Anadilinizde  okuyup yazamadığınızı görünce, nadiren yaptığım gibi, bu sefer de 
Türkçe yazmama prensibimi çiğneyerek anlayacağınız dilden size seslenmek 
istiyorum. 
 
Sayın Güneş,
Farkında mısınız,  Ergenekonu, değişmez, dönüşmez, yenilmez, ikna olmaz,  
pazarlık yapmaz, kurnaz, doğaüstü, neredeyse kadiri mutlak bir kuvvet olarak 
algılıyorsunuz. 
 
Öncelikle, günlerdir bu platformda savunduğunuz düşüncelerinizi, 
yaşamı ve vakaları  büyük iki büyük gücün ( İlahî ≠≠şeytani) çarpışmasından 
ibaret sanan, MÖ’den beri şöyle ya da  böyle egemenliğini sürdüren, bireyin 
iradesini ve örgütlü gücünü yok sayan, zoru görünce kadere( Allaha) sığınan; 
şeytana ise gizli bir hayranlık duyan  primitif idealist ve de daha çok  
düalist bir felsefeden etkilenerek oluşturup oluşturmadığınızı sorgulamanızı 
öneriyorum.
 
Bu felsefenin Türkiye’de en uç temsilcisi olan ve bugüne kadar derin devlet 
yapılanmasına hiç ses çıkarmamış, bu çevrelerle oportünistçe, uzlaşmacı, zaman 
zaman biata varacak ölçüde  ilişki geliştiren Fethullah cemaatinin,  arkasına 
devlet gücünü aldıktan sonra ( ilkel zamanlarda bir kısım tanrılarla 
işbirliğiydi bu) Ergenekona savaş açmasının nedenleri üzerinde hiç düşündünüz 
mü?  
 
Bakınız, adına isterter derin devlet deyin, ister Ergenekon deyin, isterseniz 
devletin Kemalist kanadı deyin, bu güçler  yarın,   özelde cemaatle,  genelde 
islamcı cenahla sadece ve sadece “başörtüsü üzerinde” bir uzlaşma sağlarlarsa- 
ki bu kamu alanının mevcut düzen korunarak islamcılarla paylaşılmasından öteye 
bir mana taşımaz-  KADER BİRLİĞİ YAPTIĞINIZ KESİMLERİN yine de Kürtlerin hak ve 
hukukundan söz edeceklerini mi sanıyorsunuz?
 
Sayın Güneş islamcısından İttihatçısına, Abdülhamitten Mustafa Kemaline Türk 
egemenlik hafızasına devlet-i ebed müddet fikrinin kazındığından habersiz 
görünüyorsunuz. Ve siz bugünkü iktidar savaşlarında Kürdü yedeğine almak 
isteyen “İlahi olanı oynayanın” yanında yer alıyorsunuz. İnanın Ergenekon da, 
yani öteki taraf da aynı hamurdan... 
 
Fark sadece ve sadece birinin İlahı diğerinin şeytanı oynamasında.  
 
Ve siz,  Türk halkı içersinde toplumsal tabanı, örgütlü gücü olmayan,  
sosyolojik olarak aydınların birliği ölçeğinde dahi örgütlü bir güce dönüşmesi 
mümkün olmayan ancak bireysel inisiyatifler olarak kendilerini var eden , 
kaybedecek çok şeyi olan, ürkek liberal burjuva aydınlarının rüzgarına kapılıp 
tüm enerjinizi Kürt Özgürlük Hareketiyle mücadeleye harcıyorsunuz. 
 
Sayın Güneş, Kürtler modern ulusların son beş yüz yıldır yaşayıp geride 
bıraktıkları tüm devrimleri, değişim ve dönüşümleri  es geçtiler. Şu anda bir 
çok Afrika kabilesinin bile 50- 60  yıl önce geride bıraktığı  uluslaşma 
evresindeler. 
 
Bu, bugünkü  istikrarsız Ortadoğu coğrafyasında sonu pek de belli olmayan, her 
an başarısızlıkla da sonuçlanabilecek ucu açık bir süreç...  
 
Modern zamanlarda hızla silikleşen, yok olma-var olma arasında dengede duran 
Kürtlerin kimlik ve kültürel mirasının, bu mücadele evresi de maazallah 
akametle sonuçlanırsa - bir daha geri dönülmez bir şekilde yok olacağını nasıl 
görmüyorsunuz?
 
Sacit Bey, en kötü örgütlü gücün bile örgütsüzlükten iyi 
olduğunu, ERGENEKONUN da, AKP’nin de, liberal demokratların da, bugün derin 
devletle mücadelede mangalda kül bırakmayan dünün takiyyeci cemaatinin de  
mevcut KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİNİN gücü-kuvveti nisbetinde Kürt olarak sizi adam 
yerine koyduğundan, muhatap aldığından emin olunuz.   
 
Bir gece başınızı yastığınıza koyup düşününüz ki, PKK koşulsuz teslim olmuş.
Düşününüz ki BDP% 0,3 oy almış...
Düşününüz ki cemaat Amed belediyesine bile kurulmuş...
Kürtler kitlesel olarak AKP’ye iltihak etmiş...
OL ZAMAN SİZLERİN
Harun Reşidin görkemli sarayının önünde ve geçtiği güzergahta merhamet dilenen 
binlerce dilenciden ne farkınız kalır? 
 
Kürt halkı örgütsüzleştirildikten ve de çözüldükten sonra egemenlerden 
yılışarak, boyun eğerek  kürtler adına kimler  hak dilenecek?  
 
Şüphesiz böyle bir felaketin baş sorumluları,
biliçli- bilinçsiz,  
Kürtlerin, tarihte Medlerden sonraki en büyük birlikteliğini temsil 
eden  Özgürlük Hareketini yok etmek için her yola başvuran, aydınlar olacaktır 
ki onlar,  yaşadıkları sürece utançlarını örtmek vicdanlarını rahatlatlatmak 
için hiç bir yaptırım kudretleri olmasa da egemenlere bugünkü gibi ricada 
bulunmaya devam edeceklerdir. 
 
Peki mutlak bir yenilgiden sonra bile, farkında olmadan Kürt halkına  ihanet 
ettiklerini alenen itiraf edip tarih önünde açık yüreklilikle hesap verirler 
mi ?  
 
Sanmıyorum, Sacit Bey,
 
Bunun için, ikbal günlerinde bile uğrunda ölümü göze alacak kadar bir şeylere 
inanmak, bir şeyleri sevmek gerekir.   
                                                         Mamoste Marûf 


      

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap