Roj baş,
Wele Tayfûnê delal ne wek te ye, lê ez çi bibêjim?
Tu anakronolojîk difikirî, lewma jî her tiştî tevlihev dikî.
Tu jî dizanî ku tu ferqa Kamuran Înan û Şerîf Paşa tune ye...
Hinek bi helîmî û selîmî bifikirî û li ber bayê Lîberal demokratan nekevî tu yê 
bibînî ku di sedsala 19'an de, di pêvajoya komkujiya 1915'an de tu neteweperwer 
û welatparêzekî Kurd komkujiya Ermenî û Roman erê nekiriye. 
 
Tayfûnê Delal,
 
Divê tu dora pêşîn li dîroka gelê xwe wek rojhilatnasekî ( mûsteşrîk) nenêrî.
Temiya min li te, çapemeniya Kurd ( Kurdistan, hawar) û bîranînên ronakbîrên 
kurda yên wan her du sedsalan bi baldarî bixwîne. Heke tu rastî ronakbîrekî 
Kurdperwer ê  xwedî li komkujiya ermenan derketibe bibînî navê xwe diguherînim 
dikim Hirant.
 
ji sala 1894'an bigire heta vê rojê tevahiya  kes û kesyetiyên ku xwe kurd 
hesibandine, bo Kurda pênûs û ço hecandine aşkere komkujiya Ermenan şermezar 
kirine, ji wê jî girîngtir  hevkarî û dostaniya her du gelan parastine.
 
Ne hewce ye ku ez bo te çavkaniyan rêz bikim. Lê dîsa jî ez ê pirtûkeke 
pêşniyarî te bikim; divê mirov teqez Pirtûka Antranîk Çelbiyan a derbarê 
Antranîk Paşa de (Ozanyan) nivîsiye bixwîne . Tu yê bi çavên serê xwe bibînî ku 
Ermen bo mafên xwe yên neteweyî şer kirine, lê hayê Eşîrên wê demê ji 
netewbûnê, ji kurdbûnê nînbûye. Ew xwe ewladên Padîşa hesibandine, çi kiribin 
bi fermana padîşa, bo dînê mihemed û bo dewleta Osmanî kirine. Ew ji 
Kurdayetiyê bêtir xwe nêzîkî Tirka dîtine.  Serokên neteweperest ên  Ermenan ên 
wê demê firsenda xwe di vê nezaniyê de dîtine û hema bigire tevahiya Kurdistanê 
xistine nav sînorên Ermenîstana mezin. Bi taybetî Partiya Taşnaksiyûn di serî 
de şûştina Kurdistanê ji misilmanan daye ber xwe û bo qedandina mirazê dilê xwe 
çi ji dest hatiye kiriye. Eşîr jî bi fîtkirina Osmaniyan xwîn û malê Xaçparêzan 
ji xwe re helal didîtin. Tişta
 balkêş ev e ku ev kevneşopiya Taşnaksiyûnî di dema şerê bi Ezeriyan re xwe 
dubare kir; ew bi deh hezaran Kurdên Laçînê nefî kirin, li Ermenîstanê kurdekî 
misilman nehîştin, kes dengê xwe dernexist, di halê wan de negiriya. 
 
Ên ku Ermenan kuştine Leşkerên Tirk, êl û eşîrên Osmanî bûn. Ew jî hêj ne xwedî 
hişmendiya netewetiyê bûn. Gava te ji wana eslê wan dipirsî di şûna Kurdayetiyê 
de navê eşîrên xwe digotin. Ma heke netewbûna bindestiya Tirka dipejirandin? 
 
Bi kurtasî Ergenekonparêziya Bedrettîn Dalanê Şêxbizînî  çi be , eşîrên 
alîgirên Dewleta Osmanî jî ew bûn.  
 
                                      Mamoste Marûf
 
 
 

--- En date de : Mer 23.3.11, [email protected] <[email protected]> a 
écrit :


De: [email protected] <[email protected]>
Objet: {Diwanxane} Kürt Ermeni ilişkilerinde Tarih Tekerrür Etmeyecek
À: [email protected], [email protected], 
[email protected], [email protected], 
[email protected], 
[email protected]?=
Date: Mercredi 23 mars 2011, 19h01




 
 Kürt- Ermeni İlişkilerinde Tarih Tekerrür Etmeyecek
 
Tayfun İşçi 
 
 
 
 Medeniyetler mezarlığı olan coğrafyamızda kaç medeniyetin katledildiğini bulup 
çıkarmak hayli zor. Mezarların mezar üstüne yapıldığı bu coğrafya da bir mezarı 
sahiplenmek ve ruhuna hangi inançta ve hangi dilde dua edilebileceğini 
belirlemek imkânsızı başarmak olacaktır. Birde buna mezarı dahi olmayan 
kültürleri eklediğimizde Duayı şu veya bu farklılık için yapmak mümkün değil. 
Sanırım en doğrusu insanlık niyetine deyip duayı tamamlamak.
 
Her kurulanın diğerinin yıkımı üzerinde geliştiği bu tarihsel coğrafyada 
kurmanın da, en az yıkmak kadar günahkâr olduğunu kabullenmek zorundayız. 
Selçuklunun, Osmanlının kuruluş ve yayılışları kaç yıkımın, kaç yok oluşun 
günahını boynunda taşır hiç düşündük mü?
 Ya cumhuriyet! Yani son medeniyet, hangi mezarların üzerinde kuruldu. Kaç 
kültürün, kaç inancın,  kaç medeniyetin yıkımıydı kuruluş ilanımız.
 
 Tarihi ortak ve birlikte kardeşçe götüremediğimiz bir gerçek. Sürgünü daha 
cennette tanıdık. Yasak meyvenin yüzünden cennetten kovulup dünyaya düşmedik 
mi?  Habil'in, Kabil'i öldürdüğü günden beri kan davalı değil miyiz biz.  
Yaklaştıkça bu güne Ermeni'yi, Rum'u, Süryani'yi ara ki bulasın şimdi. Kaç 
sürgünde kaç mezarda yok ettik.
 Kürdün mezarını kazmadık mı biz? Günahkâr yıkımlar ve günahkâr kuruluşlar. 
Tarihi ortak geçmişimiz.
 
 Bu düşmanlıklarla nice tarihi kazıdık bilinmemecesine, nice ağıtları 
susturduk, nice direnişleri kan kızıla boyadık Her kuruluş ardında harabeler 
bıraktı. Yeniyi biz kurduk diye ilan ettik, kendimizle gurur duyarak.
 
Şimdi yeni bir uyanışın içerisindeyiz. Herkes geçmişini arıyor tarihin 
derinliklerinde. Kürdü, Türkü, Çerkezi, Lazı, Arabı, Ermenisi, Rumu, Süryanisi, 
Alevisi, hatta Müslümanı. Gerçekle yüzleşme, hakikati bulma arayışları.
Ve şimdi tarih bizden hesap soruyor. Her kuruluşta yıkıp, silip, kararttığımız 
tarih. Bulduğumuz her kalıntıyı her kemiği kendimizden sayarak Hakikati 
arıyoruz. 
Hakikat nedir bu coğrafyada?
 
  Her tabakasını farklı medeniyetlerin oluşturduğu bu topraklarda bir 
metrekarede kaç medeniyetin yattığı, kaç isme, kaç kültüre, kaç inanca yurtluk 
ettiği belirsizken her şeyi kendi adıyla çağırmak kolay mı? Geçmişe ad koymak, 
geçmişi yok sayarak, benim diyebilmek kolay mı?
 
 Her gelen eskiye bir ad koydu tarihi atlayarak. Sonuç ortada Yöntem doğru 
olsaydı bu gün hakikati arar mıydık? O halde yeni adlar koymak niye? Bilinmez 
mi ki mahşerde her şey ilk adıyla çağrılacak. 
 
Adı konulmamış tek dere, tek dağ, tek nesne yoktur bu cihanda. Her şeyi 
kendinle başlatıp kendinle tanımlamak, hakikatleri karartmak değil midir? Kaç 
Kürtçe isim yok sayılıp Türkçeleştirildi? kaç Ermeni ismi, Rum ismi 
Kürtçeleştirildi.  Bunlara itiraz edip, egemen asimilasyona karşı çıkarken, 
geçmişte yok sayıp değiştirdiğimiz isimleri atlamak sadece kendi geçmişimizi 
güne taşımak,  gerçekten hakikat mi? Yoksa  tarihi bir başka türlü karartmak mı 
olacak. 
 
Herkes mazlum rolünde bu zalim coğrafyada,  mazlumun aynı zamanda kendinden 
öncekilerin zalimi olduğu bir gerçek. Bu gün nasıl ki Kürtlere yaşatılan bir 
vahşete tanıklık ediyorsak, Ermenilere -Rumlara Kürt ve Türk'ün yaşattığı 
vahşeti de unutmamak gerekir. Her ne kadar Kürtler geçmişte Ermenilere ve 
Rumlara hatta Süryanilere yaşatılan vahşetteki payları adına özür dilemişlerse 
de hakikatin gereği olan özenin ve bilincin çok yüzeysel olduğu bir gerçek.
 
