Taş ve Tokat
28 Mart 2011 Pazartesi 13:44
[email protected]
Gazeteler yazdı TV'ler ekranlara taşıdı. Olaylar içinde kirlenen vicdanını 
temizlemek isteyen Ayhan Çarkın itiraflarda bulunurken bazı meslektaşları hala 
yalnız halka değil, seçilmiş milletvekillerine gaz bombası atıyor, tazyikli su 
sıkıyorlardı.
Olaylar sonucu keşke olmasın denilen taş, tokat ve şapka görüntüleri Türk 
medyası önderliğinde, iktidar, muhalefet bütün siyasetçiler ağız birliği 
etmişçesine gündemde tutuldu. Kürt sorununu tam da seçim öncesi kör düğüme 
bağlamak için siyasetin kamuoyunda oynamak istediği oyunu sanırım birçoğunuz 
anlıyor ve görüyorsunuz.
Libya ve Kaddafi'ye yapılan saldırıları ahlaksız ve ilkesiz görenler, ne 
hikmetse yıllardır her ortamda milyonların oyları ile meclise girmiş 
milletvekillerine ve halka uygulanan orantısız gücü görmüyorlar.
Milletvekillerin istemeden yaptığı " keşke yaşanmasaydı" denilen bir gelişme 
olarak görsek bile; vekillere yapılanlar vicdanimidir? Batı'nın ikiyüzlülüğüne 
bu kadar kızıyorsak neden vatandaşa ve de milyon oylar ile seçilmiş 
Milletvekillerine reva gösterilenlere bir sefer olsun kızmıyoruz?
Ayhan Çarkın'ın "ne 100, ne 200" diyerek öldürdüğü Kürtlerin sayısının 
kendisinin dahi bilmediğini söylerken; kirlenmiş vicdanı temizlemek isterken 
pişmanlık duyuyor da milletvekillerine yapılanı görmeyen zihniyet değişmiyor. ( 
Devlet adına cinayet işleyen derin tetikçi vicdanını rahatlatmak isterken medya 
hemen adını deliye çıkardı, akabinde gözaltına alındı. Savcı adam öldürmekten 
tutuklanmasını istedi, hâkim serbest bıraktı.)
Yani gerçekten keşke olmamalıydı denilen taş ve tokat olayı sırf birkaç oy 
uğruna bu kadar büyütülmeli miydi? Yoksa Kaddafi gibi bir diktatörü etkisiz 
hale getiriyor diye ahlakçı kesilenler batılılar için başka, kendi Kürdü için 
başka ölçütleri mi var?
Devletin kendi vatandaşına zulmetme özgürlüğüne medya, siyasetçi, bürokrat, 
aydın, yazar, üniversiteler, adalet, güvenlik birimleri ve bizzat Türk halkı ne 
zaman Ayhan Çarkın gibi birinin bile dile getirdiğini görerek tepki 
gösterecekler sormak lazım.
O coğrafyada her gün bölge halkına gözdağı veriliyor, sindiriliyor, baskı 
yapılıyor. Arapların özgürlük için baş kaldırdığı bir dönemde halk sindirilmek, 
susturulmak isteniyorsa; medya ve yönetenler Ayhan Çarkın gibi olayların içinde 
yoğrulmuş bir insan kasabı kadar da vicdanlı olamıyorsa Kürtler ne yapsın?
BDP'li kadın milletvekilinin kalçasını kırıyorlar, milletvekillerini 
tartaklıyorlar, kadın milletvekillerine gaz atılıyor, tazyikli su sıkıyorlar 
ama kimseden ses seda yok. Sebahat Tuncel sonunda bu ülkenin vatandaşlarının 
oylarıyla seçilmiş bir vekil. Şırnak'ın Silopi ilçesinde "yürümeyeceğiz" dediği 
halde tazyikli suya maruz kalmış, gaz bombasıyla bacağından yaralanmış. Provoke 
edilmiş, sinirleri gerilmiş, kontrolünü kaybetmiş, bir patlama yaşıyor; 
kontrolsüz polis şefine doğru hızla yürürken tokat gibi algılanan bir görüntü 
yansıyor.
Siz olsaydınız ve öyle bir şiddete maruz kalsaydınız ne yapardınız?  
Nihayetinde bir kadın olan milletvekili uğradığı haksızlık sonucu sinirlerine 
hâkim olamayarak istenmeyen iki saniyelik bir görüntüye sebep oldu diye 
neredeyse linç edilecek. Bahçeli o elleri kırın diyor. AKP savcılara davetiye 
çıkartıyor. BDP'li vekil polis tokatlamış. Vay Kürt vay... Neden? Çünkü kadında 
olsa o vekil Kürt kökenli bir vekil öyle mi?
Bazı Milletvekili yaptığında iyi de, BDP'li Milletvekili yaptığında kötü. 
Gazetelere yansımıştı. Hac dönüşü iki AKP'li Milletvekili sınır kapısında 
bekletildikleri için polise tokat attıkları iddiasının görüntüleri ne hikmetse 
basına sızdırılmadı. Polisin tuttuğu tutanak valilik tarafından ortadan yok 
edildi deniliyor. Eh, onlar iktidar partisi vekilleri, onlar AKP'li! Ya 
diğerleri onlar BDP'li vekil.
Gazeteler yazdı. İzmir'de polis adayına tekme, tokat atan eğitim komiseri 
Şırnak'a tayin edildi. Neden mi? Mantık şu sinirlerini yatıştırmak mı 
istiyorsun; içindeki hıncını, enerjini boşaltmak mı istiyorsun, al sana ödül 
gibi bir ortam. Şırnak'ta tekme at, dayak at, döv, söv, gerekirse işkence yap 
demek için mi oraya tayin edildi? Öyle ya bu güne kadar uygulanan yöntem hep bu 
olmuştur.  Değilse niçin Konya'ya değil de Şırnak'a tayin edildi?
Başka bir şey, Türkiye'nin hemen her yerinde iktidarın arzulamadığı toplantı, 
gösteri, yürüyüş ve basın açıklamalarında kızlar tartaklanır; hamile kadınlara 
çocuğu düşürürcesine şiddet uygulanır fakat kimse yapılanı günlerce medyaya 
taşımaz. Ama tazyikli su, şiddet, tartaklama ve gaz bombalarına maruz kalan BDP 
milletvekilleri "olmamalıydı" dediğimiz bir davranışta bulundu diye haftalardır 
neredeyse ipe çekilecekler.   
Dilerim bu seçim arifesinde Ayhan Çarkın gibi vicdanları kararmış olanlar 
dâhil; Türk siyasetçileri, medyası, güvenlik birimleri, yöneticileri ve en 
önemlisi Türk halkı duygularını harekete geçirir, insafa gelir, Kürt sorunun 
gerçeği ile yüzleşir.
Ahmet Türk'ün "Kürtler panzerler altında çiğnenseler bile Gandi taktiği ile 
sivil itaatsızlıklarını demokratik bir tepki ile seslerini duyururlar" 
açıklamasının üzerinden 12 saat geçmeden eylemlere destek veren yüzlerce insan 
gözaltına alınıyor. Kürde sivil itaatsizlik de yasaklanıyor. Batman'da Bengi 
Yıldız, Ayla Akat Ata ve Belediye Başkan vekili sivil itaatsizlik eylemi 
sırasında o caddeyi bilinçli kullandıran polisten çok, kullanan Batman'lı 
sürücüleri halkın onları şiddetle kınadıklarını yazmadan geçemeyeceğim.
Çocukluğum ve gençliğim Hulusi Kentmen'in babacan polis tiplemesiyle geçti. 30 
yıl polislerle iç içe gazetecilik yaptım. Türkiye'nin polisini hatırladığımız 
gibi görmek istiyoruz. Ama bölgede görev yapan bazıları istenmeyen görüntüleri 
veriyorlar. En önemlisi erkek polis diğer kadın milletvekillerine davrandıkları 
gibi davranmıyorlar. Bu hem ülkede, hem dünyada polisimizin imajını zedeliyor. 
Polisin asli görevi yalnız kamu otoritesi sağlamak değildir.
Aldığım terbiye, öğretmen olarak 30 yıl vatandaşlık dersinde verdiğim eğitim 
polisin günlük yaşamımızın her alanında en yakın dost olduğuydu. Geleneksel ve 
demokratik açıdan görevi vatandaşın temel hak ve özgürlüğünü; canını, malını, 
sosyal yaşamını güvence altına almak ve korumaktır. Vatandaşın Anayasal 
gösteri, yürüyüş ve haklarını kısıtlamak değildir.
Özel harekâtçı Kürt katili Çarkın'ın da ifade ettiği gibi; Kürtler ayrılmak 
istemiyor. Sadece özgür olmak istiyor, eşit vatandaş olmak istiyor, dili ve 
kültürü ile yaşamak için Anayasal güvence istiyor. Dünyanın bu güzel 
coğrafyasındaki bu topraklar Türk'e, Kürd'e, Laz'a, Çerkez'e, Süryaniye'e, 
Yezidi'ye, Ermeniye'e velhasıl yaşayan herkese yeter artar bile.
Kimse, ama hiç kimse siyasilerin sonunun Mübarek, Kaddafi gibi olmasını asla 
istemiyor/istemezler. Ama onlarda da dünya gidişatını gören öngörüye sahip 
olmalılar. Oy uğruna 72 milyonun arasına nifak sokmaktan, haksızlık yapmaktan 
kaçınmalılar.   
                                          
TAŞ VE TOKAT (2)
http://cid-84882d511213ecee.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&resid=84882D511213ECEE!204&type=6&Bpub=SDX.Docs&Bsrc=Docmail&authkey=SYpHb9ZMQf4%24

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap