yırtıcılar gezerdi, çocuk olmak tehlikeye davet olurdu.
Büyükler öğütlerdi: "Uzaklaşmayın kurt yırtar sizi." Bilirsiniz kurt avını önce 
karın boşluğundan tutarak yırtar ve can çekişmesini, kan kaybetmesini bekler 
sonra avından parçalar midesine indirir.
Evlerin arasında dolanırdık, sesimiz-soluğumuz birbirine karışırdı. 
Ayaklarımızdan çıkan tozların arsında oynardık, toz koparmakta yoktan 
yarattığımız bir oyuncaktı. Ciğerlerimiz taptaze; toza toprağa mahkum.
Çoraktı evlerimizin olduğu yerler. Suya hasret. Şehirdi yaşadığımız yer ama 
suyumuz bir çeşmenin kurnasından içmeye gelirdi.
Yükseğe su taşıyacak elektriğimiz ne de başka gücümüz yoktu.
Çocuktuk bağırışlarımızda büyümenin saklısı vardı.
Toprağı keşfettiğimizde sümüğümüzü kontrol altına alma zamanı değildi daha. Ama 
toprak ve sudan çamur, çamurdan da kirli bir yüz kirli yüzden de dayak 
kaçınılmazdı.
Bir gün evin büyükleri de kırmızı topraktan çamur yaptılar pür dikkat izledim. 
Onlar çamura bulanınca öcümü alacaktım. Suyu toprağa içirdikten sonra yoğurup 
çamur yaptılar. Bu bizim yaptığımız çamura benzemiyordu ama. İyice kardıktan 
sonra parçalara bölüp şekillendirdiler. Aklım ermedi ama topraktan parça parça 
tandır yaptılar. Çamura bulandılar ama dövemedim onları.  Kimsede dövmedi.
Doğru ya büyükler dövülmez, döverdi...
Ama her zaman oyuncağımız taş oldu. Söğüt ağacının güçlü çatal dallarından 
sapan ayağı, uçlarını da duvar ustalarının lastik eldivenlerini aşırıp fırlatma 
kanatları yapıyorduk. Taş yuvası ya kaşe bir kumaş ya da çöpe atılmış bir asker 
potini meşini olurdu. Kumluk alanlardaki yusyuvarlak çakıl taşları da atım için 
en gözdemizdi.
Rüzgâra karşı verdiğimiz bakımsız saçlarımızın dalgalanışından tenimizde 
uyandırdığı hissi çocuk uykularımıza gömüveriyorduk. Saçlarımız günahımızdı, 
günahımızı kesip durdular. Kızların saçı durmadan uzuyordu. Biz çocuktuk oysa.
Konuşurken, uyurken, yemek yerken, haylazlık ederken, gözümüzün görmediği 
biçimde büyülüyorduk.
Dışarıdaki dünyadan kendimize ait olanları alıp sökmeye çalışıyorduk.
Bize bağışlanan bir dünya kocaman bir yalandı! 
Egemenlere bağışlanan bir dünyaya gelmiştik. Herkes kendi muhitinin egemeni ama 
bütün bu egemen muhitlerin üstünde en büyük egemenlerde vardı. Korku 
imparatorluğu egemenleri... Kim ki bunlar? Kim bilmez ki?
Taşı keşfeden çocuklar olarak bir gün taş gibi sert egemenlerin kavgasına 
karışacağımızı biliyorduk gibi, taşı keşif ettik.
Çakmak taşlarını "Berê îspi" olarak isimlendirmiştik. Birbirine çakıp ateş 
kıvılcımlarını görmemiz tesadüftü, kimse bize öğretmemişti. Bilinçaltımızda da 
o kadar geçmiş yoktu. Ateş için kibriti biliyorduk, hatta kibriti ilk 
öğrendiğimde "tekel" kavramını da öğrenmiştim. Her şeyin bir elden yürütülmesi 
devlet tekeliydi. Ama bu tekelin neye muktedir olduğunu şimdi dahi 
öğrenememişim. Öyle derin öyle derin ki o kadar olsun.
Şehrin yamacındaki derede yüzmek için suyun yükselmesi gerekiyordu. O zaman da 
akıntıya kapılıyorduk. Kumdan barikat oluşmadan suya kapılıyordu. Taşı keşif 
ettik. Bir göletimiz oldu, bu göletin içinde serinleyen mucitlerdik artık.
Parmağımızı ilk o taş kesti, kanımızı ilk o taşlar akıttı. Çocukla taşın 
kavgası ilk o zaman başladı. Çocukla taşın dayanışması ilk o zaman başladı. 
Çocukla taşın barışı o zaman başladı.
Her seferinde düştüğümüzde dizimizi taş parçaladı. Kafamızı, alnımızı, kaşımızı 
taş yardı.
Ve Qêlvêlanê...
Dikili taşı bir başka taşla düşürme oyunu.
İki kişinin oynayabileceği gibi iki gurup arasında da oynanır. Bir insanın bir 
taşı azami fırlatacağı taş mesafesi ile en az üç en çok beş taş dikilir(toprağa 
gömülmeden) ve kendi kalendeki ilk taşın önünden diğer kaledeki ilk taşı elinin 
yardımıyla düşürmek koz elde etmek anlamı kazanır. Koz elinde olduğu sürece 
diğer dikili taşları düşürmek için hedef alman senin elindedir.
Yani güç, akıl ve denge ister. Elbette ki gez göz arpacıktan geçen bir tahmini 
süreçte.
Qêl an Vêl ? sorar rakip. Siz eğer kendinizi iyi dengelemişseniz içinize isabet 
ettireceğiniz düşmüşse. Qêl dersiniz. Ve eğer taşı düşürseniz atımınızla 
hâkimiyetiniz sürer. Vêl derseniz peşinen karavana demek istediğiniz için 
isabet ettirmeseniz de hedefinizi kaybedeceğiniz bir şey olmaz.
Çocukluk büyüklerin en çok gördükleri rüyasıdır. Ama çocukluk rüyaları gerçeğe 
dönüştürmenin çağıdır en çok, rüyaların bedeli ağır olsa da.
Taşı keşfetmekle başlar insan, yüreği, tadı, görmeyi, duymayı, sevmeyi, 
ağlamayı, gülmeyi sonra keşfederiz.
Yani taş taş üstüne koymakla başlamalı...
Bülbülle söyleşmek gibi değil taşla konuşmak. Onunla konuşmak kavgadır hep, 
vurmak dökmek ve en önemlisi koparmak.
Sonra taşı mezarlıkta öğrendik, ölenlerin etrafını sarmak, üstünü kapamak ve 
başının üstüne dikmek, kaybolmamasını işaret etmek.
Dikili taş, mal mülktür sözüm ona ama bir tek dikili taş mezar taşımızdır oysa.
Çocukluk kaybetmek üzerine kurgulanmaz, hep kazanmak üzerinedir hesabı. 
Umut üzerinedir. Başarmak üzerinedir. Her ne kadar bura çocukları kaybetse de...
Taşı keşfeden çocuklardık, yaşamı da keşfettik, mutluluğu ve özgürlüğü de...  
Yaşamanın safiliği, özgürlüğün hafifliği içindi çünkü keşifimiz...              
                          

-- 
-  Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurdan e. Komeke ideolojik 
nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bi rengeki azad bir u 
ramanen xwe binin zimen. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine 
qedexe ne. Ji kerema xwe re, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze 
hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxaneye bikin. 
 -  Diwanxane; en buyuk Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki sorumlulugu 
yazarina aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her 
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta kaba propagandalara sicak bakilmaz. 
Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren mailler onaylanmaz. 
Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Rojda Xanim, Serger 
Barî, Mihemed Rojbin. ANA SAYFA: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

Cevap