1 Eylul gunu Istanbul Kadikoy'de duzenlenen mitinge donuk polis saldirisi
degerlendirmeye muhtac, onemli bir olay. Tum basina yansitilan ile
yasananlar arasinda ciddi farklar var. Gozlemlerimi yazip ilkehaber
sitesinin
http://www.ilkehaber.com/yazi/kadikoyde,-tasarlanmis-psikolojik-savas-2215.htm
linkinde
yayinladim.
Karakter sorunu nedeniyle okuyamayan arkadaslar, yukaridaki linke veya
yazinin basligina tiklayarak da okuyabilir.
Selam ve sevgilerimle.

*Fehim Isik*


*Kadıköy'de, tasarlanmış psikolojik
savaş!<http://www.ilkehaber.com/yazi/kadikoyde,-tasarlanmis-psikolojik-savas-2215.htm>
*

* *

Neredeyse görsel ve yazınsal medya kurumlarının tamamına yakını, ağırlıkla
da izlenirliği ve okunurluğu yüksek olanları, söz birliği etmişçesine 1
Eylül günü İstanbul Kadıköy Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaşananlardan
Kürtleri, özelde de BDP'lileri sorumlu tutuyor. Haberler ve yaklaşımlar o
kadar birbirine yakın ki kutlamanın yapıldığı meydana gelmeyen, gelişmeleri
sadece basından izleyen ve okuyan her insan, neredeyse binlerce kişinin o
alana barışa dönük duyarlılıklarını göstermek için değil, savaşmak için
gittiklerini de düşünebilir.

Hiç kuşku yok, özellikle polisin kitlenin üzerine güz bombaları atmasından
sonra tüm kitle, yaşlısı ve genciyle herkes öfkelendi. Saldırıdan sonra
gelişen süreçte gençler, öfkelerini, devlete ait ne varsa önlerine katarak
gösterdiler.

Gaz bombası yağmuru altında sağa sola koşuşan çocuk, yaşlı ve kadınları
gördükten sonra öfkelenmemek mümkün değil. Bu öfkeye rağmen emniyet güçleri
provokatif davranışlarını ısrarla sürdürmeseydi, kitleyi gaz bombaları
altında bunaltmasaydı, şimdi birkaç cam kırığı ile bitecek bir mitingi ve
kitlenin görkemli barış isteğini yazıyor olabilirdik. Ne yazık ki böyle
olmadı. Acılı kitle, emniyet güçlerinin planlı tutumu ile bilerek ve
isteyerek provoke edildi.

Mitingin arzulandığı gibi tamamlanmadan sonlandırılması da dahil, neredeyse
her şey bizzat valiliğin ve emniyet güçlerinin planlaması dahilinde gitti,
denebilir. Polisin ilk engelleme girişiminden, tertip komitesinin ısrarlı
çağrılarına rağmen, onlarca kez ve her seferinde de yüzlerce gaz bombasının
atıldığı yoğun saldırı anına kadar her şeyin, bir plan dahilinde
yürütüldüğünü olaylardan geriye dönüp analiz ettiğinizde bir kez daha
görebiliyorsunuz.

Mitingin ilk anlarına dönerek gelişmeleri kısaca özetlemekte yarar var.

Toplanma yeri Kadıköy'de Tepe Nautilus önüydü. Kitle saat 12.00 gibi Tepe
Nautilus önünde toplanmaya başladı. Kortej, saat 13.00 gibi Kadıköy Meydana
doğru yürümeye başladı. Bu sırada miting alanındaki platform hazırlanmış,
alana gelecek kortejin son hazırlıkları yapılıyordu. Polisin daha henüz tek
bir olay yokken sadece atılan sloganları, Kürtçe pankartlar ile yeşil, sarı,
kırmızı renkli flamaları ve çok az sayıda gencin elinde bulunan Öcalan'ın
resimlerini gerekçe ederek başlattığı ilk engelleme girişimi, saat 13.00
civarında henüz alana girilmeden, Kadıköy Rıhtım'a yakın, İskele sokağın
önünde oldu.

Kortej oluşturan 10 bini aşkın bir kitle vardı. Polis kitlenin önünü keserek
sert bir tutumla, tehditvari bir yaklaşımla mitingin engelleneceğini
bildirdi. Tek gerekçeleri ise yeşil, sarı ve kırmızı renkli flama, ve
pankartlar ile atılan sloganlar ve bazı gençlerin ellerindeki resimlerdi.
Yaklaşık yarım saat süren bu engellemeden sonra kortej yeniden yürüyüşe
geçti. Sadece Öcalan resimleri tertip komitesinin uyarısıyla kaldırılmıştı.
Geriye kalan tüm pankart ve flamalar duruyordu.

Kitle, ilk engelleme girişiminden sonra pek düzenli olmasa da, çevreden
katılımlarla giderek büyüdü ve İskele Meydanında kurulan platforma doğru
yürüyüşe geçti. Yol sağlı sollu olarak kesilmiş ve yürüyüş kortejinin dört
bir etrafı polisin barikat demirleriyle kapatılmıştı. Yürüyüş korteji miting
alanının hemen girişine konulan polis arama noktasına kadar sorunsuz geldi.
Ancak platformun bulunduğu alana geçişlere bir türlü izin verilmiyordu.
Büyük bir kitle az sayıda polis tarafından aranarak alana alınmak
isteniyordu. Saat 14.00'e yaklaşıyordu ve hala kitlenin çok küçük bir
bölümü, neredeyse 400-500 kişilik bir bölümü alana alınmıştı. Bu esnada
polislerin korumasında bazı provokatörler sahneye çıkmıştı. Ellerinde Türk
bayrakları olan bazı meczuplar kitleyi galeyana getirmek, adeta kendilerine
saldırtmak için her türlü yolu deniyorlardı. Birkaç sivil polisin
korumasındaki bu meczuplara ufak tefek tepkiler olsa da ciddi bir saldırı
olmadı.

Kitle, arama noktasının önünde büyük bir yığın oluşturmuştu. Tertip
komitesinin tüm uyarılarına rağmen polisler aramayı ağırdan alıyordu. Saat
14.00 gibi giderek yoğunlaşan kitle doğal bir tazyikle arama noktasına
yüklendi. Kitlenin ileri hamle yapmasıyla, emniyet güçleri tarafından atılan
ilk ses bombasının patlaması ve ardından onlarca gaz bombasının gelişi güzel
bir biçimde kitlenin üzerine atılması, bardağı taşıran son damla oldu.

Görünen o emniyeti sağlamakla görevli olanlar, emniyetten öte saldırı ortamı
yaratmanın peşindeydi ve bu konuda da hedeflerine varmışlardı.

Kitle, gaz bombalarının ortasında kaldı. Çok sayıda çocuk, kadın ve yaşlının
da içinde bulunduğu kitlenin üzerine Kadıköy'ün Altıyol girişinden, Kadıköy
Rıhtıma doğru yer alan bölgedeki ara sokaklardan ve miting alanının
girişindeki arama noktasından yoğun bir gaz bombalı ve tazyikli su saldırısı
başladı. Yoğun gazdan boğulmamak için gidilecek tek nokta vardı. Doğal
olarak insanlar sadece deniz tarafına, iskelelere doğru gidebildiler. Gaz
saldırısının başlamasından sonra çok sayıda insan vapurlara, bazı özel
teknelere binerek miting alanını terk etmekte buldu çareyi. Geriye kalanlar
ise gençlerdi ve onlar da öfkenin en çılgın noktasındaydılar. Önlerine gelen
her şeyi yıkıp yakıyorlardı. Ellerinde taşlarla, kaçabildikleri tek alanda
bulunan otobüs duraklarının neredeyse tümünü yerle bir ettiler. Buna rağmen
kitle, arkadan gelenlerle korteji yeniden oluşturup alana doğru yürüyüşe
geçti.

