Anayasa ve Kürtlerin Kendi Hukuklarını
Yaratması
Tayfun İşçi
“Ankara’da Anayaso!
Ellerinden öpi hasso
Yap bize de iltimaso
Bu işin
mümküni yohmi
Hooy baboooo?”
Yeni Anayasa tartışmalarının yoğunlaştığı bu
günlerde,1970’li yıllarda dilimden düşürmediğim bu şiiri bir kez
daha hatırladım. Temeli iltimaslarla kurulmuş bir düzende, erişilmez
Ankara’nın merkezine sıkıştırtmış bir anayasanın, alay konusu
olmaktan kurtulamacağını Şemsi Belli. nede güzel göstermiş. Kendisini
rahmetle
anıyorum.
Sayın Başbakanın, referandum sonrası yaptığı
açıklamalar sırasında kamuoyunun gözleri önünde “yeni anayasa
hazırlanması” talimatını verdiği ve hemen ardından “ Yeni
anayasa gündemimizde yok” açıklamalarının arasında hop kalkıp, hop
oturduk. Türkiye “Hoplayı ver çekirge, zıplayı ver çekirge”
türküsünü dinleye dursun. Kürt hareketi kendi hukukunu yaratma kararı
aldı. Kendilerini dışlayan hukuka karşı, kendi hukuklarını yaratma kararı
aldı.
Her anayasa bir toplumsal sözleşmedir.
Toplumun yaşam biçimini planlaması ve şekillendirmesidir. Toplumun
genelinin yaşamını şekillendirmeye giden yol. Kuşkusuz toplumdaki
farklılıkların öncelikle kendi taleplerini belirlemesi ve yaşamlarını
şekillendirmesiyle mümkündür. Bu yaklaşım demokratik bir anayasanın
yerelden başlatılmasını açıklar. Yukardan ve merkezcil bir anlayışla
dikilen giysilerin bu ülkenin farklılıkları karşısında dikiş tutmayacağı
açıktır. Nitekim daha önceki anayasalar bizlere bunu
öğretmiştir.
Anayasa, anayasal sınırlar içerisinde oluşturulmuş
birkaç siyasi partinin tepede anlaşmasıyla oluşturulup topluma
dayatıldığında Bir önceki anayasanın ufak tefek rutujlarla topluma yeniden
sunulmasından başka bir anlam içeremez. Bu nedenle “yeni bir anayasa
eskinin sınırlarından hareketle yaratılamaz. Anayasaların oluşturulmasında
partilerin değil toplumun mutabakatı zorunludur.
Toplum, eski yasalar tarafından ne kadar inkâr edilirse edilsin
kendi gerçekliğini yaşar. Ve bu gerçeklik ne kadar görmezden gelinirse
gelinsin gerçekliğe aykırı kalıpları zorlar ve dışlayıp atar. Toplumun bu
tepkisi karşısında hukuk zorlanır. Hukuk işlemez hale gelir. Hukuk topluma
uymuyorsa, toplum resmi hukuka rağmen kendi hukukunu uygulamaya başlar. Bu
durumda resmi hukuk bir sözleşme bir anlaşma metni olma özelliğini
yitirir. İşlevsizleşir. Tıpkı öncekiler gibi toplum tarafından alay konusu
olur.
Demokratik anayasa, Toplumun bütün farklılıklarının kendi
farklılıkları
üzerinden anlaştığı bir toplumsal sözleşmedir. Bu nedenle de anayasa
oluşumunda farklılıkların talepleri ortaya çıkarılmalı ve bunlar üzerinden
uzlaşma sağlanıp Toplumsal sözleşme yaratılmalıdır. Yeni bir anayasa
çalışmasında başlangıç farklılıkların üzerinden yapılmalıdır. Bunun içinde
etnik farklılıklar, inançsal farklılıklar, kültürel farklılıklar sınıfsal
farklılıklar cinsiyetsel farklılıklar, kuşak farklılıkları bir özgünlük
olarak kabul edilmeli ve bu farklılıklar kendi içlerinde kendi hukuk
anlayışlarını belirlemeli ve bu hukukların uzlaştırılıp buluşturulması
üzerinden ortak bir toplumsal sözleşemeye, anayasaya ulaşılmalıdır. Bu
anayasa toplumun tamamını kapsayan bir anayasa olduğu kadar yerel
farklılıkların hukuklarının da kabul edildiği bir anayasa
olmalıdır.
Bu gün Kürtler demokratik bölgesel özerklik talep
etmektedirler. Bu konuda
kendi iç işleyişlerini yaşam biçimlerini belirlemeye başlamışlardır.
Toplumun genelini kapsayan anayasa,
farklılıkların bölgesel hukuklarını gözetmek ve bunları da
kapsayacak şekilde demokratik olmak zorundadır. Yerelin kendi iç
özgünlüğünü kapsamayan hukuk yerel anayasa toplumun tamamını kucaklayan
anayasayı tamamlayan bir olgu olarak kabul edilmelidir. Genel
hukuk(Anayasa) yerel hukuklar üzerinden oluşan âdemi merkeziyetçi bir
demokrasiyi gözetmek zorundadır.
Devletsel Anayasa yerel farklılıkların
iradeleri üzerinden oluşturulmalıdır. Farklılıklar kendilerini kendi
iradeleri üzerinden anayasada konumlandırmalıdırlar. Bu durumda yerel veya
bölgesel anayasalar devletsel anayasa ile bir bütünlük arz etmeli bir
birlerini tamamlar şekilde gerçekleşmelidir. Bu da farklılıkların kendi
hukukları üzerinden uzlaşmalarını gerekli kılmaktadır. Aksi yaklaşımlar
bölgeler arasındaki kopuşu hızlandıracaktır. Farklılıklardan oluşan
toplumun parçalanması ne genelin nede farklılıkların yararına değildir. Bu
nedenle de yerel anayasalar diğer farklılıkların hukuklarını da dikkate
almak zorundadır.
Her anayasa esas olarak üç bölümden oluşur
Yasama-Yürütme – Yargı. Bu güne kadar uygulana gelen anayasalarda bu
ayırım esas olarak hiçbir dönem gerçekleşmemiştir. Zira Anayasa resmi
ideoloji ekseninde farklılıkların inkârına dayalı katı bürokratik bir yapı
üzerinden oluşmuştur. Gerek yasama, gerek yürütme, gerekse yargı tekçilik
üzerinden bürokratik ve katı merkezcil olarak tek elden yönetime uygun
düzenlenmiştir. Bu tekçi ve merkezcil uygulama bu gün ülkeyi bir biriyle
anlaşamayan farklılıklara dönüştürmüş hatta savaş ve şiddete zemin
oluşturmuştur.
Bu güne kadar yasama organı inançsal- etnik-sınıfsal
farklılıklara kapalıdır ve bu temelde siyaset yürütmek yasaktır. Yürütme
ise zaten yasama organı üzerinden oluşmakta ve bu nedenle resmi ideoloji
dışındakilerin temsili yetine kapalıdır. Yargı ise bizzat yürütme
organının denetimindedir ve anti demokratik hukukun uygulayıcılığını
siyasal gücün otoritesine bağlı olarak uygulamıştır. Bunun sonuçlarını da
bu toplum yakın zamana kadar yaşayarak görmüştür.
Yeni anayasada, yasama -yürütme ve yargı toplumsal
farklılıkların yerelden buluşması üzerinden oluşturulmalıdır. Yasama
–yürütme ve yargı yerelde oluşmalı ve devletsel anayasa zemininde
yukarda koordinasyon biçiminde gerçekleşmelidir. Devletsel yasama yürütme
ve yargı, yerel oluşumların merkezde buluşması biçiminde
gerçekleşmelidir.
Bu özetle devletin toplumla yetki paylaşımını ifade
etmektedir. Devlet, katı
merkezi bir işleyişten kurtarılmalı. Âdemi merkeziyetçi ve yetkiyi
toplumla yerelde paylaşan bir demokratik işleyişe
kavuşturulmalıdır.
Eski anayasaların toplumsal barışı korumadığı
görülmüştür. Bu anayasaları yaratan anlayış başlangıç maddeleri de dâhil
anayasanın tamamına yansımıştır. Anayasa anlayışı temelden
değiştirilmelidir. Anyasa dışlayıcı değil kabullenip kucaklayıcı
olmalıdır. Bu nedenle de Yeni anayasa tekçilik anlayışının reddi,
çoğulculuk anlayışının üzerinden gerçekleştirilmelidir. Yeni anayasa katı
merkezi değil âdemi merkeziyetçi yerel ile yetki paylaşımı üzerinden inşa
edilmelidir.
Bu gün Türkiye de yeni anayasa hükümet kabul etmese de
toplumun gündemindedir. Bu temelde Başta BDP olmak üzere değişik kurumlar
anayasa tartışmalarını sürdürmektedir. Anaysa çalışmalarını sürdürenler
yasaların kabullendiği zeminlerle kendilerini sınırlandırmamalı yasaların
dışladığı toplumsal gerçekliklerle de buluşmalıdırlar. Yeni Anayasa esas
olarak dışlanmış
inkâr edilmiş yasaklanmış kesimlerin ihtiyacıdır.
Yine yeni anayasa çalışmaları genellikle
devletin yasalarına göre oluşmuş “sivil toplum örgütleri”
üzerinden veya “
aydınlar” üzerinden sürdürülmektedir. Bu yöntem eski anayasal
anlayışın demokratik zeminlerde de hala sürdüğünü göstermektedir. Oysa
yeni ve demokratik anayasa esas olarak farklılıkların buluşma zemini
üzerinden sürdürülmeli. Farklılıkların anayasal talepleri netleştirilmeli
bu netleşen taleplerin anayasa zeminine çekilmesi aşamasında Hukuk
uzmanlarından yardım alınmalıdır. Yeni anayasa sadece eski düzenin
kurumları ve elitleri
üzerinden değil, yeniyi talep eden toplumsal kesimler dikkate alınarak
yapılmalıdır. Yeni anayasa
yeni ve demokratik bir anlayış üzerinden yükselecektir.
İngilizce seviyenizi ücretsiz test edin. Ödül kazanın!..
Tıklayınız.
--
- Diwanxane, platformek azad u serbixwe; koma hemi Kurdan e. Komeke ideolojik
nine. Li ve dere demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bi rengeki azad bir u
ramanen xwe binin zimen. Lebele di nava me de heqaret u rexneyen reshkirine
qedexe ne. Ji kerema xwe re, hevalen ku Kurdi dinivisin, dixwinin an ji teze
hin dibin; ki dibin bila bibin, deweti Diwanxaneye bikin.
- Diwanxane; en buyuk Kurd mail grubu. Her yazinin hukuki sorumlulugu
yazarina aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Her inanisa, her
millete saygili olan bu BAGIMSIZ grupta kaba propagandalara sicak bakilmaz.
Imlasi, anlatimi savruk; saldirganlik ya da siddet iceren mailler onaylanmaz.
Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir. MODERATORLER: Rojda Xanim, Serger
Barî, Mihemed Rojbin. ANA SAYFA: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane