Sayın Çınar,
Yazınızın başlığı daha nazik olabilir miydi?
TESEV'in, TBMM Darbeleri Araştırma Kurulunun tespitleri AK Parti Hükümetinin 
daha yapması gereken çok şeyin olduğunu belirtiyor.
Statüko ile mücadele kıyasıya sürmek zorunda. Baksanıza kimler Milli güçleri 
oluşturuyor.
Ergenekon güçleri ve kurumları dimdik ayakta.
Barış sürecinde olanları demokrasiye katkı sunmakla birlikte, olumlu eleştiri 
ve motivasyonlarla demokrasi hamlelerine  çevirmenin arayışlarında olmak 
gerekmez mi.
Yani Hükümetin yaptığı, yapacağı ile bizim istediğimiz demokrasinin 
kalıcılaştırılması gelişmelerini biribirilerinden ayrı ve kopuk olarak 
değerlendirmek sağlıklı olmaz kanısındayım.
Sağlık dileklerimle.
Sacit Güneş
 



To: 
From: [email protected]
Date: Mon, 6 May 2013 00:12:47 +0300
Subject: [Diyarbekir] Kimler Erdoganin koltuk degnegidir [1 Attachment]





[Attachment(s) from =?windows-1254?B?TmFt/Wsgx/1uYXI=?= included below] 




TARAF GAZETESİ- GEÇ KALMIŞ YAZILAR
06.05.2013 Pzartesi tarihli yazım, aşağıda ve ekte.
İçten saygılarımla. 
Namık Çınar-Taraf 

Kimler Erdoğan'ın 'koltuk değneği'dir

Bilmem hatırlar mısınız?
Aslında bu, üç-beş sene öncesine kadarki bir tartışmanın, bugüne yansıyan 
versiyonudur.
AKP'nin daha henüz değişimci olduğu o sıralardaki tavrına karşılık, eski 
dönemlerin ve değerlerin savunucusu olan Ulusalcılar, teorik atışmaların 
sürdüğü bir safhada "laiklik mi, demokrasi mi" problemi karşısında tereddütsüz 
olarak laikliği seçiyorlardı.
Buna karşın Liberal Demokratlar da, "demokrat olmanın asıl ve yeterli olduğunu, 
zira demokrasinin zorunlu olarak laikliği de içerdiğini; hattâ demokrasisiz bir 
laikliğin gerçeklik dahi taşımayacağını, dayatmalardan ibaret kalarak din ve 
vicdan özgürlüğüne kısıtlamalar getireceğini" savunmaktaydılar.
İşte günlerdir peyderpey Taraf'tan ayrılanlar, o günkü tartışmaların başını 
çekiyorlar ve hararetle "demokrasi...hemen şimdi" diyorlardı.
Bugün ise, o dönemin "laiklik mi, demokrasi mi" sorunsalındaki "laikliğin" 
yerini, artık "barış" kavramı almışa benziyor.
Böylesi bir ayrımı yapay ve akıl dışı görseler de, hakikatte kendi tutumları 
nedeniyle "barış mı, demokrasi mi" sorusu gündeme gelmekten paçasını 
kurtaramıyor.
Zira de facto olarak, "demokrasiye giden yolu kısaltacağına inandıkları PKK 
barışını" demokrasiye nispetle, her şeyden önce kendileri daha öne çıkarıyorlar.
Demokrasi umutlarını ona bırakıyor, ona bağlıyor, ondan medet bekliyorlar. O 
zaman da bu, kaçınılmaz bir soruya dönüşüyor.
Oysa PKK'yla kurulmuş bu tarz bir ilişkinin, demokrasiyle arasında doğrudan bir 
illiyet bağı olmamak gerekir.
Çünkü bir "vakıa olarak barış" ile, bir "iklim olarak barış" birbirlerine 
karıştırılmamalıdır.
Birincisi nihayet, zorbalıklarından zerrece ödün vermeyen despotların bile 
birbirleriyle yapabileceği teknik bir anlaşmadır.
Meselâ Osmanlı, Balkan Harbindeyken saldırısına uğradığı Bulgarlarla, birkaç 
sene sonraki Dünya Savaşında, bu sefer ittifak kurmuştur.
PKK ile yürütülen şimdilerdeki süreci de, bu mahiyette bir mutabakat şeklinde 
görmek gerekir.
Görünen yüzü itibariyle, artık insanlar ölmeyecekse, bu durum elbet de iyi bir 
şeydir. Lâkin bu gelişmenin, Türkiye'yi veya PKK'yı otomatikman demokrasiye 
götürecek kanalları açmak gibi bir işlevi yoktur.
Demokrasi, değişen konjonktürlerin ve belki de kapalı kapılar ardında kotarılan 
bir takım uluslar arası hesapların doğurduğu bu tür anlaşmalarla değil, 
toplumun bütün hücreleriyle özgürce soluyabildiği bir barış ikliminde ortaya 
çıkar.
Demokrasiden farklı bir seçenekmiş gibi gösterilemeyecek olan, işte bu 
barıştır. Daha doğrusu, ancak böyle hâllerde barış da demokrasi de aynı şeyler 
olurlar.
Öyleyse bu durumda, demokrasinin gereklerini derhâl ve mazeretsiz olarak, 
meclisin ve hükümetin bütün olanaklarını devreye sokmak suretiyle yerine 
getirmekle mükellef olan Erdoğan'ın hizmetine girmek mi, yoksa yakasına yapışıp 
o barış atmosferinin tesisini ondan istemek mi, olması gerekendir?
Propagandasını yaptırmak suretiyle kendi politikalarını meşrulaştırmak isteyen 
bir başbakanın, genel yayın yönetmenini bu maksatlar için kullandığı bir 
gazete, bunu nasıl gerçekleştirir, hiç mi düşünülmemiştir?
Hayır!
Akıllara gelmediğinden değil.
Çünkü onlar, artık o eski kimseler değildir.
Demokrasinin yokluğunu, PKK terörünün varlığına mâleden ve o yüzden de 
demokrasiye gelmeye daha vakit var, diye düşünmeye onları bile inandırmış 
görünen başbakanın, siyasal projelerinin bayraktarlığına soyunmuşlardır.
Vakti zamanında, "laiklik mi, demokrasi mi" sarmalında demokrasiyi seçenlerin, 
şimdi aynı şeyi yapmayıp âdetâ kaçındıkları bu fotoğraf, o biatla 
biçimlendiklerini gösteren yeni vesikalıklarıdır.
Halbuki Kürt sorununun çözümünde AKP'nin amaçladığı çizgiyi sorgusuz sualsiz 
desteklemek, Kürt haklarının en asgarisine ve en göstermelik hâline rıza 
göstermeye de hazır olmak demektir.
Bunları herkeslere söylediğim sanılmasın.
Öğretmenim bellediğim gazetecilerin ve bilim adamlarının gitmelerine çok 
üzüldüm.
Bu sorunu üretenler, birkaç zaman sonra zaten yandaş medya tarafından 
sahiplenileceklerdir.
"Altın Küre" nasıl "Oscar"ın habercisi ise, bilmem ki bizim havârîler de ilk 
seçimlerde AKP listelerine konacak kadar itibar kazanmışlar mıdır?
Bir de şu var:
Askeri kavramlarla yazdıklarımdan yola çıkarak, beni savaştan yana imişim gibi 
görenler var. Söylediklerimi, bu güne kadarki anlattıklarımın bütünlüğü 
içerisindeki bir sürdürüm olarak mütalâa edemeyenlere diyeceğim yok.
Savaşçı olan ben değilim.
Savaşçı olan Öcalan, Karayılan ve diğerleri.
Benim yaptığım, onların askeri mantığını irdelemek ve size aktarmaya çalışmak.
Bir keresinde Karayılan: "Askeri taktik ve stratejide biz sizin 
generallerinizden daha iyiyiz." demişti. Bu son ilişkilerde, devletin askeri 
unsuru pasif kaldığı hâlde, kendi savaş unsurlarını görüşmelerin aktif kanadı 
yapmalarına bakılırsa, galiba politikada da daha iyiler.
Unutmayın, onlar sağ gösterip sol vuran birer özel harp lordudur; barış meleği 
değil.
Sorunlara sizin gibi gönül gözüyle baksalardı, koskoca devlete otuz sene kök 
söktürmez, hayatta da kalmazlardı. 


Attachment(s) from =?windows-1254?B?TmFt/Wsgx/1uYXI=?= 
1 of 1 File(s) 




06.05.2013.docx

__._,_.___

Diyarbakır Cezaevi Muze Olsun diyorsanız, lutfen,  
http://www.istanbulist.net/bilesenler/haberler/haber.php?haber_no=2423    
linkine  girip bir imza da siz verin ve bu linki imza vermek isteyen 
dostlarınızla da paylaşın.

Kardeş Sitemiz:

http://diyarbakirgrubu.blogspot.com 

"Seni baharmışın gibi düşünüyorum, Seni Diyarbekir gibi.."
Grubumuzdan , dostlarınıza bahsedip, üye olmalarını önerdiniz mi? 

Gruptaki yazilarin sorumlulugu ilgili yazinin
yazarina aittir. Grup yoneticileri ve diger uyeler
sorumlu tutulamazlar.

Gruba üye olmak için: [email protected] a boş bir mail
atılacak.Akabinde Yahoo dan gelen cevaba bir işlem yapılmadan iade 
edilecek.Böylece Üyelik Tamam.Üye olmayı başaramayanlar 
[email protected] adresine yazmaları halinde kendilerine yardımcı olunur.

Gruba  mesaj göndermek için: [email protected] adresine mail 
atabilirsiniz.


 


Your email settings: Individual Email|Traditional 
Change settings via the Web (Yahoo! ID required) 
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully 
Featured 
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe 


__,_._,___                                        

-- 
-- 
-  Diwanxane, platformek azad e, ideolojik nine, demokrasi serdest e; hemu Kurd 
dikarin bi rengeki azad ramanen xwe binin zimen, kovar, malper u rojnameyen xwe 
bidine nasin, helbest an nivisen xwe parve bikin. Heqaret qedexe ye. Rojda 
Xanim, Serger Barî, Mihemed Rojbin ji bo niha moderator in. 
 
Navnisan: http://groups.google.com.tr/group/diwanxane
 
-  Diwanxane; Kurtceye kucuk bir adim icin kurulmus en buyuk Kurd mail grubu. 
Hukuki sorumluluk yazara aittir. Kurd kultur milliyetciligi esas alinir. 
Duzeysiz mailler onaylanmaz. Kurd dillerindeki mesajlara oncelik taninir.

--- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Diwanxane" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


Cevap