Arama noktası kalmamıştı. Öfkeli ama küçülmüş bir kitle, ısrarla miting
alanına girmek için çabaladı ve alana girebildi. Büyük çoğunluğu geri dönen
kitleden geriye kalan 1000-1500 kişilik grup ancak alana yetişebilmişti.
Emniyeti sağlamakla görevli olanlar, bu konuda da başarılı olmuştu. Emniyet
görevlileri hem kitlenin önemli bir çoğunluğunu alana almamış, hem de öfkeli
gençlerin duraklara, bankalara, resmi kurumlara saldırısının bir savaş ilanı
gibi algılanmasını ve dolayısıyla asıl mesajın yerine ulaşmasını
engellemişti.

Kanaatimce olayların bu noktaya gelmesi, ta başından planlanmıştı. Kitlenin
provoke edilmesi durumunda, özellikle genç kitlenin kontrolden çıkacağı ve
saldırganlaşacağı biliniyordu. Kitle ilk olarak İskele sokak önünde
provokasyona ısıtıldı, arama noktasında ise patlama sınırına getirildi. Ses
ve gaz bombalarının atılmasıyla da öfkenin doruğa çıkması sağlandı.

Provokasyonun planlanarak yapıldığını anlamamızın bir diğer noktasına da
kısaca değinmekte yarar var.

Kitleye saldırı başlamadan önce de, saldırılar başladıktan sonra da alanda
bulunan tüm milletvekilleri emniyet görevlileri ile irtibatı, defalarca gaz
yeme pahasına kesmedi. Ancak bir müddet sonra ne valilikten, ne de
emniyetten hiçbir görevli milletvekillerinin görüşme istemlerine yanıt
vermedi. Tüm iyi niyetli girişimlere rağmen, telefonların, diğer iletişim
kapılarının tümü milletvekillerine, Tertip Komitesi üyelerine sağır oldu. Bu
sağırlık, miting tamamlanıncaya kadar da sürdü.

Artık daha iyi görebiliyoruz ki görkemli bir barış mitinginin mesajının
geniş kitlelere ulaşmasını engellemek için böylesi bir provokasyona ihtiyaç
vardı ve bu başarıldı. Özellikle Kürtler, bir kez daha savaşın çığırtkanı
gibi gösterildi. Etkili görsel ve yazılı medya yemin etmişçesine bunu
işledi.

Elbet burada çuvaldızı başkalarına batırırken, katılımcılar ve
düzenleyiciler açısından da dikkat çekilmesi, yani iğneyi kendimize
batırmamız gereken bir durum vardır.

Daha miting korteji yürüyüşe başlar başlamaz bir provokasyon girişiminin
olduğu geniş bir kesim tarafından tespit edilmişti. Emniyet provokasyon
girişimini bir plan dahilinde adım adım yaşama geçirdiği için, elbet
engellenemeyebilirdi; ki engellenemedi de. Ama iyi koordine edilmiş bir
kitleyle, önceden provokasyonlara duyarlı kılınmış bir görevli grubuyla
bunun önüne geçilebilirdi. Miting süresince sadece platformun bulunduğu
alandaki görevliler hariç neredeyse hiçbir grubun, özellikle de en büyük
kitleyi oluşturan BDP'nin, kendi kitlesini koordine edecek görevlileri
yoktu. Daha önceki mitinglere ciddi bir görevli kitlesiyle katılan BDP ve
diğer gruplar, bu kez aynısını yapamadı; olaylar başladıktan sonra gençleri
kontrol altına almakta zorlandı. Az sayıda BDP'li yetkili ve miting
platformundan yapılan uyarılar ile gençler engellenmeye çalışılıyordu. Bu
ise yeterli değildi. Hatta öylesine kontrolden çıkmış bir genç grup vardı ki
bazı BDP'li görevliler onları engellemeye çalışırken, neredeyse linç
ediliyorlardı. Binlerin katıldığı bir miting için, bu durum inanılmaz bir
eksikliktir.

Mitingin belki de tek avunacağımız noktası var; o da çok sayıda yaralıya
rağmen ölümle sonuçlanan bir olayın yaşanmamasıdır. Ancak şu da bir gerçek
ve hakkını vermek, gerekir: Eğer Kadıköy alanında yeni ölümler yaşanmamışsa,
bunda az sayıda duyarlı görevli ile miting kürsüsünden yapılan anonsların
etkisi büyüktür.

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap