30.05.2011
ÇEVRECİLERE AKP İŞKENCESİ
M. Latif YILDIZ
Biliyorum seçim
meydanlarında savaşın diliyle konuşan liderler, partiler ve adaylar arasında
süren mitingler dururken "çevrenin zamanı mı dediğinizi" duyar gibiyim.
Bazılarına
göre yeri değilse de bana göre tam da yeri ve zamanı.
Niçin mi?
Allah'ın İnsanoğlu
için yarattığı cennet gibi (Allah'u alem belki kıyamet sonrası cennet yine bu
dünya olur) dünyamızı, tabiatı, vadileri, dağı, taşı, ağacı, kurdu, kuşu,
tarihi, geçmişimiz ve geleceğimizi yok ederlerken seçim umurumda bile değil.
Medyada
egemenler ile işbirliği içinde olunca eminim ki siz Başkent Ankara'nın
girişinde çevrecilerin " Büyük Anadolu Yürüyüşü" nü iktidarın nasıl " Büyük
Anadolu İşkencesi" ne dönüştürdüğünden haberiniz bile yoktur. Çağdaş'ta sevgili
Mereto gibi duyarlı 1-2 yazar ve gazete dışında kimsenin kılı bile kıpırdamadı.
Olay şu:
Gelip geçmiş
bütün iktidarlar Anadolu'nun hemen her bölgesinde vadisini, suyunu, ormanını,
dağını, çiçeğini, kurdunu, kuşunu, böceğini ve tarihini sözün özü doğamıza,
havamıza zarar vererek, tahrip ederek yok ediyorlar. Bu katliamlara karşı
yurdun 4 bir yanından duyarlı çevreciler Hidro Elektrik Santral (HES), Asitli
Maden Aramaları, Nükleer ve Termik Santrallere karşı " Büyük Anadolu Yürüyüşü"
adını verdikleri bir sivil toplum duruşu ve tepkisini organize ettiler.
Türkiye'nin 12 bölgesinden 2 Nisan 2011
tarihinde yola çıkan çevreciler 21 Mayıs 2011 günü Başkent Ankara'da Kurtuluş
Parkında buluşacaklardı. Hawar Hasankeyf'in Çığlığı yazarı ve çevreci biri
olarak büyük yürüyüşe kayıtsız kalamazdım.
Nitekim 21 Mayıs
günü Ankara Kurtuluş Parkına geldim. Ne yazık ki yürüyüşe katılanlar ortalıkta
yoktu. Hasankeyf adına katılan Batmanlı arkadaşlarımı aradığımda eylemcilerin
Gölbaşı ilçesinde Ankara'ya 24 km. kala önlerinin bin 500 polis tarafından
kesildiğini söylediler. Parkta 7 saat beklememe rağmen egemenler gelmelerine
izin vermedi.
Ankara'ya kadar
40 gün yaya yürüyen, soğuk, açlık, yokluk ve zorluklar ile mücadele ederek
başkentin kapılarına dayanan çevreciler iktidarın gücüyle önleri kesilerek şehre
girmelerine engel olundu.
Oysa Kurtuluş
Parkında basın açıklaması ile amaçlarını açıklayacak, randevu alabilseler
Cumhurbaşkanı ile görüşeceklerdi. Ne yazık ki ne 21 Mayıs, ne de sonraki günler
çevrecilere polis bu fırsatı vermedi.
Hiçbir siyasi, politik
amaçları olmayan sadece yaşadıkları çevrelerini korumak güdüsü ve bilinciyle
örgütlenmiş insanlardı. Yörüklerden Sarıkeçili'ler (Saf Türk soyundan gelen
aşiret), Kürtler, Lazlar, Çerkezler çevreye duyarlı herkes oradaydı.
Bazıların bin
500 km. yürüdü, ne yazık ki menzile 24 km. kala AKP Ankara'ya girmelerine izin
vermedi. İşin çarpıcı yanı Jandarma sınırında olan çevrecilerin polis
tarafından hukuka aykırı olarak engellenmeleriydi.
Bu yaklaşımla
AKP'nin hem de seçim sürecinde çevreye ne kadar duyarsız olduğunun en açık
örneğiydi. Hatta eylemcilere biber gazıyla müdahale etme gibi hukuki ve
demokratik olmayan yola baş vurulacağını anlayan çevreciler ismin onuru adına
polisle karşı karşıya gelmemek için izin alana kadar günlerce soğuk, yağmur,
dolu ve fırtınaya rağmen oturma eylemiyle direnme kararı aldılar.
Çevreciler pes
etmek niyetinde değildiler. Geceli - gündüz polis çemberinde direndiler. AKP
çevrecilerden son derece rahatsızdı. Çadır kurmalarına; hatta zorunlu
ihtiyaçlarını gidermeleri için portatif WC kurmalarına bile izin vermedi.
Tuvalete izin vermeyen polisin yaptığını işkenceyi bile ne yazık ki medya haber
olarak görmedi.
Gücünü
hükümetten alan Ankara polisi günlerdir bu hukuksuzluğu sürdürüyor. Oysa
çevrecilerin şiddetle yakından uzaktan bir ilgileri yoktu. Sadece Allah'ın
yarattığı ekolojik dengenin yok edilmesine karşı çıkıyorlar. Bunu da Anayasanın
tanıdığı sınırlar içinde protesto ediyorlar. Ama onlara suç örgütü muamelesi
yapılıyordu.
Batman Çağdaş
yazarı Çevreci Mereto Ankara'da Sivil Toplum Kuruluşlarından sorumlu AKP Genel
Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz'a kadar ulaşmış ve emniyetin çevrecilerin şehre
girmelerine izin vermesi için aracı olmasını istemiş. Kapusuz Ankara Emniyet
Müdürü ile yazarın yanında görüşmüş ve Kurtuluş Parkı olmasa bile başka bir
alanda basın açıklaması yapmalarına izin verin demiş miş?!
Miş diyorum
çünkü 40 gün yollarda olan çevrecilerden haberdar bile olmayan zatın belki de
konuşurmuş gibi yaptığı telefonundan sonra çevrecilerin lehine hiçbir
değişiklik olmadığı için mış diyorum.
AKP, Hükümet,
Başbakan, Bakanlar Çevrecilerle aynı görüşü paylaşmıyor olabilirler. Ama
iktidarın gücünü kullanarak tesadüfen soğuk, yağmur, dolu ve fırtınalı günlere
rastlayan bu eylemde yer alan çevrecilere işkence yapmak hangi vicdan, yasa,
hukuk ve kuralda yeri var? Özellikle AKP'ye oy veren ve çevreye duyarlı
seçmenlere sesleniyorum. Bu uygulamadan sonra siz hala AKP'ye mi oy
vereceksiniz?
Bu satırları yazdığım 29 Mayıs Pazar günü çevrecilerden
Özgür Beyle yaptığım telefon görüşmede son manzara şöyleydi:
Çevrecilerin en
çok güçlerine giden insani bir gereksinim olan tuvalet ihtiyacını gidermek için
WC kurmalarının engellenmesi olmuş. 10. günlerinde bile sorunu kendi imkanları
ve çevreye nasıl zarar vermeyiz mantığıyla gidermeye çalış maktalarmış.
Seslerini
duyurma konusunda ise bütün engellemelere ve medyanın duyarsız kalmasına rağmen
başardıklarını. Amaçlarının asla kargaşa çıkarmak olmadığını, çevreciliğin
zaten bu kulvarda yer almadığını ifade ederek şunları söyledi:
" İlgili
Bakanlıklar Enerji, Kültür ve Çevre gibi, onlara çağrıda bulunduk. Gelin
konuşalım dedik. Çevremiz, tarihimiz, ekolojik dengemiz için ne tür tahripler
yapılacak belgesel eşliğinde anlatmaya çalışacağız. Medya. Sivil toplum
kuruluşları, odaları, bütün yapıları çadır kurduğumuz tarlada kuracağımız
platformda ne istediğimizi anlatmaya çalışarak desteklerini talep edeceğiz.
Bize neden
hayvanlarla Ankara merkezine girmek istiyorsunuz diyorlar. Yaptıkları
santrallerle Anadolu'nun kültürü on bin yıllık yerli ırkları olan hayvanlar yok
edileceği için onları da beraberimize getirdik.
Egemenler ne
kadar engel olmaya çalışsa da her gün bize verilen destek çığ gibi büyüyor. Her
gün duyarlı ve çevreci insanlar bize katılıp çadırlarını kuruyor. Bu alan 10
gün sonra tarlalar çadır kente dönüşebilir.
Verilen destek,
gösterilen ilgi üzerine kendi imkanlarımızla platform kurup çevre konusunda
duyarlı sanatçılar ile müzik şölenleri yapacağız. Amacımıza ulaşana kadar
direnişimizi sürdüreceğiz. İlgilileri ikna etmek için ne gerekirse yapacağız."
ÇEVRECİLERE AKP İŞKENCESİ
http://cid-84882d511213ecee.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&resid=84882D511213ECEE!268&type=6&Bpub=SDX.Docs&Bsrc=Docmail&authkey=9srQd5KAa8A%24
--
- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in.
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu.
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir.
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.