Bülbül Ötüşlü Kanarya

 

Tayfun İşçi

 

  Doğada ötüşüyle nam salmış başka bir kuş varımıdır? Bilmiyorum. Ama bülbülü bilmeyenimiz yoktur. Ötüşü ile duygu dünyamızın derinliklerine dalar her türlü derdimizi unutur, bu harika melodiyi dinleriz. İşte bu nedenledir ki tüm öğretim becerilerimizi kullanıp taklit özelliği olan diğer kuşlarında bülbül gibi ötmesini sağlamaya çalışırız. Kimi muhabbet kuşlarının, kimi papağanının, en çok da kanaryalarımızın bülbül gibi ötmesi için çabalar dururuz. Ancak ne kadar zorlarsak zorlayalım kanarya bu, bir yerinde falso yapar. O güzelim bülbülsü melodiye ulaşamayız. Bizim zorlamalarımız kanarya üzerinde ağır bir baskı oluşturur. Kuşcağız psikolojik bunalımlara girer, uçmadan kesilir, Tüyleri dökülür daha yoğun ısrarlarda ise kendisini kafeslere çarpar ölümüne bir isyanla karşılaşırız.

 

Yaklaşık yüzyıldır Kürtlere bülbül ötüşlü kanarya muamelesi yapılmaktadır. Türkçenin bülbülümsü bir melodisi varmadır, yokumudur? Tartışılabilir ama Kürt sorununda yaşananlar kanaryanın bülbülleşmeye isyanıdır.

 

 Mitolojik söylenceler Hz. Süleyman’ın bütün kuşdillerini bildiğini her kuş ile o kuşun dili ile konuştuğunu anlatmaktadır. Farklılıklarla böylesine iletişim kuran bir hükümdarın dünyanın en zengin hazinelerinin sahibi olduğu söylenir. Bu hazinenin zenginliğinden bu farklılıklar mı kastedilmektedir? Bunu pek bilmiyoruz. Hiç kuşku yok ki bu hazinenin en büyük zenginliği bu farklılıkların kendi sesleri ve varlıklarıyla bir arada kabul görmesidir. Bütün bu olumlu meziyetleri nedeniyle Hz. Süleyman’ın dahi 700 yıl iktidarda kalabildiği ancak dünyanın ona da kalmadığı dillendirilir.

 

  Geçmişten günümüze aktarılanlar gösteriyor ki eskinin en önemli yöneticileri kendi alanlarındaki farklılıklara daha bir özen göstermekte, onları anlamaya, onları oldukları gibi kabul edip, kendine benzetmek yerine, onları kucaklayabilecek değişimleri kendilerinde yaratmaya gayret etmişlerdir.

 

 Hz. Süleyman’ın soyundan ve yolundan geldiğini iddia eden bu günkü yöneticileri anlamak mümkün değil. Kürtlerin “ İki dillilik” taleplerine,  Başbakan Tayip Erdoğan mecliste cevap verdi. Sakın Hz. Süleyman gibi Kürt dilinde konuştuğunu sanmayın!

 Aksine “Türkiye’nin tek dili olduğunu, bununda Türkçe olduğunu aksi girişimlerin bu toplum tarafından kabul edilmeyeceğini” vurguladı.

 Niye yalan söyleyeyim bu açıklama bizi hiç şaşırtmadı. Zira bizim yöneticiler öyle uzun boylu zahmetlere girmez, kanaryanın dilini öğrenip onunla kanaryaca konuşmak mı? Nerde! Bırakın kanaryacayı,  kanaryaya bülbül ötüşü öğretmeye bile kalkmaz. Kanaryayı bülbül ilan ediverir. Kanarya varsın bülbül olmadığını kanıtlamaya kalksın vay başına gelenlere.

 

 Sayın Tayip Erdoğan’ın ilk kez açılımdan söz ettiğini hayal meyal anımsıyorum. Öğle bir açılım söyleyişi vardı ki! Kırk haramilerin “açıl susam açıl” diyişi gibi. Sanmıştık ki mağaranın kapıları açılacak ülkenin zenginliklerini hep beraber göreceğiz. Hatta çoğunluk toplum olarak “aç- aç” diye tempo tutmuştuk. Mübarek insan, açıldıkça açıldı, açıldıkça açıldı. Bir de baktık ki bir arpa boyu açılmışız.

 

Meclis sıralarında oturanlara gözüm takılıyor. Yok yok meclise girmiş falan değilim. Nerde o günler. Televizyondan canım televizyondan. Hani şu başbakanın milliyetçi diye tanımlayıp yerden yere vurduklarına gözüm ilişiyor. Yok, canım meclis sıralarına vurup protesto falan da yapmıyorlar. Yüzlerinde bir ifade bir gurur. Başbakanın Türklük duygusunda buluşuyorlar. Sonra o muhteşem ayağı kalkışları ve tokalaşmalar Bir birlerini kutluyorlar. Bir başka köşede çirkin ördek yavruları gibi BDP’liler. Davetsiz misafir gibi ev sahibinin nezaketsizliğine yanıyorlar.

 

 Bunca diyalog – müzakere falan, sonrada bu yaşananlar. Eloğluna güven olmuyor vesselam.  Daha dün DTK’nın çalıştayında Demokratik bölgesel özerkliği tartışanlar şimdi Kürtçenin bir hak olduğunu yeniden ispatlamaya çalışıyorlar. Bizler sıra özerklikte diye düşünürken henüz Kürtçenin de kabul edilmediğini anlıyoruz. Özetle dimyata pirince giderken evdeki pirinçten olmuşuz da ancak şimdi farkına varıyoruz.

 

 Bütün bu hengâme gürültü yetmezmiş gibi şu ekranlardaki konuşmacılara takılıyorum. Başbakan en ağır ve en açık dille tekleştirmeden -Türkleştirmeden vazgeçmeyeceklerini ilan ediyor Bizim bülbül ötüşlü kanaryalarımızda bunun referandumda evet demeyip boykot etmeye bir tepki olduğunu açıklıyorlar. Hükümetin açılım yapabilmesi için Kürtlerin referandumda boykot değil evet demesi gerekiyormuş. Ben şu bizim bülbül ötüşlü kanaryalara müsaadenizle şu  türküyü hatırlatmak istiyorum.“Garip garip ötme bülbül.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



--
- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in.

Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Attachment: b�lb�l.doc
Description: Binary data

Cevap