Kürtlerin İttihatçılarla dansı

Son yıllarda sivil Kürt siyasi çevresinde, 1990'lardaki gibi (Küçük ve
Perinçek gibi) Kürt 'dostu' olarak konumlanan Türkçü tipolojilerin
yeni versiyonlarının sahaya sürüldüğünü görüyoruz.

ERDAL DOĞAN

Silvan'dan gelen ölüm haberleri, sözü de manayı da hiç bu kadar
hiçleştirmemişti. Belki 1993 yılından sonra ilk kez silahsız çözüm
arayışına bu kadar yakınlaşılmış olmasından dolayıdır. Çünkü gelen her
ölüm haberi, söz ve yazıyı güçsüzleştirmekle kalmıyor, savaş ve linç
güruhuna daha çok kan isteme histerisi enjekte ediyor. Bu ortamda söz
ve yazısından başka inanç ve gücü bulunmayanların sessizliğe
hapsolması ise sahanın şiddet diline bırakılmasına ve herkesi de o
kültürün birer edilgen aktörü olmasına itiyor. Bir savaşta eğer
taraflar ölüm cephelerini sürekli açık tutuyorsa bunun en önemli
nedenlerinden biri, tarafların kendi kirli ilişkilerinin açığa
çıkmasını önleme ve/veya iktidarlarını devam ettirme kaygısıdır. Bu
yüzdendir ki taraflar ölüme daha çok asker ve gerilla göndermekte hiç
tereddüt etmezler. Çünkü şiddetin sonlandığı, barışın hâkim olacağı
bir düzenin temizlik ve şeffaflık demek olduğunu herkesten çok bu
savaş baronları bilirler. Baronlar kendi cephelerinde savaşma
konusundaki 'radikal' tutumları ile kendilerine ayrıca bir
dokunulmazlık ve 'kahramanlık' çeperi yarattıklarından, güçlerini çok
derinlere salmışlardır. Öyle bir noktaya gelinir ki artık her şey
onlardan sorulur.
Ölümler, acılar arasında gerçek ile yanılsama birbirine karışır ve her
şey simülasyonlaşır. Simülasyon tarih yazımı yalnızca modern ordu ve
hayatlarda yaşanmaz, aynı şey modern ordu ile savaştığını ilan eden,
rakibinin benzer kurumları ile kendini inşa eden örgütlerde de cereyan
eder. Daha çok ölüm, daha çok şehit bu baronların 'kahramanlık'larına
'taze kan' taşırken yaşamı savunan yoldaşlarına ise bu simülasyonda
yer verilmez. Zaten tarih hep olageldiği gibi 'resmi kahramanlık'
hikâyeleri üzerinden yazılmıyor mu!

'Dost' çevreler
Bugüne kadarki gelişmelerden çıkarılan şudur ki; derin/sığ devlet ile
onun PKK, BDP, DTK içine, çevresine konumlandırılmış uzantıları
Türkiye halklarına öyle kolay kolay huzur ve güven vermeyeceklerdir.
Son yıllarda toplumsal meşruluk gücünü arttıran sivil Kürt siyasi
çevresinde, güçlü olduğu 1990'lı yıllardaki gibi (Yalçın Küçük, Doğu
Perinçek gibi) Kürt 'dostu' (neyse bu dost söylemi) olarak konumlanan
Türkçü tipolojilerin yeni versiyonlarının sahaya sürüldüğünü
görüyoruz. BDP ve DTK'nın da zaman zaman aslı Türkçü-İttihatçı
ambalajı demokrat/sol kırması bu ideologlara kulak verip yalpalayarak
stratejisiz kalması, yalnızca Kürt halkı için değil, tüm Türkiye
halkları için büyük bir risktir. Öyle ki Kürt siyasi çevresine
konumlanan bu 'rehberlerin' çabaları çok kısa zamanda sonuç vermiş ve
son 1 yıl içinde BDP hemen hemen tüm eksenini AKP karşıtlığı üzerine
odaklamakla kalmamış, en az 100 yıllık İttihatçı yapısı ile
gururlanan, Silivri'deki tüm mensuplarını çıkarmaya yemin etmiş bir
CHP'den neredeyse medet umacak ve onun yörüngesine kayacak kadar hedef
şaşırmıştır.
Denilebilir ki Kürt siyaseti, 100 yıllık ulusalcı-İttihatçı bu devlet
geleneği ile politik meşruluk, siyaset bilimi ve diplomasi gibi
pragmatik nedenlerle flört ediyordur. Öyleyse bu durumun kendisi dahi
başlı başına vahimdir. Çünkü Kürt siyasi hareketi, en az son 30 yıldır
Kürtlere yaşatılan onca trajedinin müsebbibi bu yapının, derin
örgütlülüğü, tecrübesi, provokasyon kültür, tabanı ve organları
üzerinden politik meşruluk amaçlıyorsa çok büyük bir stratejik hata
içindedir. Burada bahsettiğimiz konu, etik tartışmasından da öte,
umulan siyasal kazançtan çok, kaybedileceklerin boyut ve derinliğinin
tahmin edilemez büyüklüğü ve hasarıdır. Türkçü-İttihatçı yapının hedef
şaşırtma manevraları, imha, katletme, kendisine muhalif olanı kontrol
altına alma, yedek gücüne dönüştürme gibi binlerce stratejik tecrübesi
karşısında Kürt siyasetçilerinin bu flörtten kazançlı çıkacaklarını
düşünmeleri çok büyük bir tarihsel yanılgıdır. Aslında birçok Kürt
siyasi aktörü ne menem bir organizmadan bahsettiğimizi çok iyi
biliyor. Yine de bilmeyenler için ve söylediklerimizi şimdiden bir
panik atak hezeyanı olarak adlandıracaklara: 1913'te İttihat Terakki
Partisi'nin Balkan Kongresi'nde alınan kararlara, tüm Anadolu'da
örgütlenmesini gerçekleştirmiş Ermeni örgütü Taşnaksutyun ile hangi
amaçla politik flört ve işbirliğine gittiğine, sonra onun Anadolu'daki
tüm örgütlülüğünden nasıl yararlandığına ve 2 yıl içinde Ermeni
örgütlenmesini ideolojik olarak nasıl çökertip tasfiye ettiklerine,
daha sonra da 1915 Ermeni soykırımına nasıl hazırlanıp
gerçekleştirdiklerine tekrar bakmalarında yarar vardır. Bu pratiği çok
masalsı olarak addedeceklere o zaman 2008 tarihinden bugüne süregiden
Ergenekon, Balyoz gibi davaların iddianame ve eklerine mutlak suretle
bakmalarını salık vereceğiz. Fakat gazete haberleri, soruşturma
sürecini karartmaya çalışan köşe yazarları ve kitaplarını değil,
bizzat zahmet edip dosyaları okumaları gerek.

Hâlâ umut var mı?
Kürt siyasi hareketinin, Ergenekon'un 1990'lı yıllarda Bekaa
Vadisi'nde Öcalan'ı Kemalist yapmaya çabalayan aktörlerin yeni
versiyonlarını Kürt siyasi hareketinin içinden ve çeperlerinden söküp
atması yalnız Kürtler için değil Türkiye'nin diğer halkları için de
bir umut ve hayır vesilesi olacaktır. Çünkü artık her bir ölüm,
geleceği kurmaktan çok, halkları savaş tiranlarına kurban eden bir
sürece sürüklemektedir. Yüzde 50 halk desteği ile 3. kez hükümet kuran
Başbakan ve ekibine ise milliyetçi, militer, hamaset dolu
söylemlerinden arınarak özgürlükçü anayasa yapımına girişmesinin artık
ertelenemez yaşamsal bir vaka olduğunu hatırlatmak isteriz. Hükümet
için zorluk ve engeller mevcut siyasi ve hukuksal doku ise;
kendilerine naçizane somut önerilerimiz; hükümet olarak kendilerine
bağlı ordu ve polis gücünü tam denetleyebilecek adımları atması, bu
kurumların hukuk dışı tasarruflarını göz ardı etmemesi, tüm
dokunulmazlıklar ile yasalardaki düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki
engelleri kaldırması gerekir. Bu birkaç yasal düzenleme ile hallolacak
girişimler yeni anayasa için çok sağlam bir altyapı oluştururken
ölümlerin durdurulması için de en etkili panzehir olacaktır.


 (Erdal DOĞAN: Avukat)









-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap