Merheba, 
Yaziyi aldim ve okudum. Tesekkürler. 

Selamlar.


 Munzur ÇEM
Author
Berlin, Germany



-----Ursprüngliche Mitteilung----- 
Von: Cemil Gundogan <[email protected]>
An: Cemil Gundogan_Yahoo <[email protected]>
Verschickt: Sa, 2 Mrz 2013 7:25 pm
Betreff: {Diwanxane} Devlet neden Öcalan'la Oturdu?




Merhabalar,
Aşağıda devleti Öcalan'laoturmaya götüren koşullarla ilgili bir yazı var. 
Farklı bilgisayar sistemlerinden kaynaklanabilecek harf problemine önlemolarak 
yazının pdf versiyonu da eklenmiştir.
Selamlarımla
Cemil  Gündoğan
 
Not: Bu mail bir toplu gönderimdir. Bundan sonra benden bu tür mail 
almakistemiyorsanız bunu belirten bir mail göndermeniz yeterli olacaktır.
 
-----------------------------------------------
 
Devlet neden Öcalan'la Oturdu?
Cemil Gündoğan
[email protected]
 
İmralı görüşmeleri olarakadlandırılan sürecin niteliğini ve muhtemel gidişatını 
anlamak içincevaplamamız gereken sorulardan biri, bu sürecin neden gündeme 
geldiğidir. 
Biliyoruz ki buna verilenbirden fazla cevap var. Bir kısım yorumcu ise böyle 
bir soruyla uğraşmak yerinesürecin ilerletilmesi üzerine kafa yormanın daha 
önemli olduğunu düşünüyor. 
Sözü edilen cevapların herbiri tek tek ele alınıp tartışılabilir. Fakat ben, 
bunun yerine, bazınoktalarda piyasadaki yaygın düşüncelerden bir ölçüde ayrılan 
kendi değerlendirmelerimisunmak istiyorum. 
"Nedenleri değil, sürecinilerletilmesini tartışalım" diyen görüş, konuya giriş 
için iyi bir başlangıçnoktası olabilir. Görebildiğim kadarıyla, bu görüş bazen 
iyi niyetle bazen deAKP politikasının uzantısı olarak dile getirilmektedir. Ama 
her iki durumda dagerçek bir barış sürecinin ancak gerçek güç ilişkilerine 
yaslanabilirse mümkünolabileceği kuralıyla çeliştiği için sorunludur. 
Ortaya çıkan tabloyabakılırsa Devlet, elindeki bir tutsakla görüşerek Kürt 
sorununu en ucuzakapatma eylemine "barış süreci" adını vermektedir. Tayyip 
Erdoğan ise devletinikna olduğu bu çözümden bir de Türk işi başkanlık sistemi 
çıkarmakla meşguldür.Kürtlerin Ortadoğu'da yükselen güç olmaları gerçeğiyle bir 
arada düşünüldüğündebu planın, tarafların gerçek pozisyonlarıyla ve süreci 
etkileyecek kısa ve uzunvadeli eğilimlerle uyumlu bir çözüm olduğunu söylemek 
olanaksızdır. Niye böyleolduğunu anlamak için devletin neden Abdullah Öcalan 
eliyle Kürt sorununuçözmeye yöneldiğine bakmak yeterli olacaktır. 
Türk devleti gibi bölücülükkorkusunu varoluşsal bir fobi haline getirmiş bir 
devletin, barış sürecineyönelebilmesi için ya içerden ciddi bir barış 
hareketiyle tehdit ediliyorolması ya da iç bölünme, dış dengelerin değişmesi 
gibi faktörlerin etkisiylesavaşı eski biçimiyle sürdürebilme kabiliyetlerini 
kaybetmeye başlaması gerekir(Elbette bu ikisi aynı anda gerçekleşmesi de benzer 
bir sonuca götürebilir).Hal böyle olunca, ilk soru şu olmaktadır: Var mıdır 
bugün Türk devletiniiçerden tehdit eden güçlü bir barış hareketi?
Bu soruya evet diye cevapvermek ciddiyetle bağdaşmaz. 
Türkiye'de "Barış!" "Barış!"diye bağıranlar Kürtlerdir, Türkler değil. Evet, 
Türk halkı arasında savaştanbezme ve çaresizlik haline dair belirtiler 
görülmektedir. Ama bu bezginlik veçaresizlik hali, devlete kafa tutabilecek 
veya onu işlemez hale sokabilecek birbarış hareketiyle aynı şey değildir, 
sonuçları da aynı olmaz. Hatta bu türhoşnutsuzlukları barışa karşıt amaçlar 
için, yani "teröristlere karşımücadeleye daha geniş bir kitlesel destek 
yaratmak" amacıyla kullanmak bilemümkündür.
Bugün kitleler söz konusuolduğunda, "Evet, biz de barış istiyoruz" diyen 
Türklerin "barış"la kastettiği,Kürtlere ana dilde eğitim hakkı bile vermeksizin 
PKK'nin silahlarını alıpyurtdışına def olması arzusundan ibarettir. Maalesef 
durum hâlâ budur. En sonörneğine Sinop'ta rastladığımız linç girişimlerinin 
sadece şu veya bu partininkışkırtmasıyla ilgili, arızi bir şey olduğunu sanmak, 
