[email protected]

http://www.kurdistan-aktuel.org/yazarlar/seyidxan-kurij/9089.html?task=view

Seyidxan Kurij / Bir süre önce „Stratejik Düşünce Enstitusü – SDE”  „ Kürt 
Sorunu“ ismi ile bir toplantı organize etmişti. Ümit Fırat, Orhan Miroğlu, 
Sedat Yurttaş, Emin Aktar, Mesut Yeğen, Yılmaz Ensaroğlu, Necdet İpekyüz, Fazıl 
Hüsnü Erdem, Vahap Coşkun, Doğu Ergil, İhsan Dağı, Faik Tarımcıoğlu, Birol 
Akgün, Müfit Yüksel, Vahdettin Bahadır, Yasin Aktay, Yusuf Tekin, Aytekin 
Geleri, Levent Korkut, Bekir Berat Özipek, Fehim Işık, Alper Tan, Hüseyin 
Yayman, Nevzat Çiçek, Hilal Barın, Aydın Bolat, Doç. Dr. Levent Korkut û 
Prof.Dr. Yasin Aktay gibi yazar, akademisyen, politikacı ve sivil toplum 
kuruluşu temsilcileri bu toplnatıya katılıp Kürt Sorunun çözümü konusunda 
düşüncelerini dile getirdiler.
SDE`nin başkanı Prof.Dr. Yasin Aktay dır.SDE bu toplantının sonunda Kürt 
Sorunun çözümü için bir rapor açıkladı. Bu rapor bir basın toplantısı ile SDE 
başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay tarafından kamuoyuna açıklandı.

 

Basın toplantısında bu raporun aşağıdaki konuları kapsadıĝı açıklandı.

1. Verili durum: Potansiyel, fırsatlar ve korkular

2. Eğitim de anadilin kullanılması

3. Çözüm sürecinde somut çelişkiler

4. Sürecin yürütülmesi: Yapılacak şeyler için öneriler

 Bu toplantı ve Kürt sorunu üzerine sayın Prof. Dr. Yasin Aktay ile konuştuk.

 Prof. Dr. Yasin Aktay, soruna taraf olmayan üçüncü bir taraf inisiyatif almalı.

Roportaj: Seyîdxan Kurij

Seyîdxan Kurij: SDE hakkında okurlarımızı bilgilendirebilir misiniz? Hangi 
alanlarda faaliyet gösteriyorsunuz? Hükümet ya da devlet ile aranızda ne tür 
bir ilişki var?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: SDE bağımsız bir think tank kuruluşudur. Devletle ya da 
hükümetle veya hiçbir resmi kuruluşla hiçbir bağı yoktur. İşadamlarının 
iştirakiyle oluşan bir vakfın desteklediği bir sivil toplum kuruluşudur. Ortak 
insani değerler ve farklılıklara saygı temelinde özgürlük, demokrasi, barış ve 
adaletin egemen olduğu yeni bir Türkiye, yeni bir dünya vizyonuna sahiptir. 
Misyonunu da şu şekilde belirlemiştir:

Yeni bir Türkiye ve yeni bir dünya için;

Demokratikleşmeye ve demokratik değişim sürecine destek vermek, sivil bir 
anayasal sistemin geliştirilmesine katkıda bulunmak,

Uluslararası sistemin yeniden yapılandığı bir süreçte Türkiye’nin bölgesel ve 
küresel rolünü güçlendirecek politikalar geliştirmek, Kalkınmaya katkıda 
bulunacak ve küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak uluslararası ekonomik 
ilişkilerin geliştirilmesi için çözümler üretmek; Bu amaçlar doğrultusunda 
izleme, araştırma, raporlama, eğitim, yayın, lobi, medya faaliyetleri ve 
toplantılar vasıtasıyla karar alıcılar ve kamuoyu üzerinde etkili olmaktır.

 

Türkiye’nin demokratikleşmesi, insan hakları seviyesinin yükseltilmesi ve 
uluslar arası ilişkilerinin daha demokratik, katılımcı bir dünya içinde 
gerçekleşmesi yönündne araştırma ve çalışmalarını yürütmektedir.  SDE 
bünyesinde var olan dört ayrı koordinatörlüğün her biri (Uluslararası İlişkiler 
Programı Koordinatörlüğü, Ekonomi Programı Koordinatörlüğü, Savunma Güvenlik 
Programı Koordinatörlüğü, İç Politika ve Demokratikleşme Programı 
Koordinatörlüğü) kendi alanında meydana gelen gelişme ve olayları güncele bağlı 
olarak takip eder konferanslar, beyin fırtınaları, çalıştaylar ya da paneller 
düzenlerler. Gerçekleştirilen toplantı sonrasında konuyla ilgili bir rapor ya 
da analiz çıkartılır. Kürt Sorununa Çözüm İçin Öneriler raporu da yine benzer 
bir faaliyet sonrasında hazırlanmıştır.

Seyîdxan Kurij: Kısa bir süre önce bir Kürt çalıştayı düzenlediğiniz ve bir 
Kürt raporu hazırladığınız. Böyle bir çalışma yapmak ile neyi amaçladınız, veya 
bu çalışmanın amacı ne idi?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: SDE olarak kendimize belirlediğimiz vizyon tanımımız 
çerçevesinde Ortak insani değerler ve farklılıklara saygı temelinde özgürlük, 
demokrasi, barış ve adaletin egemen olduğu yeni bir Türkiye, yeni bir dünyayı 
hedefliyoruz. Kürt sorunu da böyle bir yaklaşımla ele alınmayı fazlasıyla hak 
eden bir konu ve bu konuda Türkiye’nin ciddi sorunları var. Türkiye Kürt 
sorunuyla ilgili kritik bir dönemeçte, sürecin nasıl değerlendirileceğine bağlı 
olarak bugün iki seçenekten söz edebiliriz: Türkiye neredeyse Cumhuriyetle 
yaşıt olan bu problemi demokratik bir şekilde çözecektir ya da çözüme dair tüm 
umutları tüketip eskisinden daha kötü bir sosyo-politik durumun ortaya 
çıkmasına neden olacaktır.

SDE olarak biz de sorunun çözümüne katkı sağlamak amacıyla böyle bir çalıştay 
gerçekleştirdik konuyla yakından ilgili akademisyen, siyasetçi ve kanat 
önderlerini davet ettik.

Seyîdxan Kurij: Kürt çalıştayına çağırdığınız kişileri neye göre seçtiniz?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Konuyla yakından ilgisi olan, Kürt sorunu konusunda 
belli duyarlılıkları olan ve bu konuda çalışmalar yapmış en azından sorunun 
çözümüne dair fikir ve önerilere sahip kanaat önderi, sivil toplum önderi veya 
akademisyen insanları davet ettik. Bir yandan da katılımcı çeşitliliğini de 
gözettik

Seyîdxan Kurij: Siz Kürt sorununu nasıl tanımlıyorsunuz (Örneğin İsmail Beşikçi 
ve Cengiz Çandar bu sorun I. Dünya savaşında Kürtlerin kendi devletlerini 
kuramamaktan kaynaklanıyor çünkü orta doğudaki bütün büyük uluslar kendi ulusal 
devletlerini kurdular, diyorlar, böyle olunca nihai çözüm de Kürtlerin kendi 
toprakları üzerinde hükümran olmaları gerekir diyorlar) ve nihai çözüm için ne 
öneriyorsunuz?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Kürt sorunu bir Türkiye sorunudur. Daha demokratik ve 
her unsurunu adil ve mutluluk gözeten bir yaklaşımla ihtiva edecek bir 
vatandaşlık çerçevesinin çizilememiş olması sorunudur. Sorunu Kürtlerin 
devletlerini kuramaması sorunu olarak görmüyoruz. Sorunun çözümü için illa ki 
bir Kürt devletinin kurulmasını şart görmüyoruz. Aksine bir Kürnt devleti 
Kürtler için çok daha beter bir soruna da dönüşebilir. Bölgede 1. Dünya 
savaşından itibaren kurulmuş olan irili ufaklı bir sürü devlet gibi bir devlet 
olduğunuzda sorunlarınız daha fazla çözülmüş olmuyor aksine kendi başına ayakta 
duramadığı için bir sürü gücün peşkeş çektiği, manipüle ettiği bir güce dönüşme 
ihtimali de vardır. Ulus devletlerin kurulması her zaman bir halkın yararına 
olmuyor, bir kültür üzerinden oluşan ulus-devletler bir kültürel grubu dünyadan 
yalıtan onları kendi sınırlarına hapseden zindanlara da dönüşebilir. Bu açıdan 
aslında Türk ulus devletinin bu dar çerçevesidir Kürt sorununu da demokrasi ve 
vatandaşlık sorunlarının hepsini de üreten. Türkiye’nin seksen yıldır yaşamış 
olduğunu bir de Kürtlere reva görmek gerekmiyor. Bu açıdan Kürdü ilgilendirdiği 
kadar Türkü de Lazı da Çerkezi de ilgilendirir. Sorunun çözümü için bizim 
raporda da değindiğimiz gibi, çatışmaların doğrudan tarafı olmayan, dolayısıyla 
sorunun tartışılmasında ve çözüm perspektifinin geliştirilmesinde tansiyonu 
düşürecek ve konuyu soğutarak daha kolay ele alınmasını sağlayacak "üçüncü 
güç"ün devreye girmesini gerektirmektedir. Bu öneri çalıştay esnasında Prof. 
Dr. İhsan Dağı tarafından dile getirilmiştir.

“Buradaki üçüncü güç, soruna şimdiye kadar doğrudan taraf olmamış, ama ondan 
etkilenen ve müdahil olmasıyla birlikte çözümün önünü açabilecek kesimler, âkil 
insanlar ve Cumhurbaşkanı'dır. Çözüm sürecinde onlardan beklenen ise, etkili 
biçimde varlığını hissettirecek biçimde müdahil olmalarıdır.”

Seyîdxan Kurij: Raporunuzda ‘ Sürecin yönetimi: atılması gereken adımlara 
ilişkin öneriler ’ adlı bir başlık var, ‘Rudaw’ okuyucuları için de bu 
önerilerinizi özetleyebilirmisiniz?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Çözüme dair önerilerimizi altı ana başlıkta toparladık

    Çatışmazlık Ortamının Korunması ve Şiddetsizlik Halinin Devamı:  Mart 2011 
itibariyle PKK’nın ateşkesi sona erdirdiğine dair açıklaması bu konuya dair 
acil önemlerin alınmasını bir kere daha göstermiştir. Zira silahların tam 
anlamıyla devre dışı kalmadığı bir ortam demokratik çözümü zorlaştıracaktır.
    Perspektif ve Dil: Anadil konusu neredeyse bütün Kürtlerin mutabık olduğu 
tek konudur. Dolayısıyla hiçbir çözüm önerisi bundan azade düşünülemez. 
Kürtlerin bu talebini uygun bir ifade ile siyasi partilerin ve toplumun 
gündemine almak gerekir. Ayrıca çözüm süreci içerisinde olumsuz çağrışımları 
olan kalıp ve ifadelerden kaçınmak gerekir.
    Sorunu depolitize Edecek Üçüncü bir Gücün İnşası: çözüm sürecinde tansiyonu 
düşürecek ve konuyu soğutarak daha kolay ele alınmasını sağlayacak “üçüncü 
gücün” devreye girmesi gerekmektedir.
    Güven Artırıcı Adımların Devamı: Bu konuda hem hükümetin hem de Kürt 
muhalefetin yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır.
    Yerel Yönetim Reformunun Gündeme Alınması: A. Necdet Sezer tarafından veto 
edilen kamu yönetimi reformuna ilişkin düzenleme sadece Kürt sorununun çözümü 
için değil, ülkenin adem-i merkeziyetçi bir reorganizasyon ihtiyacına da cevap 
verecek olması açısından da oldukça önemlidir.
    Anadilde Eğitime İlişkin Talep Doğrultusunda İrade Ortaya Koymak: Kürt 
sorunun çözümünde anadil meselesi bugün vazgeçilmez bir talep halini almıştır 
dolayısıyla bu talebi karşılamaya yönelik adımlar oldukça önemlidir

Seyîdxan Kurij: Açılım sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Getiri ve 
götürüleri, şu anda geldiği aşamayı.

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Demokratik Açılım, devlet paradigmasının değişimini ve 
çözüm yolunda bir eşiğin aşılmasını ifade ettiğinden bu süreçteki en büyük 
avantajlardan biridir. Sorunun çözüm sürecinde kesinlikle başlamış olduğumuz 
noktadan çok ilerdeyiz. Bu konuda hiç bir adımın atılmamış olduğu ve açılımın 
içi boş bir söylem olduğu iddiası hakkaniyete sığmaz. Açılım süreci sayesinde 
konuya dair devlet paradigmasının değişmiş olduğu tescillenmiş ve Kürt 
meselesine dair her konu siyasete açılmıştır.

Seyîdxan Kurij: Sizi televizyonlarda da izledim, yeni bir dilden 
bahsediyorsunuz, bunu biraz açabilir misiniz?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Kürt sorununun çözümü sadece Kürtçe’nin bütün haklarının 
tanınmasıyla olacak bir şey değildir, sorun sadece bundan ibaret de değildir. 
Türkiye’de insanların birbirleriyle konuşamama sorunları da var., Çünkü bir 
diyalog dili gelişemiyor, insanlar birbirlerine aynı dili konuşuyor gibi 
göründüklerinde bile ilettikleri mesajlar bir anlama ve anlaşma dilinden ziyade 
bir hırlaşma ve kavga dili olarak ortaya çıkıyor. O yüzden yeni bir dil kurmak 
gerek. “Barış” derken savaş kast etmediğimize insanları emin kılmak gerekiyor. 
Ağzımızdan “çocuklar ölmesin” sözleri çıkarken ses tonumuz ve hareketlerimizle 
bir yandan da sorunlarımız çözülmezse biliriz yapacağımızı gibi bir mesajı daha 
fazla göz içine sokmamak gerekiyor. Aynı zamanda bölgede nasıl algılandığına 
bakmaksızın her bahs ettiğinde “terörist başı, “terör örgütü”, “bölücü” diyerek 
belli bir kesimi peşinen dışlayan ve aşağılayan bir dil kullanımını da terk 
etmek, orada bir sorunun olduğunu fark ederek daha soğukkanlı bir dile müracaat 
etmek gerek.

Seyîdxan Kurij: Bu yeni dil bağlamında Başbakanın ikide bir hem de Kürt 
illerinde ‘Tek devlet, tek millet, tek bayrak” nakaratını tekrarlamasını nasıl 
yorumluyorsunuz?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Bakın siz de birinin bir sözünü naklederken onu 
küçümsemeyi, ona “nakarat” diyerek bir bakıma hakaret etmeyi ihmal 
etmiyorsunuz. Tam da terk etmemiz gereken dil budur. Başbakanın bu sözünün 
nalsı algılandığına kendisini dikkat etmesi gerekiyor, bu ayrı. Ama onun ne 
söylediğini de biraz daha sağduyuyla dikkat etmek gerekiyor. Doğrusu Kürdüyle, 
Türküyle, Çerkeziyle, Arabıyla tek millet ve tek devlet olmanın nesi kötü 
sayılıyor? Bunu Abdullah Öcalan da söylüyor. Kürdü inkar etmeden de, Kürdün 
haklarını inkar etmeden onları tanıyarak da onlarla birlikte tek millet 
olunabilir. Millet kavramı ırkın ötesinde bir şeydir, bizde “millet” kavramını 
kötü algılanmasının sebebi içinde Türk ırkçılığına giden yolun kapanmamış 
olmasıdır. Halbuki bütün etnik unsurlarının da tanındığı bir “millet” tanımına 
yeniden çalışılabilir. Yeter ki taraflar birbirlerini hüsn-ü niyetle 
anlasınlar. Birbirlerine karşı suizan değil hüsnü zan beslesinler.

Seyîdxan Kurij: Kürtlerin son dönemlerdeki en aktüel istemi olan Anadil Eğitim 
konusunda önerileriniz nelerdir? 

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Anadil konusu daha öncede belirttiğim gibi demokratik 
açılım konusunda hemen hemen her kesimin üzerinde mutabakat sağladığı bir 
konudur. Anadilde eğitim hususunda var olan teknik bir takım yetersizliklerin 
giderilmesi zaman alabilir. Mesela Kürtçe bilen öğretmen sayısının yeterli 
olamadığı bir gerçektir bunun için üniversitelerde “Kürt Dili ve Edebiyatı” 
bölümlerinin kurulması gerekir.

Ayrıca Kürtçe eğitimin fırsat eşitliği açısından ileriki aşamalarda dezavantaj 
oluşturma ihtimali de vardır bu nedenle eğitim hizmeti sunulmalı ancak bunu 
özgürlük temelinde isteyen ailelerin, çocuklarını Kürtçe veya Türkçe eğitim 
veren okullara gönderebilmesi sağlanmalıdır.  Bu imkan sağlandıktan sonra 
Kürtlerin bir kısmının çocuklarını Kürtçe eğitim veren okullarda okutmak 
istememe ihtimali de vardır. Bu konuda hiç kimsenin hiç kimseye baskı yapmaması 
da temin edilmelidir. Bu konunun teknik olarak hiç kimse üzerinde bir baskı 
oluşturmayacak şekilde düzenlenmesi konusunda detaylı projelendirmeler 
yapılabilir. Sadece Kürt velileri değil, aynı zamanda, özellikle Kürt nüfusunun 
yoğun olduğu yerlerde, Kürt olmayan unsurların da çocuklarını istedikleri dilde 
(Türkçe, Kürtçe, Arapça) okutabilmeleri sağlanmalıdır.

Seyîdxan Kurij: Başbakan Almanya’da, asimilasyon bir insanlık suçudur, diyor ve 
buradaki Türkler için anadilde eğitim istiyor, tabi ki Kürtler bunu kendi 
durumları ile kıyaslayınca anlamakta zorluk çekiyorlar, siz bunu nasıl 
yorumluyorsunuz?

Prof. Dr. Yasin AKTAY: Bu konunun Başbakan’ın yeterince bilgilendirildiği bir 
husus olmadığı kanaatindeyim. Ben Almanya’da Türk çocuklarının anadilde eğitim 
görmesinin onlara bir fayda getireceğini düşünmüyorum. Sistematik olarak ve 
baskıyla Türk çocuklarına asimilasyon uygulanıyorsa bu tabii ki insanlık 
suçudur, ama Türk çocukları Almanya’da, yani hakim kültürün etkisi altında 
yaşarken kaçınılmaz olarak zamanla (bir-iki kuşak sonra) Türkçe tali dilleri 
haline gelir, belki zamanla da unuturlar. Bunun o kadar büyütülecek bir tarafı 
yok. Tarihte bir çok kavim göçler neticesinde veya kültürel etkileşimler 
sonucunda dillerini değiştirir. Sentezlenir, yeni bir dil geliştirir (lingua 
Franca gibi) yeni bir kültür geliştirir. Bu insanın en önemli özelliğidir ve bu 
sayede yeni medeniyetler, yeni sentezler doğar, dünyanın rutini bozulur ve 
statükolar sarsılır.  Orada da serbestlik esasında olmalı her şey. Türkler 
istedikleri takdirde kendi anadillerinde eğitim görebilecekleri imkanlara sahip 
olmalı, ama Almancayı yeterince öğrenememiş çocukların Alman toplumunda fırsat 
eşitliği noktasında yeterince şanslı olamayacaklarını da bilmek gerekiyor.

Prof. Dr. Yasin AKTAY - SDE Başkanı

ODTÜ Sosyoloji Bölümü'nde 1990'da lisans; yüksek lisans; 1997'de de doktorasını 
bitirdi. 1999 yılında Uygulamalı Sosyoloji Anabilim dalında doçent, 2005 
yılında da Kurumlar sosyolojisi Anabilim dalında profesör oldu. 1992 Eylül'ünde 
araştırma görevlisi olarak girdiği Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde 
halen öğretim üyesi. 2001 ve 2004 yıllarında ABD’nin değişik üniversitelerinde 
araştırtmalar yapıp ders vere Aktay, 1991 yılında bir grup arkadaşıyla birlikte 
çıkarmaya başladığı Tezkire dergisinin ve 2002 yılında yayımlanmaya başlanan 
Sivil Toplum dergisinin editörlüğünü yaptı. Yurt içi ve yurt dışında birçok 
dergide makaleleri yayınlanan Aktay'ın yayımlanmış kitaplarından bazıları 
şunlardır: Önce Söz Vardı: Yorumsamacılık Üzerine Bir Deneme (1995); 
Postmodernizm ve İslam, Küreselleşme ve Oryantalizm (1996); Türk Dininin 
Sosyolojik İmkânı: Alevilik ve İslam Protestanlığı (1999) Din Sosyolojisi 
(1998); Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: İslamcılık (2004); Küresel Kentleşme: 
Konya Örneği (2006). Korku ve İktidar: Kompyo Üretkimi ve elit Tahakkümü 
(2010); Türk Sosyolojisinin Tarihine Eleştirel bir Katkı (Küre 2010); 
Tarihbozumu: Tarih sosyolojisi ve tarih bilinci (2010); Türkiye’de Ortak bir 
Kimlik olarak Ötekilik (2010).

Halen Yeni Şafak Gazetesinde de köşe yazısı yazan Aktay, aynı zamanda Stratejik 
Düşünce Enstitüsü’nün de başkanlığını yürütmektedir.

 
-- 
NEU: FreePhone - 0ct/min Handyspartarif mit Geld-zurück-Garantie!               
Jetzt informieren: http://www.gmx.net/de/go/freephone


-- 
Empfehlen Sie GMX DSL Ihren Freunden und Bekannten und wir
belohnen Sie mit bis zu 50,- Euro! https://freundschaftswerbung.gmx.de


-- 
NEU: FreePhone - 0ct/min Handyspartarif mit Geld-zurück-Garantie!               
Jetzt informieren: http://www.gmx.net/de/go/freephone

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap