İkinci dil (Zimanê duyemin)
19 Aralık 2010 Pazar 20:56
29 Kasım 2010 Pazartesi günü köşemin başlığı hatırlayan var mı? Hani annemden
sadır olan şu cümleyi "Anadilimi istiyorum"; Kürtçesi: "Zimane dayika xwe dı
xwazım."
Evet, annem yıllarca bu sözcüğü tekrarladı durdu. 85 yıllık hayatı boyunca tek
kelime Türkçe konuşmadı / konuşamazdı çünkü bilmiyordu, öğrenmekte istemedi.
Zengin Kürtçesiyle bize sürekli şunu söylerdi: "Zimanê dayika xwe di xwazim"
(Annemin dilini istiyorum)
Annem ummiydi. Yani okur yazar değildi. Ama o haliyle bile ne de çok şey
biliyordu.
BDP Kürt coğrafyasında ikinci dil olarak yaşamın her alanında Kürtçeyi
kullanacağız deyince, kıyamet koptu. Bu tepkilerden sonra annemin ne kadar
aydın, ne kadar yurtsever, ne kadar ileri görüşlü ve de gerçekten ne istediğini
çok iyi bilen biri olduğunu anladım.
Baksanıza Türkiye Cumhuriyetini idare eden Cumhurbaşkanı'dan Başbakan'a; Meclis
Başkanı'ndan Bakanlara hop kalkıp hop oturuyorlar.
Ne oluyor?
Kürtler ana dilleriyle hayatın her alanında, özellikle kendi coğrafyalarında
Allah'ın verdiği ana dillerini kullanmak istediler ya. Bütün endişeler ve
çıkışlar bu istem yüzünden.
Nerede kullanacaklar?
On bin yıldır yaşadıkları coğrafya'da.
Diyarbakır'da, Mardin'de, Siirt'te, Batman'da; Van, Şırnak, Bitlis, Hakkari,
Muş, Erzurum, Ağrı, Iğdır, Kars, Ardahan, Ş.Urfa, Adıyaman, Gaziantep, Sivas,
Tunceli, K. Maraş, Erzincan, Bingöl gibi 22 İl ve kürtlerin olduğu diğer
coğrafyalarda.
Diyarbakır ve dolaylarında fiili olarak uygulamaya geçeceklerini söylediler.
Ne mi olacak?
Tabelalar iki dilli olacak. Sebze, meyve etiketleri iki dilli olacak.
Lokantalarda yemek isimlerini 2 dille yazacaklar. Şehir, kasaba ve köy isimleri
iki dilli olacak. Örneğin soğana "pivaz", marola "xas", patlıcana "bacana
reş", biber'e " isot", elmaya da "sev" diyecekler.
Vay sen misin ana dilinle lokantada, çarşı pazarda iki dilli etiket yazacağım
dedin.
Cumhurbaşkanı " sorumlu olun" diye hizaya getirmeye çalışıyor. Meclis Başkanı
savcılara bu kapatma sebebidir diye adres gösteriyor. Deli dolu arınç ise
Meclis'te Kürtçe konuşuyor. MHP lideri Bahçeli bildik sözle talebi olan
Kürtleri "Hain" ilan ediyor.
BDP Başkan'ı Selahattin Demirtaş, "Türkiye'de bölücü, etnik çatışma yaratacak
projede yer almayız. Meclis'te Kürtçe konuşulsun diye bir talebimiz yok,
arkadaşlarımız sadece konuya dikkat çekmek istediler. Biz şimdilik halkın kendi
alanında iki dilli bir hayat kullanılsın dedik. Kürtçe resmi dil olsun demedik.
" diyor.
Diyor demesine de, şovenleşmiş, ırkçı, militarist kafalar bu insani talebi
algılamıyor.
Peki, hayatın her alanında Kürtçe dili kullanılsa olur mu?
Evet, bal gibi olur.
Örnek mi?
Güney Afrika'da 11 dil, Afrika'nın tamamında 521 dil kullanılıyor.
Başka;
İki resmi dili olan ülkeler bile var.
Mesela, Finlandiye'de iki resmi dil var.
Dillere özerklik ve özgürlük veren diğer ülkeler kimler mi?
İspan'ya da, Fransa'da, Sirbistan'da, İngiltere, İsviçre, Norveç, Finlandiye,
Kanada, Çin, Almanya, Hindistan, Pakistan, Bolivya gibi nice ülke. Daha sayayım
mı?
Bunların hiç birinde ülkenin bölünmez bütünlüğü tartışılmıyor. Sözkonusu
ülkelerde Genelkurmay bu işe hiç mi hiç karışmıyor.
Ha, ayrılıkçılık yok mu? Var, ama o kadar azınlıktalar ki sinek vızıltısı gibi
geliyor.
Neden mi?
Çünkü bu ülkelerde beliren her soruna daha fazla demokrasi diyerek çare
bulmuşlar.
Çünkü insanların kendilerini ana dilleriyle tanımasını, bir aidiyet olarak
kabul etmişler. Özerklik, hak, kültür, dil konularını insani gördükleri için
mesele bile etmemişler.
O yüzden kimse kopmak bile istemiyor. Çünkü hakkını aldığı için gönüllü
birliktenlik var.
Kürtler ne istiyor?
Bu ülkelerde olanları. Dilinde, kültüründe özerklik istiyor. Bağımsız devlet
değil.
Peki medya ne yapıyor?
Başlıklar şöyle: " Kürtçe İsyanı", " Tarihi Çatışma", " Kürt Tansiyonu" ve
benzeri.
Gerçekten çok dillilik böler mi?
Kesinlikle hayır. Yukarıda saydım dünyada yüzlerce örneği var. Farklılıkların
gerçeği ve de kabülü ayrışmak ya da bölünmek demek değildir. Çok dilli değil,
tek dillilik zorlaması
bu ülkeyi böler bunu iyi bilelim. Geldiğimiz nokta bunun açık ispatı değil mi?
Türkiye Osmanlı'nın mirası mı? Evet.
87 yıllık cumhuriyet tarihi boyunca tek bir millet yaratmak için Şark Islahat
Planını, takriri sükun kanunları, istiklal mahkemeleri sürdürdük mü? Sürdürdük.
Peki sonuç ne? Tam bir fiyasko.
O halde çare üretmeliyiz.
Çare var. Anahtar çözüm Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve 2000
yılında AB'de imzalanan Temel haklar şartı gibi uluslararası metinlerde Türkiye
şerhini kaldırmalıdır. Çünkü Türkiye'de siyaset temel hak ve
özgürlükler üzerinde değil, Türk ırkı, Türk sünni inancı ve Türk sünni mezhebi
üzerinde yapılıyor. Türkiye uluslararası toplumların kuralları ve metinlerine
uyumalıdır. Özgürlüklere hak tanıyarak sorununa çare bulabilir.
Ama hayır, MHP'den CHP'ye; AKP'den bütün partiler dil denildiği zaman tüyleri
diken diken oluyor ve hepsinin ortak tek bir söylemi var "bölünüyoruz."
Rahmetli Musa Anter diyordu ki "Biz Diyarbakır karpuzu muyuz ki bölünelim."
Sahi biz karpuzmuyuz ki bölünelim?
Görünen o ki seçime kadar bu konuda Kürtler Anayasal sınırı zorlayacak.
Dedim ya, Kürt sorununda "Dil" bam teli. Annem bunu çok iyi tespit ve tahlil
ettiği için sürekli, hiç bıkmadan söylenip durduğu cümlesi "ben ana dilimi
istiyorum."
Kürt sorunu dil sorunudur. Kürt sorunu Kürtçe sorunudur. Çünkü dil kimliğin en
büyük ve en önemli olmazsa olmazıdır. O yüzden Türkiye dil yasağı saçmalığından
kendini kurtarmalıdır.
Demokratik devletlerde bırakın dillerin yasaklanması, yaşatılması için
çalışılır, bütçe ayrılır, uzmanlar yetiştirilir, üniversitelerde kürsüler
açılır.
Bırakın bir dilin yasaklanması, bilinmeyen dil denilmesi o dilin öğretilmesi,
yaşatılması için büyük çabalar harcanır.
Tabii ki Türkiye'de Türkçe resmi dildir.
Ama Kürtler için dil ya olmak ya da olmamaktır. Kürtler için en önemli sorun
dildir.
O zaman ülkeyi yönetenlerin aklına çözüm için şu gelmeli. Türkiye Cumhuriyeti
çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü olduğunda mı bölünür. Yoksa tek dilli, tek
dinli, tek kültürlü bir Türkiye dayatması ve de inadı mı?
87 yılda geldiğimiz noktaya bakarsak bu sorunun da cevabını bulmuş oluruz.
O yüzden Kürtlerin çıkış yolu tektir:
Gerek Kürd li her cihi bi zimane dayika xwe bişteğilin u wejenin.
--
- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in.
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu.
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir.
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.