en hafif deyimlesafçadır. 
AKP iktidarıyla birlikteTürk-Kürt ayrışmasının bittiği iddiası ya bir 
temenninin ya iktidardannasiplenenlerin yaymaya çalıştığı bir konformizmin ya 
da bir iki toplumda olupbitenleri fark edememenin ifadesi olabilir. Gerçek şu 
ki bu iki toplumbirbirinden uzaklaşmaya devam etmektedir. Çünkü Türkler 
arasındaki Kürtlereilişkin olumsuz duygu ve tepkilere ilaveten Kürtler arasında 
da varoluşsalgüvensizlik duyguları yaygınlaşmaktadır. Son iki yıldır Suriye 
devletininserencamını canlı yayında izleyen sıradan Kürtler, başkalarına ait 
bir devlettetemel haklarından yoksun biçimde yaşamanın ne demek olduğunu daha 
acı biçimdegörüyor ve kendi kaderleri hakkında daha uzun vadeli ve radikal 
kararlaralmaktan artık kaçamayacaklarını daha somut biçimde görüyorlar. Kürt 
dostuolduğunu iddia eden AKP'nin liderliğindeki Türk devleti, Kürtlerle 
barışyapacağını ilan ettiği bir günde, İslamcı faşist bir güruhu silahlandırıp 
bazıArap aşiretlerinin desteğinde Resulayn'da Kürtlere saldırttığında, 
ekranlarıbaşında kalpleri sıkışarak Suriye Kürtlerinin canhıraş direnişlerini 
seyredenyeryüzünün dört bir köşesindeki Kürtlerin kafasından geçen ortak 
varoluşsalsoru şuydu: "Acaba benim çocuklarımın veya torunlarımın güven 
içindeyaşayabilecekleri bir toprak parçası olacak mı şu dünyada?" 
İsterCeylanpınar'da ister Paris'te ister Kandil'de isterse Muğla'da 
yaşasınlar,Kürtleri giderek daha fazla girdabına alan soru budur. Kendimizi 
kandırmayalım,realite budur. Kürt sorunu denilen şeyi bu tür dip dalgalarından 
kopararak dün"bebek katili", bugün "megaloman" diye tanımladıkları bir liderin 
iktidaroyununa dahil olma gayretlerine eşitleyen egemen Türk aklının bu 
sorunuanlayabilme şansı yoktur. Ve bu akıl etkin olduğu müddetçe Türkiye'de 
gerçekbir barış hareketi de oluşmayacaktır. 
Nitekim Türkler arasındabarışı gerçekten istemekle kalmayıp bunun için bir 
şeyler yapmak isteyenler,hâlâ ne yazık ki 1970'lerin Marksist hareketinden 
gelen bir avuç insandanibarettir. Son yıllarda bunlara bir miktar liberal ile 
İslamcının eklendiğidoğrudur. Fakat bunların hem sayıları çok azdır, hem de 
liberal diyetanımlananların ezici çoğunluğu, gerçekte 70'lerdeki Marksist 
hareketten gelmekişilerdir. Aralarında bazı fırsatçılar, kariyeristler hatta 
şaibeli kişilerbulunsa da durum budur. PKK'nin sol ve sosyalizmin bazı 
değerlerine henüzaçıkça sırt çevirmemiş olmasını, Kürt hareketiyle ilgili 
yeryüzündeki yegânefelaket olduğunu zanneden bazı dar görüşlü Kürt 
milliyetçilerinin, mukallitbazı Kürt liberallerinin ve bazı Kürt 
muhafazakarlarının bütün küfürlerine rağmengerçek, ne yazık ki, böyledir. 
Peki, bu bir avuç barışçısolcunun, liberalin ve İslamcının Kürt meselesinde 
devleti barışazorlayabilecek örgütlülüğü ve gücü var mıdır?
Hayır, ne yazık ki yoktur. 
Elbette, uzun vadede Türkhalkı arasındaki bezginliği ve savaş yorgunluğunu 
gerçek bir barış hareketinedönüştürme imkânı teorik olarak mevcuttur. Ama bunun 
için Türk Solunun veyavarsa bu işe aday başka bir gücün risk alması, fedakarlık 
göstermesi vesistemli biçimde çalışması gerekir. Ne var ki bugün devleti 
İmralıgörüşmelerine zorlayan böyle bir barış hareketi değildir. Bu durumda 
devleti bugörüşmeleri yapmaya sevk eden faktörleri ikinci alanda, yani 
devletingeleneksel Kürt politikasını sürdürebilme kapasitesiyle ilgili 
alanlardaaramamız gerekir. Burası, aynı zamanda İmralı sürecinin, fiili 
güçilişkilerine, tarafların pozisyonlarına, süreci yoğuran kısa ve orta 
vadelieğilimlere uygun olup olmadığını test edebileceğimiz bir yerdir de. 
Tahmin edileceği üzere, bualan hayli geniş bir alandır. Bu nedenle kendimizi 
sınırlamamız gerekiyor. Benele aldığımız konuyu birinci derecede etkileyen üç 
faktörü ele almaklayetineceğim. Bu üç faktör şunlardır: 
 
1) Türk devletinin Libya operasyonundan sonra ana seçenekhaline getirdiği yeni 
Ortadoğu politikasının Suriye'de batağa saplanmasıylaoluşan veya daha da 
belirginleşen iç ve dış tehditlerin, Türkiye'nin Kürtsorunuyla ilgili eski 
politikasını sürdüremez hale getirmiş olması. 
 
2) Ortadoğu'nun yeniden şekillendiği mevcut sürece kendibirliğini koruyarak ve 
Türkiye merkezindeki çelişkileri kullanmak suretiylepozisyonunu güçlendirerek 
girmiş olan PKK'nin, Ortadoğu'nun yeni denklemindeuluslararası büyük güç 
odaklarının artık görmezden gelemeyecekleri birpozisyona kavuşmuş olması.
 
3) İkinci maddeyle tersten bir paralellik içinde gelişenbir süreç olarak, 
2000'li yılların ortalarından itibaren Abdullah Öcalan'ın PKKüzerindeki eski 
etkinliğinin azalmaya başlaması. Bir diğer deyişle devletin enrahat kontrol 
edebildiği PKK uzvunun, PKK içindeki gücünün gerilemeye başlaması.(Özellikle bu 
son noktanın günlük görüntülerle pek uyumludurmadığını bilerek yazıyorum.)
 
Dördüncü bir faktör olarakErdoğan'ın başkanlık hesapları bu listeye dahil 
edilebilir, ancak bununyukarıdaki üç faktör kadar etkili olduğunu düşünmüyorum. 
Çünkü ilk üçündenfarklı olarak, devletin değişik kanatları arasındaki 
uzlaşmanın ürünü olmaktançok, bir kuzudan birkaç post çıkarma hesabıyla ilgili 
bir kurnazlığın ürünügibi görünüyor.
Devlete alarm zilleriçaldıran ana faktörler yukarıdaki üçüdür. Düne kadar yemin 
billah AbdullahÖcalan'ın Ergenekoncu olduğunu propaganda eden Türk dincileri 
ile dinciiktidarın atına oynayarak Kürdistan'da kendilerine alan açmaya çalışan 
Kürtmilliyetçilerinin birden bire Abdullah Öcalan güzellemeleri 
yapmayabaşlamalarının nedeni de bu üç ilişkide gizlidir. Ama bunları ele almak 
gelecekyazıların konusu.
2013-03-02
 


-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.
 
--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.
 
 

 

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


Cevap