  Geçmişin hakikatlerini kimi zaman unutarak, kimi zamanda anlık düşünce 
yetmezliği içinde çarpıttığımız oldu. Bazen de egemen şoven kültürün taklidi 
içerisinde geçmiş suç ortaklıklarının büyük bir gururla sahiplenildiği de 
olmuyor değil.  Şöyle ki " Bu memleket için Türklerle birlikte bizde can 
verdik. Öldük, öldürdük. Biz bu cumhuriyetin asli kurucularındanız"  derken
Kimi öldürüp neyi kurduğumuzu fazlaca düşünmeden Rum ve Ermenilere yaptığımız 
vahşeti unuturuz. 
 
  Her türlü etnik ayırımcılığa karşı durduğumuzu ilan ederken. Kürt 
coğrafyasının Kürdistan değil de Türkiye olarak adlandırılmasına karşı çıkıp, 
ortak vatan talep ederken, bu coğrafyada tarihin kadim halkalarından Ermeniler 
ve onların yurt gerçeğini bir çırpıda yok sayarız. Gerçeğe ulaşma ve hakikati 
yaşamsallaştırma adına, adı değiştirilmiş Kürtçe isimleri yeniden belirlerken 
birçok Ermeni ve Rum ismini unutma gafletine düşer, kendi adımızla çağırırız.  
Bilinçsizce yapılan bu yanlışlıklar yıllardır uğruna ölümlere gittiğimiz, 
halkların kardeşliğine zarar verir mi? bir düşünmek gerekir.
 
 Kuşkusuz tarihte yapılmış çokça haksızlıklar vardır. Tarih bu, adı üstünde 
yaşanan yaşanmıştır. Birçok olay, birçok acı, tarihin üzerini örttüğü bir 
durumdadır. Tarihte yaşanmış tüm haksızlıkları düzeltmek çoğu zaman 
imkânsızdır. Buna rağmen Tarihe samimi duygularla yaklaşmak gerekir. Mademki 
hakikate ulaşma söz konusudur ve geçmiş adına özeleştiriler yapılmaktadır. Bu 
durumda her şeyi kendi adıyla çağırmak ve kendi gerçekliği içinde kabullenmek 
gerekir. Aksi durumda açıklanan özrün hiçbir ciddiyeti olmayacaktır.
 
 Yıllardır kürde uygulanan ret ve inkâr politikalarına karşı onurlu bir direniş 
yaşanmaktadır. Bu uğurda büyük bedeller ödenmektedir. Ve tüm engellemelere 
rağmen süreç çözümü çağırmaktadır. Çözüme evrildiğimiz bu süreçte, tarihi 
birlikte paylaştığımız farklılıklara karşı sorumluluklarımızı unutmamak 
gerekir.  Aksi durum geçmişin tekrarıdır. I. Dünya savaşı sonrası yapılan Sevr 
veya Paris konferansında Kürt şerif Paşa ile Ermeni Bagos Paşa arasındaki 
"Bizimdir" çelişkisinin yaşanması içten bile değildir. Nitekim şimdiden Ermeni 
halkından yapılan yanlış tanımlara tepkiler yükselmektedir.
 
     Tarih en iyi öğretmendir. Kürtler yaşanan acılar içinde yoğrulmuş bir 
halktır. Bu nedenle de tarihe gömülmek istenen Kürtlerden aynı coğrafyada 
birlikte yaşadığı farklılıkların haklarına bilinçli bir saygısızlık 
beklenmemelidir. Nitekim bu güne kadar Kürtlerin sürdürmekte olduğu özgürleşme 
çabası, sadece Kürt gerçeğini ortaya çıkarmakla kalmamış aynı zaman da varlığı 
inkâr edilmiş ve zulümlere uğratılmış farklılıklarında kendi gerçekliklerine 
ulaşmalarına katkı sunmuştur.  Zaman zaman  ucu nereye gittiği belli olmayan 
yanlış  söylem ve yaptırımları aşabilecek  olgunluktadır. Her türlü etnik 
ayırımcılıktan uzak demokratik ortak vatanda kardeşçe yaşam bizlere her 
zamankinden daha yakındır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



Facebook ve Twitter hesaplarını tek yerden güncelle, anında paylaş! Hemen 
tıkla! 
-- 
- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 

Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane

- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap