Kürtler devlet kuruyor (1)
M. Latif YILDIZ
12 Aralık 2010 Pazar 22:37
YÜKSEKOVA HABER/ DİYARBAKIR OLAY GAZETELERİNDE
Makalemin başlığına bakarak bu fikrin benden sadır olduğunu sanmayın. Kürtlerin
de büyük çoğunluğunun en azından 15 yıldır bu görüşü terk ettiklerini çok iyi
biliyorum.
Peki, nereden çıktı derseniz; Türk Medyası'nı takip edenler ne demek istediğimi
çok iyi anlar. Malumunuz son haftalarda Kürtler açısından ortaya atılan emniyet
mahreçli iddialar ve o iddialara balıklama atlayan kalemşorlar tarafından
bilinçli olarak çarpıtılarak kamuoyuna yansıtılıyor. Neymiş efendim Kürtler
Devlet Kuruyorlarmış!
87 yıldır bu söylemi ileri sürerek Kürtlerin insani haklarını gasp ettiler.
Kürtler artık ne medyaya, ne de o faşist söylemlere kanmıyor kanmasına da, ne
yazık ki Türk halkının büyük bir kesimi hala bu masal ve söylemlere inanıyor.
Söz konusu Kürtler olduğunda ırkçı aydınlar saldırdıkça saldırıyor, faşist
gazeteci ve yazarlarda insafsızca, vicdansızca yüklendikçe yükleniyorlar.
Ayrılma, bölünme konusunu pişirerek halkın kafasını karıştırıyorlar. Kürt
gazeteci, aydın ve siyasetçileri insafsızca hedef gösteriyorlar. Toplumu
kışkırtmak için yalan haberler vererek tam gaz yargılama ve karalama
kampanyaları ile ortalığı bulandırmayı sürdürüyorlar.
Kürt söz konusu oldu mu omuz omuza vererek saldırgan bir dil kullanıyorlar.
Kürt siyasetçileri ve aydınlarına öylesine orantısız saldırıyorlar ki, haber ve
makalelerinde haber vermek yerine savcıya, polise, jandarmaya ihbar yazan
bültenler gibi yayın yapıyorlar.
BDP Lideri Selahattin Demirtaş, "Çözüm için Cumhuriyet tarihinde şimdiye kadar
gelinmemiş en açık noktadayız." Diyerek barış için gül uzatırken medya ve bazı
güvenlik birimleri çözümsüzlük için ne gerekiyorsa yapıyorlar.
Bu zihniyeti çok iyi tanıyorum. Bunlar çözüm için değil, çözümsüzlük için her
şeyi yaparlar. Oysa yıllarca bu sorunu çözemediler. Kürtler çözüm için katkı
sunmak isteyince beylerin huzurları kaçtı. Çözüme katkıya bile tahammül
edemiyorlar.
ÖZ SAVUNMA ve TOPLUM KONGRESİ
Örneğin söz konusu kalemşorlar bu sefer sözcükler, kelimeler ve kısaltmalar
üzerinden kehanetler üretiyorlar. "KCK", "Meclis", "Kongre","Öz Savunma" gibi
kelime ve kısaltmalar üzerine mal bulmuş mağribi gibi atlayarak "adamlar devlet
içinde devlet kuruyor, iktidar ve muhalefet uyuyor" diye hem Kürtlere devlet
kurduruyorlar hem de ihbar ediyorlar.
İki gün sürecek mahkemede Türk ve Kürt halkı için bir çıkış ve çözüm arayan
noktalardan yola çıkarak Kürtlerin bakış açısıyla analiz etmeye çalışacağım.
"Öz Savunma" ve " Demokratik Toplum Kongresi" yaklaşımını izah etmeye
çalışacağım.
Özellikle asimilasyonun, ulusalcılığın, militarizmin ve de dinci milliyetçi
kalemlerin konuyu ele alış şekli ile Kürtlerin kafasından geçen ve yapmak
istedikleri arasında o kadar çok fark var ki. Ama onlar hayali senaryolarına
sığınarak fitnenin çubuğunu yakmakla meşguller.
Söz konusu yazarlara göre "Öz Savunma" söyleminin amacının inandırıcı olmadığı
"Stalinist" örgütlenme biçimi diye tarif edilerek yüzde 95 Müslüman Sünni Kürt
cephesinde çok da maya tutmamış rejim çağrışımı yaparak ortalığı bulandırmaya
çalışıyorlar.
Akabinde Doğu ve Güneydoğu'nun bütün sivil toplum kuruluşlarını içinde
barındıran legal (yasal) "Demokratik Toplum Kongresi"ni illegal yani yasa dışı
ilan ettirmek isteyerek "meşru değil" diyen emniyetle işbirliği yaparak devlete
ihbar ediyorlar.
Söylenenlere ve yazılanlara bakılacak olursa Kürtler 4 ülkede devlet bile
kuruyor.
Tabi kendince bir takım hayali teoriler ortaya atarak sorgulamaktan çok
savcılara ve kolluk güçlerine adres gösteriyorlar. Görülüyor ki Kürtlerin
yaptığı ve yapacağı her olumlu adım ayrılıkçı bir proje olarak lanse edilecek.
Hatta o kadar ileri gidiyorlar ki; "Militan bir milis güç ve totaliter bir
sistem oluşturuyorlar" diye adresi belli yerlere dilekçe yazıyorlar. Dilekçenin
son satırına da herkesi akıllı ve itidalli olmaya davet ederken "yoksa yarın
çok geç olabilir" diye Devlet, Hükümet, Türk ve Kürt halkına bir de gözdağı
vermeden edemiyorlar.
Gerçekten Kürtler ne yapmak istiyor?
Bir kesim medya, Türk aydını ve siyasetçisi öyle söyledi diye gerçekten
öylemidir?
Tabii ki değildir. Konuştuğum, fikirlerini aldığım Kürtler bu konuda ne
düşünüyor ve neyi amaçlıyorlar bu görüşleri de yer sıkıntım nedeniyle bir
sonraki yazımda dile getireceğim.
***10 Aralık "Dünya İnsan Hakları Günü" 1948 yılı 10 Aralık'ta Birleşmiş
Milletler tarafından "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi" olarak kabulünün 63.
yıldönümü. 63 yılda Kürtlere insan hakların açısından zerre kadar katkısı
olmamışsa bile insanım diyen herkesin insan haklarını kutluyor, Kürtlere de
sıranın gelmesini Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum.
--
- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in.
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu.
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir.
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.