*EVET, KÜRTLER ZAVALLIDIR; AMA ONURLUDUR.*
* *
Ben, bu başlığı koyarken acaba farkında olmadan ben de Kürtlere hakaret
etmiş olmayayım diye "*zavallı"* kelimesinin sözlük anlamı için Türk Dil
Kurumu'nun Güncel Türkçe Sözlüğüne baktım.
Baktım ki *za'vallı**'nın sözlük anlamı:*. "*Acınacak kadar kötü durumda
bulunan"*,*mecazi anlamı ise;* "*Gücü bir şeye yetmeyen, âciz"* demek
olduğunu görünce, başlığı isabetli koyduğumu fark ettim ve böylece
rahatladım. Gerçi hakaret olarak algılansaydı da bir şey çıkacağını
sanmazdım. Nasıl olsa Kürtlere hakaret etmek ve Kürtleri aşağılamak tarihi
bir gelenek olmuştur. Hatta hiyerarşide çok büyük önem arz etmektedir.
Hakaret edenlerin rütbeleri sökülmez; bilakis terfi edilir*. "Kürt'ten
evliya, alma avluya.", "Ağaçtan maşa, Kürt'ten paşa çıkmaz.", "En iyi Kürt,
ölü Kürt'tür.*" vb. sözler hep bu geleneğin ürünüdür.
Mevzuumuza avdet edelim. Şimdi Kürtlerin "zavallılığı" nereden çıktı
diyeceksiniz. Bu zavallı kelimesini de ilk defa hükümetimizin ustalık
dönemindeki usta hakaretleriyle demeyeceğim, gaflarıyla -çünkü, *muktedirin
hatalarına, hatta hakaretlerine lisan-ı siyaside gaf denilmektedir*-.
Meşhur, namı diğer İdris Naim Şahin'in Diyarbakır'daki 14 Temmuz
olaylarıyla ilgili açıklamasında: Kürt siyasi örgütlemesini (BDP'yi) "*lanetli
yapı*" olarak teşhis ettikten sonra, orda bulunan- kısmen de olsa- Kürt
temsilcilerini bu lanetli yapı adına hareket eden 18 vekili de zavallılıkla
itham etmişti. Gerçi, hükümetin Kürt kökenli sözcüsü Hüseyin ÇELİK; "Bunlar
zavallı değildir, bunlara zavallı deme," mi demek istemişti; yoksa
gerçekten Kürt damarı ve *"xireti*" mi galebe çalarak bakanın bu *"zavallı*"
çıkışına karşı çıktıysa da yine önceki itirazları gibi hükümet erbabınca
itibar görmemişti. Bakanın, Kürt milletvekillerini zavallı olarak telaffuz
etmesi, hem yaşanan manzaraya ve hem de kelimenin sözlük anlamına birebir
mutabıktı. Yani *"Acınacak kadar kötü durumda bulunan"* kişilerdi; bu, aynı
zamanda temsil ettikleri halkın da durumu demekti. T.C kanunlarına göre
milletvekillerinin dokunulmazlıkları olduğu halde, gelen giden her güvenlik
görevlisi bu *"zavallılara*" dokunmuştu. O kadar dokunmuşlardı ki bazıları
coptan, bazıları ise gazdan yaralanmıştı. Bu, dokunulmazların haliydi. Ya,
dokunulmalarında herhangi bir sakınca bulunmayan halkın durumunu da siz
tahayyül ve tasavvur edin. O gün Diyarbakır'ın bazı yerlerinde gaz bulutu
oluşmuştu. Bu arada biber gazı deyince CHP İstanbul Milletvekili Umut
Oran'ın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na verdiği soru önergesine verilen
cevapta, *Son 12 yılda 21 milyon 269 bin dolar (38 milyon lira) karşılığı
628 ton biber gazı ve göz yaşartıcı spreyin ithal edildiğini* söylemeden de
geçmeyeceğim. Anlaşılan gaz için cebimizden verdiğimiz helal paramız bir
yerlere gitmiyor. Bazıları, gaza gelerek gazımızı bize iade ediyor ve sprey
niyetine bize koklatıyor. Peki, *bu gaz zararlı değil midir?* Bu sorunun
cevabını bir uzman edasıyla mezkûr bakanımız daha önce vermişti. "*Biber
gazı bireysel ölümler haricinde insan sağlığına zararsızdır."* diye
hükmetmişti.
Mezkûr ve meşhur bakanın peşini bırakıp, Kürtlerin zavallılığı tarihi
sürecine baktığımızda Kürtlerin durumunun içler acısı olduğunu görmekteyiz.
Manzarayı tarif etmede diller dönmemekte, kalemler yazmaya cüret etmemekte,
beyin cümle kurmada zorlanmaktadır. Düşünün, bir Kürt çocuğu olarak 15-16
yıllık resmi eğitim hayatımda Kürt ve Kürdistan kelimesinin her birine
sadece bir yerde rastladım. Kürt kelimesini Türk İnkılâbı dersinde *"zararlı
cemiyetler*" adı altında "*Kürt Teali Cemiyeti*" nde geçen *Kürt* kelimesi
ile yine aynı derste işlenen, paçavra olarak sunulan *Sevr
Anlaşması'nın*"Doğu'da bir Ermenistan ve
*Kürdistan *devleti kurulacaktır." maddesinde geçen *Kürdistan* kelimesi.
Evet, yanlış duymadınız, 16 yıl eğitim ve öğretim sürecinde Kürt ve
Kürdistan'la ilgili gördüğüm ve duyduğum tek iki kelime ve bunu da lisans
eğitimimi *tarih eğitimi* üzerine bitirmiş biri olarak bunları söylüyorum.
Tek bu örnek dahi Kürt halkının ve neslinin ne kadar acınacak bir durumda
olduğunu gözler önüne sermektedir.
Kürtler tarih boyunca yerlerinden yurtlarından kovulmuş, çeşitli
katliamlara maruz bırakılmış, hep arkadan hançerlenmiş, evleri, dağları,
bağları yakılmış, Müslüman olan ilk halklardan olduğu halde hep Müslüman
kardeşlerinden eza ve cefa görmüş, öyle ki İslam dünyasında üzerinde
kimyasal silah denenen yegâne halk olmuş, Üstat Bediüzzaman'ın mealen
dediği gibi "*Hep aldanmış ama hiç aldatmamış.*", gerek düşmanları ve
gerekse güya din kardeşleri tarafından her çeşit asimilasyona tabi tutulmuş
olmalıdır ki *Kürtler zavallıdır* diyorum.
Birçok millet ve devlet kendi varlığını Kürtlerin yokluğu üzenine ikame
etmiştir. Bu, onlar için ölüm kalım meselesidir. Kürtlerin varlığı, onların
aynı zaman da yokluğu demektir. Onun içindir ki Kürtler sevinince onlar
üzülmekte, Kürtler kar ettikçe onlar zarar etmektedirler. Onun içindir ki
Kürdistan'ın herhangi bir yerinde Kürtler bir kazanım elde ettiklerinde,
bunlar hemen tedirgin olmaktadır. Bunlar, Suriye'nin öz evlatlarını *Esat
mezalimine* karşı ölüme ve öldürmeye teşvik ederlerken; ama aynı zamanda
Suriye'nin öz evlatları olan Kürtler kendi bölgelerini kansız bir şekilde
ele geçirdiklerinde bunların morali bozulur, *"Biz buna eyvallah demeyiz."
*diye
nara atarlar. Ve hemen telefona sarılıp *Baba Obama'ya* dert yanarlar.
Uluslararası toplum denilen melanet yapıyı, bunun önlenmesi için göreve
çağırırlar. Hâlbuki bu uluslararası yapı, *Kürdün 34 evladı* bombardıman
altında parçalanırken ve parçaları toplatılıp katırlara yükletilirken, *söz
konusu yapıdan* gık çıkmamıştı. *Anlaşılan bu yapı da uluslararası arenada
gücü ve devletleri olan ulusların menfaatini gözeten yapıdan başka bir şey
değildir.*
Evet, hayatını kürdün yokluğu üzerine ikame eden zihniyet, Kürdü ya kendine
benzetmekte ya da öldürmeye devam etmektedir. Hatta Kürdü tane tane
öldürmekle bitiremeyeceklerini anlayınca seyitleri *Obama'*nın kapısına
dayanarak toplu imha araçları olan silahlı operatörlerin alımı için adeta
yalvarırlar. Şunu demek isterim ki bu zihniyetin sahipleri, *ceylanı
boğazlayan aslanı mazur ve masum görürken aslandan arta kalan iskeletin
üzerindeki kırıntılara göz diken akbabaları ise mazur değil muzır görürler.*
Kanımca Kürtler, gerçek anlamda zavallı olabilirler; ama zavallılığın
mecazi anlamındaki "*Gücü bir şeye yetmeyen, âciz*" anlamından beridirler. *Bu
anlamda bence asıl zavallı, kafese tıkatılan aslan değil, kafesin önünde
nöbet bekleyen, "Aman biri kafesin kapısını açmasın ya da aslan, kafes
kapısını veya anahtarını kırıp çıkmasın." diye o korku ve endişeyle
gözlerine uyku girmeyen kişidir.*
Evet, Kürtler bu gün aciz değildirler. Bilakis onurludurlar. Onların durumu
düşük olabilir; ama "*düşkün*" değillerdir. Yoksul olabilirler; ama "*yoksun
*" değillerdir. Bunun içindir ki onurludurlar diyorum. Zafere her
zamanınkinden daha yakındırlar. Zaferden kastım *Kürtlerin Kürtleşmeleridir*.
Daha önce yasaklı kelimeler arsında bulunan "*Kürt"* kelimesi bu gün en çok
kullanılan ve konuşulan kelime olmuştur. Bu gün Türkiye'de, park ve
bahçelerin etrafı sarılmışken, Türkiye, hala park ve bahçelerin Kürtçe
isimleriyle ilgilenmektedir.
Kürtler, *Üstat Bediüzaman*'ın:* **" Ey Asurîler ve Keyanîlerin cihangirlik
zamanında piştar, kahraman askerleri olan Aslan Kürtler! Beş yüz senedir
yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır**." Münazarat " nidasına icabet
ederek uykudan uyanmışlardır. 500 senelik bir zamanını uykuyla
geçirdiklerinden uykularını yeteri kadar almışlardır. Artık kolay kolay
uyumayacaklardır. Uyusalar da artık topyekûn değil, güvenlikleri gereği
nöbetleşe uyuyacaklardır. 1925'te Şeyh-i Azamın kıyamıyla ürkütülen ve
sonunda uyku ilacıyla uyutulan Kürtlerin dindarları da artık uyanmıştır.
Artık Kürtlerin kaderi üzerinde kâbus** gibi oturarak Kürtlere kâbuslar
**yaşatanlara
çağrım odur ki: "Gelin bu tavrınızdan vazgeçin, Kürtlerin tüm hak ve
hukuklarını iade ediniz.** Sizi, sizin dediğiniz gibi "Devletin şefkatli
kollarına** değil "Allahın rahmet ve merhamet kapısına davet
ediyoruz."**Merhamete geliniz ki Allah sizi afetsin, Allahın affettiğine, biz
de
hakkımızı helal ederiz. "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste."** Son
olarak diyorum ki eğer bu gün kendinize gelmezseniz yarın birileri de size
zavallı** diyecektir. Çünkü, bu Sünetullahtır.** İşte buyurun: "**Biz ise o
ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler
yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek,
Firavun'u, Haman'ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak
istiyorduk*.(Kasas 5-6, Suat YILDIRIM, kuran meali) *SON KELAMIM,
SELAMIMDIR.*
* *
*
01.08.2012*
*
Ziyaeddîn EMBARî*
--
- Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in.
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
- Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu.
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir.
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.