---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: mehmet sait çakar <[email protected]>
Tarih: 9 Haziran 2012 00:41
Konu: [Y] Roboskî / Uludere eylem organize toplantımız nasıl geçti?
Kime: yordam <[email protected]>


Selamlar,

Toplantının bugün (08 Haziran 2012 Cuma) saat 20.00'de yapılacağını
duyurmuştuk. Bu saatte aç gelen arkadaş olabilir diye beş tane peynirli
börek kestirip çıktım yola. Kimseden haber yoktu. Katılacağını bildiren
kişilerden de haber yoktu. Cepten yaklaşık 100 kişiyi çağırmıştım
toplantıya. Yordam'ın Google ve Facebook gruplarında duyurmuştum. Birçok
arkadaş toplantı çağrı metnimi başka yerlere de dağıtmıştı. Ama arayan eden
olmadı. Beyrut Kafe'nin önüne geldiğimde kimseyi göremedim. Alt
bitişiğindeki Bab-ı Esrar adlı mekanın önünde tam ve eksiksiz bir
teşkilatçı olan Ümmühan Kübra Mutlu, Sacide Uras ve iki bayan arkadaş daha,
birlikte oturuyor, söylediklerine göre toplantıyı bekliyorlardı. İzin
isteyip oturdum.

Enes Malikoğlu (namıdiğer Mehmet Işıkyıldız) aradı, eşi Setenay
Işıkyıldız'la birlikte toplantıya katılacakmış. Yoldalarmış. İlk onlar
dahil oldular. Utana sıkıla iki sehpayı birleştirdik. Bir-iki kişi daha
gelecek, başlarız dedim. Tahminime göre 6-7 kişiyle toplantı yapacaktık. Bu
sırada Haris Yardımcı aradı, Çemberlitaş'taymış, geliyormuş. Başka da bir
şey yok. Öylece bekleyip çay içerken, Enes'in börek parçalarını martı gibi
lüp lüp yutuşuna tanıklık ederken bir iki kişi daha damladı: Muhammed Şafi,
Nejdet Koldaş, Salih Adıyaman, Serkan Sevinç...

Ortalık kalabalıklaşmaya başlamıştı. Sonra ilk kez yüz yüze tanıştığımız
Alpkan Birelma ve Emre Kovankaya, kısa süre önce tanışıp iyi anlaştığımız
Basri Özgür, derken Sefa Korkmaz'ı toplantıya dahil eden Kadir Kaçan, Kadir
Bal ve yanında Fatma Tunç, bir süre önce kalbini kırdığım Bedri Soylu (ki
kendisine haksızlık yapmış olduğumu Emre ve Alpkan arkadaşlara söylemiştim
o daha gelmeden önce), Mehmet Sefa Özdemir, Zehra Nur Eliaçık, Besime Kaya
bir bir geldiler. Yanımdaki gölge arkadaş, Fehmi Koru'nun Taha Kıvanç'ı
gibi kulağıma eğilip, bu ne lan; sosyete balosunu geçti bu iş oğlum, dedi.
Gülmemeliydim ve gülmedim. Burada ciddi bir işi organize etmeye
çabalayacaktık.

Orada oturamazdık. Hızlı bir planlama oldu: Serkan ve Salih, Beyrut
Kafe'nin üst katına bakmaya davrandılar; Enes'le ben de oturduğumuz Bab-ı
Esrar'ın üst katına bakmaya yollandık. Yukarısı boştu. Bir adam namaz
kılıyordu. Şu koltuklar birleşirse tamamdır dedi Enes. Fena durmuyor dedim
boş salona bakıp. İndik. Salih ve Serkan, Beyrut Kafe'nin üst katının
işimize yaramaz bir kalabalıklığa sahip olduğunu rapor edince, yaverimi
yollayıp garsona üst katı hazırlamaları direktifini verdim :))

Beş dakika sonra yukarısı hazırdı. Başladı toplantımız. Toplantı sürerken
Nebiye Arı'nın gelişi sürpriz oldu, soyadını bilmediğim Fırat ve Adnan Kara
arkadaşlar da dahil oldular. Ezra Aydın ve soyadını bilmediğim Tuğba da
toplantıya dahil oldular. Adlarını saymadığım birkaç arkadaş daha olabilir.

Her şeyi elime yüzüme bulaştırdığım açılış konuşmamda Fatih'te yapılacak
olan bu hassas konulu eylemin, doğal bir biçimde hükümeti de hedef alması
bakımından muhafazakar Fatih halkının tepkisiyle karşılaşabileceğini
söylediğimde Kadir Bal bana itiraz etti. Bilakis Fatih halkının bu eyleme
destek vereceğini, benzer durumu 1 Mayıs'taki gıyabi cenaze namazında
gördüklerini söyledi.

Kadir Kaçan, Uludere katliamı konusunda bütün yazarlar adaletten söz
ediyor. Hükümet yandaşı gazeteciler de adaletten söz ediyorlar, bizim
söylemimizde kendimize ait bir dil farklılığının olması elzemdir dedi.

Başta Yordam dergisi adına yapacağımız bu eylemin rengi, Emre ve benim
konuşmalarımla ve diğer arkadaşların mutabakatıyla değişti. Buna göre;
Yordam dergisi çevresindeki bir grup arkadaşın, Azadi Kürt hareketinin
Fatih'teki bürosu olan Divan'ın, Emek ve Adalet'ten arkadaşların, İnşa
Kültürevi'nden arkadaşların eyleme katılacaklarını ama bu yapıların
hiçbirinin adının geçmeyeceğini, bu eylem için yeni bir ad bulunacağını ve
bu eylemden sonra bu adın fesh edileceğini ortak karara bağladık. Buna
itiraz eden arkadaş çıkmadı. (Eylemdeki iş bölümünü Salih Adıyaman arkadaş
burada ve diğer gruplarda paylaşacak. Yeri gelmişken; bu mesajımı ve bu
konuda arkadaşlardan gelen tüm mesajları yaygınlaştırırsak iyi olur.)

Salih Adıyaman, içeriğin açıkça tartışılması gerektiğini; arkadaşlarca da
uygun görülürse eylemin İslami bir renginin olmasının önemli olduğunu
söyledi.

Enes Malikoğlu, Fatih'te dikkatli olunması gerektiğini, Kürt meselesinin 1
Mayıs gibi bir mesele olmadığını söyleyerek Kadir Bal'a katılmadığını,
tedbirin elden bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Alpkan Birelma, herkesi eyleme davet etmek gerektiğini, geniş katılımın iyi
olacağını, ilk Roboski / Uludere eylemini Fatih İtfaiye Parkı'nda onların
yaptığını söyledi. (Herkesi toplantıya çağırdığım TOPLU MESAJ'a Ammar
Kılıç'ı, Habil Sağlam'ı dahil etmiştim ama onlardan geri dönüş alamadım.
Belki de mesaj ulaşmadı.) Yıldız Ramazanoğlu ve Ümit Aktaş gibi isimlerin
çağrılması gerektiğini söyledi. Ben buna karşı çıktım; kimsenin, bilhassa
böylesi eylemlerde öne çıkan kişilerin şahsen davet edilmemesi gerektiğini
söyledim. Ama herkes kendisi eyleme katılarak destek sunabilirdi. Sonuçta
herkese açıktı çağrı metnimiz; böyleyken isim isim insanları (bu insanlar
yazar sıfatında da olsalar) çağırmak bana gereksiz ve zararlı görünüyordu.
Bu eylemi düzenleyen komitenin belirleyeceği kişiler dışında hiç kimse
basına beyanat vermeyecekti. Ortak ve ihlal edilmesinden en çok korktuğumuz
anlaşmamız buydu. Bireyler öne çıkacaksa eylem grubu kullanılmış olacaktı
adeta. (Ya da bu husus daha fazla tartışılmalı.) Ama bu sorunun çözümüne
yönelik olarak eylem sözcüleri belirleme kararı aldık. Çarşamba günü saat
20.00'de yapacağımız toplantıya kadar Türkçe ve Kürtçe hazırlanacak bildiri
metnimiz oluşacak. Şimdilik Türkçe metni Fatma Tunç'un okumasına karar
verildi. Kürtçe metni okumaya yanaşan çıkmadı. Ben hiçbir şekilde görünmek
istemiyorum zaten. Kürtçe metni Divan'dan henüz belirlemediğimiz bir
arkadaşın okumasına karar verdik. (Bence bu bildiri metinlerini çarşamba
günkü toplantımızda okutalım, beğenmezsek kişileri değiştirelim.)

Bütün arkadaşların düşündüğü eylemin nasıl daha çarpıcı olabileceğiydi.

Emre Kovankaya, ortak paydası Uludere / Roboski katliamının faillerinin
bulunması için bir araya gelmek olan hepimizi yansıtacak bir isim bulunması
gerektiğini söyledi. (Bu isim için önerilere açığız. İsim bulmak için bir
kurul belirledik. Salih Adıyaman, bu konuda toplantının notlarını derledi.
Yayımlayacak.)

Basri Özgür, sadece Fatih'in, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın tehlikeli
bir yer olduğunu, buna karşı kararlı ve mantıklı bir şekilde mücadele
edilmesi gerektiğini söyledi. Yaşadığımız ülkede göz göre göre adaletin
ihlal edildiğini dile getirdi, Roboski katliamının unutturulmaya
çalışıldığını ekledi sözlerine. Eylem sürecinde bu katliamı "Roboski" ve
"Uludere" olmak üzere her iki ismiyle anmamız gerektiğinden söz etti.
"Uludere / Roboski katliamının gerçek failleri bulunsun!" gibi yalın bir
sloganımız olmalı dedi. Suçlu bulununcaya kadar suç karinesi gereğince
iktidarın, ABD'nin bu katliamdan sorumlu olduğunu söyledi. Eylemin sessiz
yapılması gerektiğini ve İslami unsurlar taşıması gerektiğini söyledi.

Kadir Bal, slogan atıp dağılmak yerine Uludere / Roboski katilleri
bulununcaya kadar cenaze namazı eylemleri tertip edebiliriz. Böylece
Müslüman halkın duyarlığına, merhametine yakın bir eylem biçimimiz olur
dedi.

Nihayet bir bayan kardeşimiz konuştu. Setenay Işıkyıldız, sessiz eylemde
bomba ve jet sesleriyle katliam ortamının korkunçluğunu canlandırmanın
çarpıcı olabileceğini söyledi. Bunun için cep telefonlarının
kullanılabileceğini belirtti. Açık havada cep telefonu sesi yayılmaz diyen
oldu, çift hoperlorlü teypten söz eden bile çıktı. Teyp mi kaldı kardeşim
diyen de oldu. Ortalık güzelleşip yaşadığımız dünyaya benzedi: Her kafadan
bir ses...

Şu iki öneri, öneri olmaktan çıkıp kesin karara bağlandı: Eylemimiz, daha
önce İbrahim Halil Baran'ın organize ettiği gibi hem 34 dakika sürecek, hem
de herkes mümkün olduğunca siyah giyinecek.

Altın vuruşu Kadir Bal yaptı: Uludere / Roboski katliamına sırt çeviren
hükümete inat, sırtlarında öldürülen "kaçakçı"ların adları ya da resimleri
olan, yüzleri Fatih Camii duvarına dönük 34 arkadaş, İETT durağından
başlayarak kaldırımda yan yana dizilecekler. Yolun karşı kaldırımından
diğer eylemciler alkışlarla onlara destek verecekler. Basın tarafından
yeterince görüntü alındıktan sonra üç-beş dakika içinde oradan İtfaiye
Parkı'na yürünecek, basın açıklaması Türkçe ve Kürtçe olarak orada okunacak
ve herkes dağılacak. Bu eylem biçimi, Mehmet Sefa Özdemir'in, Kadir
Kaçan'ın, Basri Özgür'ün ve diğer birçok arkadaşın katkılarıyla
geliştirildi. Eylemcilerin boyunlarına çocuk oyuncakları, emzikler, kaçak
çay poşetleri, toz şeker poşeti gibi kaçakçıların taşıdığı malzemelerin
eklenmesi karara bağlandı. Duvara dönecek bu 34 kişiyi bulmak ve organize
etmek işini Kadir Bal üstlendi. Akit gastesinin muhayyel manşetini orada
açıklayıp arkadaşları gülümsettim: "Cami duvarını ağlama duvarına
çevirdiler!" ya da Akit'in manşeti konusunda bir başka arkadaşın komik
tahmini "Eceli gelen itler, cami duvarına ..." :)

AKP iktidarıyla birlikte Fevzipaşa Caddesi'ne bakan Fatih Camii duvarının
İslamcı yapılar arasında bir nüfuz mücadelesi alanına dönüştürüldüğüne
dikkat çektim. Ama maalesef orada hiçbir zaman 34 Roboski çocuğunun
fotoğrafının asılı olmayacağını ekledi Kadir Bal.

Ümmühan Kübra Mutlu, hep Fatih dedik ama Üsküdar ya da Kadıköy iskelesinde
de eylem olmalı dedi. Zaten asıl önemli olan, yerin Fatih olması dedi
herkes.

Enes Malikoğlu, şiir okunacak mı diye sorunca Kadir Kaçan, mümkünse Roboskî
dolaylarından bir kadın dengbêjin getirilip ağıt okumasının
sağlanabileceğini belirtti. İşi ileriye götürüp şu spot cümleyi ağzından
kaçırıverdi: "Ben Kürt anne bulurum!" Bekleyip göreceğiz.

Kadir Bal ve Mehmet Sait Çakar, yarın 13.00-14.00 arası yer bakacaklar.
Bisikletçiler çarşısı üstü, Büyükşehir Belediye Başkanlığı önü de olabilir.
Her şey çarşamba günkü toplantımızda kesinleşecek.

Mehmet Sefa Özdemir, üzerinde MAYIN yazan kartonlar hazırlayabileceğimizi
ve "kaçakçı" rolündeki 34 arkadaşın bu mayınlara basmayıp üzerlerinden
atlayabileceğini söyledi. Ezra Aydın, yere bir çizgi çekip oradan geçen
kaçakçıları gösterebileceğimizi, o çizginin sınırları simgeleyebileceğini
söyledi.

Sefa Korkmaz, sonuçta bizim bu eylemi kitleselleştirmeyi amaçladığımızı,
fazla tiyatrolaştırmanın kitleyi zayıflatacağını söyledi. Asıl altının
çizilmesi gereken mesajın "Biz Uludere / Roboskî katliamının hesabını
soruyoruz, bu işin peşini bırakmayacağız!" olması gerektiğini söyledi.
Basri Özgür de fazla teatral havanın bu slogansız, sessiz eylemin ruhuna
uygun düşmeyebileceğini söyledi.

Bedri Soylu, basın açıklamasının parkta değil de duvar kenarında
yapılabileceğini söyledi. Ama cumartesi gününün kalabalığı dikkate alınınca
bunun zorluğu ortaya çıktı.

Kendini 2012'nin 1 Mayıs'ındaki son eylemiyle fesh eden Kontra-Art üyeleri,
eylemimiz için video hazırlayacaklar. Yapacağımız eylemi videoya çekip
yaygınlaştıracaklar.

Ümmühan Kübra Mutlu, Roboskî'den tanıkların ve 34 kişinin akrabalarından
arkadaşların katılımını sağlamaya çalışacak. Onların İstanbul'a gelişleri,
barınmaları imkanı için aramızda fon oluşturulacak. (Esasında dövizler ve
diğer malzemeler için de ortak fon oluşturulmalıydı. Toplantıda eksik kalan
bu meseleyi yazışmalıyız.)

Kadir Kaçan, sosyal medyada eylemimizin yaygınlaştırılmasını üstlenecek.
Mehmet Sait Çakar, haber ajanslarıyla irtibat kuracak.

Kadir Bal, İnşa Yayınları'nın grafik tasarımcılarına eylemimizin Facebook
ve Twitter etkinlik sayfalarında kullanılmak üzere görseller hazırlayacak.
Ortak bildiriyi hazırlayan ekip, haykırılmak üzere değil de dövizlere
yazılmak üzere sloganlar da hazırlayacaklar. (Bugün kesinleşen ortak karar:
Bu eylemlerde kesinlikle hiçbir slogan atılmayacak. Hiçbir çatışmacı söylem
olmayacak. Hiç kimse kendi kararlarıyla hareket etmeyecek. Hiç kimse bu
eylemin belirlenecek adından başka bir yapının; bir derginin, bir derneğin,
bir yazarın adını anmayacak. Belirlenen kişiler dışında hiç kimse basına
beyanatta bulunmayacak, uzatılan mikrofonlara hiç kimse konuşmayacak.)

Alpkan Birelma dövizlerin hazırlanması işini organize edecek. Bu işte
kendisine yardım etmeliyiz. Ben uygunum, ne zaman çağırırsa çalışabilirim.

Nebiye Arı, bu eylemin Facebook ve Twitter üzerinden duyurulması işini
bizzat organize edecek.

İnsanız. Eksik ve yanlış birçok şey yazmışımdır, düzeltiverin lütfen.

İyi olacak inşallah. Bizleri utandırma Allahım.

Selamlar,
Mehmet Sait Çakar
Eylem hazırlık komitesi üyesi

-- 
Isbu grup, Yordam mecmuasinin dest-i uhdesinde olup, turlu fikriyatin
med-cezir meydanidir. Takip serbestse dahi tartismak, uye olmakliga
varestedir. Gmail haricindaki e-posta adresleriyle yazdiginiz mesajlar,
anasayfada perisan olur. Anasayfada 'Uye davet et' linkinden herkese
davetiye yollayabilir, 'Grup ayarlari' linkinden gruba veda edebilirsiniz.
Anasayfa: http://groups.google.com.tr/group/yordam

-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

Cevap