*rıdvan kaya taraf'a ne diye konuşmuş ki?*


bugün taraf gazetesi'ne röportaj veren özgür-der başkanı rıdvan kaya,
uludere (roboskî) katliamına duyarsız kalan islami kesimin avukatlığını
üstlenmiş resmen. islami camianın, pkk'nin varlığından dolayı, tsk-pkk
çatışmasında arada kalıp öldürülen kürtler için duyarsız kaldığını dile
getirmiş.



uzun söyleşide rıdvan kaya dişe dokunur hiçbir şey söylemiyor. neşe düzel
ne diye onunla konuştu ki? şu gerçek dışı cümleyi bile kurmuş rıdvan bey:
"Şükrediyorum ki İslami camia açısından Türk-Kürt diye henüz çok net bir
ayırım yok." bunu yapma bari rıdvan kaya. senin şimdi başında bulunduğun
yapı bile yıllardır kürt-türk katmanlarıyla kırılmalar yaşıyor.



şimdi de sn. kaya'nın sarfettiği şu sözlere bakalım: "eğer pkk ile tsk
arasında yaşanan çatışmada, hak ihlaline maruz kalan pkk'lıysa, insanların
bu hak ihlalini algılamalarında zorluk çıkıyor. insanlar, çatışma
süreçlerindeki bu hak ihlallerini dile getirmiyorlar. yani duyarlılık kürt
oldukları için değil, pkk'lı oldukları için azalıyor. ama uludere böyle bir
olay değil. herkes orada öldürülenlerin geçimlerini sağlamak isteyen normal
insanlar olduğunu biliyor." burada "insanlar" ve "herkes" kelimeleriyle
kastedilen kitle, kürtlere yapılan haksızlıkları anlayamayan islamcılar
oluyor. kaldı ki açıkça yalan söylemeye hiç gerek yok; herkes orada
öldürülenlerin geçimlerini sağlamak isteyen normal insanlar olduğunu
düşünmüyor. başbakan bile kaçakçıların ellerinde mayın haritaları olduğunu,
onların mayın basmadıklarını söylemişti daha birkaç gün önce. rıdvan kaya
görmezden geldiği için daha da açalım: başbakan o mazlumların masum
olduklarına inanmadığını birkaç kez ima etti. ki kürdistan'da mayına
basmaktan dolayı bacaklarını kaybeden bir dünya "kaçakçı" var, ben bile
tanıyorum; insan hak ve özgürlüklerini korumayı amaçlayan bir derneğin
başkanı olan rıdvan kaya nasıl tanımaz, bilmez? belli ki başbakanı aklamak
adına gerçeği saptırıyor. bu muhafazakarları sözlerinin şefkatiyle
sarmalayan rıdvan kaya, söyleşinin başında onlar için şunu demiş: "islam,
adalet temelinde oluşmayan bir ortamı asla meşru görmez. çünkü insanlar,
adalet yerine devleti kutsadıkları zaman devletin yaptığı zulümleri,
haksızlıkları ve adaletsizliği algılamada zorluk çekiyorlar... islam'ın
adil olma emri anlaşılamıyor." aynı paragrafta konuyu, son yazdığı yazıya,
f tipi zulmüne getirerek kürt meselesi üzerine olan söyleşiden kaçıyor.
devletin kürt ve kürdistan inkârına dayalı tutumunu benimseyen islamcıları,
neşe düzel'in açık sorularının sağnağından kaçırmaya çabalıyor. yaman
çelişkiler...



aynı rıdvan kaya, geleneksel devletçi- muhafazakâr- sağcı" anlayışın hak ve
adalet temelinde değil de kutuplaşma temelinde davrandığını söyleyebiliyor.
insan sormadan edemiyor: rıdvan bey, siz sağcı müslümanlarla, mesela vakit
gasteciği ile taa öteden beri kanka değil misiniz?



neşe düzel'in "uludere konusunda genelde islami camia ne düşünüyor?"
sorusuna karşılık rıdvan kaya, "hükümetin tavrının çok yanlış oluğunu,
sürecin çok yanlış götürüldüğünü herkes kabul ediyor." diye gene gerçeği
kesinlikle yansıtmayan bir karşılık veriyor. sanki vakit gastesinin kara
yazarları, roboskî'ye akıtılan gözyaşlarını pkk'ye verilen can suyu olarak
değerlendirmiyormuş gibi... görmezden geliyor rıdvan kaya. zaten söyleşi
boyunca katliamın yapıldığı yerin gerçek adı olan "roboskî"yi anmıyor bile
rıdvan bey, devletin bir ittihatçı subayının belirlediği o iğrenç "uludere"
adını kullanıp duruyor. artık nasıl bir müslümanlıksa, nasıl bir
yabancılaşmaysa bu?



rıdvan kaya, akp'nin roboskî katliamında zor duruma düşmesine çok üzülmüş
olmalı ki hükümete akıl vermeyi de unutmuyor: "hükümet, kim tuzağı kurduysa
bunu açığa çıkarmalı. eğer hükümet tuzağa düştüyse, tuzağa düştüğünü
açıklamalı ve bu işten kurtulmalı." acıyla gülüyorum. oh ne güzel! tuzağa
düştüğünü açıklar açıklamaz hükümetin bu işten kurtulacağını bekleyecek
kadar da basiretsiz, acımasız, korumacı, devletçi bir yaklaşım bu. bunu
adında "özgür" kelimesi geçen bir derneğin başkanı yapıyor, yazık...



"türk müslümanlara dönersek... türk müslümanlar, milliyetçi reflekslerle mi
hareket ediyorlar?" sorusuna "ben arap'ım" diye cevap vermiyor. türkiye'de
islamcıların genel anlamda milliyetçi olduklarını kabul etmek durumunda
kalan rıdvan kaya, "türkiye'de müslüman dindarlar milliyetçilikten
kurtulabilir mi peki?" sorusuna "kurtulmaları çok zor. ama biz kurtulduk."
diye çok rahat bir cevap veriyor. oysa eleştirdiği sağcı muhafazakar
islamcılar, haksöz dergisi ile ya da özgür-der'le dikkate değer bir çatışma
yaşamıyorlar. konuyla ilgili bütün yazılarının satır aralarında tahammülsüz
bir kürt hareketi karşıtı olan rıdvan kaya, birçok yazısında kürt halkına
özgürlük isteyen kürtleri, kürtçe eğitim isteyen kürtleri "kürt ulusalcısı"
olarak nitelendiriyor. kürdistan'a tıpkı kemalistler gibi "doğu" diyor, biz
kürtlerin "güney kürdistan" diye adlandırdığı ırak kürdistanı'na tıpkı
kemalist elitler gibi "kuzey ırak" diyor. rıdvan kaya'nın kürt
milliyetçileriyle sorunu evet apaçık var. ama "milliyetçi" olduklarını
kabul ettiği türk islamcılarıyla dişe dokunur bir meselesi yok, hiçbir
zaman da olmadı. yani rıdvan kaya'nın türk milliyetçiliğinden kurtulduğunu
söylemesi boş. çünkü buna inanmamız için elimizde yeterli delil yok. tıpkı
arap olup da bunu dile getirmeye yanaşmayan, hiçbir talepte bulunmayan,
bilakis ılımlı dindar türk devlet iradesini benimseyen diğer islamcı
yazarlar olan ali bulaç, beşir eryarsoy, ahmet ağırakça, yasin aktay vd.
gibi muhafazakar o da.



neşe düzel, taraf gazetesinin yayın politikası doğrultusunda bir manşetlik
söz almış rıdvan kaya'nın ağzından: "rıdvan kaya: peygamber, uludere için
susmazdı." rıdvan kaya ile bu söyleşiyi yordam dergisi için ben yapsaydım
hayal kırıklığına uğrar, şöyle başlık atardım: "rıdvan kaya: hükümetimizin
suskun kalması yanlış."



rıdvan kaya, "iktidarın son zamanlardaki milliyetçi tutumundan rahatsız
mısınız?" sorusuna son derece naif cevap verirken, aynı cevabı soruyla
ilgisiz bir biçimde kürt tarafına getiriyor ve son derece sert bir şekilde
kürt siyasetini eleştiriyor. oysa son dönemde çatışmadan yana bir dilin öne
çıkmasında akp'nin rolü büyük olmadı mı? akp, provokatif çatışmayı
tırmandırıp toplumda korkutucu bir baskı unsuruna dönüşmüyor mu? nihai
tahlilde neden hep devletten yana rıdvan kaya? "ermeni tehciri" tamlamasını
aynen ittihatçılar gibi kullandıktan sonra ne diye "geleneksel
müslümanlık"ı eleştiriyor ki? o da onların safında işte.



anlamsızca uzatılan ve manşetinden başka bir şeyi olmayan bu söyleşi
metninin son paragrafında rıdvan kaya, sözlerine küçük bir ivme
kazandırıyor gibi. ama kürt meselesini asla ciddiye almadığını hemen belli
ediyor. akp'nin içi boş "milli birlik ve beraberlik" açılımını gereksiz bir
iyimserlikle yüceltiyor. asıl endişesini ise sözlerinin sonuna saklıyor:
kürt sorununun akp tarafından çözülmeyeceğine dair kürt halkında
kesinleşmeye başlayan inanç. öyle anlıyorum ki rıdvan kaya'yı korkutan işte
tam da bu.



mehmet sait çakar

yordam dergisi editörü



not: haberin tamamı için:
http://www.taraf.com.tr/haber/peygamber-uludere-icin-susmazdi.htm

(şifresi olmayanlar bana özelden e-mail atarlarsa kendilerine kalıcı taraf
şifresi verebilirim.)

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap