Sacit ve Miroğlu, bize diyor ki; "Birevin çivîkên Misto/Tayyip hatin"
Orhan Miroğlu ne istiyor? 1- "Eğer Türkiye'nin Kürt sorunu, çatışma yıllarında, uluslar arası kurumlarda çok değil beş yıl dahi dünyanın önemli gündem maddesi olarak kalabilseydi, taraflar Kıbrıs, Kosova, Filistin meselelerinde olduğu gibi 'uluslararası bir çözüm planına' davet edilseydi ve bu anlamda Türkiye'ye yabancı bir müdahale olduğu fikrine Türk halkı tamamen inanmış olsaydı, iki halk beraber yaşayamaz hale gelir, Türk milliyetçilerinin sokaklara çıkmasını kimse engelleyemezdi.." Bu uzun paragrafın en önemli cümlesi en sonda; "Türk milliyetçilerinin sokaklara çıkmasını kimse engelleyemezdi.." Yıllardır Türk milliyetçileri sadece sokaklarda değil, nefes alabildiğimiz her alanda zaten tepemizdeydiler. Kastedilenin Türkiye'nin batısındaki Türklerin sokaklara çıkıp Kürtlere saldırması olduğunu düşünürsek; bundan en çok korkan Kürtler değil, sistemin bizzat kendisidir, çünkü sistem Kürtleri vatanlarından göçertip Batı'ya yerleştirerek asimile etmeyi hedeflemiştir. Bu tür durumlarda en çok strese giren sistemin kendisidir, bir çok olayda devlet güçleri devreye girip bu durumu önlemeye çalışmıştır. Türk milliyetçileri sokaklara çok kez döküldü, ama sistem izin vermedi, Bahçeli bile "olmaz" dedi. Peki böylesi bir durumda Miroğlu'na düşen sadece Türk milliyetçilerinin ne yapacaklarını sormak mıdır? Kürtler ne yapacaktı, sorunun çözümüne nasıl etki edecekti, sistem nasıl bir darboğaza girecekti? Bu ve benzeri hiç bir soruyu sormadan, sadece "Türk milliyetçilerinin sokaklara çıkmasını kimse engelleyemezdi.." demek; Kürtleri tehdit etmek, korkutmak, "bak görürsün başına neler gelir" demek değil midir? Devlet, sistem ve tüm temsilcileri yıllardır aynı tehditle bizleri yıldırmaya çalışmadılar mı? Miroğlu'nun bu sözü, bana Kürtlerin Ağrı Îsyanı sürecindeki şu sözünü hatırlattı: "Birevin, çivîkên Misto hatin." Ağrı İsyanını bombalayan uçakları Kürtler kuş olarak isimlendirmişler ve "koşun Mısto'nun (Mustafa Kemal) kuşları geliyor" demişler. 2- "De facto özerklik, Kürt siyasi hayatında bir milat olur ve Diyarbakır merkezli bir siyaset, Kürt siyasetinin Türkiye'ye dönük yüzünü, meclisteki varlığını çok geçmeden anlamsız ve gereksiz hale getirir.." Miroğlu, bu tesbitiyle Kürtler için kıbleyi gösteriyor: Mekanınız Türkiye ve kibleniz de Ankara. Kürtlerin, dünyanın diğer halkları gibi kendileri için siyasal bir statü talep etmelerini, kendine ait bir vatana ve bu vatanın merkezine sahip çıkmalarını yasaklıyor. Kürtlerin otokton olarak üzerinde yaşadığı coğrafya bir vatan değil mi? Diyarbakır merkezli ama Türkiye ve dünyayı da gören bir tavır niye Kürtlere layık olmasın? Miroğlu; Filistin, Kosova, Kıbrıs, Çeçen vb hangi halka bunu söyleyebiliyor? 3- "Mardin'in kültürel manada, uluslararasılaşmasına evet ama Diyarbakır'ın siyasi manada uluslararasılaşmasına hayır diyorum.." Miroğlu, bu tesbitiyle ne demek istiyor? Diyarbakır siyasi manada uluslararasılaşırsa Mardin kültürel manada uluslararasılaşamaz. Başka bir deyişle; Diyarbakır Kürt siyesetinin merkezi olursa Mardin Kültürel manada gelişemez. Miroğlu'nun tesbitinin tam tersi doğrudur. Yıllardır Kürt sorununun uluslararasılaşmasından ve Diyarbakır'ın merkez görülmesinden en çok öcü gibi korkan egemen sistemin bizzat kendisiydi, o kadar öyleydi ki Erdoğan ve AKP son seçimde "kaleyi ele geçireceğiz" diyordu, bir de baktı ki "Ermenistan sınırına dayanmış." Mardin, AKP'nin birinci sıradaki milletvekili adayı, eski İstanbul valisi, Muammer Güler'le mi uluslarasılaşacak? Erdoğan, her konuşmasında "benim Kürtlerim" diyor ve o Kürtler hiç "ben başkasının Kürdü değilim" demiyor. Oysa Blok adayları içinde Türk, Süryani vb. etnik kökenden olanlara, hiç bir zaman BDP "benim Türküm, benim Süryanim" demedi. Tam tersine onları kendi kimlikleriyle kabul edip mücadelelerine devam etmelerine destek sunuyor. İstanbul Surları'nı bile onarmaktan kaçınan Erdoğan'a karşı Diyarbakır belediyeleri surlarını da, Ermeni kiliselerini de onarmaya gayret ediyor. Diyarbakır tarihinde ilk kez sokak veya cadde isimleri Ermeni ve Süryani isimleriyle değiştirildi. Bu kültürel zenginlik değil mi? Diyarbakır merkezli bir siyaset ne zarar vermiş, Ankara merkezli siyaset başımıza hangi kayaları savurmuş? Buyrun burdan yakalım:) -- - Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane - Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.
Orhan Miroğlu ne istiyor.doc
Description: MS-Word document
